Ağustos 2008

Fransa Adaları

Akdeniz kıyısındaki tüm ülkeleri adalarıyla taçlandırırken Fransa’yı da mahrum bırakmamış; İtalya ya da Yunan adaları kadar adını duymadığımız Fransız adaları, şirin köyleri ve vahşi manzaraları ile sukûnet arayanlara en iyi gelecek cevap.

Île de Ré


Beyaz badanalı alçak evler, parke taşlarıyla bezeli sokaklar, genç yaşlı bisikletle adayı turlayan insanlar, dantel perdelerle süslenmiş evlerin kapladığı sakin sokaklar… Burası sanki ada halkının Fransız hükümetinden özellikle gizli saklı kalmasını talep ettikleri gizli bir cennet gibi. Ülkenin batı kıyısında kalan ada, tıpkı bizim Cunda’mız gibi bir köprüyle ana karaya bağlanmış durumda. Adaya tekneyle gelenler ise kendilerini Venedik limanına yanaşıyor zannedebilir. Görüntü, o derece benzer tatlarda. Sıcacık insanlarıyla Akdeniz kültürünün Fransa’da net olarak görüldüğü sularda yüzüyorsunuz. Gece yaşamına düşkün olanlar ise, bu sakin adada bunu Saint Martin’de gerçekleştirebilir. Alışveriş yapmak için de aceleye gerek yok; dükkanlar geç saatlere kadar açık.


Ne yapılır?
Ata binin, adayı bisikletle turlayın, sörf-kano ya da yelken ile denizde vakit öldürmenin keyfine varın. Bölgenin kültürel ya da ekolojik mirasına tanıklık etmek için Maison du Magayant müzesini ziyaret edin. Adanın ana geçim kaynaklarından biri olan tuzun öyküsünü ve kendisine neden ‘beyaz altın’ denildiğini anlamak için ekolojik müzeciliğin son örneği Ecomusée du Marais Salant’ı ziyaret edin. Adaya tepeden bakmak istiyorsanız Clocher de Saint Martin de Ré kilisesinin gözlem kulesine çıkın ve manzarayı seyredalın. Hatta bir kez gece, bir kez de gündüz saatlerinde çıkmanız önerilir.

Yemek ve konaklama önerisi
Au Bord d’un Zinc, günün taze balıklarını tatmak için en çok tercih edilen adres.
Le Corps de Garde konaklamak için bire bir. Klasik Akdeniz mimarinin içinde, geniş pencerelerden adaya bakın, bakın, bakın…

Hotel de Toiras, adanın şanına yakışan bir başka konaklama mekanı. 20 misafir odasının her biri ağaç kaplamalar, Çin porselenleri ve resimli duvar kağıtları gibi Fransız burjuva stilinin birbirinden hoş örnekleriyle dolu.

Île de Bendor


Marsilya yakınlarındaki kanlı canlı tatil kasabası Bandol’dan yedi dakikalık bir tekne yolculuğuyla ulaşılan Bendor, kara&deniz&gökyüzü üçlemesinin güzide bir örneği. Burada da Akdeniz mimarisinin naif örnekleriyle bezeli sokakları turlayacak, laciverte çalan denizden çıkmak istemeyecek ve bol bol balık yiyeceksiniz.


Ne yapılır?
Bu kayalıklı ada, denizcilik müzesi Musée de la Mer ve Centre International de Plongée diye bilinen dalış merkeziyle turistleri on ikiden vuruyor. Bunun dışında adadaki küçük hayvanat bahçesi ve deniz suyundan yapılma yüzme havuzu diğer ilgi çekici mekanlar arasında. Doğayla başbaşa kalmak ve kafa dinlemek için ideal bir destinasyon olan Île de Bendor’dan sıkıldanız bile kısa bir seyahatle kendinizi Bandol’un hareketli dünyasında bulabilirsiniz.

Yemek ve konaklama önerisi
Adanın turistik tarihinde dönüm noktası yaratan Paul Ricard’ın 19 odalı, uçuk kaçık oteli Le Delos, kalmak için en ideal mekan. Bu küçük adada ise yemek asla hüsranla sonuçlanmıyor. Nereye gitseniz, sundukları şeyi özene bezene hazırlamış bir zihniyetle karşılaşacağınız için kendinizi hoşunuza giden bir sokaktaki küçük bir mekana atmanızda da, sahildeki balık restoranlarına gitmenizde de hiçbir sakınca olmayacaktır.


Belle Île en Mer


Fransa’daki Britanya’ya hoş geldiniz. Burası hafif gotik görünümü ve Kelt etkisiyle Fransa’da Anglosakson kültürün izlerini sürebileceğiniz nadir yerlerden. Dahası orta sınıf Fransızların tatil hayatına tanık olmak, hatta dahil olmak için ideal bir yer; çünkü dışarıdan gelen turistleri elde tutmak için özel pek bir çaba sarf edilmemiş, doğasını insan oğlunun zevklerine teslim etmiş bir yer. Anlayacağınız serin suları seven, bisiklete binen, piknik yapan, pazarda alışveriş yapıp kafelerde yorgunluk atan Fransızların dünyasına girmekten başka çareniz yok. Ama bunları yaparken sakın ola sıkılmayın ; çünkü çevreniz 5 bin yıllık Kelt yapıtları, yaşlı ormanlar, fundalıklar, kıyı boyunca uzanan sivri kayalarla bezeli pitoresk görüntüsüyle baş döndürüyor.


Ne yapılır?
Akdeniz gerilerde kaldı; şimdi zaman okyanus ve Kelt etkisi altındaki Fransız ada yaşantısına tanıklık etme zamanı. Tarihi, Bronz Çağı’na kadar giden adanın 15. yüzyıl dönemi Kelt rahiplerine ait yapılarını görmeden dönmek olmaz. Burada gezmek için spesifik mekanlar belirtmek eksik bir öneri. Şöyle diyelim, Fransız yazar Alexandre Dumas ‘Demir Maskeli Adam’ı burada yazarken, ressam Claude Monet’nin Fransız kasabalarına dair pek çok dışavurumcu resminin de ilhamı burasıydı. Kısacası bırakın kendinizi adanın kollarına!

Yemek ve konaklama önerisi
Atlantik Okyanusu’na 40 metre yukarıdan bakan bir kayalığın tepesindeki kale, otele dönüşürülmüş. La Citadelle Vauban adlı otelin en çarpıcı önü ise kalenin kulelerinin olduğu bölümün, otelin 65 odasının denize açılan teraları olarak tasarlanması.



Wings'le uçmak için
10 neden:

1. İstediğiniz havayoluyla uçun
2. Alan vergisi yok
3. Kontenjan kısıtı yok
4. Sezon farkı yok
5. Biletiniz anında cebinizde
6. Her alışverişten Mil Puan
7. Uçuşlarınızdan Mil Puan
8. Chip-para'lardan Mil Puan
9. Avans Mil Puan
10. Bebeğinizin Bileti Wings'den hediye