Temmuz 2008

Kenya ve Tanzanya

Bu ay seyahatname ile önce Afrika'nın doğusuna, Hint Okyanusu kıyısındaki Kenya ve Tanzanya'ya uzanıyoruz... Safarilerden tropik kumsallara Kara Kıta'nın en renkli destinasyonlarını görmeye hazır olun!

Kökler ve kültür...
Kenya'ya ayak basan biri dünyanın en eski fosil mirasının olduğu, yaşamın kök saldığı topraklarda olduğunu aklından bir an olsun çıkaramaz. Dile kolay, burada en eski fosil kalıntıları 200 milyon yıl önceye ait. Yine en eski insan fosilleri de yine bu bölgede, Turkana gölü çevresinde bulunmuş, insan evladının Afrika çıkışlı olduğu, Kenya'da son bir asırdır süregiden kazılar sayesinde kesinleşmiştir.

Kenya doğasıyla, tarihiyle ve coğrafyasıyla zengin bir ülke... Nereye gitseniz, sizi şaşırtacak, büyüleyecek farklı unsurlarla karşılaşacağınız ise böyle bir gezinin garantisi. İlk adamın ayapğa kalkıp göç etmeye, yayılmaya başlamasını bir kenara bırakıp, burada kalanların neler yaptığına bakmakiçinse en iyi yol ülkenin başkenti ve en büyük kenti olan Nairobi'ye gitmekten geçiyor...

'Serin sular diyarı' Nairobi
Nairobi'nin kelime anlamını başlığımıza koyduk koymasına, ama bu aralar kent daha çok 'güneş altındaki yeşil kent' olarak adlandırılıyor. Yeşil, su derken kendinizi çölleri ve kuraklığıyla hafızalarımıza kazınan Afrika'da gibi değil, gerçek bir vahada gibi hissetme zamanı. Buraya gelenlere önerimiz Nairobi Ulusal Park'ını es geçmemeleri yönünde. Ülkenin ilk ulusal parkı olan yer, Afrika'nın diğer ulusal parkları arasında en küçüğü olsa da hayvan çeşitliliğinin çokluğu ile göz dolduruyor. Makinenizle garip enstanteneler yakalamanız işten bile değil; örnek mi? Bir zürafanın arkasında yükselen gökdelen görüntüsüne ne dersiniz? Yaşam alanları korunduğu için sevinmeli mi, daraldığı için üzülmeli mi?

Bomas, artık turistik amaçlara hizmet eden birkaç Kenya kabilesinin yaşadığı bir köy. Tabii ki orijinal hali gibi değil artık; ama yine de Kenya hükümeti kültürel değerlerini ve yaşam biçimlerini korumak adına epey çaba harcıyor. Yeşillikler içndeki kulübeleriyle merak uyandırıcı ve hatta özendirici...

Nairobi'ye gelenlerin bir başka durağı ise 'Out of Africa' kitabının yazarı olan Karen Blixen'ın şimdi müze olan evi, Mbogani.

Tanzanya sınırındaki doğal koruma alanı Masai Mara, doğası ve yerlilerin 800 yıldır korudukları yaşam biçimleriyle kentin en can alıcı yerlerinden biri. Burada suya ulaşmako kadar meşakkatli bir iş ki, bu yaşamsal yorgunluğu sırtlanan kadınlar için erkeklerin çok eşliliği adeta kurtarıcı bir rol durumuna gelmiş.

Yaklaşık 15 bin km2'lik savanna, orman ve sulak alanlardan oluşan bu doğal hayat reservi, aslında Tanzanya'daki Serengeti Ulusal Parkı'nın kuzeydeki uzantısı.Burada her yıl Temmuz-Ekim arası zebra ve benzeri vahşi hayvanların senelik göçüne de tanık olmak mümkün. Çitadan hipopotama, zihnimizde belgesel karesine hapsedilmiş ne kadar tür varsa hepsini ve fazlasını Masai Mara'da bulacaksınız.

Tanzanya
Kenya'nın komşusu Tanzanya, Uganda, Malawi, Ruanda gibi pek çok Afrika ülkesiyle sınır paylalıyor. Ülkenin doğusu ise Hint Okyanusu'na bakan tropik bir cennet. Rahatlıkla Afrika'nın coğrafi açıdan en zengin toprakları bu bölgede diyebiliriz. Kuzeydoğusu dağlık olan Tanzanya, burada kıtanın en yüksek dağı olan Kilimanjaro'ya ev sahipliği yapıyor. Gölleri, geniş platoları, düzlükleri ve sahil kesimiyle Tanzanya, 'Görmeden ölme' listesinin üst sıralarındaki bir destinasyon. Multükültürel yapısını sindirmiş ve kabilelerin çatışma yaşamadan biraradalığını gerçekleştirmiş bir ülke Tanzanya. Burada 120 kadar kabile, kültürlerinden ödün vermeksizin yaşıyor.

Büyüklüğü ve ekolojik belirginliği ile ülkenin Ulusal Parkları'da yabana atılır nitelikte değil. Manyara Gölü çevresindeki, ülkenin 26 bölgesinden biri olan Manyara bölgesinden yolculupa başlayıp Kuzeydoğu'nuza Kilimanjaro'yu alabilrsiniz.

Ülkede atlamamanız gereken bir başka yer ise, daha önce devamı niteliğindeki Masai Mara'yı Kenya'da gördüğünüz, ya da görmeyi tasarladığınız Serengeti. Ülkenin kuzeyinde kalan ulusal park, 130 amfibik 275 sürüngen çeşidi bünyesinde barındırıyor. Bunların çoğu sıkı endemikler kategorisinde. Tanzanya, geliştirdiği Bioçeşitlilik Eylem Planı ile bu türlerin korumasını başarıyla sürdürmeye çalışıyor. Yaklaşık 15 bin km2'lik alana yayılan doğal parkta tanıklık edecek çok şey var. İnsan yerleşiminin yasak olduğu bölgeyi, Safari'ye 4x4'lerle dolaşıp, Afrika'nın dillere destan gün batımına tanıklık edip terk ettikten sonra ise rotamızı egzotik cennet Zanzibar'a çeviriyoruz...

İki ayrı ülkeyken 1964'de Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti adıyla Tanzanya'ya dahil olan Zanzibar, özerk yönetiliyor. Ana ada Zangibar ve Pemba Adası adası olmak üzere iki adadan oluşan yönetsel bölgenin başkenti Stone Town. Ekonomisi, baharat üretimi ve turizme dayalı olan ülkeyi Şiraz'dan gelen İranlı göçmenler kurmuş. İsmi de Farsça 'zencilerin sahili' anlamına gelen 'zangi bar'dan geliyor. Ülle ana ada Unguja ve Pemba dışında pek çok küçük adadan mefana geliyor. Burada, son buz devrinde Afrika ana karasından gelen pek çok farklı tür var. Soyunun tükendiği düşünülen Zanzibar leoparı içlerinde en çok dikkat çekenlerden biri. Eklektik bir kültüre sahip olan bu topraklarda Arap, İran, Hint, Portekiz, İngiliz ve Afrika ana karasının izdüşümlerine ayrı ayrı ve iç içe geçmiş şekillerde mimariden dile pek çok aland rastlamak mümkün.

Mercan kayalıklarıyla ün yapan sahillerde ise su sporlarının her türlüsünü yapma imkanı var. Scuba diving'den rüzgar sörfüne, kayaking'den dip su balıkçılığına ne arasanız var!

Başkent Stone Town, ülkenin kültürel açıdan kalbi konumunda. Son iki asırdır çok az değişim geçiren kent, UNESCO'nun dünya mirasları listesine de geçmiş. Kent, pirinç işlemeli ve oymalı ahşap kapılarıyla ünlü. Bu el işi kapıların 500 farklı örneği tüm kent sarmış durumda. Dar ve labirent gibi sokakları kaplayan işlemesi bol 19. yüzyıl evleriyle Stone Town'ın özel bir dokusu var.

Buradan ülkenin göz alıcı bembeyaz kumsallarına uzanmanın ve tembellik hakkını kullanmanın vakti geldi. Bu kartpostal konsu olmuş balıkçı köylerinde, halkın basit ve huzurlu yaşantısına tanıkık ederken, kıyı boyunca uzanan 25'den fazla fanastik kumsalı da keşfedebilirsiniz. Muz ve hindistancevizi ağaçları arasındaki mis kokulu adalar arasında en popüler olanı kuzeyde kalan Nungwi. Ekolojik kurallarla işletilen Ras Nungwi Beach Hotel için kısaca 'huzur kalesi' de denilebilir.

Zanzibar'ın doğu kıyısındaki Mangapwani, bir başka görülmeye değer plaj. Kiwengwa'da kçü bir aile işletmesi olan Shooting Star Inn, yine küçük ve sevimli bir konaklama peşinde olanlar için ideal.

Wings'le uçmak için
10 neden:

1. İstediğiniz havayoluyla uçun
2. Alan vergisi yok
3. Kontenjan kısıtı yok
4. Sezon farkı yok
5. Biletiniz anında cebinizde
6. Her alışverişten Mil Puan
7. Uçuşlarınızdan Mil Puan
8. Chip-para'lardan Mil Puan
9. Avans Mil Puan
10. Bebeğinizin Bileti Wings'den hediye