Bu Ay...

Neden Kapadokya...

Kapadokya’yı duyup da gitmeyi düşlemeyen azdır. Peri bacaları, yeraltı şehirleri, Ihlara vadisi… Sırf bu üç tamlama bile insanı içine çekmeye yetiyor. Hele bir de mayısın gelişiyle, iki ulu dağ arasındaki bu rüya bölgenin doğasının çoşması daha da cazip kılıyor Kapadokya’yı.

O zaman size sesleniyoruz ey tüfle tarihin dansına tanıklık etmek isteyenler, önce bu yazıyı okuyun; ardından Kapadokya baharı, bahar Kapadokya’yı, siz hiçbirini kaçırmadan yola koyulun.

Köyleri de Yakın, İnsanları da...

Kapadokya ulaşım açısından Kayseri havaalanı sayesinde Türkiye’nin her yerine iyice yakınlaşmış. İstanbul-Kayseri arası 1 saat. Kayseri’den Ürgüp’e ise arabayla yine 1 saatte ulaşmak mümkün. Kapadokya’nın bir başka avantajı, köylerinin de birbirine son derece yakın olmaları.

Göreme
Sakin ve huzurlu bir kasaba olan Göreme’nin içine girip çarşı pazar dolaşmanın keyfini çıkarmadan olmaz. El işçiliğinin ince örneklerinin sergilendiği takılar, Avanos ya da Yahyalı kilimleri veya hiç olmadı Kapadokya bebeklerinden birini almadan dönmeniz mümkün değil!

Göreme Açık Hava Müzesi
Göremenin 2 kilometre doğusunda kalan ‘kaya yerleşim yeri’dir. M.S. 4-13 yüzyıl arasında manastır hayatının yaşandığı bölgede, her kaya bloğunun içinde kiliseler, şapeller, yemekhaneler görülmektedir. Bu dev açık hava müzesinde özellikle Kızlar ve Erkekler Manastırı, Yılanlı Kilise, Aziz Basil Şapeli, Elmalı kilise, Tokalı kilise ve Aziz Barbara kiliseleri görülmeye değer.

Çavuşin Köyü
Vadiyi ve peri bacalarını yakından görmek için eşsiz bir lokasyon. Göremeye 3-4 kilometre uzaklıktaki köye geldiğinizde tüm lüks arayışlarınızı bir kenara bırakın; Kapadokya’nın ruhunu görmek için geldik buraya! Birkaç köy kahvesi ve köyün camisini geride bıraktığınızda köy yerleşimin sonuna, antik yerleşimin ise başına varmış oluyoruz.

Taş binalar ve peri bacalarıyla kaynaşmış olan Çavuşin köyü, amfiteatr gibi duran ve dünyanın ilk gökdeleni kabul edilen taş kütlesinin gölgesi altında kalıyor. Burası birinci ve onuncu yüzyıllar arasında yapılmış, bölgenin en eski kiliselerine sahip.

Bir saatlik yürüyüşten sonra varılan Güllüdere’de uçurumun yamacındaki kayaların içine oyularak yapılan Basilica ve Saint John Baptist kilisesi en çok akılda kalanlar arasında olacaktır.

Mustafapaşa Köyü
Orijinal adı Sinasos olan Mustafapaşa köyü, eski bir Rum yerleşim yeri. Özellikle taş işçiliğinin ince detaylarıyla bezeli evleriyle ünlenmiş bu köy. Evlerin çoğunun iyi durumda olması , köyü görülesi kılan bir başka etken.

İbrahimpaşa Köyü
Küçücük ve olabildiğine el değmemiş bir köy olan İbrahimpaşa da ziyaret edilmesi gereken köylerden biri. Eski adı Babayan olan bu eski Ermeni köyü, eski taş binaları ve kartpostal misali dingin yaşlı sakinleriyle gerçek bir köy.

Görmeden Dönme!

Biz buraya sadece birkaç başlık koyabiliyoruz. Oysa Kapadokya derya gibi bir yer. Lokasyon isimlerinin bolluğu da buna işaret etmiyor mu sizce? Neredeyiz şimdi biz? Kapadokya mı, Göreme mi, Ürgüp mü?

Ihlara Vadisi
Bahar, vadiyi görmek için en güzel zaman. Merdivenlerle adım adım tarihin içine inerken vadiden taşan yeşile boğulacaksınız. Vadi, Hasandağ volkanından püsküren lavların akarsu aşındırması sonucunda oluşan kanyon şekilli bir vadidir.

Melendiz çayı, milyonlarca yıllık sürecin sonucunda 14 kilometre uzunluğunda, yer yer 100 metre yüksekliğe ulaşan bu vadiyi oluşturmuş. Romalıların dini baskısından kaçarak bölgenin toprak yapısına uygun mağaralarda gizli saklı yaşayan ilk hıristiyanlar ise, vadi içine birbirine tünellerle bağlı yerleşim yerleri ve kiliseler inşa etmişler…

Kaymaklı ve Derinkuyu Yeraltı Şehirleri
Bölgenin en büyük yeraltı labirentleri olan Kaymaklı ve Derinkuyu’dan biri olmazsa diğerini kesinlikle ziyaret edin. Hatta mümkünse rehberlik hizmetlerinden faydalanıp her detayın nasıl hesaplandığına şaşırıp şaşırıp kalın. Her bir bölümü diğerine bağlanan yeraltı şehirlerinde her girişi kapatan değirmen taşı biçimindeki hareketli kaya kapılar, öğrenim için oluşturulmuş sınıflar, hayvan ahırları, havalandırma sistemine tanıklık etmeden gezinizi sonlandırmayın.

Balon Gezisi
Balon gezisi yazılacak gibi değil. Bu muhteşem coğrafyaya yukardan bakmak gibisi yok.

Saruhan Kervansaray ve Mevlevi Ayini
(384) 511 37 95 / Yeni Kayseri Yolu, 6 km, Avanos
Tarihi İpek Yolu üzerindeki kervansaraylardan biri olan Saruhan’da, semazenler yılın 365 günü mevlevi ayini yapıyor. Onlar döndükçe siz huzura kavuşacaksınız.

Konaklama

Bölgedeki otellerin en can alıcı yanı nakış gibi coğrafyanın içine gömülmeleri. Burada yatıp kalkmanın, yemenin içmenin en güzel tarafı da bu. Nereye adım atsanız, periler sarıyor dört bir yanı...

Anatolian Houses
(384) 271 24 63 / Gaferli Mahallesi, 50180 Göreme / Çift kişilik odalar 300$’dan başlıyor www.anatolianhouses.com
Göreme’nin yeni gözde oteli. Otel, beş peri bacasının arasına yapılmış; 19 odası ise kayaların içine. Otelin tasarımında camın ayrı bir yeri var. Cam malzemeler alabildiğine bol ama bir o kadar yerinde kullanılmış. Mekanın bir başka can alıcı özelliği ise havuzu. Bir kısmı dışarıda olan havuzun yarısı binanın içinde ve ısıtılmış. Kayaların içinde modern mimari anlayışıyla can bulan Anatolian Houses, bölgenin en pahalı konaklama yerlerinden biri olmuş bile.

Sacred House
(384) 341 71 02 / Barbaros Sokak 25, Ürgüp / Çift kişilik odalar 180$’dan başlıyor www.sacred-house.com
Yedi odalı gerçek bir ev. Her odası itinayla dekore edilmiş olan otelde en çok antika kullanılmış. Jakuzili banyolar favorimiz!

Museum Hotel
(384) 219 22 20 / Tekelli Mahallesi 1, Uçhisar / odalar 145$’dan başlıyor info@museum-hotel.com
Hepsi antikalar ve eski kaftanlarla bezeli 26 odası olan Museum Hotel, Uçhisar’ın gözbebeği. Geçtiğimiz yıllarda Hollanda prensi ve prensesini de ağırlayan otel, içeriye girer girmez karşılaşılan muhteşem manzara ve zemini mozaiklerle süslenmiş havuzuyla, ilk bakışta insanı vuran cinsten.

Yeme-İçme Üzerine

Taş avlunun serinliğine geçin ya da terasa, eşsiz manzaraya buyurun... Ortamın büyüsüne kapılıp gitmişken, testi kebabının kokusuyla uyanın.

A’laturca Restaurant
(384) 271 28 82 / www.goremealaturca.com
Göremenin en iyi restoranı neresi diye sorarsanız parmaklar bir sürü can alıcı mekan arasından sıyrılıp tek bir yeri işaret eder: A’laturca. Mekana girdiğinizde kendinizi bölgenin klasik taş avlularından birinde buluyorsunuz. İster burada yeşillik içinde oturun, ister daha havadar olan üst kata çıkın. Menüye göz atarken önünüze getirilen zahter, sıcak pide ve zeytinyağı üçlüsü baş döndürücü. Zahter, 40 çeşit baharattan yapılan, Tarsus orijinli bir baharat kompozisyonu.

Şömine Restoran
(384) 341 84 42
Şömine Restoran, bölgenin bir diğer iddialı mekanı. Burada sanatçılar, ressamlar ve başka işletmelerin sahiplerini görmek mümkün. Bölgenin en çok sevilen yemeği olan testi kebabının da en güzel yapıldığı yerlerden biri burası. Yabancı turistlerin ayıla bayıla mideye indirdikleri bu yemeğe ulaşmak için önce testinin boynunu koca bir satırla kesmek gerekiyor.

Biraz Da Alışveriş

Burası otantik bir cennet. Türkiye'nin en iyi el dokuması kilimleri, toprak ve tüfün başkentinin seramik işleri, oya gibi gümüş kakmalarıyla gel de alışveriş yapma!

Gallery Anatolia
(384) 271 20 05 / www.galleryanatolia.com
Halılar ziyaretçilere show yapılması amacıyla taş avlunun ortasındaki tezgahlarda dokunuyor. Hazır oralara kadar gidip, bir de canlı halı show’a tanıklık edince, kendinizi birden galerinin içinde halı satın alırken bulursanız hiç şaşırmayın. Bundan daha çekici bir tavlanma durumu söz konusu olamaz.

Chez Galip
(384) 511 45 77 / www.chezgalip.com
Bu kadar dolaşıp da Avanos’a gitmemek, meşhur Chez Galip atölyesinde çanak çömleklerin büyülü dünyasına dalmamak olmaz. Burada ziyaretçilere hem çömlekçiliğin ince detayları aktarılıyor, hem de satış yerinde onlara sahip olma imkanı!

Wings'le uçmak için
10 neden:

1. İstediğiniz havayoluyla uçun
2. Alan vergisi yok
3. Kontenjan kısıtı yok
4. Sezon farkı yok
5. Biletiniz anında cebinizde
6. Her alışverişten Mil Puan
7. Uçuşlarınızdan Mil Puan
8. Chip-para'lardan Mil Puan
9. Avans Mil Puan
10. Bebeğinizin Bileti Wings'den hediye