Budapeşte Elinizin Altında

Budapeşte tüm Avrupa’nın ortak çocuğu gibi. Bir yanı Paris’e, bir yanı Berlin’e, bir tarafı İstanbul’a, Prag’a, Amsterdam’a, Viyana’ya, her yere biraz benziyor. Ama tabii her evlat gibi tamamen kendi şahsına münhasır bir ruha ve karaktere sahip bir yandan da. Şehrin tarihi de oldukça hareketli. Önceden Habsbug – Osmanlı çekişmesinin önemli noktalarından biri olan şehir 2. Dünya Savaşı’nda çok çekmiş ve Berlin Duvarı’nın ardından bambaşka bir hayatı olmuş. Bu üç büyük mesele, şehrin binalarında, sokaklarında ve kültüründe oldukça belirgin bir şekilde hissediliyor. Ama galiba en çok da yemekler de hissediliyor.

Tariflerin zaman içinde uğradığı değişimler ve yokluktan uydurulan yemeklerin gurme deneyimlere dönüştürülmesi oldukça ilginç yolculuklar. Spa’sı ve operasıyla ünlü bir şehre bir de birbirinden yaratıcı yemekler eklenince, şehrin çekim kuvveti daha da artıyor. Siz de o çekime fazla direnmeden, ayaklarınızın sizi Budapeşte’ye götürmesine izin verin.

Budapeşte

En İyiler

Four Seasons Hotel Gresham Palace:

Four Seasons elbette Budapeşte’nin en iyi otelleri arasında. Tuna Nehri kıyısındaki Gresham Palace’ın Art Nouveau stiline saygıda kusur etmiyor. Aynı akımı iç mekânlara ve dekorasyona da sadelikle taşımışlar. Budapeşte restoran rehberinin gözdelerinden Gresham Restaurant da İtalyan ve Macar mutfağından seçkileriyle giriş kattaki yerini almış. Spa’sı da terapi ve masaj paketleri, cilt bakımı, el ve ayak bakımı programlarıyla kucak açmış bekliyor.

Boscolo Hotel:

Boscolo Hotel, 1894’te devlet dairesi olarak yapılmış, Barok göndermeli Art Nouveau bir bina. İçi de dışı da pek gösterişli. Odaları da geniş ve lüks. Giriş katta, Budapeşte’de görülecekler arasında yerini alan aynı zaman da otelin de alamet-i farikası olan New York Café’ye ne yapıp edip bir gelmek lazım. Spa, yerin altında, misafirlerini su altındaymış gibi hissettirecek şekilde tasarlanmış. Burada geçirilecek birkaç saat Budapeşte turunda yüklendiğiniz tüm yorgunluğu silip atacaktır.

Buddha-Bar Hotel:

Buddha-Bar Budapeşte’nin tarihi yerlerinden birini kapmış yeni bir otel. Klotild Palace’a yerleşmiş olan mekân, Buddha Bar konseptinden şaşmamış. Göz alabildiğine kırmızı restoranında Buddha’nın ayak ucunda Budapeşte’deki en iyi sushi ve Hint yemeklerini seçebiliyorsunuz. Buddhatitude Spa’da da şöyle bir uzandınız mı, organik ve özel üretilmiş ürünlerle terapiler, masajlar, bakımlar sizi bekler.

Hotel Corvinus:

Corvinus, Budapeşte otel rehberinin gözdelerinden olan Kempinski ailesinin bir ferdi. Merkezi konumu, geniş ve aydınlık odaları, lüks servis anlayışıyla çok cazip bir alternatif. Restoranı, barı ve spa’sıyla tam teşekküllü bir şekilde hizmete hazır.

Bunlara Da Bakmaya Değer

Bohem Art Hotel:

Budapeşe gibi yaşayan bir şehirde hem güncel sanatla hem de tarihî merkezin size sunduğu zengin kültürüyle birlikte iç içe yaşamak Bohem Art Hotel ile gerçek oluyor. Budapeşte’nin en ünlü caddelerinden Váci Caddesi, Danube Bankası gibi noktalara kendi evinizden alışverişe çıkar gibi ulaşabiliyor olmak, bölgenin yerlisi gibi hissetmek, Budapeşte otellerinin arasından yükselen bu yeni ve hip otelin sunduğu en büyük zevklerden biri. Üstelik günümüz Macar sanatçılarının tablolarıyla süslenen özel tasarım ürünü oda ve süitleri, hem sakin bir Budapeşte turu hem de kalabalık neşeli bir yol hikâyesi için eşsiz bir fırsat. Otelin bünyesinde açılan sanat galerisi de sizi şehrin sanat hayatından koparmaya pek niyetli değilken, bu fırsatı ne yapıp edip değerlendirin diyelim.

Corinthia:

Budapeşte gibi tarih dolu bir şehirde, tarihi binaları otel yap yap bitmiyor. Corinthia da görkemli 19. yüzyıl binasıyla Budapeşte’de görülecekler arasında yerini alıyor. Odaları bu görünüşe göre çok mütevazı kalıyor. Şıklıkta yarışırlar belki ama gösterişi ve teknolojik donanımı kuvvetli değil. Budapeşte’de nerede gezilir diye uzun uzun listeleri çoktan hazırlamış olanlar, herhangi bir şeyin eksikliğini hissetmeyecektir. Şehirde alternatifler zengin ancak yine de Corinthia’nın Rickshaw Restaurant’ı, Szamos Marcipan Royal Café’si ve Le Bar’ı Budapeşte şehir rehberinde keşfedilmeyi bekliyor.

Le Méridien:

Budapeşte’nin en ünlü meydanlarından Erzsébet'teki muhteşem bir binaya yerleşmiş Le Méridien Otel. Bugüne kadar çok farklı amaçlara hizmet etmiş olsa da 2000 yılından beri lüks bir Budapeşte oteli olarak hizmet veriyor. Le Meridien, binanın ruhuna uygun bir çalışma yapmış gerçekten de. Lobiden odalara, tüm alanlar ferah, aydınlık ve klasik bir güzelliğe sahip. Çok şık ve lezzetli bir de Fransız restoranı var, ismi Le Bourbon. Bu kadar harika bir menüde bu kadar uygun fiyatlar görmek sizi daha yemeğe başlamadan mutlu edebilir.

Lanchid 19:

Lanchid, şehrin ilk tasarım oteli olarak anılıyor Budapeşte oteller rehberinde. İsmini Chan Köprüsü’nden alıyor. Odalar ismini hak eden bir manzara sunuyor. Özellikle gece nehir ve ışıklı köprü çok güzel bir görüntü oluşturuyor. Tasarımda cama ağırlık verilmiş. Camla ve ışıkla oynayarak köprüye alternatif ilginç tasarımlar yapıyorlar. Budapeşte’nin en iyi restoranlarından olan L19’da dünya mutfaklarından ve şaraplarından örnekleri bir araya getiriyorlar.

Brody House:

Şehrin en cool seçeneği Brody’nin vintage dokunuşlu modern loft daireleri Budapeşte’de nerede kalınır sorusu üzerinde titiz davrananlar için ideal. Tasarım ve butik otellerde kolay kolay bulamayacağınız güzellikte bir ortam yaratmışlar. Sık sık moda ve film çekimleri için tercih ediliyor. Bu Budapeşte otelinin mobilyalarının tamamı özel yapım. Yerel sanatçıların eserlerini dekorasyona entegre ediyorlar. Tauffer’in mutfağı da kahvaltı, ‘brunch’, öğle yemeği, akşamüstü çayı, akşam yemeği demeden harıl harıl çalışıyor.

Hotel President:

Lüks otelcilik anlayışını uygun fiyatlarla birleştiren President, Budapeşte oteller rehberinin en çok aranılan isimlerinden. Genelde bu tür iddialar ya lüks kısmında ya da uygunluk konusunda hayal kırıklığı yaratır. Ama 'president' sözünün arkasında duruyor ve gerçekten ikisini bir araya getiriyor. Modern, şatafatsız ve şık bir tavrı var. Otelin çatısında bir helikopter pisti var. Buraya helikopterle gelmeyi tercih eden diplomatları ve devlet adamlarını ağırlıyorlar. Intermezzo adlı restoranı da Macar dokunuşlu İtalyan yemekleriyle Budapeşte’de keşfedilmesi gerekenlerden.

Öğle Yemeği İçin En İyi Adresler

Tigris:

Michelin Guide tarafından senelerce üst üste adres gösterilen Tigris elbette Budapeşte restoran rehberimizin vazgeçilmez gurme mekânlarının başında geliyor. Şehrin aynı zamanda ilk lüks restoranı olma özelliğini taşıyan, 1840’tan beri misafirlerini Deák Meydanı’ndaki yerinde karşılayan Tigris bu ilginin sebebini size geleneksel Macar tariflerinden oluşan menüsü ve içinde çok nadir bulunabilen şarap seçenekleriyle anlatacaktır uzunca. Son teknolojiyle geliştirilmiş pişirme tekniklerinin otantik tabaklara yaptığı gurme dokunuşlar ve Gere şaraphanesinin sofranıza kattığı eşsiz tatlar Budapeşte gezinize gastronomi harikası bir anı bırakıyor.

Mak Bistro:

Chain Köprüsü’ne çok yakın mesafede. Budapeşte’nin en iyi restoranlarından biri ve en gözdelerinden de tabii. Menüleri sık sık değişiyor. Her seferinde de başka füzyon gurme lezzetlerle geri dönüyorlar. Ve her tabağı ayrı bir sanat eseri gibi hazırlayıp sunuyorlar.

Buena Vista:

Çok ilginç bir görüntüsü, sevimliliği yok ama yemekleri duyan geliyor, duyan geliyor. Menüde tek bir mutfağa veya konsepte bağlı kalmamaktan ötürü çok mutlular. Ünlü Macar yemekleri, salatalar, etler ve balıklar ayrı ayrı sıralanmış. Tapasları ise Budapeşte’de ne yenir, işin doğrusunu gösterecek nitelikte. 25 çeşit tapasın her birinde ustalıklarını konuşturuyorlar. İddiasız ve sıradan görünmesine rağmen bu kadar çok kişinin ilgisini çekmeyi başarıyorlar.

Akşam Yemeği

Arany Káviar:

Gösterişli bir 'fine-dining' konsepti içinde kendinizi her daim baş rol oyuncusu gibi hissediyorsunuz Arany Kaviar’da. Budapeşte’nin en iyi restoranlar listesinin baş sıralarında boy gösteren bu şık mekân, Michelin Guide tarafından da büyük bir ilgiyle izleniyor üstelik. Ünlü Macar yemeklerinden oluşan akşam yemeği menüsünün arkasında, bu Budapeşte restoranını ilk günden beri yalnız bırakmayan sahipleri Attila ve Száza’nın özenli üsluplarını buluyorsunuz. Özgün tatların baş tacı olan tarihî Macar yemeklerini ister tadımlık gurme menüsüyle isterseniz de özel Balık ya da geleneksel menüsüyle tatmaya bir an önce başlayabilirsiniz. Spiler: Şehrin gerçek bir sakini gibi yaşamak istiyorsunuz ama Budapeşte’de nerede yenir, nerede gezilir ki? Damaklarda başka bir tat bırakan sokak yemeklerinin yanına soğuk ev yapımı bir bira Budapeşte’de mutlaka yapılması gerekenlerden söyleyelim. Bu lezzetli ikiliyi bulabileceğiniz en iyi nokta ise, kısa bir süre önce açılışını yaptığı günden beri Budapeşte’de eğlence düşkünü Macarların tıklım tıklım doldurduğu Spiler. Kendine özgü bistro-pub konsepti perşembe ve cumartesi günleri arasında kulakların pasını silecek bir elektronik müzik ziyafeti çekmeyi de ihmal etmiyor.

Costes:

Restoran, Budapeşte’nin en ünlü caddelerinden olan Raday Caddesi’nde bulunuyor. Macaristan’ın ilk Michelin yıldızlı restoranı. Resmi ve şık bir havası var. Menü füzyon dünya mutfağı ağırlıklı. Vejetaryenler için özel seçenekler var. Upuzun bir de şarap menüsüne sahip.

Onyx:

Burası da Macaristan’ın ikinci Michelin yıldızlı restoranı. Klasik bir şıklığa ve ağırbaşlı bir havaya sahip olan Onyx, dolup taşıyor akşamları. Klasik Macar mutfağının, taze ve doğal malzemeler kullanılarak yapılmış modern bir yorumunu sunuyorlar. Şampanya ve şarap menüsünü okuyana kadar kapanma saatleri gelebilir ancak Budapeşte’nin en iyi restoranlarından birinde saatleri göze alabileceğinizi tahmin ediyoruz.

Bock Bistro:

Şarap segmentiyle ünlü, Corinthia Hotel’de ikamet eden mekân Budapeşte restoran rehberinde kendisine kattığı bistro atmosferiyle de özel bir yere sahip. Ünlerine ün katan şarap seçkileri tamamen Macar şaraplarından oluşan, Budapeşte’de keşfedilecekler arasında yerini alan uzun tadımlık bir listeyle geliyor. Klasik bistro menülerinde görebileceğimiz tabakları, Macar mutfağına uyarladıkları söylenebilir. Birkaç gün önceden rezervasyon yaptırmak gerekiyor.

21 Magyar Vendeglo:

Bütün bu klasik Macar mutfağını modernize etme projelerinde orijinal halini en çok koruyanlardan biri olan 21, Budapeşte’de nerede yenir, dendiğinde ilk önerilerimizden olur. Samimi, rahat ve bir o kadar da şık ortamlarında, kendi ürettikleri şarapları da görücüye çıkarıyorlar. Buraya kadar gelmişken bir denemekte fayda var.

Pierrot:

Az ama öz menüsü Avusturya Macaristan İmparatorluğu’ndan kalma bir mutfak alışkanlığını hem bugüne hem de Budapeşte’nin en iyi restoranları listesine taşıyor kendisini. Kuşaklar boyu restoran işletmeciliğiyle uğraşan bir ailenin elinde serpilen bu gelenek aktarımı Budapeşte’de görülmesi gereken değerlerden. Burada yemek yemeyi tercih eden ünlülerin fotoğrafları bulunuyor bir köşede. Aralarında Depeche Mode, Roger Moore, Antonio Banderas, Robert de Niro ve Jeremy Irons gibi isimleri seçebilirsiniz. Atıştırmalıklar Gerbeaud: Gerbeaud, 150 yıllık geçmişi olan Budapeşte şehir rehberinin unutulmaz kafe ve pastanelerinden. Kahvaltı etmeye, öğlenleri salata veya sandviç yemeye gelebilirsiniz. Ama esas tatlı yemek için teşrif etmek çok daha isabetli olacaktır. Çünkü o zaman pastalar, kekler, dondurmalar, kahveler hazır olda sizi bekliyor olacak.

Ruszwurm:

Burası da Budapeşte’nin en iyi kafelerinden bir diğeri. Poğaça, çörek, kek, pasta çeşitleriyle tüm şehrin kalbini kazanmış bir yer. Hizmette 200 yılı devirmek üzereler.

Budapeşte'de Gece Hayatı

Boutiq Bar:

Boutiq Bar, kokteyl işini ciddiye alan Budapeşte barlarından. Çok popüler birkaç kokteylden fazla bir şey sunamayan barlardan değil kesinlikle. Barmenleri gerçek birer miksolojist. Yemek sonrasında, Budapeşte’de gece hayatına karışmadan önce gidilecek bir buluşma noktası.

Minyon:

Minyon, atmosfer yaratmada başarılı bir lounge gibi tasarlanmış olsa da gün içinde ve hafta boyunca farklı kılıklara giren dikkat çekici bir Budapeşte barı. Gündüzleri kafe taklidi yapıyor, akşamları bar ve 'lounge' arası bir şey oluyor. Cuma ve cumartesi akşamları ise bardan Budapeşte’nin en iyi gece kulüplerinden birine dönüşüyor. Yüksek sesli müzikte kurtlarını dökmek isteyenlere dans pisti görevi görüyor.

Ötkert:

Ey Budapeşte’de gece nerede eğlenilir diye merak edenler, aradığınız adres burası! Yerden tavana fotoğraf uygulamaları ve daimi kırmızı ışığıyla insanı kıpır kıpır kıpırdatan bir atmosferi var. Sponsorları olan şampanya firmaları sağ olsun, şampanyada seçenekleri hatırı sayılır sayıda. Fiyatları da oldukça uygun.

Pezsego:

Aman efendim burası pek havalı bir yer. Şehrin 25-40 yaş arası kentli ahalisi burada Sex and the City’cilik oynuyor. Böyle DJ’lerin sakin sakin müzik yaptığı, arkadaşlarla muhabbetli kokteylli bir akşam geçirebilecek şık bir Budapeşte barı bulmuşlar, oynamasınlar mı?

Fresco Liszt Café & Lounge:

Fresco’nun kendisine kafe dediğine bakmayın. Budapeşte’de keşfedilecek büyük ve gurme bir restoran menüsüne sahip. Kokteyl menüsü belki daha da uzun. Akşamı buranın, “business lounge” havalı hoş ortamında bir şeyler içerek geçirebilirsiniz.

Alışveriş

Nanushka:

Budapeşte doğumlu Sandra Sandor, London College of Fashion’dan mezun olduktan sonra memleketi olan Budapeşte’de moda dünyasına atılmış. Nanushka, Sandor’un çocukluğundaki takma ismi. Çok genç bir tasarımcı olmasına rağmen ünü almış yürümüş durumda. Koleksiyonu kadar mağazasının tasarımıyla da Budapeşte alışveriş rehberinin uğrak noktalarından.

Use Unused:

3 genç tasarımcı tarafından oluşturulan marka, Budapeşte moda dünyasının hatırı sayılır isimlerinden biri haline gelmiş. Mesela Tilda Swinton’ı bir moda çekiminde Use Unused parçalarıyla görmek mümkün olabiliyor. Ayrıca if İstanbul Film Festivali’nde de gösterilen Cold Souls adlı filmin kostümleri de yine bu 3 tasarımcıya ait. Hani, Budapeşte’de nereye gidilir diyorsanız böyle ilginç tasarımlar için özgün markamızı ziyaret edebilirsiniz.

Heaven:

Bir çok büyük moda devini bir arada bulabileceğiniz adres, Budapeşte’de mutlaka ziyaret edilmesi gerekenlerden. YSL, Balenciaga, Stella McCartney, Marc by Marc Jacobs bu devlerden birkaç tane örnek.

Eclectick:

Dışarıdan oyuncakçı gibi görülen bu dükkân, Edina Farkas’ın hayal gücünün bir ürünü. İlk mağazasını Berlin’de Vivienne Westwood’un öğrencisi olduğu dönemde Berlin’de açmış. Şimdilerde Budapeşte alışveriş rehberinde yerini alan mağaza esprili ve sevimli tasarımlar satıyor. Tasarımların çoğu Eclectick’e ait.

Bortarsasag:

Burada Fransa, Avustralya, Portekiz, İspanya, İtalya ve Şili’den şaraplar bulabilirsiniz. Ve tabii en çok da Macar şarapları bulabilirsiniz. Fiyatlar 3.5€ ile 960€ arasında değişiyor. Her zevke ve keseye göre seçeneğin mevcut olduğu mekân, eve dönmeden önce Budapeşte’de gidilmesi gereken yerlerden yalnızca biri.

Spa’lar & Hamamlar

Szechenti Bath & Spa:

Suyundaki minerallerden ötürü şifalı kabul edilen ve yoğun ilgi gören sulara sahip. Budapeşte’nin tarihi binası ve etrafından oluşan bir kompleks burası. Hem kapalı, hem açık havuzları var. Masaj, terapi ve fizik tedavi de sunuyorlar.

Gellert Bath:

Gellert Bath, şehrin en eski spa’larından biri. Sularının şifalı olduğuna inanıldığından Ortaçağ’da buraya bir hastane kurulmuş. Saunası, havuzları ve masaj seçenekleriyle çalışma temposuna geri dönmeden önce Budapeşte’de yapılacaklar listesine tazeleyici bir anti-depresan etki sağlayan sağlık dolu bir adres Gellert Bath.

Rudas:

Rudas, Osmanlı zamanından inşa edilmiş bir hamam kompleksi. Sokollu Mehmet Paşa bile yıkanmaya buraya gelirmiş dersek belki aklınızın bir köşesinde dönen ‘Budapeşte’de nereye gidilir?’ sorusunu da cevaplamış oluruz. Ayrıca Arnold Schwarzenegger’in oynadığı Red Heat filminin de bazı sahneleri burada çekilmiş.

Müzeler

Hungarian National Museum:

Müze binası 1837-47 yıllarında Mihaly Pollack tarafından klasik stilde tasarlanmış. Budapeşte müzeler rehberinde yerini alan mekânın kataloğundaki tarihi eserler M.Ö 400.000’e kadar gidiyor ve modern zamanlara kadar geliyor.

Memento Park:

Macaristan’ın komünizmle yönetildiği döneme ithaf edilmiş bir açık hava müzesi. Parkın içinde Lenin, Marx ve Engels’in heykellerinin yanı sıra, Macaristan’nın komünist liderlerinin de heykelleri bulunuyor. Budapeşte tarihi hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen meraklıların dikkatine.

Museum of Applied Arts:

Budapeşte müzeleri arasında bir tasarım ve zanaat adresi Museum of Applied Arts. 19. yüzyılın sonunda inşa edilmiş Art Nouveau bir binada bulunuyor. Avrupa’nın değişik noktalarında üretilmiş tekstil, metal, seramik ve cam işçiliği örnekleri sergileniyor.

Ludwig Museum:

400’e yakın sanatçının eserlerini koleksiyonuna katmayı başarmış. Pablo Picasso, Andy Warhol ve Tamas Kaszas gibi modern sanatın ünlü isimlerini bu koleksiyonda görmek mümkün. Bu Budapeşte müzesi ayrıca çok ilginç geçici sergilere de ev sahipliği yapıyor.

Liszt Museum:

Budapeşte’de ziyaret edilmesi gereken bir yer olan ünlü besteci Liszt’in yaşadığı son evde, Müzik Akademisi’nin birinci katında bulunuyor. Besteciye ait eşyalar, müzik enstrümanları, kitaplar ve kişisel eşyalar burada sergileniyor.

House of Terror:

20. yüzyıl boyunca Macaristan’da hüküm sürmüş faşist ve komünist dikta rejimlerine ve bu yönetimlerin kurbanlarına ithafen yapılmış. Bünyesinde pek çok sergi bulunuyor. Budapeşte turunu tarih kokan kısa bir geziyle taçlandırmak isteyenlerin gitmelerini tavsiye ederiz.

Shoes on the Danube Promenade:

2005 yılında yapılan bu ünlü heykel, 60 çift demir ayakkabıdan oluşuyor, Tuna Nehri’nin kıyısında bulunuyor ve Budapeşte’de mutlaka görülmesi gerekenler listesinin başında yerini alıyor. 1944-45 yıllarında Tuna kıyısında vurulan Yahudileri anmak için Gyula Pauer ve Can Togay tarafından yapılmış.

Gitmeden Göz Atılacaklar

'Prague':

İsminin Prag olması sizi şaşırtmasın. Kitap, 1990’larda soğuk savaş etkisindeki Budapeşte’de geçiyor. Kitabın yazarı Arthur Pillips, yakın tarih dekoru önünde bir şehir hikâyesi anlatıyor.

'Under the Frog':

1950’lerde geçen komünist rejimle ilgili bir kara komedi okumak ilginizi çekiyorsa buraya buyurun. Kitabın yazarı Tibor Fischer, İngiltere doğumlu, ailesi ise Macaristan asıllı. Budapeşte’nin tarihi yerlerine bu kitaptan sonra daha başka bakabilirsiniz.

'Osmanlı-Macar Tarihi':

Hicran Yusufoğlu’nun ‘Osmanlı-Macar İlişkileri’ ve Burcu Özgüven’in ‘Osmanlı Macaristanı’nda Kentler Kaleler’ adlı kitapları Budapeşte tarihi ile ilgili daha detaylı bilgi edinmek isteyenler için ideal.

'Munich':

Yönetmenliğini ünlü yönetmen Steven Spielberg’in üstlendiği 2005 yapımı film, 1972 Münih Olimpiyat Oyunları sırasında İsrailli 11 sporcunun katledilişinin ardındaki sırları irdeleyen hikâyesiyle toplam 5 dalda Oscar’a aday gösterilmişti.

"Munich", süresi itibariyle sabırsız sinema izleyicinin ilk tercihi olmayacaksa da hem Spielberg’in usta kurgusunu hem de Budapeşte’nin pek çok ünlüye kapılarını açmış, Budapeşte’de görülecekler listesinde her daim yer alan Puskás Ferenc Stadyumunu ve çevresini keşfe çıkmak için keyifli bir fırsat.

Sıkıcı Bilgiler

Budapeşte Havaalanı’ndan şehir merkezine taksiyle yol 30 dakika ve 50€ civarında.

Şehirde bir bisiklet yolu yok. Kaldırımda yürürken yanınızdan bisiklet geçme ihtimali yüksek.

Budapeşte’de ciddi bir bahşiş kültürü var. Restoranlarda hesaba ekliyorlar bazen. Eklenmemişse %10-15 bırakmak gerekiyor. Ne kadar bahşiş bıraktığınızı da servis görevlisine söylemenizde fayda var.

Taksi şoförleri, spa çalışanları, otel görevlileri, kuaförler ve hatta doktorlar bile bahşiş bekliyor.

Hazırlıklı olun!

Eylül'de Nereye?

Eylül'de Nereye?

“BUDAPEŞTE”