Canan Göknil

4Hayatı sadece sahne değil ama sahneleri oyuncuların üzerine giydiriyor. Kırılgan ve cesur; hassas ve umursamaz… Doğal ve bir o kadar da mütevazı bir duruşu var. İşine ve yaşama saygıyla doğmuş, öyle büyümüş bir sanatçı… Canan Göknil’le önemli, çok önemli ve az önemli şeyler hakkında konuştuk…

 

Tülin Yazıcı'yla birlikte “Dress Best Uniforms & Corporate Wear” isimli bir markanız var ve her sektörden, üniforma kullanan şirketlerle kurumlara hizmet veriyorsunuz. Nedir zorlukları?
Dünyada senelerdir bu şekilde yürüyen bir sektör var elbette. Bu işi ben Türkiye’de 1992’den bu yana sürdürüyorum. Ortağım Tülin Yazıcı da 1997 yılından beri... Ama tabii Türkiye’de hem turizm hem de kurumsallaşma anlamında büyük bir gelişme başladı. Bir dolu modacı da bu konuda çalıştı ama üniforma tasarlamak sadece moda bilgisi bilmek değil. 1980’lerde videocu açmak modaydı, şimdi de üniforma tasarlamak... İki üniforma diken “Üniformacıyım” diye ihaleye giriyor.

Günde kaç saati “sadece kendinize” ayırırsınız?
Ben 24 saatin yaklaşık 18 saati çalışıyorum. Kendime ancak eve gittikten sonra vakit ayırabiliyorum. Televizyonun karşısında ay çekirdeği çitleyerek geçirdiğim zamanları seviyorum mesela…

7Tiyatro kostümü tasarlamak çok oyuncaklı... Siz gerçek ve günlük hayatta kıyafetlerinizi seçerken, bu oyuncaklı dünyanızın ne kadarını yansıttığınızı düşünüyorsunuz?
Asla, asla yansıtmıyorum. Son derece basit ve yalın giyinirim. Hani terzi kendi söküğünü dikemezmiş ya, aynı şey!

Bugüne kadar yaptığınız en muhteşem şey ne? Bu “muhteşem”i tanımlamak tamamen size ait. “Bir mandalina yetiştirdim” de olabilir, “Vakti zamanında bir yola girecektim, yapmadım, iyi ki yapmamışım” da olabilir...
Bekâr kalmak... Canımın istediği gibi, kendi bildiğim gibi yaşamak…

Türkiye'de ve dünyada en çok giydirmek istediğiniz oyuncular, sanatçılar ya da oyunlar hangileri? Yani hayalinizdekiler?
Çok fazla yeni isim var şu an aklıma gelmiyor ama sanırım en çok Jeremy Irons’ı giydirmek ya da onun içinde olduğu büyük bir prodüksiyonda çalışmak isterdim.  Türkiye’de de şöyle bir şansım oldu: Yönetmen olsun, oyun ya da film olsun, hep en iyilerle çalıştım. Hep iyi işler yaptım. Bu anlamda çok mutluyum.

Uğurlu bir kıyafetiniz var mı? Varsa neden uğurlu?
Yok.

2

Dizi kostümleri mi, sinema kostümlerin mi yoksa tiyatro kostümü mü tasarlamak? Birini seçmek zorundasınız.
Tiyatrocularla çalışmak daha şerefli bir iş çünkü orada “Bu bende güzel duruyor” diye bir şey yok. Orada ekip, oyun, metin, dramatürji gibi etmenler giriyor araya. Bunlar önemli... Yani siz oyunun terzisi değilsiniz.

Mesela sinema ya da televizyon (benim hiç böyle problemlerim olmadı çünkü tüm çalıştığım yönetmenler çok net bilir ki ben onları kollarım) sektöründe bazen yönetmenin egosunu parlatmak durumunda kalabiliyorsunuz. Visconti gibi yönetmenlerle çalışırsın, anlarım ama burada olmuyor.

1Üniforma tasarlarken müşterinizden sizin uygun ya da doğru bulmadığınız revizyonlar aldığınızda, ne yapıyorsunuz? Siz ve müşteri dengeniz nedir?
Erkeklerle çalıştığımda fazla sorun yaşamıyorum ama kadınlarla çalışmak cidden çok zor. Ama ben, kendimin usta olduğu bir işte ancak benden daha iyi olanı dinlerim.

Joe Wright’ın yönettiği “Atonement” filmi 2008’de en iyi kostüm dalında Oscar’a aday gösterilmişti ve bu sene de yönetmenin “Anna Karenina” uyarlaması bu ödülü kazandı. “Neden siz de almayasınız” diyor insan gayri ihtiyari. Yurtdışı daha büyülü... Gözlerimiz sizi Oscar Ödülleri’nde aramaya başlasın mı, böyle hedefler var mı?
Öyle bir hedefim yok ama gelirse neden olmasın.

Hangi şehirsiniz? Neden?
Floransa’yım. Hep orada yaşadım.

Günün ilk telefonunu kime edersiniz?
Şoförüm Fahrettin Bey’e, “Kaçta geliyorsunuz” diye.

3Dönem kostümleri tasarımında Osmanlı dönemine ekstra bir ilgi oluştu mu?
Oldu. Ben işimi çok doğru yapmaya gayret eden biriyimdir. Yani bir konuda bir şeyler öğrenmek istiyorsam bu konuda en uzman insanı bulur ve onunla çalışır, ondan öğrenirim. Osmanlı döneminin içine girdikçe daha çok ilgimi çekmeye başladı.

Tasarladığınız kostümler içinde “keşke böyle giyinsem”, “keşke şu dönemde yaşasaydım” demişliğiniz var mı?
Valla hangi dönemde yaşadığınız değil, orada hangi pozisyonda yaşadığınız önemli. Orada da işini iyi yapan, kafası çalışan biri olmak isterdim. Bunun dışında Viktorya dönemi çok hoşuma gidiyor. Belki bir zamanlar o dönemde bir sinektim... Bilmem, seviyorum işte…

Her çalıştığınız proje sizden bir parça taşıyordur kesin ama en çok hangisinde daha özgür ve kendiniz gibi çalışabildiniz?
Yaptığım her şey muhakkak benden bir şey taşıyor. Çocuklarım gibiler...

Son zamanlarda izleyip en sevdiğiniz Broadway şovu hangisi?
Artık eskisi kadar ilgilenmiyorum Broadway şovlarıyla ama “War Horse” müzikalini hiç unutmam. Spielberg filmini de çekti. Filmi gördükten sonra böyle bir şeyi bir sahnede görebileceğimi hiç düşünmemiştim. Muhteşem bir iş çıkarmışlar. Bir kukla at için hüngür hüngür ağladım.

5Yolculuk etmek ve kıyafet tasarlamak arasında bir bağ var mı sizce? Varsa nedir?
Var. Her yolculuğumun ardından daha farklı bir şey, değişik bir bakış açısı geliyor bana. Mesela en son Arjantin’e gittim. Eva Peron’un hayatını araştırdım, kadının fütursuzluğu çok hoşuma gitti. 32 yaşında milleti soyup soğana çeviriyor ama ben bu kadar şık bir kadın daha görmedim. Ve döndükten sonra o kadar dolmuştum ki, sonraki iki işime de yansıdı bunlar.

Uzakta kalsanız, en çok kimi ya da neyi özlerdiniz?
Kedilerimi özlerim herhalde. Benim öyle çok büyük özlemlerim yok.

 

İğne / Serum

Zafer / Bir zaferim yok

Ayna / Buğulanıyor

Anahtar / Kaybederim

Aseton / Hep yanıma alıyorum

Elma şekeri / Yemeyi beceremiyorum

Sahne / Arkasında olmak

Jartiyer / Özeniyorum

Ağustos / Sezon açılıyor

Duymak / Enterese etmiyor

Unutmak / Çok feci

Dönmek / Unuttuğum için hemen dönüyorum

Maydonoz / Maydonoz olmak

Otobüs / Egzoz

Soda / Sevmiyorum

Çizme / Uğraşamıyorum

Kılıç / Bulmak zor

Dönme Dolap / Başım döner

Kalem kutusu / Severim

Bej / Eskiden giyerdim

4 / Mantıklı

Cevap / Verilir

İlk / Olan

Kör / Kötü

Dakika / Bazen uymak zorunda olduğum bir şey

Telgraf / Kaldı mı?

Kuyu / Herkes kuyunun ağzı kadar sanıyor hayatı

Seviyorum / Kedilerim

Bence / Bir kap yemek ve yatak yeter hayata

Neden? / Çünkü

Resim / Uyum

Buz / Olması iyi

Pırlanta / Saflık

Alain Delon / Çok yakışıklı

Doğum günü / Artık hatırlamamak gerekiyor

Çocuk / Benim olmadığı için anlamıyorum

İlaç / Çok etrafımda şu sıralar