Amsterdam Elinizin Altında

Kuzey’in Venedik’i! Kanallarıyla, laleleriyle, mimari yapısıyla, müzeleriyle, eğlence hayatıyla zihinlerde canlı bir kartpostal yaratan küçük bir şehir Amsterdam. Avrupa’nın çok farklı bir yüzünü yaşatıyor bu şehir ziyaretçilerine. Herkesin farklı tatlar bulabileceği ve deneyimleyebileceği, metropol havasından uzak ama bir o kadar da enerjik bir şehir burası.

Amsterdam’ın sembollerinden biri olan bisikletle şehirde gezmek, ara sokaklarda kaybolup küçük yerel kafeleri, vintage dükkânları keşfetmek, sembolleşmiş müzeleri ziyaret etmek, kanal gezisi yapmak, büyük bir tahta Hollanda terliğinin içine girip fotoğraf çektirmek Amsterdam’da yapılması gerekenlerden sadece birkaçı.

Amsterdam, büyük şehrin hareketliliğine, kırsal kesimin tatlı rahatlığına ve kadınların kendilerine has işçi sendikaları kurduğu, prensin sıcak günlerde bir top dondurma için sıraya girdiği modern bir toplumun medeniyet seviyesine sahip bir şehir… Âşık olmadan dönemeyeceksiniz…

Amsterdam

En İyiler

Conservatorium Hotel:

Şehir merkezinde yeni açılan, müzelere ve lüks alışveriş markalarının bulunduğu caddeye yakın olan Conservatorium Hotel, Amsterdam oteller rehberinin gözdesi. Otel, İtalyan asıllı Piero Lissoni tarafından modern çizgilerle tasarlanmış. Misafirlerine kaliteli ve sıcak bir ortamda konaklama imkânı sunuyor. Yorucu bir günden sonra otelin spa’sında tazelenmek ise Amsterdam’da yapılacaklardan.

Hotel de l’Europe:

Uzun bir Amsterdam tarihine tanıklık etmiş yüzyıllık bir şahsiyet olan Hotel de l’Europe, Amsterdam oteller listesindeki yerini büyük bir nezaketle alıyor. Amstel Nehri’nin yanı başında dikilen gösterişli binası, 2010’da geçirdiği restorasyonla birlikte lüks döşenmiş tam 111 oda, 42 süit ve Penthouse Suit'e kavuşmuş. Bu klasik Amsterdam otelinin Michelin yıldızlı restoranı Bord’Eau’yu da unutmamak gerek.

The Dylan:

Amsterdam’ın her yürüyüşte insanın içini ısıtan kanal evleri bir başka evi daha katıyor aralarına: The Dylan. Klasik taş kapılarından geçer geçmez sizi tüm sıcaklığıyla karşılayan otel ekibi, Amsterdam’da nerede kalınır diye karalar bağlayanların içine su serpiyor. Ahşap detaylarla süslenmiş Asya esintili odalarıyla The Dylan’ın size sunduğu konfor ve güveni gördükten sonra "içinden çıkılması güç oteller" listesine daha fazla göz atacağınızı sanmıyoruz.

Canal House:

Dünyanın en iyi 60 oteli arasına girmiş bu butik otel, 21. yüzyıl çizgileri ile Hollanda kültür ve tarihini birleştirerek hazırladığı 23 odasıyla Amsterdam’ın en iyi otellerinden biri. Aynı zamanda Amsterdam’ın keşfedilmesi gereken ana caddelerinden Keizersgracht’da bulunan otel şehre hâkim, mükemmel bir lokasyonda konumlanmış.

Grand Hotel Amrath:

Amsterdam’ın en ünlü otelleri arasında bulunan Grand Hotel Amrath Amsterdam’da keşfedilecekler listesinde baş köşeye oturan Dam Meydanı’na sadece birkaç adım uzaklıkta bulunuyor. Art-deco tarzında döşenmiş. 165 tane odası ve süiti bulunan otelde servis kalitesi mükemmelin de ötesinde. Otelin en keyifli yerlerinden biri olan çatı katından bir kadeh şarap eşliğinde Amsterdam’ın tarihi yerlerini ve muhteşem manzarasını keyifle izleyebilirsiniz.

Andaz Amsterdam Prinsengracht:

Şehrin özgür ruhuna yakışır bir otel önerisi de Andaz Amsterdam. Dekorasyonuyla misafirlerini girişinden itibaren farklı bir maceraya taşıyan mekân, Amsterdam’da nerede kalınır diye aranarak vakit kaybetmek istemeyenlere yenilikler sunmaktan geri kalmıyor. Pek çok otelin sunduğu ev ortamı ve rahatlığın aksine enerji ve ilham veren bir atmosfere sahip. Hiç şüphesiz en can alıcı bölümü olan led ışıklarla oluşturdukları gözlem evi sayesinde size Amsterdam’da farklı bir konaklama deneyimi yaşatıyor. Odalardaki çağdaş ve sıradışı dekorasyon ziyaretçilerin tüm beklentilerini karşılıyor.

Bunlara Da Bakmaya Değer

Hotel de Hallen Amsterdam:

Eski bir tren deposundan otel olur mu diye merak edenlerin, Amsterdam’da görülmesi gereken yerler sıralamasına bir ek yapmaları gerekiyor. Karşınızda Hotel de Hallen Amsterdam. İç dekorasyonuna hâkim olan yalın ve modern çizgileri, otelin geniş hacimli 55 odasında da bulmak mümkün. Farklı bir konaklama deneyiminin yanı sıra otelin Amsterdam’da moda ve sanat ile ünlenen semtlerine yakın olması da kendisini ayrıca tercih edilir kılıyor.

Hotel Notting Hill Amsterdam:

Ekim 2011’den beri konuklarını şehrin merkezinde ağırlıyor. Sizi evinizdeki kadar rahat hissettirecek olan otel, modern çizgilerle tasarlanmış odalarıyla Amsterdam’da nerede kalınır sorusunun en konforlu cevabı. Otele ait olan Brasserie Londen, Amsterdam’da akşam yemeği öncesinde bir şeyler atıştırıp yorgunluk atılabilecek keyifli bir mekân.

SEVEN one SEVEN:

Amsterdam otelleri arasında tarihi bir yere sahip olan butik oteli, 19. yüzyıldan kalma bir binada 9 tane süitiyle karşınızda. Her biri değişik renklerde farklı dekore edilmiş, evden uzak ama evdeymiş hissi verilmiş. En eğlenceli kısmı da her odanın Shakespeare, Franz Liszt, Schubert gibi sanatçı isimleriyle adlandırılmış olması. Az odası olmasına rağmen fiyatları da uygun.

Citizen M Amsterdam:

Citizen M Amsterdam, diğer ülkelerde olduğu gibi bu şehirde de kendini, hayatını yolculuğa adamış maceraperestlerin mutluluğuna adamış. Otelin tasarımından sorumlu olan Philippe Starck odalarda avant-garde tatlar denemeyi de ihmal etmemiş. Amsterdam'da görülmesi gereken kültürel duraklara olan yakınlığı ise elbette konaklama felsefesinin bir parçası.

Maison Rika:

Girişine baktığınızda Ulrika Lundgren’in tasarladığı Rika markasının ürünleri satılıyor. Yakın geçmişte mağazanın bulunduğu binanın diğer katlarını misafir evine dönüştürme kararı alan Lundgren, siyah büyük çerçeveli pencereleri, sade ve modern dekoruyla sıcak bir ortam yaratarak Amsterdam’ın en iyi otellerinden birine imzasını atmış. Çatı katındaki oda ise siyah ve beyazın uyumuyla New York’taymış hissi veriyor. Bu odada yıldızların altında uyumak isteyenler rezervasyonlarını önceden yaptırmalılar.

 

Öğle Yemeği İçin En İyi Adresler

The Butcher:

The Albert Cuypstraat’da yeni açılmış olan The Butcher Amsterdam’daki en iyi hamburgerin adreslerinden biri olarak şehirde yiyebileceğiniz en lezzetli ve en kaliteli hamburger çeşitlerini sunuyor. Fiyatları da uygun

Le Petit Bistro:

Amsterdam restoranlarının oluşturduğu gastronomi sahnesine The Grand in Amsterdam oteli bünyesinde kapılarını açan Le Petit Bistro ile bir yıldız daha ekleniyor. Şık bir tasarım ürünü olan restoranda hafif bir öğle yemeği için tercihinizi avokado ve karidesli salatasından yana kullanabilirsiniz. Ancak menü kapsamındaki seçeneklerden tek birini sipariş verdiğiniz takdirde tüm menüyü ödeyeceğinizi hatırlatalım.

Bordewijk:

Şehrin cıvıltısının eksik olmadığı, cumartesileri kurulan 'Noordermarkt’ın güler yüzlü mekânı Bordewijk, elbette Amsterdam restoranlar rehberinde yerini alıyor. Deniz mahsullü seçeneklerinin yanında koku duyularını açan geniş bir peynir ve şarap seçkisinin olduğunu da ekleyelim. Onun için ki bu hareketli restoran, Amsterdam şehir rehberinizin vazgeçilmezlerinden olmaya aday.

George Cafe:

Turistten çok yerli ahalinin ve gençlerin uğrak yeri, Amsterdam’da öğle yemeğinin vazgeçilmez bir diğer adresi George Cafe. Beyaz tuğla duvarları, aynaları, tahta banklarıyla çok sade bir dekorasyona sahip. New York ve Paris klasiklerinden, yumurtadan bagel çeşitlerine, 'croque monsieur'den Fransız usulü soslarla servis edilen et çeşitlerine kadar herkesin damak zevkine uyacak zengin bir menüye sahip.

De Ysbreeker:

Şehrin yerlilerinin uğrak mekânlarından. Amsterdam’da keyifli bir öğle yemeği sunmak adına sandviç, salata, hamburger çeşitlerinin yanında bira için özel menü de oluşturulmuş. Güzel havalarda kaldırım üstüne konulmuş masalarda oturup kanal manzarasını izlemek ve şehrin havasını solumak için en güzel mekânlardan bir tanesi.

Cafe Restaurant Amsterdam:

19. yüzyılın sonlarında arındırma tesisi olarak kurulan bina, 20. yüzyılın sonlarında yeniden dekore edilerek Cafe Restaurant Amsterdam olarak misafirlerini ağırlamaya başladı. Deniz mahsulleri ağırlıklı menüsünde et çeşitleri de mevcut. Haftanın her günü açık olan bu Amsterdam restoranına rezervasyonsuz gitmemekte fayda var.

Gartine:

Fastfood akımına karşı oluşturulmuş slowfood yemekler sunuluyor. Sağlıklı bir öğle yemeği yemek için Amsterdam restoran rehberinin en iyi alternatiflerinden. Mekândaki yeşillikleri ve sebzeleri, sahipleri kendileri yetiştiriyorlar. Kahvaltısı pek meşhur. Ayrıca trüflü mayonezli karides tartar ve kestane ve ceviz kremalı domuz sosisler en çok tercih edilen yemeklerden.

Mazzo:

Şirin kafeleri ve restoranlarıyla Amsterdam’ın mutlaka görülmesi gereken meşhur semti The Jordaan’da herkesin kendini evinin salonunda hissedebileceği bir mekân. İtalyan mutfağından esinlenerek hazırlanmış menüsünde pizza, panini, makarna ve risotto çeşitleri sunuluyor. Ayrıca zengin bir şarap menüsüne de sahip. Yine İtalyan geleneklerindeki kalabalık sıcak aile yemekleri örnek alınarak uzun yemek masaları ve açık mutfak tercih edilmiş. Haftanın her günü açık olan mekâna akşam için rezervasyon yapmakta fayda var.

Akşam Yemeği İçin En İyi Adresler

De Kas:

Amsterdam’da Michelin yıldızlı bir şefin mekânında yemek yeme ayrıcalığı yaşamak için en doğru ve en özel adres. Şef Gert-Jan Hageman eski ve yıkılmak üzere olan bir fidanlığı restoran haline getirmiş. Bu Amsterdam restoranı, sera tipi 8 m. yüksekliğinde cam bir yapının içine yerleşmiş. Yemeklerinde kullandığı tüm malzemeler De Kas’ın kendi bahçelerinde ve tarlalarında yetişiyor. Mutfaktaki heyecanlı sürecin izlenebileceği şefin masası, özel yemekler için bahçe odası, özellikle yaz dönemlerinde açılan veranda bölümü misafirlerini ağırlamak için sunduğu alternatiflerden birkaç tanesi.

Greetje:

Organik yemek için Amsterdam şehir rehberinin size sunabileceği alternatifler sayısız. Burası da klasikleşmiş olanlardan bir tanesi. René Loven, annesinin klasik metotlarla pişirdiği yemeklerden ilham alarak 2005 yılında Greetje’yi açmaya karar vermiş. Et, ördek, balık çeşitlerinin yöresel soslarla servis edildiği mekânda şekerli ekmek, paté, Hollanda peynirleri ve elma şurubu gibi lezzetleri tatmak da mümkün. Pazartesi günleri kapalı olan bu Amsterdam restoranı haftanın diğer günleri 18:00’dan sonra misafirlerini ağırlıyor.

Envy:

Supperclub, Nomads gibi gece kulüplerini de bünyesinde bulunduran IQ Creative grubuna ait mekânlardan biri. Taze ürünlerin ve güzel şarapların ikram edileceğini daha içeri girerken hissedebiliyorsunuz. Menüsünde sarımsaklı, biberiyeli, lavantalı gibi farklı lezzetlerde Hollanda salam çeşitlerinin yanı sıra İtalya’nın mortadella, prosciutto, bresaola’sı gibi meşhur salamlarından da tatmak mümkün. Açık mutfağı ve şık dekorasyonuyla misafirlerini ağırlayan restoran sizi haftanın her günü Amsterdam’da akşam yemeğine de davet ediyor.

Lion Noir:

İsminden de anlaşılabileceği gibi Fransız etkileri taşıyan restoran, Amsterdam’ın en iyi restoranlarından biri olarak en iyi iç dekorasyon ödülüne layık görülmüş. Samimi ama aynı zamanda şık bir ortamı var. Yaz mevsiminde yeşillikler içindeki bahçesinde yenilen yemek şehrin merkezinde olma hissini unutturuyor. Deniz mahsullerinden et çeşitlerine lezzetli ve yaratıcı tabaklar sunuluyor. Hafta içi öğle yemeği servisi, hafta sonu akşam yemeği servisi verilen mekân yemek sonrası için de güzel bir alternatif.

Dynasty:

Amsterdam’da Çin mutfağını nerede bulurum diyenler için şehir rehberinin en iyi restoranlarından biri olan Dynasty hazır. Tavanındaki kâğıt şemsiyeleri ve kırmızı rengin baskın olduğu dekorasyonuyla Uzakdoğu atmosferini şehre taşıyor. Zengin menüsünde Çin mutfağının klasikleri haricinde Tay, Vietnam ve Malezya mutfaklarından da alternatifler sunuluyor. Salı günleri kapalı olan mekân sadece akşam yemeği servisi veriyor.    

Proef:

Marije ve Piet, Rotterdam’dan sonra Proef’un ikinci şubesini Amsterdam’da restoran konseptiyle açtılar. Menüsü sezona göre değişiklik gösteren organik ve yerel ürünlerden oluşuyor. Piet, tabaklarını bir ressam titizliğiyle hazırlıyor. Akşamları başlangıç, ana yemek ve tatlıdan oluşan 3 fiks menü alternatifi sunuluyor. Sadece hafta sonları 12:00-15:00 arasında öğle yemeği servisi veren mekân, pazartesileri hariç her gün 18:00’dan sonra açık. Amsterdam restoran rehberinin kıdemli üyesi Proef’e rezervasyon yapmadan gitmemek gerekiyor.

Bussia:

Amsterdam şehir rehberinde en ünlü caddelerinden biri olarak anılan 9 Streets, mütevazı olduğu kadar şık bir restoranı da ağırlıyor. İtalyan mutfağının en güzel tariflerinin modern bir yoruma kavuştuğu mekânda uzun lezzetli bir buluşmaya ortak olmak çok keyifli olacak.

L’invité le Restaurant:

Amsterdam’da şehir turunun en romantik kanallarından biri olan Joordan’da şık bir akşam yemeği için L’invité le Restaurant’a çeviriyoruz gözlerimizi. Kanalın hemen yanına atılmış bir iki masası, içeride siyah ve beyazın asil uyumu, Fransız mutfağının en ünlü tarifleriyle birleşince planımız adım adım işliyor.   

Atıştırılmalı!

Vleminckx Sausmeesters:

Tüm yerli halkın çok sevdiği kızarmış patateslerden yemek Amsterdam’da mutlaka yapılması gereken keyiflerden biri. Şehrin pek çok yerinde tadabilirsiniz. Fakat bu işi 1887’den beri yapan ve 1958’den beri de şu an bulunduğu adreste kızarmış patates satan Vleminckx Sausmeesters’de yapmak – uzun kuyruklara rağmen – bizce şart.

Winkel43:

Akşama daha enerjik olmak için akşamüstü molası verilebilecek küçük ama şirin bir adres. Tam bir mahalle kahvesi tadındaki mekânın, kaldırım üzerindeki banklarında oturup çevreyi seyretmek ve bol krem şantili elmalı turta yiyip yanında sıcak bir kahve içmek, Amsterdam’da ne yapılır ki demek yerine günün yorgunluğunun atılması için ideal.

Puccini Bomboni:

Tatlı severlerin, çikolatayla ilgili ufuklarını zorlayacak, onları yepyeni tatları denemeye teşvik edecek ziyaret edilmesi gereken bir nokta Puccini Bomboni. Üstelik enfes çikolataların yanında sunulan kutular ayrıca bir hediyelik eşya niteliğinde.

Amsterdam’ın hızlı bir gece hayatı olduğunu hatırlatmaya gerek yok. Dünyanın pek çok yerinden gelen turist için şehrin en çekici tarafı da gece kulüpleri, barları ve diskoları.

Air:

Şehrin öne çıkan diskolarından bir tanesi. Farklılık, tolerans, kalite ve özgürlük kriterlerini savunan bir yer. Elektronik müziği lazer gösterisiyle süsleyen mekânda haftanın belirli gecelerinde ünlü DJ performanslarına yer veriliyor. 1300 kişilik kapasitesi, 5 ayrı barı ve 2 sigara içilebilen alanı ile Air, Amsterdam’da gece hayatının ilk adreslerinden. Pazartesi günleri hariç her gün misafirlerini karşılıyor ve unutulamayacak bir Amsterdam gecesi yaşatıyor.

Bar Barbou:

Bütün bu hareketli gece hayatının yanında The Dylan otelinin içindeki bar, gelen misafirlere sıcak bir ortam sunuyor. Kendi evinizin salonunda arkadaşlarınızı ağırlıyormuşsunuz gibi hissedeceğiniz bu barda farklı dünya şaraplarından ve otelin hazırladığı atıştırmalıklardan tatmak Amsterdam’da keşfedilmesi gereken en şık zevklerden.

Vyne:

Bira tüketiminin yoğun olduğu Amsterdam’da, şarap severler için alternatiflerin az olduğunu düşünen Bert van der Leden, burayı hizmete açmış. Mekân, Fransa, Şili, Avustralya, İtalya, İspanya gibi dünyanın pek çok yerinden şarap alternatifleri sunan bir menüye sahip. Yüksek bar masaları ve sandalyeleriyle, şarapların sergilendiği uzun camekânıyla hoş bir ortam sunan Vyne, Amsterdam’da nerede içilir diyen gurmeler için eşsiz bir fırsat. Sakin ve keyifli bir gece geçirmek için en iyi adreslerden bir tanesi.

BAUT Amsterdam:

Amsterdam’da bohem Avrupa kültürünü lezzetli biralarla taçlandırmadan olur mu hiç? 2013 senesine hızlı bir giriş yapan BAUT dinamik ambiyansı ile hip bir buluşma noktası olmaya devam ederken hem de! Uzun bir gezinin ardından kendinizi renkli koltuklarına atıp soğuk biranızdan yudumlarken gecenin ilerleyen saatlerinde de genç kent nüfusunun enerjisine karışabilirsiniz. BAUT, Amsterdam’da gece hayatına atılmak için iyi bir başlangıç.

Alışveriş

Amsterdam alışveriş konusunda da diğer Avrupa şehirlerinden daha farklı. Daha yaratıcı, daha alışılmışın dışında ürünlere rastlama ihtimaliniz çok yüksek.

Droog:

Bu mağazalardan bir tanesi olan Droog, Staalstraat caddesinde bulunuyor. Aksesuarlardan sofra takımlarına, aydınlatmadan mobilyaya çeşitli tasarımcıların ürünlerinin satıldığı mağazada hayal gücünün neler yaratabileceğine şahit olacaksınız. Amsterdam’da ziyaret edileceklere adını yazdıran Droog, Pazartesi günleri kapalı.

Amsterdamlı Modacılar:

Amsterdam’a kadar gitmişken Hollandalı tasarımcıların koleksiyonlarından almak kesinlikle kaçınılmaz. Pauline van Dongen, bunlardan yalnızca bir tanesi. Sade fakat iddialı bir şeyler arıyorsanız mutlaka bu tasarımcıyı ziyaret etmelisiniz. Amsterdam’da modayı daha ulaşılabilir kılmayı hedefleyen Cora Kemperman ve Gloria Kok, ürünlerini geçmiş ve gelecek sezonlarda da kullanılabilir olma özelliğiyle tasarlıyorlar. Şehirli 'cool' kızların rahatça giyebileceği 'rock’n’roll' tarzında tişörtleri ve kazakları tasarlayan Zoe Karssen son dönemlerin ve tabii ki Amsterdam şehir rehberinin vazgeçilmezleri arasında.

Raw Materials:

Seyahatlerde ev için alınan dekoratif parçalar hep daha özel olmuştur. Belki de o şehri anımsattığı için. Amsterdam’dan ne alınır derken karşınıza çıkan depo tadındaki bu mağazada eski, ikinci el, cilasız mobilyalar, otantik kumaşlar, kilimler, geri dönüşümde kullanılabilecek maddelerden üretilmiş lambalar ve aksesuarlar satılıyor. Amsterdam’da alışveriş Raw Materials’ın endüstriyel, rustik ve alışılmışın dışında özel ürünleriyle daha keyifli.

Mendo:

Kültürel alışveriş imkânı da sunan Amsterdam’da farklı dallarda özelleşmiş kitapları Mendo’da bulmak mümkün. Kitapseverlerin Amsterdam’da görülmesi gereken yerler listesine ekledikleri uğrak mekânı Mendo’da fotoğraf, moda, mimari, iç ve grafik tasarım gibi alanlarda uzmanlaşmış kişilerin kitaplarının yanı sıra XL kitap çeşitlerini de bulmak mümkün.

Müzeler

Amsterdam’da müze turuna çıkanlar genelde hızlarını bir iki müzeyle alamazlar. Bunun tek sebebi, müzelerin kataloglarındaki eserler değil elbette. Bu müzeler, Hollanda’nın sanata ve müzeciliğe bakışını da yansıttığından, çokça ilgi çekiyorlar.

Museumplein (Müze Meydanı):

Museumplein’da üç müze bulunuyor. Bunlardan Van Gogh Müzesi, Amsterdam’da ziyaret edilmesi gerekenlerin başında yer alıyor zira müze Hollanda’nın da en çok ziyaretçi çeken adresi. Binaların birinde, kalıcı sergi, kafe ve mağaza gibi bölümler var. Diğer binada geçici sergiler bulunuyor. Van Gogh Müzesi’ne komşu olan iki müze Rijksmuseum ve Stedelijk Müzesi. Rijksmuseum, Hollanda tarihi ve kültürel mirasını görselleştiriyor. Stedelijk Müzesi ise, modern ve çağdaş sanatlara ve tasarımlara ev sahipliği yapıyor

Rembrandt’ın Evi:

Rembrandt’ın anısına, ressamın yirmi yıl boyunca yaşadığı ev müze haline geldiğinden beri Amsterdam’da gezilecek yerlerin başında geliyor. Ziyaretçiler hem ünlü ressamın hayatının büyük bölümünü geçirdiği bu evi gezme şansı yakalıyor, hem de ressamın eserlerini yakından görüyorlar.

Anne Frank Müzesi ve Joods Historisch Museum:

Anne Frank ve ailesinin, 2. Dünya Savaşı sırasında saklandıkları evin ta kendisi. Günlüğü aracılığıyla hikâyesini tarihe aktarabilmiş olan Anne Frank’ın kişisel tarihine bakmak ve savaşın etkilerini hatırlamak için Amsterdam’da görülmesi gereken bir yer. Tabii buna ek olarak Joods Historisch Museum’u da görmekte fayda var. 11.000 civarında eserin bulunduğu müze, Yahudi geleneklerinin ve âdetlerinin tarihsel sürecini aktarıyor.

Nemo Müzesi:

Amsterdam müze rehberinin belki de en ilginç üyesidir Nemo Müzesi. Bir bilim müzesi olan mekân, mimarisiyle de içeride sergilenen deneylere gönderme yapıyor. Beş katlı müzenin en üst katı çocuklara ve kafeye ayrılmış. Diğer katların her birinde, deney örneklerini ve sonuçlarını doğrudan görmek mümkün. Özellikle dördüncü katta sergilenen, insan beyni ve hafızası üzerinde yapılan testler Amsterdam’da keşfedilecek şaşırtıcı sonuçlar veriyor.

Hash Marihuana & Hemp:

Popüler kültürde Amsterdam, haşhaşla çok özdeşleşen bir şehir haline geldi. Haşhaş kullanımının serbest olmasının elbette bunda payı çok. Bu serbestliğin arkasındaki sebepleri daha iyi anlayabilmek için Amsterdam’da gezilecek en önemli müze Hash Marihuana & Hemp’i öneriyoruz. Müzede haşhaş bitkisinin kullanımı tarihselleştiriliyor. Tarımda, endüstride, kozmetikte ve daha pek çok üretim alanındaki yeri de gözler önüne seriliyor.

Tassenmuseum Hendrikje:

Amsterdam’da eğlence denince akla ilk Amsterdam müzelerinden birinin gelmesi kulağa biraz garip gelebilir ama hak vereceksiniz. Müzede tarihi değeri olan çantalar, bavullar ve el çantaları sergileniyor. Tarihleri 16. yüzyıla kadar uzanan 4000 parçalık koleksiyonun meraklısı da ziyaretçisi de çok.

Filmmuseum:

Bu film müzesi, Amsterdam’da ziyaret edilmesi gereken başka bir butik müze. Müzede Hollanda’da gösterilmiş yerli ve yabancı filmler korunuyor. Bunlardan en eskisi 1896 yapımı Hollanda yapımı bir film. Müze arşivinde 46.000 film üzerine materyal, 35.000 poster ve 450.000 fotoğraf bulunuyor.

Hermitage Amsterdam:

Amsterdam şehir rehberinde modern sanatına önemli bir yere sahip müzelerinden biri. Süreli sergilerinin yanı sıra, iki de kalıcı sergisi var. Matisse’den Malevich’e isimli kalıcı sergi, modern sanatın çok önemli eserlerini bünyesinde toplamış.

Eduard Planting Gallery:

Amsterdam’da sanat severlerin buluşma noktalarından biri olan Eduard Planting Gallery uluslararası alanda ünlenmiş farklı fotoğrafçıların eserlerini alıp satan ancak sadece bununla yetinmeyen bir yer. Yeni yeteneklerin keşfedilmesinde önemli rol oynayan galerinin anonim sergileri de Amsterdam’da keşfedilecekler arasında. Eduard Planting Gallery’nin, Amsterdam müze rehberlerindeki noktalara göre daha alternatif bir ton tutturabilmesinin sırrı da burda. 

Gitmeden Göz Atılacaklar

‘My ‘Dam Life’:

Sean Condon, esprili dili ve kendi deneyimlerinden yola çıkarak çeşitli temalar üzerine yazdığı kitaplarıyla meşhur. ‘My ‘Dam Life’ adlı kitabında Amsterdam’da yaşadığı üç yılı anlatıyor.

‘Amsterdam: A Brief Life of the City’:

Şehri bir yerelin ağzından dinlemek isteyenler de Geert Mak’ın bu kitabını okuyabilir. Kitapta Amsterdam’ın geçirdiği değişimler akıcı bir dille anlatılıyor.

‘Rituals’:

Hollanda’nın en ünlü yazarlarından biri olan Cees Noteboom’un "Rituals" adlı kitabı da Amsterdam’la ilgili bilgi edinmek için iyi bir fırsat

Aman Aman!

Kraliçenin 29 Nisan’daki doğum günü 30 Nisan akşamı kutlanıyor. Bütün şehir kocaman bir sokak partisine dönüşüyor. Resmi yerlerin kapalı olduğu bugünde dükkânların açılış saatleri değişiklik gösterebiliyor, çoğu Amsterdam restoranlarının menülerinde de o güne özel yemekler sunuluyor. O gün aynı zamanda Amsterdam’ın yıl içinde en kalabalık olduğu gün.
Halk arasında Hollanda haşhaş tüketiminde çok serbest bir olduğuna dair efsaneler dolaşır. Ancak sanılanın aksine bu konuda çok ciddi kısıtlamalar bulunuyor ve bunlar sık sık güncelleniyor.

Sıkıcı Bilgiler

Havaalanına taksi ücreti 45€ civarında oluyor. Taksilere bahşiş bırakılması bekleniyor.

Yokuşu olmayan şehir Amsterdam’da yapılacak en keyifli aktivitelerden biri ulaşımda en yaygın araç olan bisikletlerden kiralamak. Fakat bisikletinizi doğru şekilde kilitlediğinize emin olmalısını; şehirdeki bisiklet sayısına yakın bir oranda hırsızlığı da mevcut. Günlük kira 8€ ancak süre uzadıkça fiyatta indirim oluyor.

Toplu taşımaya binmek için OV kart tedarik etmek gerekiyor. Kanaldaki botlar 40 dakikada bir kalkıyor.

Araba kiralayacak olursanız park ücretlerinin çok yüksek olduğunu göz önünde bulundurmanızı öneririz. Geçerlilik süresine bağlı olarak artan fiyatlarla satılan 'i amsterdam city card'  ile, pek çok müze ücretsiz gezilebiliyor, toplu taşıma sisteminden ücretsiz faydalanılabiliyor.

Hollanda’nın uluslararası telefon kodu +31. Sabit hatları aramaya 020 ile ve cep telefonlarını aramaya 06 ile başlamanız gerekiyor.

Şehirler ve Yürüyüş Rotaları

Amsterdam

18 saatte “Amsterdam”

Nisan'da Nereye?

Nisan'da Nereye?

“AMSTERDAM”