Bangkok Elinizin Altında

Malumunuz Tayland hemen hemen herkese ruhani yolculukları, el değmemiş doğayı ve egzotik atmosferleri çağrıştırır. Ama Bangkok bundan ibaret bir şehir değil. Bangkok silueti gökdelenlerle dolu, koşturması bol bir şehir. Hele akşam olunca daha bir enerjikleşen bir şehir. Şehrin semalarındaki helikopter trafiği, gökdelenlerin çatılarındaki baş döndürücü restoranlar ve barlar, gurme tatlar, yaratıcı DJ’ler dolup taşıyor şehirden.

İster istemez çok eğlenceli ama çok da yorucu geçen her Bangkok gecesinin ardından uyanmakta zorluk çekenlerin imdadına Asya’nın en güzel çayları, kahve, detoks içecek çeşitleri yetişiyor. Arkasından şehirle tanışmaca, dolaşmaca, alışverişle geçen günler, spa’dan çıkmak istenmeyen günler, civar kasabalardaki plajların keşfedildiği günler derken, Bangkok’tan dönüşe geçmek giderek erteleniyor.

Bangkok

En İyiler

U Sukhumvit:

Farklı coğrafyaları keşfetmekten kendinizi alıkoyamıyor ama evinizde hissettiğiniz konfordan da ödün vermek istemiyorsanız Bangkok oteller rehberinize 1 Nisan 2014 itibariyle kapılarını açan U Sukhumvit’i ekleyebilirsiniz. Şehrin finans merkezi olarak tanınan Sukhumvit Soi 15’de yükselen otel, 62 Superior ve 20 Deluxe odası ile evlerinde bulduklarından vazgeçmeyenleri ağırlıyor. İçinde pek çok şık Bangkok restoranı barındıran muhite U ile eklenen UZZIE ise misafirlerine Asya ve Avrupa mutfaklarından seçkiler sunmak için de hazır.

Le Méridien Suvarnabhumi, Bangkok Golf Resort & Spa:

Bangkok’da Eylül 2014 itibariyle bir “Le Méridien” klasiği daha;Le Méridien Suvarnabhumi, Bangkok Golf Resort & Spa şehir rehberine ekleniyor. Bangkok havaalanı ile şehir merkezi arasında bir noktada yükselen otel iki farklı konsepti bir arada yaşamak fena olmazdı ama böyle bir konsept için Bankok’ta nerede kalınır diyen misafirler için ideal. Ev genişliğinde tasarlanmış her biri birbirinden ferah 223 oda ve süiti, geniş golf sahası ile seçkin zevklerin karşılık bulacağı bir tatil köyü atmosferi yaratırken şehir merkezine olan yakınlığıyla da tercih edilir kılıyor kendini.

The Siam:

Chao Phyraya nehrinin hemen yanında konuşlanmış, Tayland'ın renkli mistisizmi ile art-deco tarzını dekorasyonunda birleştirmiş olan Bangkok’un en iyi otellerinden biri olan bu büyüleyici mekân, konuklarına şık odalardan ve kaliteli bir hizmetten daha fazlasını sunuyor. Villa süitlerindeki özel havuzlardan, oda hizmetine kadar birçok şımartıcı detaya yer verilmiş. Otelin bünyesinde yer alan birçok ayırıcı özellik arasında Thai mutfağını birebir öğrenebileceğiniz bir aşçılık okulu, dilerseniz Uzakdoğu aroma terapileri ve masajlarını sunan Bangkok’un en iyi spa adreslerinden biri olan merkezi ve Thai-box yapabileceğiniz bir ringi dahi mevcut.

The Sukhothai:

Şehrin merkezinde, 13. yüzyıl Thai estetiği ile modern çizgileri oldukça başarılı bir şekilde harmanlamış olan butik otelin, 47’si suit olmak üzere 210 odası ile Bangkok otel rehberinin önde gelen isimlerinden. Dekorasyonunda siyah, füme ve tik ağacı gibi koyu tonlar tercih edilmiş. Şehrin göbeğinde bir ormanı andıran bahçesi, etrafını çevreleyen gökdelenlerle tam bir kontrast yaratıyor. Ödüllü Bangkok restoranı Celadon, yerel mutfağın tüm çeşitlerini havuz manzaralı teraslarında ve yarı açık salonlarında konuklarına sunuyor. Dilerseniz Zuk Bar'ın sedirlerinde,  yerel kokteyller veya ödüllü şaraplarla şık bir atmosferi paylaşabilir veya açık hava lounge'unda viskinizi yudumlayabilirsiniz.

Hotel Muse:

Bangkok otel rehberinin en “şehirli” oteli... 1950’lerin Hollywood estetiği ile döşenmiş, masif ahşap ve deri unsurların yer aldığı, fakat buna rağmen son derece samimi ve güler yüzlü olan Hotel Muse, adından da anlaşılacağı üzere ilham dolu bir şıklık sunuyor. Tasarımın en can alıcı noktası, 19. katta bulunan yüzme havuzu. Modern-rustik İtalyan restoranı Medici, Şef Francesco Lenzi tarafından yaratılmış çok özel bir menüye sahip. Üstelik bu menüyü DJ ve opera sanatçılarının canlı performansları eşliğinde tadıyorsunuz. Dilerseniz, üst katta yer alan Su Tha Ros'ta geleneksel Bangkok yemekleriyle tanışabilir ya da lobideki Frnasız bistrosu Le Salon'da daha hafif bir yemek yiyebilirsiniz. 

The Peninsula:

Hong Konglu otel zinciri Peninsula, Bangkok şehir rehberinin baş köşesinde adaylığını koyan şubesi için Chao Phraya Nehri’nin kenarını seçmiş. Özel mimarisi ve geniş camlarıyla her odadan hoş bir manzara görünmesini garantiliyor. Otelin spa’sı, Asya’daki en iyi spa’lardan biri olarak kabul ediliyor. Giriş kattaki Mei Jiang adlı restoran, klasik ve şık dekoruyla dikkat çekiyor ve Kanton mutfağından gurme seçenekler sunuyor. Thiptara ise terasa kurulmuş küçük bir köy gibi. Menüdeki yöresel Tayland ev yemekleri de bu hissi pekiştiriyor. River Café ise, Chao Phraya Nehri’yle adeta iç içe. Kahvaltı ve atıştırmalık menüsüyle, otelin konuklarını ağırlıyor.

Cabochon Hotel:

Cabochon Hotel, 1960’lı yıllarda New York’tan Bangkok’a ışınlanmış bir apartman gibi görünüyor ve Bangkok’da nerede kalınır endişesi taşıyanlara en şık cevaplardan biri oluyor. Odaları da otel odasından çok birer daire gibi tasarlanmış. Kütüphanesi, klasik hatlı koltukları, hasır ve ahşap karışımı sandalyeleri, sehpa olarak kullanılan sandıklarıyla bir dönem filmi setini andırıyor. Bu nostaljik duyguyu bozan ise teknolojik donanımı oluyor. Thai Lao Yeh isimli restoranı, Tayland mutfağından lezzetler sunuyor. Çatıdaki havuzunda, gökdelenlerin arasında yapacağınız tembelliğin keyfi ise başka hiçbir şeyde yok.

Sofitel So:

Sofitel dünyanın birbirinden çok uzak noktalarında otelleri bulunan büyük bir otel zinciri. Bangkok oteller rehberinde ise tam iki şubeleri bulunuyor. Sofitel So Bangkok modern ve 30 katlı bir binada hizmet veriyor. Otelin tasarımı, Christian Lacroix’ya ait. Tasarımda Wu Xing’den yani beş elementten esinlenilmiş; su, toprak, ateş, tahta ve demir. Sofitel Bangkok Sukhumvit ise Bangkok’da alışveriş ve finans merkezlerine çok yakın bir mesafede 345 odasında ağırlıyor misafirlerini. Her iki otel de çağdaş, minimalist ve modern stilleriyle dikkat çekiyor.

Bunlara Da Bakmaya Değer

Hansar Bangkok:

Bangkok’da nerede kalınır demeden önce Hansar Bangkok ismini kaydetmenizi öneririz. 94 odasında, klasik tasarımı ile konuklarına geleneksel bir konfor sunmayı amaçlayan otelin dekorasyonunda ahşap ve cam unsurlar ön plana çıkmış. Stüdyo süitlerindeki mini mutfaklar sayesinde özelinize kapanmanıza imkân tanıyor. Otelin geneline hâkim olan minimalist butik tutum kendisini gün boyu servis veren Cafe Boca'da da gösteriyor. Hansar'ın tasarımının arkasında yatan ekip, yine kendilerine ait yerel kahve markası Elefin ile çok özel bir kahve deneyimi sunuyor. Bangkok’da akşam yemeği içinse, Eve, yine Fransız mutfağından tatlar sunuyor. Eve’in en can alıcı özelliği ise kahvaltılarında saklı. Otelin 8. katında yer alan 26 metrelik havuzda serinledikten sonra, Zest Bar'ın Bloody Mary'sini tatmanızı tavsiye ederiz.

Maduzi Hotel:

"Gelin ve görün" manasına gelen ismi, bu otelin Bangkok şehir rehberi adına gösterdiği iddiayı daha ilk anda ortaya koyuyor. Oldukça maskülen ve sofistike bir estetikle dekore edilmiş alanlarında koyu renkler, masif mobilyalar ve metal işçiliği ön plana çıkartılmış. Otelin spor salonu, lounge’u ve bir de kütüphanesi bulunuyor. Japon Şef Yuya Okuda'nın önderliğindeki Maduzi Restaurant by Yuya, yerel Bangkok yemekleri, Fransız füzyonu ve oryantal dokunuşlarla birleştirmiş. Restoranın dekorasyonunda kullanılan metal paneller Granada'nın Alhambra sarayından esinlenmiş süslemelerle işlenmiş. Maduzi, James Bond filmlerinden fırlamış bir mekân âdeta... Buna otelin ismiyle özdeşleşmiş Martini'si de dahil. 

Oriental Residence:

Şehrin merkezinde, sessiz, yemyeşil parkların arasında, gökdelenlerin ışıltılı siluetlerine komşu Bangkok otelinin en belirgin özelliği, sadeliğinden gelen zarafeti. Beyazın ve pastel tonların aydınlattığı yüksek tavanlı alanları ve geniş pencereleriyle oldukça ferah bir ortamı var. 145 odasının 104 tanesi apartman stilinde süitler olan Oriental Residence'ın her odasının şehrin merkezine bakan etkileyici manzarası Bangkok’da görülmesi gerekenlerin de başında geliyor. Havuz, Uzakdoğu motiflerini modern minimal çizgilerle buluşturmuş bir tasarıma sahip. Otelin iki restoranından Cafe Claire, aydınlık, rahat ve sempatik bir ortamda gurme menüsü, sabah kahvaltıları, öğle ve akşam yemekleri servis ediyor. Mondopop ise, Çin mutfağının füzyonları merkeze alınacak şekilde hazırlanmış sofistike tatlarla dolu bir restoran.

The Metropolitan:

Sinema ve moda dünyasından birçok önemli isme ev sahipliği yapmış olan otelde, renklerin koyu tonlarda çok cüretkâr bir üslupla mekâna savrulması, bu Bangkok otelinin konseptini oluşturan minimalizmin sade iddiasını birkaç kademe birden atlatmış. Avustralyalı Şef David Thomson'un imzasını taşıyan Nahm, geleneksel Thai mutfağının ürünlerini sunuyor. Otelin spa bölümünün yanında yer alan Glow ise, daha sade ve gündelik menüsüyle Bangkok’da yine keşfedilecekler arasına giriyor. Gün boyu çeşitli detoks içecekleri ve düşük kalorili egzotik lezzetler spor salondan çıktıktan sonra sağlıklı bir tazelenme için birebir. 

Tenface:

Adını efsanevi masal kahramanı, on suretli dev Tosakan'dan alan butik otel, bir gece kulübünden içeri adım atıyormuş hissini uyandırsa da ilerledikçe konuklarına bir masal dünyasının kapılarını açıyor. Tasarımında modern unsurların ön plana çıktığı bu küçük ama iddialı otelin geniş ve konfor gözetilerek tasarlanmış 79 süiti Bangkok’da nerede kalınır sorusunun en keyifli rehberi oluyor. Penthouse'u ise bu yerel ama bir o kadar da küresel deneyimin en özel parçası. Wanara Eatery'nin menüsünde pizza, makarna ve salata çeşitlerinin yanı sıra, Thai mutfağından örnekler de mevcut. Wanara, Thai dilinde orman anlamına geliyor ve Bangkok’da görülmesi gereken restoranlardan biri olarak anılıyor. Özellikle yerel mutfağın önemli unsurlarını bu orman konsepti altında birleştiren restoranın dışında giriş katında yer alan Sita Bar’da , uluslararası üne kavuşmuş kokteyli, Lovelorn Tosakan'ı denemenizi tavsiye ederiz. 

The Hua Chang Heritage Hotel:

The Hua Chang Heritage Hotel uzun bir mirası bugüne taşıyan noktalardan biri olarak Bangkok’un en iyi otelleri arasında yerini alıyor. Kral Rama ve döneminin geleneksel Tayland mimarisinin gizemiyle tanıştığınız otel, tik ağacından yapılan otantik çatısı altında huzur bulduğunuz yegâne anları sunuyor. Asya esintileriyle Avrupa romantizminin kombin edildiği 80 oda ve süiti ise ruhunuzu dinlendirmek, sizi egzotik bir Tayland gezisine hazırlamak için bekliyor. Güney Asya topraklarının büyüsü ve bugünün teknolojisi arasında bir yerde keşfe çıkmak isteyenler için The Hua Chang Heritage.

Öğle Yemeği İçin En İyi Adresler

Jim Thompson:

Tayland ipeğinin ününü Dünya’ya duyuran Amerikalı Jim Thompson efsanesini duymuşsunuzdur. 2. Dünya savaşının bitiminde Chao Phraya nehrinin kenarındaki eski Oriental otelini alır ve sosyal bir buluşma mekânı haline getirir. Tayland’ın gelişen ekonomisine katkıda bulunmak için ipek işine merak sarar... Hikâyenin gerisini öğrenmek için Bangkok müze rehberinin bu ilginç noktasını ziyaret etmelisiniz. Müze restoranına gelince geleneksel Thai yemeğinin çağdaş mutfakla buluştuğu bir mekân olarak Bangkok’ta keşfedilmesi gereken restoran adreslerinden biri olduğunu söylemeliyiz.

Viva & Aviv:

Chao Phraya River kenarında, sakin ve tembel bir öğlen geçirmek için en güzel adres. Garip şekillerde hazırlanmış pizzalar, salatalar, sandviçler ve tatlılara taze meyve suları ve smoothie’ler eşlik ediyor. Bangkok’un en iyi restoranlarından biri olan Viva & Aviv’de Avustralyalı bir sörfçü gibi beslenip sağlık ve enerji dolacağınızdan hiç şüpheniz olmasın.

Karmakamet Diner Bangkok:

Bangkok’un finans bölgesi olarak bilinen ışıltılı noktası Sukhumvit Soi 24’te keşfedilecekler listesine bir yenisi daha ekleniyor: Karmakamet Diner Bangkok. Mutfak dışında aromatik ürünleriyle tanınan markanın açtığı restoran, iç dekorasyonunda tasarladığı rüstik ambiyansı ve bitkilerin sarmaladığı bahçesi ile hareketli bir Bangkok turunun bohem molası âdeta. Karmakamet ürünlerinin duvarlarını süslediği, müziğin ve bahçenin sizi dinlendirdiği bu gizli noktada etli ravioli, limon ve domates soslu makarna gibi seçenekleri deneyebilirsiniz. Brunch ve akşam yemekleri için de uygun olan mekân, şehrin temposunu durdurmak isteyenler için.

Kuppa:

Sıradışı mimarisi ve post-endüstriyel unsurlarla yerel motifleri harmanlayan dekorasyonu ile Kuppa, özellikle damakta izi kalacak bir kahve deneyimi yaşamak isteyenler için Bangkok’da ziyaret edilmesi gereken bir mekân. 1998 yılında açılan Kuppa, gün boyu kahvaltı servisi de yapıyor. Kahvaltı menüsü geleneksel İngiliz ve Fransız kahvaltılarından esinlenilerek hazırlanmış. Sandviç, makarna, salata ve pizza gibi klasik seçeneklere ek olarak Tayland yemekleri de ayrı bir başlık olarak karşımıza çıkıyor.

Baan Klang Nam:

Biraz turistik bir yer ama olsun. Şehre ilk gelişiniz ise Bangkok şehir rehberinde kendisine yer açmak Bangkok’da yapılacaklar listesine de bir tik atmak anlamına gelecektir. Tayland’ın deniz ürünlü yemeklerinin hemen her çeşidini burada bulabiliyorsunuz. Bu mutfakla yeni tanışanlar için ‘oryantasyon turu’ gibi geçecektir. İster öğlen, ister akşam buyurun.

Akşam Yemeği

Water Library:

Bangkok'da keşfedilmesi gereken gastronomi deneyimlerinin başında gelen Water Library, bir su barına sahip olmasıyla öne çıkıyor. Restorandan içeri girdiğinizde karşınıza çıkan devasa barın raflarında dünyanın çeşitli bölgelerinden getirtilmiş suları dizili görüyorsunuz. Yuvarlak hatları olan mimarisinin merkezine yerleştirilmiş olan bu göz alıcı barın yanı sıra tüm mekân oldukça modern ve endüstriyel bir tasarıma sahip. Bangkok’da akşam yemeği için seçilmiş en iyi adreslerden biri olan mekânın menüsü ise, dünya füzyonlarına ev sahipliği yapıyor. Başlangıç olarak wasabi dondurmalı deniz tarağı bu Bangkok restoranının klasiklerinden. Daha sonra deniz ürünleri tercih edebileceğiniz gibi, Viktoryen tarzda pişirilmiş kuzu budunu da deneyebilirsiniz. Oldukça geniş bir şarap menüsünün yanı sıra imza değeri taşıyan kokteylleri ile de fark yaratıyor. 

Hazara:

Hazara restoran olarak bir binalar kompleksinin parçası. Geleneksel Thai mimarisine uygun olacak şekilde tasarlanmış bu binalar, farklı amaçlar için birbirlerine bağlanmış. Yan binada bir spa bulunuyor. Hazara ile aynı binayı paylaşan Face Bar'da caz müziği eşliğinde birer kadeh aperatif içtiyseniz artık Hazara’ya yani Bangkok’un en iyi Hint restoranına geçebilirsiniz demektir. Dilerseniz charpai denen bambu minderlerde de oturup Raan Hazara, Murgh Makhani veya Rogan Gosh gibi geleneksel tatları deneyebilirsiniz. Vejetaryenler için hazırlanmış özel seçenekler de restoranı Bangkok rehberinin vazgeçilmezlerinden yapıyor.

Hyde & Seek:

Mottosu adından belli! Misafirlerine çocukluk dönemlerini hatırlatan bir naiflik ortamı yaratmışlar. Dekorasyonunu oluşturan romantik-rustik öğeler, ilüstrasyonlar ve vintage ayrıntılar çok özenle seçilmiş bir tarzı yansıtıyor. Menüsünde Amerikan mutfağından Uzakdoğu tatlarına çok çeşitli seçenekler sunan mekânın barında oturup tartar soslu karides pop-corn veya çok özel soslarla tatlandırılmış istiridyelerden atıştırmak Bangkok’da yapılması gereken en lezzetli aktivetelerden. Orta Amerika usulü burgerlardan, ördek göğsüne, "yeşil şarap"lı spaghettiden, patates püresi eşliğinde Atlantik somonuna kadar çok geniş bir yelpaze sunan Hyde &Seek Bangkok’da nerede yenir sorusunu aklından çıkaramayanlar için ideal. Yemekten sonra West Village NY Cheese Cake için yer bıraktığınızdan emin olun.

Seafood Market and Restaurant:

Buranın ününü duymuşsunuzdur. Ne de olsa burası da Bangkok şehir rehberinin olmazsa olmazlarından. Başlı başına deniz mahsulleri ve balık çeşitleri cenneti. Kapıdan girer girmez size bir kaptan eşlik ediyor. Upuzun balıkçı tezgahında hayatınızda görüp görebileceğiniz her tür yüzen canlının tadına bakabiliyorsunuz. Sonra da size eşlik eden kaptana aldıklarınızın nasıl pişirilmesini istediğinizi tarif ediyorsunuz. Artık emin ellerde hazırlanan yemeğinizi beklemek üzere Bangkok en ünlü restoranları arasında anılan mekânın keyifli bir köşesine yerleşebilirsiniz.

Antonio’s:

Dünya’nın neresinde olursak olalım İtalyan mutfağı bizlere hep cazip gelmiştir. Uzakdoğu’da botanik bir bahçenin içinde  şık bir akşam yemeği yemek için Antonio’s Bangkok restoran rehberindeki en güzel seçeneklerden. Ailesinden aldığı ilham ve yemeğe olan tutkusu Tony’nin bu keyifli trattoria’yı açmasına neden olmuş. Öyle çok kalabalık bir menüsü yok, fakat bütün yemekler Tony’nin kendi yaratıcılığıyla hazırlanmış. İtalyan mutfağından nasibini almak isteyenlerin Bangkok’da görülecekler listesine eklemeleri gereken restoranda özellikle İtalyan şaraplarının ağırlıkta olduğu seçkin bir kav da mevcut.

Smith:

“Tarladan sofraya” felsefesiyle en ince malzemesine kadar tamamen organik ürünler kullanan ve usta olduğu et ve balık çeşitlerinde yenilikler yapmaktan vazgeçmeyen yeni bir mekân Smith. Bangkok şehir turunun egzotik cümbüşünü geride bırakıp, 40 senelik bir depoda yeni baştan yaratılan bir restoranda akşam yemeği almak sizce de farklı bir deneyim olmaz mıydı? Üstelik Smith’de şeftali soslu leziz domuz porsiyonların ve damak zevkinize uygun diğer seçeneklerin yanında ev yapımı bira veya şarap bulabileceğinizi de hatırlatalım.

Le Du:

Bangkok restoranlarının gurme adreslerine Le Du ile bir yenisi daha ekleniyor. Silom ve Sathorn yolu arasında gizli bir mabed misali usul usul bekleyen restoranı, Bangkok’da nereye gidilir diye dönüp duranlar fark edebiliyor ancak. Michelin yıldızlı restoranlarda yıllarca çalışmış deneyimli şefler Ton ve Tae öğle saatlerinde Avrupaî bir bistro menüsüyle karşınıza çıkarken, akşamları başka bir havaya bürünen mekân Thai usulü hazırlanan özel tarifleri ön plana çıkarıyor. Tayland’ın verimli topraklarından elde edilen taptaze ürünlerle hazırlanan tadımlık menüsü 'yeni başlayanlar' için keyifli bir seçenek.

Eat Me:

Bangkok’da sanat ve gastronominin birlikteliği, 1998’den beri Eat Me ile vücut buluyor. Bünyesine tarz sahibi bir lounge ekleyen restoran bambularla donatılmış doğal teras ambiyansı ile romantik akşam yemekleri için ilk başvurulan en iyi Bangkok restoranlarından biri. New York’ta başlayan ve şimdilik Bangkok ile sonlanan yolunda şef Tim Butler dünya mutfakları arasında özgün twistlerin yanı sıra yaban tavşanlı pappardelle gibi klasikleri de sunmaktan geri kalmıyor.

 

Above Eleven:

Central Park’ı önce Bangkok’a sonra da bulundukları binanın 33. katına taşımayı başarmışlar. Çim kaplı duvarlar, özel olarak tasarlanmış ağaçlar şaşırtıcı bir atmosfer yaratıyor. Bangkok’da gece hayatı denilince akla gelen en lüks adreslerden biri olan mekânın yemek menüsü atıştırmalık tatlar ve sushi ağırlıklı. Sayfalarca uzayan bir kokteyl menüsü sunmuyor ancak menüde yer alan seçeneklerin hemen hepsi Above Eleven’dan bir şeyler taşıyor.

The Nest Rooftop:

Bangkok’da mutlaka ziyaret edilmesi gereken adreslerden biri olan The Nest Rooftop, Le Fenix Hotel’in 8. katında. Şık ve modern bir atmosferi var. Kalabalık bir grupsanız biraz erken gelerek sedir benzeri köşelerden birini kapmak çok daha eğlenceli olacaktır. DJ performanslarının yanı sıra müzik gruplarının da canlı performansları oluyor. Belli günlerde Latin geceleri düzenliyorlar. Oldukça uzun bir kokteyl menüsü var ancak Bangkok’da gece hayatının da kısa sürdüğü pek söylenemez.

Face:

Face, Asya’nın birkaç şehrinde olduğu gibi Bangkok’ta da keşfedilecekler listesinin en önemli oyuncularından biri. Face’in kokteyl barı, İpek Yolu üzerinde bulunan ve eskiden kervansaray olarak kullanılan bir yapıda bulunan bu Bangkok barının geleneksel dekorunda ahşap oymalı tahtımsı localarında oturup kokteyllerinin tadını çıkabilirsiniz.

Iron Fairies:

İsmi kulağa fantezi romanlarından alınmış gibi gelen bardan içeri girdiğinizde gerçekten bir fantezi dünyasına giriyorsunuz. Game of Thrones’un çekimleri için kurulmuş ve sonra unutulmuş bir seti andıran mekân Bangkok rehberinin en ilginç ayrıntılarından. Burası hem bar, hem restoran, hem de bir demircilik atölyesi. Etrafta atölyede yapılmış demirden figürlerden bolca var. Caz ve blues eşliğinde nefis burgerler Bangkok’da nerede bulunur ki diyorsanız, Iron Fairies tam size göre.

Alışveriş

Maison Takuya:

Maison Takuya deri işçiliğiyle ünlü bir tasarım markası. Çizimleri ve ürün testlerini bilgisayar üzerinden yapıyorlar. Fermuar dikişini de daha sağlam olabilmesi için makinede yapıyorlar. Geri kalan tüm aşamaları ise el işçiliği. Bangkok’da alışverişin keyfini sürmek isteyenler için ziyaret edilmesi gereken bir isim, birkaç şubesi de var, kaçırmanız pek mümkün olmayacak.

Almeta:

Almeta, çılgın renkleri ve el yapımı ipek ürünleriyle dikkat çekiyor. Atölyelerinde dokudukları ipek kumaşlarda, kendi buldukları tekniklerle tavus kuşu tüyü veya deniz kabuğu gibi materyaller de kullanıyorlar. Üstelik Tayland’ın makinede yıkanabilir tek ipeğini üretiyor olmalarıyla da Bangkok’da görülmesi gerekenler listesinin gözdesi oluyorlar, Tayland ipeği malum, pek revaçta. Tabii bu her şeyi çok daha kolay bir hale getiriyor. Almeta, ipekten yastık kılıfı, nevresim takımı, çanta, sabahlık, perde tasarlıyor. Yakınlarda da Bangkok müzeler listesine bir ipek müzesi ile destek vermeye hazırlanıyorlar.

Ban Bat:

Budist rahiplerin günlük ritüellerinden biri de, çıplak ayaklarla ve ellerinde büyükçe bir kâseyle, tapınağın kapısına yürüyüp, ahalinin bağışladığı yiyecekleri (alm) toplamaları. Bangkok’da görülmesi gereken bu ritüel sırasında ellerinde taşıdıkları kâseye bat deniyor. Ban Bat, geleneksel bat yapım metotlarını kullanarak üretim yapan birkaç yerden biri. Otantik metotları kullanmak demek, bir bat’ın üretilmesi 2 gün sürüyor demek. Her birinde, Buddha’nın Sekiz Aşamalı Asil Yolu’nu temsil eden 8 metal şerit kullanılıyor.

Tony’s Leather:

Deri bot ve ayakkabı meraklıları için Bangkok’da nereye gidilir sorusunun cevabı niteliğinde ilginç bir adres. Bangkok’ta nerede püsküllü kovboy botu veya yılan derili mokasen ayakkabılar bulacağım diye hayıflananlara öneririz.

Manop Rachote:

Manop Rachote, Taylandlı bir aksesuar ve ev eşyası tasarımcısı. Fotoğraf çerçevesi, takı kutusu ve sandık gibi geleneksel ev eşyalarına modern yorumlar getiriyor. Kakmalar, süslemelerle hepsi çok daha ışıltılı bir hale geliyor. Hem de sadeliklerinden bir şey kaybetmeden. Hepsi elde yapıldığı için tamamlanma süreleri 2 aya kadar çıkabiliyor. Manop Rachote, Bangkok’da alışveriş için unutulmaması gereken bir nokta görüyorsunuz.

Central World:

Burası bir alışveriş merkezi ancak içinde yerli üreticilere ve tasarımcılara ait çokça butiği de barındırdığı için Bangkok’da keşfedilecekler rehberinde özel bir yere de sahip. Biz birkaç tanesini derledik, toparladık. Central World’ün en güzel mağazalarından biri Karmakamet. Aromatik yağlar, mumlar, nemlendiriciler ve bunlara benzer kişisel bakım malzemeleri ve spa ürünleri satıyorlar. Bangkok gezinizi evinize taşıyabilmek için mutlaka göz atmalısınız. Mieux, organik sabunlar bulabileceğiniz davetkâr bir dükkan. Painkiller, modern ve genç erkek modasının en iyi ‘look’larını sunuyor. The Adjective, bir kot pantolon deryası. Hybrid Outfitters ise gündelik, spor ve retro olarak tarif edebileceğimiz kadın ve erkek koleksiyonları çıkarıyor. Disaya, rustik desenler, kabarık etekler, dize kadar çoraplar bizim işimiz diyen hanım kızların Bangkok’ta yapılacaklar listelerine bir an önce ekleme yapmaları gerekiyor. Viera by Ragazze, İtalyan ilhamlı bir Tayland markası ve çanta, ayakkabı ve cüzdan tasarımları yapıyorlar.

Sanat ve Antika Meraklılarına

Bangkok Art & Culture Center:

İsmini, Bangkok Metropolitan Museum of Contemporary Art koyacaklarmış, sonra vazgeçmişler. Aslında bu Bangkok müzesinin haline tavrına bu eski isim çok daha yakışıyor. Çoğunlukla Asyalı çağdaş sanatçıların çalışmaları yer alıyor burada. Uluslararası sanat piyasasına çıkmadan birkaç isim daha öğrenmek isteyenlerin Bangkok’da keşfetmeleri gereken bir müze adresi.

Museum of Siam:

19. yüzyıl stilini yansıtan ve bir zamanlar Ticaret Bakanlığı olarak kullanılan binada şimdilerde Museum of Siam yaşıyor. Tayland tarihi hakkında beslenmek için iyi bir fırsat olan bu Bangkok müzesinin odalarında dolaştıkça bölgenin geçmişine doğru uzun bir yolculuğa çıkıyorsunuz.

Ashwood Gallery:

Tayland bir antika cenneti. Bu yüzden de tapınak hırsızlıkları sık yaşanan bir durum. Oysa bunların yurt dışına çıkarılması yasak. Antika pazarlarında replikalar da diz boyu. Böyle bir ortamda doğru antikacı adresi Bangkok’da nerede bulunur sorusu iyice önem kazanıyor. Ashwood, 19 - 20. yüzyıllardan kalma Tayland, Çin ve Japonya’dan toplanmış objeler bulabileceğiniz bir yer.

LEK Gallery:

Hem mobilya hem de dekoratif objeler satan bu yer Bangkok’da alışveriş için en sevilen adreslerden yine. Çok zevkli parçaları bir araya getirmişler. Geniş bir hayran kitlesi bulunuyor.

We*Do Gallery:

We*Do Gallery birkaç tasarımcının ürünlerini bir araya getiriyor. Alışveriş tutkunlarının Bangkok gezilerinden evlerine götürebileceği  pek çok mobilya parçası mevcut. Ancak modern ve yaratıcı çizgisini yansıtan ev eşyaları ve halılar da yok değil. Her ne kadar mağazayı yüklenip çıkma dürtüsü sizi sarsa da artık sığdırabildiğiniz kadarını alacaksınız mecburen.

Spa

The Oasis Spa:

Oasis Spa’nın başka ülkelerde de şubeleri var ancak Bangkok’ta keşfedilmesi gereken iki şubesi de akıllardan çıkmamalı. Masaj, terapi ve detoks seçenekleri say say bitmiyor. Ama öyle daha okurken yoran cinsten değil, bakması bile dinlendiren cinsten. Süreleri de 45 dakika ile 5 saat arasında değişiyor.

Como Shambhala:

The Metropolitan içinde bulunan spa merkezi “Tayland, spa” kelimelerinin birbirine en çok yakıştığı noktalardan biri. Modern tıp ile geleneksel yöntemleri bir araya getiriyor. Şehrin ortasına kurulmuş doğal ortamlar yerine doğrudan doğanın içinde olmayı tercih etmeleriyle Bangkok’da ziyaret edilmesi gereken adreslerden aynı zamanda. Terapilerde de kendi markalarının ürünlerini kullanıyorlar. Menüsünde de sağlıklı ve çoğu çiğ et ve sebze yemekleri bulunuyor.

i.sawan:

Bangkok’un en iyi otellerinden biri olan Grand Hyatt Hotel’in beşinci katında 7.000 m2’lik bir alanda hizmet veriyor. Bu alanı bungalovlara bölerek kullanmışlar. Süresi 30-90 dakika arasında değişen masaj ve terapi hizmetlerini bu özel mini-evlerde veriyorlar. Bungalovların her birinde banyo ve iPod ünitesi bulunuyor.

Gitmeden Göz Atılacaklar

‘Very Thai’:

Phil Cornwell-Smith’in Very Thai kitabı popüler kültür hakkında fikir veriyor. Sadece fotoğraflarına bakmak bile Bangkok gezisi için epey faydalı olacaktır.

John Burdett:

Burdett’in Bangkok caddelerinde geçen dedektif romanları ‘Bangkok 8’ ve ‘Bangkok Tattoo’ polisiye sevenler için hoş olabilir.

David Thompson:

Michelin yıldızlı restoran şefi David Thompson, Tayland mutfağı konusunda uzman kabul ediliyor. ‘Thai Food’ ve ‘Thai Street Food’ kitapları hem yemek kültürü hakkında bilgi veriyor, hem de önemli tariflerin dökümünü yapıyor.

‘Hangover II’:

Hangover’ın devamı niteliği filmde, komik olaylar bu sefer Bangkok’da görülecek yerlerin de etrafında dolanıyor. Tayland’la ve Bangkok’la ilgili pek çok klişeyle dolu. Beklentilerinizi bu filme dayanarak kurmamanızı öneririz. Yine de fonda Bangkok’un olduğu eğlenceli bir film olduğu için de yazmadan edemedik.

Aman Aman!

3 tekerlekli tuk tukların sempatisine fazla kapılmamakta fayda var. Bangkok’da keşfedilecek eğlenceli bir aktivite olduğu için bir kere denenebilir ama sık kullanmak için pek rahat değil.

Taksilerin taksimetresini açtığından emin olun. Yanımızda bunca bozuk para ile Bangkok’da ne yapılır ki demeyin, şoförler genelde İngilizce bilmediği için tam ve bozuk para vermek hayatınızı ve dakikalarınızı kolayca kurtarabilir. Adresi önceden yazmanızda fayda var.

Barlar ve kulüplerin resmi olarak gece 1’den sonra kapanması gerekiyor. Ancak her zaman bu kurala uymayabiliyorlar. Bazı mekânların kapısında da kimlik isteyebiliyorlar, hazırlıklı olmakta fayda var. 

Su geçirmez ayakkabılarınız ve yağmurluğunuzu bavula atmak Bangkok gezisine çıkmadan önce yapılması gereken ilk işlerden, unutmayın tropik iklim kuşağına ayak basmak üzeresiniz!

Tapınaklara girebilmek için omuzları ve bacakları kapatmak, ayakkabıları çıkartmak gerekiyor.

Kökleri çok eskilere dayanan thai-boxing, 19. yüzyıldan sonra itibar kazanmış bir spor. Bangkok’da görülmesi gereken sıkı bir maç seyretmek isteyen spor severler Ratchadamnoen Stadyumu’nun programını es geçmesinler. Pazartesi, Çarşamba, Perşembe ve Cuma günleri çok sıkı maçlar gerçekleşiyor.

Sıkıcı Bilgiler

Suvarnabhumi Havaalanı’ndan şehre taksiyle varmak 45 dakika sürüyor ve 350 Baht tutuyor. Havaalanından Makkasan Terminali’ne varmak ise 15 dakika ve 100 Baht. Limuzin kiralamak da mümkün. Havalimanında iner inmez Bangkok’da yapılması gereken ilk şey resmi üniformalarıyla yardımcı olmaya hevesli gibi duran insanlara sakın kulak asmamak olsun. Siz yine kalabalık kuyruğun olduğu taksi sırasına girin.

Hesaba servis ücreti dahil oluyor genelde. Ve genelde bu ücret doğrudan işletmenin kasasına gidiyor. Çok iyi hizmet aldığınızı düşündüğünüzde ufak bir bahşiş bırakmanız hoş karşılanacaktır.

Turist info için 1672’yi, acil durumlar için de 191’i arayabilirsiniz.