Abu Dabi Elinizin Altında

Birleşik Arap Emirlikleri’nin zengin petrol rezervlerinin üzerine kurulmuş başkenti Abu Dabi... Her yıl dünyanın dört bir yanından ziyaretçi akınına uğrayan kent Basra Körfezi’nin en korunaklı beyaz kumsalları ile Arap diyarlarının mistik çöllerini bir arada kucaklayabilecek kadar da hoşgörülü. Her daim sıcaklığını koruyan bu iklimden sonuna kadar yararlanıyoruz; kendimizi 400 km boyunca uzayan muhteşem kumsalların kuytu bir köşesine saklıyoruz. Uzun sürecek bir modern terapiye başvurmaktansa okyanus mineralleriyle beslenen kuma gösterdiğimiz teslimiyet her şeyi bir anda yoluna koyuyor sanki. Doğayla bütünleşmek her zaman iyi geliyor zira yaşadığı şehrin tüm yorgunluğunu sırtlanmış metropol üyelerine. Ancak Abu Dabi’de görüp görebileceğiniz sadece doğa harikaları değil elbette; dünyanın en zengin kenti olarak anılmasının da haklı bir sebebi var. Mimarlık sınırlarının teknoloji kurallarını bir üst noktaya taşımış olduğunu bu kentte öğreniyoruz. Karşımıza çıkan her bina gelecek yüzyılın ipuçlarını fısıldıyor kulaklara.

Tüm kuruntularımızı maviliklere doğru uğurladıktan sonra yeniden geliyoruz hayata ve esas şimdi yaşamaya başlıyoruz burada. Abu Dabi’de geçen dingin sabah saatlerinin yerini, kavurucu güneş etkisini yitirmek üzereyken, insanlarla dolup taşan shisha evleri, yerel çarşılar, en lüks markaların son kreasyonlarını tanıttığı capcanlı alışveriş merkezleri ve tabii ki sınırsız eğlence alıyor. Eski çöl yaşantılarına dair hikâyelerin her sokak başında estiğine şahit oluyoruz ve kültür turlarımızı Seyh Zayed’in görkemli altın kubbelerinin altında Heritage Village’ı tavaf ederek tamamlıyoruz. Derken, 200’den fazla adayı içinde barındıran kentin ışıklı romantik balkonlarından birinde buluyoruz kendimizi, özellikle akşam saatlerinde. Önce deniz kıyısı boyunca uzayıp giden ünlü Corniche Bulvarı’nda aheste bir yürüyüşle hızlandırıyoruz bünyemizi, ardından Yas Marina’sına bakan şık bir restoranda nefis kokteyllerin tadına varıyoruz gönlümüzce. Altın çöl kumları ile okyanuslara halı misali döşenen bembeyaz kumları nasıl büyük bir kucaklayıcılıkla birleştiriyorsa, bizi de aynı kalenderlikle karşılıyor gelenek ve modernitenin aynı anda dillendiği o beşikte sallayıp duruyor, sakinleştiriyor sanki Abu Dabi.

Abu Dabi

En İyiler

Ritz Carlton, Abu Dhabi Grand Canal:

Yüzlerce odası ve uzayıp giden bahçelerine bakan özel villalarıyla dünya üzerindeki en büyük üçüncü Ritz Carlton şubesiyle tanışabilirsiniz: The Ritz Carlton, Abu Dhabi Grand Canal. Arap otantizminin Avrupai bir konforla buluştuğu 447 oda ve süitinden çıkıp otelin sadece kendi konuklarına özel sunduğu eşsiz kumsalıyla karşılaştığınızda Abu Dabi’de a’dan z’ye nasıl bir ilgi göreceğinizi farkediyorsunuz. Akşam yemeğiniz için restoran seçimi yapmaya gelince, The Ritz Carlton elitizmi sizi İtalyan ve Güney Asya mutfağı arasında yine kararsız bırakıyor...

The Yas Viceroy Abu Dhabi:

The Yas Viceroy Abu Dhabi’nin metrelerce uzaktan gözleri kamaştıran fütüristik silueti onu, Abu Dhabi’nin en karakteristik binalarından biri olmaya aday yapıyor. Maviliklerle bezenmiş marina manzarasını ayaklar altına seren haşmetli otel ayrıca Formula yarış pistinin güzergâhlarından biri. Tepeden tırnağa teknolojiyle döşenmiş 449 oda ve süiti konuklarını başka bir dünyaya taşıyor âdeta. The Yas’ın teras katında bulunan iki adet havuzu ise gün batımını bir kokteyl ile batırmak isteyenlerin unutamayacağı anlar yaşatıyor.

St. Regis Abu Dhabi:

St. Regis Abu Dhabi, seçkin misafirlerini, kentin sürekli gelişmekte olan modern kültür merkezinde ağırlamaktan gurur duyuyor. Saadiyat Adası’nın bembeyaz kumsalına açılan otel kapıları sizi okyanusun serin sularıyla buluşturmak için hazır. Ruhunuzu dinlendireceğiniz sakin plajından şehrin hareketli noktalarına 10 dakika uzaklıkta bulunan otelde kusursuz döşenmiş 377 oda ve damak tadınıza uygun lezzetleri sunan restoran hizmet veriyor. Bir St. Regis klasiği olarak adını duyuran 55&5th, The Grill ise şehrin en iyi akşam yemeği adreslerinin başında geliyor.

Hyatt Capital Gate:

Arap Birleşik Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi’de yeni bir Pisa Kulesi’nin yapıldığını söylersek inanır mıydınız? Matematik sınırlarını zorlayan mimarisiyle Hyatt Capital Gate Hotel konuklarını bu sıradışı evin 18. Katında ağırlıyor. Her biri istisnasız rezidans genişliğinde organize edilmiş 189 odası ve teknoloji harikası 22 süiti sizlere şehir siluetinden seçkiler sunuyor. Bir de Pisa Kulesi’nin tepesinde size lüks bir akşam yemeği sunsak, bu fırsatlar dizisine 'hayır' diyemezdiniz herhalde...

Emirates Palace:

Arap mimarisinin, ihtişamın zirvesine tırmandığı nokta: Emirates Palace. Özellikle gün batımında, toprak tonlarının üzerine yansıyan binlerce sarı ışık onun Versaille Sarayı’nın modern halefi olduğuna inandırabilir. Rüya gibi bir konaklama vaat eden otelde 6 farklı süit seçeneğinden yararlanabiliyor, kral ve kraliçeler gibi ağırlanmanın keyfini doyasıya çıkarabiliyorsunuz.

Bunlara Da Bakmaya Değer

Rosewood Hotel:

Abu Dabi’nin göz kamaştıran siluetine 2013 senesinde bir yıldızın daha eklendiğine tanık oluyoruz. Yüksek teknolojiyi konforlu bir konaklama perspektifiyle birleştiren Rosewood Hotel süit seçeneklerinde kullandığı taş, ahşap ve cam ağırlıklı malzemeleriyle modern bir çizgi yakalamış. Cam cepheyle örülmüş otelde dünya mutfaklarının en leziz tariflerini denerken, kendinizi Basra Körfezi’nin ışıltılı zarafetine kaptırmayı ihmal edemiyorsunuz.

Jumeirah at Etihad Towers Hotel:

Şehrin 'tasarım' kelimesiyle birlikte anılır hale gelmiş Etihad Kuleleri’ni mesken tutmuş otel, 69 kattan oluşan mimarisi ve içeri girdiğiniz anda sizi karşılayan Swarovski taşlı avizeleri kalbinizi çarptırıyor. Hayalinizdeki odayı bulmak için çıktığınızda 382 odanın da rafine bir şıklıkla döşendiğini görüyorsunuz. Eşyalarınızı yerleştirdikten sonra otelin özel kumsalında Basra Körfezi’nin uçsuz bucaksız maviliklerine dalabiliyor ya da yeniden bulutlara yükselip 12 restoran arasından damak zevkinize en uygun olanı seçebiliyorsunuz.

Al Raha Beach Hotel:

Abu Dabi’nin ilk butik oteli ünvanını alan Al Raha Beach Hotel şatafattan uzak kalıp sakin bir köşede kumsalın tadını çıkarmak isteyenler için birebir. Şehir merkezine 20 dakika uzaklıktaki otel sizi istediğiniz anda en hareketli noktalara ulaştırmakta da iddialı. Modern bir samimiyetle döşenmiş odalarda Arap esintilerini hissetmemekse güç. Kendilerini doğayla iç içe bir ortamda spa veya saha sporlarıyla buluşturmak isteyenler için özel seans seçenekleri ve squash imkânı da mevcut.

Eastern Mangroves Hotel&Spa:

Basra Körfezi’nin mavisine en çok yakışan beyazlardan Eastern Mangroves Hotel&Spa’nınki. Köpüklü dalgalara açılan ferah cephesi, burada ruhunuzu arındırmanın yollarını takdim ediyor. Uzakdoğu’nun en başarılı spa zincirlerinden biri olan otel şıklık dolu bir konfor içinde sınırsız spa ve terapi seçenekleri sunuyor. Arap dünyasının rahatlığı Tayland’ın ayrıntılı özeni ile birleştiğinde gözünüz sizin için ayrılmış Geleneksel Türk Hamamı’nı bile görmeyebiliyor. Otelden ayrılmak ne kadar zor gelse de, havaalanına ve hareketli şehir merkezine 10’ar dakika mesafede olduğunu bilmek burayı daha da çekici kılıyor.

Qasr Al Sarab Desert Resort:

Anantara Resorts zincirinin Abu Dabi’deki ikinci durağı Quasr Al Sarap, bu defa efsanevi Liwa Çölü’nün mistik ambiyansıyla karşılıyor sizi. Kavurucu çöl güneşinin altında “Cennetin Krallığı” setini hatırlatan otel, kumdan bir saray gibi saklı bir bahçenin kapılarını aralıyor. Otantik Arap motifleriyle döşenmiş her oda, süit ve villa misafirlerine Orta Doğu’nun şaşalı hayatını sunuyor. Şehir merkezine 90 km uzaklıkta bulunsa da otelden çıkmanız için hiçbir sebep kalmıyor aslında, zira Quasr Al Sarap’da dünya mutfaklarının eşsiz lezzetlerinden, tenis kortu ve ustalıklı spa seanslarına kadar her şey mevcut.

Öğle Yemeği İçin En İyi Adresler

BBQ al Qasr:

Günümüzün yeni Versaille Sarayı olarak anılan ünlü Emirates Palace’da barbekü keyfi bambaşka. Ayaklarınızın ucundan Basra Körfezi’nin hafif esintileriyle uçuşan beyaz kumsala açılan otel restoranı Qasr Al Sarab Desert Resort size tarifsiz bir öğle yemeği fırsatı sunuyor. Mangal ateşinde pişen et ve balığın tadına doyamıyorsanız restoranın güler yüzlü ekibi sizin için kumsal tarafında rahat bir masa ayırıyor. Elbette bu güzel öğüne başlamadan önce kendimizi geleneksel nargile nefesleriyle dinlendirmeyi de ihmal etmiyoruz.

Jones The Grocer:

Jones The Grocer size Abu Dabi’de gurme bir deneyim vaat ediyor. Avustralya, Yeni Zelanda ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi yerlerde ünlenmiş bu zincir müşterilerine hem restoran hem de seçkin bir market olarak hizmet veriyor. Kapılarından içeri ilk girdiğiniz andan itibaren Avrupa peynirlerinden yerel ürünlerin sunulduğu büyük standları görünce dudağınız uçukluyor, kokular hayran bırakıyor. Güler yüzlü ve spor giyimli ekibin yardımcı olduğu bahçesinde, şehirde dillerden düşmeyen hamburgerine ya da taptaze kızartılan “günün balığı” seçeneğine göz kırpıyorsunuz.

Fanr:

Saadiyat Adası’nda bulunan Fanr restoran ferah mı ferah iki katlı şık bir mekân. Çocuklarınızla rahat edebileceğiniz bu yerde masanıza oturmadan önce gurme standları için kısa bir teftiş turuna çıkabilirsiniz. Herkesin damak zevkine göre uygun porsiyonu sunabilecek kadar geniş bir menüye sahip olan restoran et ve balık çeşitlerinin en lezzetli örneklerini sunarken, Hindistan Sumatra ve Etiopya bölgelerinden edindiği enfes Arap kahvesini de unutmamanızı istiyor.

The One:

The One restoran farklı konsepti ve muzip fikirleri ile Abu Dabi’nin cazip noktalarından biri. Günün birinde etrafına bakınıp IKEA normlarını aşması gerektiğine karar veren mekân sahibi, açtığı restoranını bir tiyatro oyunu ambiyansıyla yaratmış. Rahat ve büyük koltuklar iç kısımda, yaşayan bir salon havasını yakalarken 'dressing room' lakaplı salata menüsünden hafif bir öğle yemeği şansını yakalayabilirsiniz.

Lemongrass Thai Restaurant:

Abu Dabi’nin kavurucu sıcaklarından kurtulup kendinizi serin bir yere atmak istiyorsanız, adresiniz Lemongrass Thai Restaurant olmalı. Hasır koltuklar ve ahşap masaların mekâna kattığı ferahlık günlük taze malzemelerle hazırlanan sağlıklı Tayland seçkileriyle süsleniyor. Öğle yemeğini hafif bir öğünle geçirmek isteyenler salata ve deniz mahsulü çeşitlerine bakabilir, yemek sonrasında buz gibi bir dinlendirici için hoş bir smoothie alabilir.

Akşam Yemeği İçin En İyi Adresler

Abdel Wahab:

Abu Dabi sakinlerine göre Lübnan mutfağının en seçkin tariflerini sunan restoran, Abdel Wahab, kentin en iyilerinin başında geliyor. Akdeniz mutfağının, iç dekorasyonda ağırlık kazanan oryantal havayla olan karışımı burayı bir başka kılan özelliklerden biri. Arap tarzını yansıtacak lüks bir çarşı olarak düşünülmüş Qaryat al Beri’de bulunan mekâna yine Arabi gondolla ulaşmak yolculuğunuza egzotizm katabilir.

Cipriani:

Guiseppe Cipriani’nin adı Venedik’ten Abu Dabi’ye kadar ulaşmayı başarmış. En şık İtalyan yemeklerinin masaları süslediği Cipriani, Yas Adası’ndan Basra Körfezi’nin üzerine batan turuncu güneşi izlemek için biçilmiş kaftan. Restoranın boydan boya marinaya bakan terasında bir akşam yemeği bu yüzden oldukça romantik bir fikir. Üstelik ünlü mekânın menüsünde İtalyan çeşitlerinin yanı sıra, misafirler için sushi bar da düşünülmüş.

55&5th., The Grill:

Uluslararası düzeyde seçkinliğiyle ün kazanmış The St. Regis Hotel zincirinin Abu Dabi şubesinin en az kendi kadar popüler restoranı 55&5th., The Grill’i ağırlıyor. Koyu ahşap döşemelerin geniş bir şarap seçkisiyle ısındığı mekân, kuru dinlendirme tekniğiyle marine edilmiş et tabakları ile öne çıkıyor. Bu elit ambiyans dinlendirici caz ritimleriyle tamamlanırken, Arabian Snapper’ın da dahil olduğu kokteyl serisine de bakmanızı salık veriyoruz.

Bice:

Abu Dabi’nin göz alıcı binalarından birinin imzasını taşıyan Jumeirah at Etihad Towers’ın ünlü mutfağı Bice’deyiz. Otelin havuz katında bulunan restoranı ziyaretçilerine İtalyan lezzetlerinden geniş bir seçki sunuyor burada. Konfor odaklı iç dekorasyon, uzun hoş bir sohbet eşliğinde geçirilecek akşam yemeği için ideal. Damakta eriyen yumuşacık bir et tabağı ile yanında gelen risotto şehirde yapılacak en iyi tercihlerden...

Ushna:

Estirdiği Venedik ambiyansıyla Abu Dabi’nin popüler noktalarından biri haline gelmiş olan Qaryat Al Beni etnik bir sofra hayal eden seçkin ziyaretçilerini Ushna’ya yönlendiriyor. Gastronomi sahnesine adım attığından beri başarılarına her gün yenisini ekleyen restoran, Time Out Abu Dhabi’nin de takdirini kazanmış gözüküyor. Basra Körfezi’ne karşı kurulmuş eşsiz bir Hint sofrası, modern ve şık planlamasıyla Ushna’da.

Atıştırılmalı!

Magnola Bakery:

İlk olarak New York’un bir köşesinde açılan Magnola Bakery, meşhur muzlu puding’i ve tatlı çeşitlerini Abu Dabi’ye taşımış. Devasa bir alışveriş merkezi olan The Galleria at Sowwah Square’de açılan bu yeni şube klasik Amerikan tarzı pastanelerin ruhunu Basra Körfezi’nde yaşatıyor artık. Yoğun geçen bir gezinin ardından Magnola’ya uğrayıp, cupcake’lerden dondurmalara uzanan renkli menüsüne göz atmak bize kalırsa harika bir fikir!

whEAT:

Le Royal Meridien Hotel’in “tatlı” yıldızı whEAT, hazırladığı menü ile Abu Dabi’nin en leziz atıştırmalık serisinden birini oluşturuyor. Güneşin artık kavurucu etkisini yitirdiği akşam üstü saatlerinde bu gurme mekâna konuk olup terasına yerleşebilir, kruvasan ve 'pain au chocolat' gibi klasiklerin tadına bakabilirsiniz.

Mama’s Cupcakes:

Ünlü markaların zincir şubelerinin dışına çıkıp yerel girişimcilerin elinden en güzel tatlıları, özellikle de enerji deposu cupcake’leri denemek isteyenlerin adresi Mama’s Cupcakes. Abu Dabi’de giderek popüler hale gelen cupcake merakı, mekân sahibi Faiza Taha’nın ziyaretçilerini her geçen gün artırıyor. Kentin en pahalı cupcake’lerini yapan Bloomsbury’s’e kendini rakip ilan eden bu sevimli dükkân her gün taptaze çıkan 12 çeşit cupcake sunuyor.

Allure:

Şehrin ikonik eserlerinden The Yas Hotel’e bir köprüyle bağlı olan Allure, Cipriani’nin imzasını taşıyan girişimlerden biri. Körfezin ve Yas Adası marinasının lüks yatlarına bakan muhteşem manzarasının yanında, Allure sınırlarına girdiğiniz anda Formula 1 pistinden de geçmiş oluyorsunuz. Abu Dabi’nin en prestijli gece kulüplerinden Allure’de karşınıza her an Richard Branson, Hugh Grant çıkabiliyor. Daha önce mekânı ziyaret edenler arasında bulunan Michael Schumacher’inse bir an önce iyileşip tekrar keyif çatabilmesini diliyoruz.

Sho Cho:

Abu Dabi’nin en hip Japon restoranlarından biri de Sho Cho. Sofistike bir şıklığın eseri olan, beyaz rengin minimalizmine bürünmüş bu elit mekânda leziz sushi ve sashimi setlerinin yanında ayrıca kokteyl denemelerine de girişebiliyorsunuz. Gün batımında körfez maviliğine açılan terası içkilerini yudumlamak üzere gelen iş adamlarının buluşma noktalarından biri.

G-Club:

Le Méridien Hotel Abu Dhabi’nin bünyesindeki G-Club haftanın her günü sunduğu özel fırsatlarla şehirde doyasıya eğlenmek isteyenleri büyük bir ilgiyle ağırlıyor. Özel göbek dansıyla ün yapmış Arap kültürünün en hit parçaları ve happy hours seçenekleri, burada sakin sakin oturmanın pek mümkün olmadığını gösteriyor. Üstelik kadın kadına çıkılan gecelerin tüm hazırlığını kadınlara özel gece konsepti ve ücretsiz girişiyle yine G-Club yapıyor.

The One:

The One, dünyanın dört bir tarafından gelip maharetlerini sergileyen 19 grafiti sanatçısının eserleriyle karşılıyor eğlence tutkunlarını. Binanın dış cephesini boydan boya grafiti ile renklendiren çizimler gece hayatının çağrıştırdıklarını resmediyor. Burası kalabalıkların arasında her şeyi unutup kendini sabahın ilk ışıklarına kadar müziğin akışına bırakmak isteyenlerin ilk duraklarından biri. Her gece yüzlerce kişiyi ağırlayan mekânın kabininde en son Markus Schulz’ün görüldüğü de gelen bilgiler arasında...

Alışveriş

Marina Mall:

Şehir merkezinin en hareketli noktalarından birinde dikiliyor karşınıza Marina Mall. Kapılarını 2001’de ziyaretçilerine açan alışveriş merkezi Louis Vuitton, Burberry, Chanel, Yves Saint Laurent gibi dünyaca ünlü lüks markaları ağırlıyor. Zenginlik kaynaklarından biri olarak listelere giren Abu Dabi’den eli boş dönmek niyetinde olmayan misafirlerin mutlaka uğraması gereken yerlerin başında geliyor burası. Üstelik çocuklar için düşünülmüş eğlence durakları, geniş ailelerin yardımına koşuyor.

The Galleria:

Abu Dabi’nin kendi ruhunu yansıtacak baştan aşağı teknolojiyle donatılan Al Maryah Adası’ndaki iş merkezi dünyanın önde gelen marka kentleriyle boy ölçüşüyor. Ödüllü mimarlar Goettsch Partners yönetimindeki projenin temelini The Galleria oluşturuyor. 2013 senesinde kapılarını açan alışveriş merkezi ünlü markaların en son tasarımlarını gardrobuna eklemek isteyenlerin mabedi haline gelmiş. Bulgari, Christian Dior, Tag Heuer ve daha nicesi kentin en elit muhitinde gün boyu sürecek bir alışveriş turu için sizi bekliyor.

Avenue

Abu Dabi’nin en prestijli gökdelenlerinden biri olan Etihad Towers, sınırlı sayıda üretilen özel koleksiyon parçaların beğeniye sunulduğu Avenue’ye de ev sahipliği yapıyor. Henüz ziyaretçi akınına uğramayan mekân, size özel tahsis edilmiş hissiyatı yaratırken tüm bir alışveriş turunuzu çok daha fazla keyifli kılıyor. Etihad kulelerinin ilk iki katında yer edinmiş Avenue’de Canali’den A. Lange&Söhne’ye toplam 35 elit markayı bulmak mümkün.

S*uce:

Şehrin en büyük alışveriş merkezlerinden biri olan Marina Mall’da yerini alıyor S*uce. Onlarca özgün tasarımcının en trendy kreasyonlarını sergileyen mağazada kadın, erkek giyim standlarından çanta ve ayakkabılara uzanan pek çok çeşit bulmak mümkün. Abu Dabi poşetlerinizde moda vitrinlerinin en sıradışı ürünleriyle dönmek isteyenler bu şık noktayı planlarına eklemeliler.

Abdul Samad al Qurashi:

Büyülü Orta Doğu topraklarının doğal gizemlerinin parfüm şişeleriyle buluştuğu yer Al Qurashi. Arap Yarımadası’nın en eski formüllerini bugün dünyanın farklı uyruklarına mensup sayısız kişinin bedeninde buluşturuyor bu köklü aile. İlk adımlarını 1852’de atan Al Qurashi üyeleri kral ve kraliçelerin tahtlarını bu kokularla süslemiş yıllar boyu. Bugün Abu Dabi alışveriş merkezinin 1. katında hizmet veren markanın en otantik ürünlerinin başında “Oud” geliyor.

Bateel:

Gurme damakların Abu Dabi’yi terk eylemeden önce yapacakları en keyifli tur Bateel’i hedef alıyor. İnce çalışılmış çikolata çeşitlerinin yanında Ortadoğu kültürüne has tatları da bulabileceğiniz mekânda otantik lezzetleri deneyebilir, sevdikleriniz için gurme hediyelikleri düşünebilirsiniz. İçleri badem, portakal ya da zencefil ile doldurulmuş hurmalar Bateel’in ve müdavimlerinin gözdelerinden.

Görülmesi Gereken Yerler

Sheikh Zayed Camii

Yapımına, Birleşik Arap Emirlikleri devlet başkanı olan Halife bin Zayed Al Nahyan’ın isteği üzerine başlanan Sheikh Zayed Camii, bugün dünyanın en büyük 3. camisi kabul ediliyor. Baştan aşağı zarafetle kuşanmış camide altın kaplamalar, mermer sütunlar ve kristaller ziyaretçileri mistik bir dünyaya götürüyor. Abu Dabi güneşinin altında parlayan bembeyaz kubbeleri ve altın varakları görmek isteyenler ücretsiz rehber turlarına katılabiliyor.

Sheikh Zayed Saray Müzesi

Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkanı Sheikh Zayed Al Nahyan’ın sarayı olarak anılan göz alıcı eser İslam mimarisinin Abu Dabi’deki en güzel örneklerinden. 1910’da inşa edilen saray bugün müze olarak kapılarını açıyor ziyaretçilerine. Al Ain vahasının sınırına yaslanmış görkemli eserin içinde otantik avlulardan devlet başkanlarının ağırlandığı salonlara pek çok önemli bölme var.

Louvre Abu Dabi:

Şehrin en lüks otellerinin bulunduğu Saadiyat Adası, sahip olduğu prestiji sanat ve kültür alanında da kazanma iddiasında. Dünyanın en büyük müzelerinden olan Louvre Müzesi ile iş birliği geliştiren adaya yeni bir Louvre’un ilk temelleri atılıyor. 2015’te görkemli bir açılışa hazırlanan müzede ilk çağların arkeolojik eserlerinden, aydınlanma çağının önemli parçalarına kadar geniş bir seçkiyi bulmak mümkün olacak.

The Al Ain Hayvanat Bahçesi:

Abu Dabi’nin en yüksek zirvesi Jebel Hafeet’in yamacına kurulmuş ağaçlarla bezenmiş rengârenk bir park: The Al Ain Zoo. Güneşli bir keşif turu için çocuklarınızı da alıp rotanızı bu keyifli hayvanat bahçesine çevirebilirsiniz. İçinde 4000’i aşkın tükenmekte olan hayvan türü barındıran parkta zürafaları besleyip, develerle arkadaşlık etmenin yollarını ararken vaktin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.

Heritage Village:

Heritage Village, şehrin en canlı noktalarından birinde yüzyıllar önce yaşanan bir hayali sergiliyor. Marina alışveriş merkezinin hemen yakınında bulunan açık müze, çöl hayatını ve Arap el sanatlarını yakından deneyimlemek için mükemmel bir fırsat. Keçi tüyünden yapılan çadırlar, Arap zanaatkârların çömlek ve el işleri arasında gezinirken kendinizi “Arabistanlı Lawrence” gibi hissetmeniz işten değil...

Ferrari World Abu Dhabi:

Nice şehirler gezmiş olabilirsiniz ama daha önce hiç bu kadar büyük bir eğlence parkıyla karşılaşmadığınıza emin olabilirsiniz. Ferrari World Abu Dhabi, Yas Adası’ndaki dudak uçuklatan kompleksi ile dünya üzerindeki en geniş oyun alanı. Hem çocuklara hem de ruhu daima çocuk kalanlara hitap eden bu fantastik diyarda teknoloji harikası 4D simülasyonları deneyip, efsanevi Ferrari fabrikasının nasıl işlediğini tüm ayrıntılarıyla sergileyen alanı ziyaret edebilirsiniz.

Kitaplar & Filmler

'The Kingdom':

FBI ajanları ve El-Kaide militanları arasında geçen kıyasıya yaşanan bir kovalamacayı anlatan The Kingdom’ın baş rollerinde Jamie Foxx, Jennifer Garner gibi isimler yer alıyor. Film, Abu Dabi’nin ıssız çöllerini savaş unsurunu dışarda bırakarak düşlemek için maceraperest bir girişim olabilir.

'Sex and The City 2':

İzlenme rekorları kıran ve 4 New York’lu kadının özgür hayatlarını konu alan dizi bu defa şatafatlı bir Abu Dabi seyahatini filme alıyor. Filmde geçen sahneler sebebiyle Abu Dabi yönetimi Sex and The City setine izin vermemiş olsa da Birleşik Arap Emirlikleri’ne has oryantalizmi ve lüks içinde yaşanan şatafatlı hayatı yakalamak mümkün.

Aman Aman!

Abu Dabi’de tanık olacağınız lüks ve modern hayat size kentin çöl topraklarına inşa edildiğini unutturmasın.

Sahip olduğu karakteristik iklim dolayısıyla yıl boyunca, özellikle de yaz aylarında epey ter döktüren havalardan kaçıp rahat bir soluk almak istiyorsanız Ekim ve Aralık aylarını tercih edebilirsiniz.

Aynı zamanda hem gezi hem de hız tutkunu olan müstakbel ziyaretçilere ise, Yas Adası’nı tavaf eden Formula 1 pistinde 2014 Grand Prix’sini kaçırmamalarını öneririz.

Sıkıcı Bilgiler

Dünya üzerinde inşa edilmiş en göz alıcı alışveriş merkezlerinin kurulduğu fantastik Abu Dabi'de gün boyu sürecek bir lüks turu atmak için hazır bekleyen yolcuları, tüm mağazaların öğle saatleri hariç her daim açık olduğu konusunda uyarıyoruz.

Abu Dabi sınırları içinde Birleşik Arap Emirlikleri'nin gelenek ve göreneklerini unutmamanızı, özellikle de tuvaletlerde uygulanan cinsiyet ayrımını göz ardı etmemenizi tavsiye ediyoruz.