Jale Hürdoğan

İlk söylediğin kelime neymiş?
Bilmiyorum. Ne acaba?

Koleksiyonlarından hayatının spesifik bir dönemini yansıtanı var mi? Nasıl?
Aşırı mutlu olduğum ve dünyayı rengârenk gördüğüm dönemlerin birinde gökkuşağı gibi bir koleksiyon yapmıştım. Ama kararıp siyah ve grilerle bezenmiş koleksiyonlarım da oldu.

Hayattaki en saçma uydurma yemeğin ne?
Bütün yemeklerim uydurma ve saçma. Ama yemek yapma aşkım, çok ciddi.

Bu yemek ilgini ne kadar ciddiye almak lazım, bir sonraki koleksiyonunu bir gün bir menüde görme ihtimali ne? Yenebilir bir koleksiyon?
Aslında o cidden çok istediğim bir şey, gerçekten. Fakat ciddi ve uzun bir hazırlık süreci, çalışma gerektiriyor.

Annene mi babana mı benziyorsun?
İkisinin karışımı.

3Hangi dizileri izliyorsun?
Çok olmamakla birlikte Kuzey Güney ve Muhteşem Yüzyıl’a ilgim var. Yabancı dizilerden Newsroom, Boss, Damages. Bu sıralar biraz siyasi takılıyorum belli ki.

En çok kimi giydirmek isterdin?
Kate Moss ve Tilda Swinton’ı giydirmek isterdim.

Şimdi küçük olsan büyüyünce ne olmak isterdin?
Çok ünlü bir şef olmak isterdim. Şef olup yan tarafta dizayn olsa…

Sıradan bir gününün olmazsa olmazı nedir?
Uyandıktan sonra üç bardak kahve içerim. Haberleri seyrederim. Ve çalışmaya başlarım.

Gündüz mu yaşarsın gece mi?
Gece.

2Şıklık ve stili nasıl tanımlarsın?
Özgünlük, kim olduğunu yansıtabilme becerisi, alakasız parçalardan yeni bir şey çıkarmak…

Tasarımcılar arasında, çok sevdiğin biri var mı? Neden?
Şu sıralar Haidar Achermann’ı değişik buluyorum. Okul yıllarımdan bu yana sevdiğim bir isim, Dries Van Noten.

Türk tasarımcılar arasında?
Hemen hepsi arkadaşım ve hepsinin kendine has özellikleri güzellikleri var.

Sosyal medyatik bir insan mısın?
Alakam yok. Ben old school takılan bir insanım. Twitter, Facebook zor işler bunlar.

Şu an gardrobunu açsak en fazla hangi markaya rastlarız?
Kendi markama..

Kıyafet alışverişlerinde özel keşfin olan mağazalar var mı?
New York ve Paris en sevdiğim alışveriş şehirleri. Galata’da el yapımı deri ayakkabılar satan bir yer var: old SANDAL.

Ekonomi okumamış olsaydın, markan yine bu kadar başarılı olur muydu?
Ekonomi okumuş olmak, kafamın çalışma şeklini değiştirdi tabii ki.

1Hayatında dönüm noktası olmuş bir an, olay var mı?
2011 yılı İstanbul Fashion Week, önemli bir yol açtı.

Kaç yıldır katılıyorsun?
Bu seneyle birlikte üçüncü kere.

Hayatla en büyük derdin ne?
İkilemlerim. Bir yandan yaratıcı yolda ilerlerken bir yandan da finansal konularla uğraşmak zor oluyor.

Bir tasarımcı olarak nasıl ilham doluyorsun?
İstanbul çok hareketli, yaşam dolu, besliyor beni. Ama bir koleksiyona başlamadan önce mutlaka yurtdışına çıkıyorum, ilham topluyorum.

 

Uzaylı… Penguenler; taparım!

Ateş… Aşk.

Deniz… Huzur.

Brokoli… Pad see ew; favorim değildir de, en sevdiğim stili.

Hayal… Gerçek.

Umut… Yarın.

Çocuk… Gelecek.

Hayat… Yolculuk.

Aşk… Yumuşak karın.

Siyah… Sakin.

Mutluluk… Geliyor.

Keyif… Rakı-meze.

Gözler… Sessiz telaş.

Kalp… oofff ooofff!

Dost… Aile.

Savaş… Barış.

Özlemek… Deneyimlemenin sonucu.

Mektup… Nostalji.

Twitter… Gençlik.

Evlilik... Araf.

Anılar… Olgunluk.

İlk… Saf.

Şehir… Hayat.

Zevk... Beynin yemeği.

Araba... Mide bulantısı.

Merdiven… Evim güzel evim.

Sinema… Kendine vakit ayırabilmek.

Moda… İş

Stil… Ayrıcalık

Tasarım… Matematik

Sanat… Yurtdışı.

Facebook... Zorlama.

Yolculuk… Yenilenme.

Son… Başlangıç.

Yüzük… Hatırlatma.

 

4Bir Moda Tasarımcısı ve Yemek Sanatçısı...Jale Hürdoğan bir “dillere destan markası” Janucha’nın yaratıcısı ve tasarımcısı. Koleksiyonlarıyla ağır ağır, önce İstanbul moda dünyasını fethetti. 2011 İstanbul Fashion Week’in ‘rock star’ı, 2012 yılının ‘Türkiye moda starı’ oldu. Çok yakında da dünya starı olacak.

Son koleksiyonu iki aşkı olan yemek yapmak ve tasarımın birleştirdiği bir güzellikler diyarı. Nouvelle Cuisine’nin “malzemeleri al, yapılarını boz, bambaşka bir şey doğur” konseptinden yola çıkmış. Bir üçleme olan koleksiyonun ilk ayağı İstanbul Fashion Week’te sergilendi. Adı Amuse Boush.

Ünlü şeflerin menüye geçmeden önce misafirlerine sunduğu tek lokmalık “Ağızda Hoşluk” anlamına gelen aperatiflere verilen ad. Maydonoz yeşilleri, pancar fuşyalarıyla hem gözlere hem damaklara hitap ediyor. Üçlemenin ikinci ayağıysa Londra’da. Deniz kestanesi, beyaz trüf mantar ve mürekkep balığından yola çıkan, bunları yılların pişirme tekniği odun ateşinde pişiriyor ve ortaya hem doğudan hem batıdan beslenen gurme bir koleksiyon çıkıyor. Üçlemenin üçüncüsünü merakla bekliyoruz. Kendisiyle alakalı ve alakasız şeyleri konuştuk.