Figen Batur

4Merak iyidir. Hata yaptırır…Zihni açar, kalbin oksijeni, ruhun adrenalidir.

Merak insanı başka dünyalara götürür. Gerekirse uzayın peşinde bile koşturur. Figen Batur, -kendi deyimiyle- “merak böceği” sokmuş bir kadın.

85 ülke görmüş, çok fazla kültürün yemek hem de yaşam kültürüyle seyrelmiş seyrelmiş hayat gurmesi olmuş. Gezgin bir gurme de denebilir. Dünyada bu kadar fazla hayat lezzeti varsa, insan sırf meraktan, aşık bile olur.

 

Aşk ve seyahat birbirine benziyor mu? Hangi açılardan benziyor ve benzemiyor?
Benzer. İkisinde de bir bilinmeyen, keşfetme arzusu, merak, öğrenme isteği, sevmek, hüsran ve ilk bakışta bile vardır. Benim Buenos Aires’e ilk görüşte aşkım gibi.

Hayatla ilgili derdiniz ne?
Türkiye’de hayatın dertsiz olması mümkün değil. Uyanıp sabah gazetelere bakmak yeterli.

Hayatla ilgili derdiniz hayat diyebilir miyiz o zaman?
Benim hayatla bir sorunum yok, sorun; bazen hayatın bir nimet olduğunu unutmak…

Yemek yemek için mi yaşıyor, yaşamak için mi seyahat ediyorsunuz?
İyi yemeğin peşinde koşmam. Hayatın daha bir dolu hazzı var. Ama yaşamak için de yemem. Sadece doymak için yani. Ama mutfak kültürünün insan hayatına çok şey kattığını düşünüyorum.

Yaşamak için mi seyehat ediyorum… Seyahat etmemin iki nedeni var: Ben merak böceği sokmuş kadınlardan biriyim. İkincisi, buradaki hayatın sıkıntılarını unutmak, yeni yerler ve kültürlerin hayatlarıyla dolup geri gelmek…

Hâlâ yemediğiniz ve fakat yemek için öldüğün bir yer, yemek var mı?
Hâlâ yemediğim şeyler var. O değil de yemeği reddettiğim şeyler var mesela daha yeni yazdım, Pasifik Okyanus’u kurtları yiyemem…

1Nihat Odabaşı’yla yaptığınız Figen&Nihat’ta öğrendiğiniz üç şey söyler misiniz?
Burada, iş için olsun keyif için olsun birlikte gezdiğin insanla olan ahengin çok önemli.

Nihat’ın zamanı doğru kullanamadığını, sürekli geç kaldığını. ? Ve fakat onun benim görmediğim şeyleri görmesi, göstermesi de -yani kendi bakış açısı- beni çok zenginleştirdi.

Gezi programı yapmanın izleyicilerin sandığı kadar kolay olmadığını, “Oh işte ne güzel geziyosun”un sadece buzdağının görünen parçası olduğunu gördüm.

Küçükken gezgin gurmesi olacağınızı biliyor muydunuz?
Gezginlik, ailemin mirası. Gençlik dönemimde -yeniyetme diyelim- birçok yere gitme imkanım oldu ailemle. Üniversiteyi bitirdiğimde babamın hediyesi bir yolculuktu ve ben de Portekiz’de bir köyü görmek istiyordum. Oraya gittim. Sonra kendimi alamayarak Angoralar’a kadar uzandım, annemle babamın beni öldürmesi pahasına…

Yemek daha sonra geldi… Pişirmeye başlayınca –yani iş başa düşünce- yapamaya yapamaya öğrendim. Gurmelik aşkı öğrene öğrene geldi.

3Gittiğiniz gördüğünüz yerlerde size çok ama çok garip gelen bir yemek kültürüyle karşılaştınız mı, ya da etkilendiniz mi?
Her ülkenin yemek kültürü farklı. Yani yemek kültürünü bu kadar zengin yapan da bu. Hayatın temel bir parçası yemek, tıpkı cinsellik gibi. Çok renklilik, çok çeşitlilik barındıran bir şey. Beni Portekiz’deki yemekler de İtalya’daki yemek de heyecanlandırmıştı mesela. Farklı bir kültür, en kolay dokunma biçimi.

İnternetin işgaliyle, gidilmek istenen yerlere bir ön ziyaret yapılabiliyor. Taşına toprağına kadar görüp sanal bir yolculuk yapmak mümkün. Tembel gezgin olur mu?
Olmaz. Youtube’dan izlediğin bir video sana ne oranın havasını yaşatır, ne de yediğin yemeğin kokusunu duyarsın. Yolculuk dediğin zevkiyle cefasıyla yapılır.

Tarzın değişmeden üzerinde yaşadığı bir kadınsınız. Sizce “stil” ne demek?
Kendine özgü olabilmek. Arayıp olanı bulmak değil. Yaratmak. Bir puzzle’ın parçaları gibi, parçaları birleştirip bütünü kendine yakıştırabilmek…

Stilini en beğendiğiniz isimler kimler?
Çok var. Mesela bir Canan Göknil’i çok beğenirim. Betül Mardin’i düşündüm şimdi, o topuzu, saçları, gözlükleri, kolyesi, yüzükleri, bastonunu zarafetle taşıyışı… Tam bir İstanbul hanımefendisi…

Erkeklerden Ali Esad Göksel, bana sorarsanız. Faruk Süren. Yabancı isimlerden Tilda Swinton… O maskulen görünümünü çok farklı buluyorum. Ama mesela Lady Gaga’dan hoşlanmıyorum. Onun olayı tamamen şov.

Türkiye ve diğer ülkeler arasında gizli yemekçi keşifleriniz oldu mu? Bir iki tanesi?
Ben gitmeden önce çok araştırma yapardım, dolayısıyla hedefe kitlenmiş bir halde giderdim. Benim keşfim değil ama, bazı yemeklerin çok güzel yapıldığı yerler keşfettim. Bir keresinde Pekin’de büyük bir çay evine girdim. Orada varlığından bile haberim olmadığı binlerce çay vardı. Onbin tane!

Uyumadan önce en son ne yaparsınız?
Hiçbir şey yapmam direk yatar uyurum. Eskiden mutlaka okurdum. Şimdi yapmıyorum, gözü ağrıyor.

2Okumadan önce en son ne yaparsınız?
Peki bir okuma ritüeliniz var mı?
Ritüel değil ama şöyle bir şey var; bir yazarın bir kitabını okuyup beğenince onun yazdığı her şeyi alıp okurum. O konuyu bitirene kadar, bıkkınlık geçirene kadar.

Bu bağlamda en son “bıkkınlığınız” neydi?
Murakami’yi çok geç keşfettim ben, geçen yaz. Sonra da çıldırıp hepsini okudum.

Issız bir adaya düşseniz yanınıza hangi ülkenin mutfağını alırsınız?
İtalyan.

İlk yurtdışı yolculuğunuzu kaç yılında yaptınız?
Yedi sekiz yaşlarındaydım sanırım Beyrut’a gitmiştik.

Yolculuk etmeye çocukken başladığınızdan yola çıkarak, kaç ülke gördünüz?
Onu ben de geçen gün hesaplayayım dedim, sonradan bölünen ülkeleri de sayarsak yaklaşık seksen beş diyebilirim.

Gurme olunur mu, doğulur mu?
Olunur. Gurmelik yaşla gelişen bir şeydir.

Tilkinin dönüp dolaşağı kürk dükkanı sizin için hangi şehir?
İstanbul; tüm hayatım burada. Ama burası dışında bir yer sorarsanız Paris.

İnternetten gazete, kitap okumak hakkında ne düşünüyorsunuz?
Kitap okumuyorum. İnternetten kitap okumayı çok sıkıcı buluyorum. Eve 2 gazete alıyorum ama gerisini internetten takip ediyorum. Özellikle dergileri…

Yaptığınız en saçma uydurma yemek hangisi?
En uydurmasını oğlum Sarp’a sor! Bir keresinde gnocchi yapmıştım, ondan sonra oğlum bir daha gnocchi yemedi. Yıllardır da dalga geçiyor…

 

Uzun saç… Canan Göknil

Peri… Masal

Bisiklet… Binemediğim tek alet

Pırlanta… Hiç sevmem, abesle iştigal.

Audrey Hepbourn…  Zarafet ve Murat Soner

Kitap… Bilgi

Çekici… Alain Delon

Yüksek… Himalayalar

Kayıp… Ölüm

Çanta… Ağırlık

Makas… Kör makas

Kader… İnansan bir türlü, inanmasan bir türlü

Yol… Gitmek

Mıknatıs… Karşı cins

Daktilo… Geçmiş

Battaniye... Bayılırım. Kaşmir

Gri… Hayat

Korku filmi… Hiç sevmem.

Mecnun… Çevremdeki bir sürü insan.

Soru… Öğrenmek

Kartpostal… Nostalji

Merak… Zenginleştirici bir yaşam huyu

Paspas… Evi terkedip sonra geri dönen erkekler

Bahçe… Çoşku

Kahve… Zıkkım gibi bir alışkanlık.

Cep telefonu… Kolaylık

Uzak… Sevdiklerim

Duymak… Heyecanlanmak

Unutmak… Gereklilik

Dönmek… Döndüğünde bulamamak

Pencere… Balkon daha anlamlı