Ağustos'ta Nereye?

SAN SEBASTİAN

SAN SEBASTİAN

Ağustos ayı her sene yaşadığımız şehri ıslak bir havasızlığa boğup, metropol üyelerini bitmez bir trafiğe mahkum etmişken akıllara bir serap misali düşüveren yolculuk rotalarının başında Bask bölgesinin en kıdemli üyelerinden San Sebastian geliyor elbette. Dillere destan 3 plajıyla “Avrupa’nın en iyi plajları” olarak anılan Playa de la Concha, Playa de Ondarreta ve Playa de Gros hem sörf tahtası üzerinde dalgalarla yüzleşmenin keyfini çıkarmak isteyen macera tutkunlarını, hem de şöyle sakince kumlara serilip kendini durgun suların içine bırakmak isteyen tembel ruhların gönüllerini fethediyor. 

Yaz aylarının sıcak dinamizmi tüm zenginliğiyle San Sebastian kıyılarını vurmuş, yüzlerce bronz teni aheste aheste şezlongların üzerine sermişken gözleri ve mideleri doyurmanın da binbir türlü yolu bulunuyor hemen. Bask bölgesinin kültür başkenti yarım kalan tatil hayalinizi özel şaraplar, deniz mahsulleri, ördek ve domuz gibi malzemelerle hazırlanan geleneksel “pintxo” adı verilen tadımlıkları ile özenle tamamlıyor. Güneş, kum, kültür ve gastronomi harikaları arasında kelimenin tam anlamıyla “lüküs hayat”ın keyfine varmak üzere, San Sebastian biletleriniz çoktan hazır.

Söz Şehirlerde

Ben San Sebastian

“Ben San Sebastian”

İBİZA

İBİZA

Şehirlerin yavaş yavaş boşalıp sokaklarını turistlere armağan ettiği bir zamanda, kabul edin, herkes gibi sizin de aklınızda tek bir şey var: Hiçbir şey düşünmeden kendinizi güneş, kum ve denizin doğal güzelliklerine adayıp, sabahlara kadar süren bir eğlencenin baş oyuncusu olabileceğiniz serin bir tatil! Ağustos’un insanı kemiklerine kadar ısıtan güneşi yerini, sonbaharın sarı yapraklarına bırakmadan evvel planımız, eşsiz denizi ve bitmek bilmeyen kumsal partileri ile dünyaca ünlenmiş bir eğlence adası olan İbiza. Tüm deli doluluğuna rağmen huzurlu bir romantizmi de elinden bırakmayan bu yaramaz şehirde gün doğarken sakin, sevgi dolu bir kumsal yürüyüşü yapmak da, sabahın ilk ışıklarına dek süren ve her gece farklı Dj performansları ve sahne şovlarıyla taçlanan gece kulüplerinde müziğin ritmine kapılıp gitmek de mümkün.

Dünyanın en güzel plajlarından olan Bora Bora, Salines ve Sant Antoni arasında hiç bitmeyecekmiş gibi geçen rüya gibi bir tatil sizi İspanya havasını taşıdığı gurme mutfaklara da konuk edecektir her seferinde. Elinizde buz gibi bir drink’le müzik dolu bir kumsal partisinin sonuna gelindiğinde şehrin en lüks restoranları Akdeniz’e özgü mezeleri ve paella gibi spesyaliteleri ile emrinize amade. Yastığa başını bir an bile koymak, eğlenceye ara vermek istemeyen şehir sizi her defasında otelin yolunu tutmaktan alıkoyacaktır şüphesiz. Uykuyu aramaktan vazgeçip serildiğiniz beyaz koltukların ve manzaranın tadını çıkarmaya başladığınız vakit yıldızlı bir gece önünüzde seriliyor olacak...

ST. TROPEZ

ST. TROPEZ

Ağustos sıcakları baş gösterdiği, kalbinizin berrak bir deniz ve güneşli bir koy için attığı günlerde “Bu tatilde nereye gitsek?” diye düşünmek yerine haritada parmağınızı Marseille açıklarında püfür püfür esen bir Akdeniz limanına koymayı düşünmez misiniz? Brigitte Bardot’nun “Ve Tanrı Kadını Yarattı” filmiyle adaya ayak bastığı andan beri hiç terk etmediği bu bohem ve lüksün bir arada yaşadığı masalsı diyar artık günümüzde kraliyet temsilcilerini, Hollywood yıldızlarını ve daha nice ünlü ismi ağırlayan gözde bir bölge.

Gösterişli yatlar, gurme restoranlar ve alışverişe düşkün konukların gözlerini parlatan dünyaca ünlü markaların türlü mağazalarıyla kuşatılmış marinasında geçirilecek bir gün dünyaya bedel. Picasso’dan Coco Chanel’e sanat dünyasına damgasını vurmuş pek çok ismin ısrarlı bir şekilde benimsediği, kafelerinde oturup sohbet etmekten, her hafta kurulan sebze meyve pazarında bir tur atmaktan vazgeçemedikleri bir tutkunun adı Saint Tropez. Lavanta ve deniz kokusu birbiriyle sarmaş dolaş olduğunda sadece nefes almak bile yetecektir tüm düşüncelerinizi evde bırakmaya...