Lara Sayılgan

Yıllarca hazırlandıktan sonra konservatuarın müzikal bölümüne birincilikle girmişsiniz. Peki nasıl oldu da, oraya müzikalci girip fotoğrafçı çıktınız?

Benim annem oyuncu. Ben beş yaşında sahneye çıktım. Édith Piaf’ın çocukluğunu oynuyordum ve bir şarkı söylüyordum oyunda. Bu esnada Leyla Gencer izledi beni ve anneme, bu çocuğun sesi çok güzel, bana ver Lara’yı demiş. Benim de çok hoşuma gitmişti şarkı söylemek, şan dersi almaya başladım, müzikal aşkım oradan doğdu.

Sonra konservatuarı kazandım. Ama uyum sağlayamadım sanırım o dünyaya. Ani bir kararla İngiltere’ye medya okumaya gittim. Bizimkiler çok bozuldular tabii. Bütün gençlik dönemim bu hazırlıkla geçti. Ve kolay da değildi. O dönem 600 kişiden 6 kişi alıyorlardı. Çok az bir kontenjan. Babam konservatuarı en başından beri istememesine rağmen o bile inanamadı. Ama demek ki ben kamera arkası insanıymışım. Bunu anladım. Fotoğrafla ilgilenmeye de medya okurken başladım. Öyle çocukluktan başlayan bir şey değil bu.

Günde kaç bardak su içiyorsunuz?
Saymadım ama 7-8 bardak sanırım.

En severek yaptığınız ve iyi bulduğunuz çekim hangisi?
En başarılı olduğuma inandığım ve beğendiğim çekimim 2 yıl önce; Marie Claire için Chanel defilesinin hemen sonrasında Chanel'in Bizans koleksiyonu çekimiydi.

Fotoğrafçı olmasaydınız ne olurdunuz?
Yine fotoğrafçı olurdum. Yani sanatla ilgili bir şey yapardım orası kesin.

Hayatınızın aşkı ne?
Şimdilik hâlâ işim.

3Türkiye’de, dışarıda tarzını beğendiğiniz fotoğrafçılar hangileri?
Annie Leibovitz. Bunu daha da açabilirim. Şu an geldiği konum gençliğinden bu yana yaşadığı hayatın tamamen filtrelenmiş hali. Annie Libowitz hayatını “ben buyum” diyerek yaşamış. Bence bu çok önemli.

Yalnız kalmayı sever misiniz? Ya da etraf kalabalıklaşınca daralıyor musunuz?
Daralmam ama çok da kalabalık gezmeyi sevmiyorum. Ben hiç bir gruba dahil değilimdir. Bir sürü arkadaş grubum vardır; ben hepsinde tekimdir. İstediğimde girer, istediğimde çıkarım. Kafama göre. Evdeyse, kimseyle kaldığımda ‘Git’ demem ama zaten o kadar uzun süre de geçiremem. Ben çok hareketli biriyim. Sabahtan çıkıyorum tüm gün koşturuyorum. Sürekli bir yanyana durumu olmuyor yani. Ve bence doğru olanı da bu.

Tarzıyla kendinizi özdeşleştirdiğiniz bir moda fotoğrafçısı var mı? Neden?
Ben bile daha bilmiyorum ki ileride ne olacağını. Mesela şimdi daha çok klip çekiyorum. Daha akan görüntüleme, daha ‘motion’la, filmle alakalıyım. Yani, beş yıl sonra ne olacağını bilmiyorum. Ben beş yıl önceki gibi değilim ki, o zaman ki hayatım, isteklerim duruşum başkaydı, şimdi farklı, sonra ne olacak bunu söyleyemem. O yüzden de kendimi özdeşleştirdiğim biri yok.

1Affeder misiniz?
Ederim. Öğreniyorum. Öğrendim. Kabaca iki sene önce başladı. Kendini, aileni, gençliğinde yaşadığın ama su yüzüne çıkarmadıklarını affetmek…

Türkiye’de ve dışarıda nerelerden alışveriş ediyorsunuz?
Paris’i tercih ediyorum. Çok benim tarzım. Mesela Zadig and Voltaire, Maje var, İro… Bunları çok seviyorum ve giyiyorum. Triko, kaşmir ya da başka günlük şeyleri ise Stefanel’den alıyorum. Türkiye’de de onları satan yerlerden alışveriş yapıyorum. Mesela Blender, Midnight Express. Tabii burada biraz daha pahalı oluyor. Zaten hep aynı şeyleri giyiyorum. Deri şort, deri etek mesela…

Tasarım sizin için ne ifade ediyor? Sevdiğiniz birkaç moda tasarımcısını söyler misiniz? (Modadan endüstriyel tasarıma kadar)
Tasarım sadece estetik bir obje yaratmak değil. Yarattığın şey işlevsel de olmalı. İşlevsel olmazsa, alternatif sanat da diyebiliriz ona. Her konu kendi alanında gelişmeli ki ortaya çıkan iş iyi olsun. Mesela mimari ve şehir planlama. Buna önem verilmezse, diğerleri de eksik kalır. Sen eğreti bir yerde yaşıyorsan, ne kadar fikir bulursan bul, gerçekleştiremezsin, tasarımın diğer alanları hep yarım kalır, gelişemez.

Sevdiğim moda tasarımcıları dersek son zamanlarda Alexander Wang’i beğeniyorum, Rick Owens, Stella McCartney.

Hayatta tanıdığınız en büyüleyici insan kim?
Annem.

4Peki fotoğrafçılığın büyüsü ne?
Tamamen ilüzyon olması.

Sizce moda fotoğrafçılığı anlamında Türkiye günün trendlerine ne kadar hâkim?
Bence şu anda çok hâkim. Ama bundan daha iyi olamaz. Çünkü biz o kadar iyi değiliz. Her zaman iki sayı geriden gidiyoruz. Biz alaturka bir halkız ve bunu özümseyemiyoruz. Bunu unutmadan üstüne bir şeyler konulsa, çok daha iyi olacak.

Mesleğinizde hem genel anlamda, hem de kadın olduğunuz için sorunlar yaşıyor musunuz?
Çok gençken yaşıyordum. Artık yaşamıyorum. Ama şöyle ufak tefek şeyler olabiliyor. Eli yüzü düzgün, bakımlı bir kadınsan, iş ilişkisinin dışına kayma eğiliminde olan insanlarla karşılaşabiliyorsun. Bir de erkekler alınmasın ama kadınlar çok daha pratik zekalı.

Her gün yenilediğiniz ritüelleriniz var mı?
Var tabii. Sabah uyanınca olumlamalarımı yaparım. Yüzümü buzla yıkarım. Kahvaltıda yediğim şey bellidir: müsli ve süt. Antremana gitmeden önce kahvemi içerim. Bunlar hiç aksamaz.

Bir gün Türkiye’den giderseniz, nereye gidersiniz?
Sıcak yer çok seviyorum. Şimdi Bodrum’da ufak bir evim var. Onunla uğraşıyorum. Çocukluğumdan beri Paris’te yaşamayı istemişimdir. Orada küçük bir dairem olsa güzel olur. Hayatımı Paris, İstanbul, Bodrum arasında geçiririm.

Hayatımı değiştirdi diyebileceğiniz bir kitap ya da film ya da ikisi birden var mı? Varsa bize de söyleseniz de biz de yeni bir hayata başlasak : )
Var ama çok özel. Söylememeyi tercih ederim.

Tatil konseptiniz ne?
Uzun tatiller yapmam. 3-4 gün kaçarım. O zamanlarda da tekneyle çıkmayı seviyorum.

Herkesin fotoğrafını çekiyorsunuz, sizinkini çektiklerinde rahatsız oluyor musunuz? Utangaç mısınız?
Çok utangaç değilim aslında. Ama oyunculukla, kamera önü farklı şeyler. Mesela hiç canlı yayın takıntım yok. Çok rahatım. Bir süre kendi progmamımızı da yaptık. Hiç sorunum olmadı. Ne sesimle, ne görüntümle ilgili bir sorunum yok. Bildiğim bir şeyden bahsederken, yani kendim gibi olduğumda, biri bana ‘şunu yap’ demediğinde daha rahatım.

Bir klişe olaraktan fotoğrafta şahane çıkmanın yolları ne?
Nasıl, başını hangi açıda tutacağını bilmek çok önemli. Herkesin daha iyi göründüğü bir açısı vardır. Onu bulursanız, ilk adımı atmış olursunuz. Mesela sen Hülya Koçyiğit’in hiç güzel olmayan bir fotoğrafını göremezsin. Röportajlarında bile belli bir açıyla poz verir. Yeni jenerasyon fotoğrafçılar buna güler ama bence çok önemli. Bu bilgiden yararlanmak lazım.

 

Kedi… Ortaköy ve Kate

Ekstra… Kredi kartım

Dolunay… Çılgınlık

Eğlenmek… Hayat hep eğlenceli olmalı

3… Ben 3’ü severim

Saniye… Hayat hızlı geçiyor

Kahve… Onsuz yaşayamıyorum

Boya… Temizlik

Aseton… Kokusunu sevmem

Bıçak… Mutfak

Komik… Komik insanları çok severim

İnternet… Günler onsuz geçmiyor

Kabus… Hiç sevmem

Ev… Huzur

Ego… Olmasın

Çirkin… Güzelleşebilir

İtiraf… Korkutucu

Söz vermek… Zor

Aşk… Hep çok güzel

Göz… Çok önemli

Ruh… Olmazsa olmaz

Kumaş mendil… Kumaş mendil kullanan adamlar çok çekici

80’ler… Bizim dönemler

Terry Richardson… Olsun

Telgraf… Bana telgraf çeken bir sevgilim vardı

Robot… Monotonlaşma

İnsan… Muallak

Evlilik… Olabilir

Babet… Kadınlar neden babet giyiyor???

 

2Bazı insanlar yetenek biriktirir.

Çocukken şarkı söyler dans eder, sahnelere çıkar, müzikallerde oynar, bir gün gözleri açılır ve bir bakar ki fotoğraf çekiyor, film çekiyor… Yelpazesi geniştir onların, ruhu zengin.

İşte böyle insanlardan birinden, Lara Sayılgan’dan hayatının güzel detaylarını dinleyebilmek için sorduk sorularımızı, o da cevap verdi…