Hong Kong Elinizin Altında

Hong Kong’un şehir silueti dünya kentleri içinde en ihtişamlı ve güzel olanı. Hele deniz yoluyla yaklaşırken veya 30. kattaki bir otel odasının camından izlerken insana şiir yazdırabilecek güzellikte görünüyor. Gökdelene bakıp şiir mi yazılır demeyin. Hong Kong’daki yüksek binalar başka şehirlerdeki gibi yarışmak için rastgele sıraya girmiyor. Aksine estetik kaygılarla, özenle derlenmiş bir çiçek aranjmanı gibi görünüyor ve saçtıkları ışıkla göz kamaştırıyorlar. Sanki hiçbirini insanlar yapmamış da buranın da bitki örtüsü buymuş gibi. Malumunuz şehir çok kalabalık.

Meydanlar, sokaklar, pazarlar kıyamet sonrası panik halde omuz omuza, tıkış pıkış ve de sel gibi akan insanlarla taşıyor. Kalabalığın içinde akıp gitmenin terapisel bir tarafı var elbette. Ancak çok bunaltıcı bir hal aldığında, şehri o ilk gördüğünüz anı hatırlayın ve roof top barlardan birine çıkıp, derin bir nefes alın ve şehre bir daha bakın. Buranın durmadan çalışan bir liman kentinden çok daha fazlası olduğunu keşfedeceksiniz...

Hong Kong

En İyiler

The Upper House:

Upper House 117 odasıyla büyükçe bir butik otel izlenimi verse de, tasarımı ve hizmet anlayışı onu kesinlikle Hong Kong'un lüks otelleri kategorisinde değerlendirmek gerektiğini söylüyor. Odaları bir gökdelenin 38. katından başlıyor ve her birinde giyinme odası, atıştırmalık kurabiyeler ve kahve makinesi gibi hoş ayrıntılar bulunuyor. Ünlü tasarımcı Andre Fu’nun zevkli dehasını her köşede görmek mümkün. Otelin restoranı Café Grey, şehir manzarasını tercih etmiş. Artık yükseklikten mi, modern zarafeti ve eşsiz yemeklerinden mi bilinmez ama Grey’in baş döndürücü bir etkisinin Hong Kong’da keşfedilmesi gerekenlerden olduğu bir gerçek.

The Landmark Mandarin Oriental:

Sadece 113 odası olan otel, Mandarin’in lüks tasarımını, butik otel samimiyetiyle bir araya getirmeyi başarıyor. Klasik çizgileri çağdaş şıklıkla buluşturarak kendine has, yaratıcı bir stil oluşturan Mandarin, Hong Kong oteller rehberinde de yine en görkemli köşeyi kapmış. Türk, Fas ve Roma usulü hamamlar, süresi 4 saate kadar çıkan masaj ve terapi paketleri, yoga ve pilates dersleri, insanı âdeta hipnotize ediyor. Akşam olunca da otelin 2 Michelin yıldızlı restoranı Amber’in şık atmosferinin, gurme Fransız tatlarının ve ödüllü şarap menüsünün tadını çıkarabilir ve Mo Bar’ın popüler kokteyllerini deneyebilirsiniz.

J Plus Boutique Hotel:

Hong Kong’un en iyi otellerinden J Plus, otelden çok stüdyo dairelerin olduğu bir rezidansa benziyor. Tek kişilik ve iki kişilik olmak üzere iki tip stüdyo daire ve bir de 1+1 daire seçeneğiyle toplam 3 tip oda sunuyor. Odaların tamamen Nordik minimalizmi ile döşeli olduğu otelde restoran yok ancak otel yönetimi bu eksikliği, akşamüstleri sunduğu ücretsiz çay ve kek saatiyle çok hoş bir şekilde telafi ediyor. Ayrıca oldukça etkileyici bir de barı var. Barın sanatkâr miksologlarının çılgın kokteyllerini menüde okuduğunuzda korkunç bulabilirsiniz ancak köri martininin tadına bakmadan Hong Kong’da geceyi bitirdim demeyin.

Hotel LKF:

LKF, Hong Kong’un en lüks otellerinden biri daha. 95 odasının her biri oldukça geniş yaşama alanına sahip. Şehrin hoş siluetine bakan odalarda, temel donanımın yanı sıra çay ve kahve makineleri, DVD oynatıcı ve şemsiye de bulunuyor. Süitlerde kalan misafirler için özel bir iş asistanı angaje ediliyor. LKF’nin restoran ve bar seçenekleri arasında karar vermek oldukça zor olsa da Hong Kong’da görülecek yerlerin başında geliyor. Bunlardan biri Balalaika isimli Rus restoranı. -20 derecedeki votka odası görülmeye değer. N.C Grill ise lezzetli barbeküleriyle ön plana çıkıyor. Otelin en üst katındaki Azure ise yemek sonrası bir şeyler içmek için iyi bir alternatif.

Bunlara Da Bakmaya Değer

Hotel Indigo:

“Hong Kong’da nerede kalınır?” sorusunun cevabını bir türlü bulamıyorsanız, şehrin büyüleyici dünyasına açılan yeni penceresi Hotel İndigo’ya hoşgeldiniz. Teknolojiyle donatılmış farklı oda ve süit seçeneklerinin her birinde farklı bir şehir manzarasıyla karşılaşmak ve ahşap mobilyaların kattığı sıcak atmosferin konforuyla rahatlamak isteyenler için lüks bir fırsat. Konukların buluşma noktası olan ve şehri ayaklarınıza seren Skybar da Hong Kong’da gece turuna başlamadan önce görülecek ideal bir nokta.

Lanson Place Hotel:

Hong Kong otel rehberinde en ön sıralarda yerini alan Lanson, Asya’da oldukça tanınan küçük çaplı bir lüks otel zinciri. Genelde geniş hizmet seçeneklerine sahip rezidans daireler sunuyorlar. Hong Kong şubesindeki 194 odası, diğer şubelerindeki gibi rezidans olarak tasarlanmamış olmakla birlikte her biri tam teşekküllü bir mutfağı olan stüdyo-süit. Yenilikçi tasarımı modern ve dingin. Otelin restoranı yok ancak barı, lounge’u ve kütüphanesi sakin ve keyifli ortamlar sunuyor.

East:

Hong Kong’un ödüllü mimarlık ofislerinden birine sipariş edilen Hong Kong oteli, şehre iş için gelenler için en hoş seçeneklerden biri. Geniş ve bol ışık alan yaşam alanları, hem zihni hem bedeni dinlendirici bir dekorla birleştirilmiş. Oda içindeki espresso makinesi ve artırılabilir hız seçenekleriyle internet bağlantısı konsantrasyonunuzu korumanız için düşünülmüş. Özel hocaların ve smoothie bar’ın bulunduğu spor salonu da enerjinizi yenilemeye yardımcı oluyor. Otelin restoranı Feast ve kokteyl barı Sugar da hem iş görüşmelerinizi yapabileceğiniz, hem de yorgun Hong Kong turunun ardından eğlenebileceğiniz şık mekânlar.

The Fleming:

Fleming, iş seyahatlerini o kadar eğlenceli bir hale getiriyor ki, işin ne stresi ne de sıkıntısı kalıyor. Şık, sade ve konforlu odaları rahat etmenizi sağlarken, ilgili ve enerjik çalışanları Hong Kong seyahatinizden keyif almanızı sağlıyorlar. Otel ayrıca, yalnız seyahat eden kadınlar ve erkekler için özel katlar ayırmış. Her Space adlı süit, takı kutusu, buhar maskesi ve mini makyaj çantalarının yanı sıra düşük kalorili atıştırmalıklar ve bitki çayları dolu bir mini bara sahip. His Space ise, oyun konsolu, bira çeşitleri ve erkek dergileriyle donatılmış. Yorucu bir günün ardından, şimdi Hong Kong’da nerede yenir diyen yorgun savaşçıları da unutmayan otel, Cubix adlı restoranında lezzetli seçenekler sunuyor.

Hullott House:

Hong Kong otelleri çoğunlukla gökyüzüne doğru uzadıkça uzayan, girişi büyük caddelerde bulunan yeni binalar. Hullott House ise rakiplerinin aksine üç katlı bahçe içinde 1881 yılından kalma bir malikâne. Otelin 10 süiti de farklı şekillerde dekore edilmiş. Bir tanesi Fransız saraylarından çıkıp gelmiş bembeyaz bir odayken, diğeri ‘Buddha Bar Hullott’a taşınmış’ havasında. Bir başka oda pop-art eserlerle dekore edilirken, diğeri son derece maskülen hatlara sahip simsiyah bir oda olabiliyor. Rezervasyon yaptırırken hangi odayı ayırttığınızdan emin olmanızda fayda var. Eğer odanızı seçtiyseniz gün boyu hizmet veren The Parlour’da sabah kahvaltı edebilir, akşamüstü çay veya yemek sonrasında bir içki içebilirsiniz. Acıktığınızda Loong Toh Yuen’in Çin mutfağından lezzetleriyle Stables Grill’in ızgaraları ve çağdaş dünya mutfaklarından seçenekler sunan St. George arasında seçim yapmayıp ikisini de Hong Kong rehberinize ayrı ayrı kaydedebilirsiniz.

Öğle Yemeği İçin En İyi Adresler

Otto e Mezzo Bombana:

Tarihi Alexandra binasının ikinci katında mütevazılığını korusa da Asya’nın en iyi İtalyan şefi olarak anılan Umberto Bambana ile gurme lezzetler sunan restoran Otto e Mezzo Bombana Hong Kong restoranları arasında ışıl ışıl parıldıyor. İtalya sınırlarının dışında 3 Michelin yıldızı almaya hak kazanmış tek İtalyan restoranı olarak geçen mekân bu mutfağın saklı cennetini keşfetmek isteyenleri bekliyor.

Mana!:

Mana!, fast slow food iddiasıyla yola çıkmış bir Hong Kong restoranı. Patates kızartmasıyla servis edilen burgerleri menüde görünce fast food kısmı hemen anlaşılıyor zaten. Burayı slow food yapan şey ise, kullanılan tüm ürünlerin organik olması. Ayrıca yemeklerin çoğu vejetaryenler için düşünülmüş. Sağlıklı ve katkısız fast food için Hong Kong’da nereye gidilir dendiği an akla gelen Mana! bu konuda en iyi adres.

AMMO:

Metalik ışıltısı ve biraz rustik, biraz da fütüristik stiliyle göz alan AMMO’nun yemeklerinin tadına bakmak Hong Kong’da yapılması gereken ilk planlardan. Asya ve Avrupa mutfaklarını yaratıcı bir şekilde sentezleyen AMMO, kendine has tatlar yaratmayı başarıyor. Öğle - akşam fark etmez, siz yeter ki gidin.

Life:

Life da organik ve doğal malzemelerle yapılmış vejetaryen yemekler sunan bir restoran. Yanında da sağlıklı shake’ler, fair trade kahve çeşitleri, organik bira ve şarap seçenekleri… Öğle, akşam ve çay saati için farklı menüler sunan restoranın üst katında ufak bir organik yiyecek marketi bulunuyor. Hong Kong’da yemek ve alışveriş için ideal bir yer.

Tim Ho Wan:

Biliyorsunuz Asya şehirleri, Avrupa şehirlerinden daha fazla Michelin yıldızlı restorana sahip. Tim Ho Wan da dünya üzerindeki en ucuz Michelin yıldızlı Hong Kong restoranlarından. Küçük bir büfe büyüklüğündeki restoranın önünde kuyruklar uzayıp gidiyor. Genelde sıra numarası alınıyor ve insanlar 50 dakikayı bulan bekleme süresinde alışveriş yapıp, dolaşıp öyle geliyorlar. Yıldızı da fiyatları da boş verin, sadece efsane bir lezzete sahip olduğunu bilip ona odaklanın ve ısrarla bekleyin.

Lei Yue Mun:

Burası tipik bir balıkçı kasabası. Hoi Pong ve Praya gibi yolların kenarında karşılıklı standlar kuruluyor. Bu pazarlarda Hong Kong’da ne yenir dendiğinde önünüze her türden deniz mahsulü gelebiliyor. Bu pazardan aldıklarınızı, etraftaki restoranlar pişirip servis ediyor. Yiyeceğiniz kadarını alıp, soluğu civardaki Hong Kong restoranlarında almanızı tavsiye ederiz. Bu samimi ve mütevazı yemek gerçekten de ilginç ve gurme bir yemek deneyimi.

Akşam Yemeği

Çin Mutfağı

Bo Innovation:

Bugüne kadar Çin mutfağı adı altında yediklerinizi unutun. Burası Alvin Leung Jr.’ın şeytani mutfak sanatları icra ettiği ve Hong Kong gezisinden dönmeden önce mutlaka görülmesi gereken eşsiz bir mutfak. Yaratıcılıkta ve lezzette sınırları zorlayan Şef Leung’ün dehasına yakından tanık olmak için tadım menüsünü mutlaka denemelisiniz. Bo Innovation’da tattıklarınızdan sonra sizin için Çin mutfağı bambaşka bir şey ifade edecek.

Yung Kee Restaurant:

Yung Kee, dünyanın en iyi Kanton restoranlarından biri. 70 yıllık geçmişini kutlamak için 70 geleneksel tarifini belli bir sırayla yeniden dolaşıma sokan restoran ününü fırında pişen kaz yemeğine borçlu. Dilerseniz bu klasik tarifin tadına bakabilir, dilerseniz de Kanton mutfağının geleneksel tariflerini deneyebilirsiniz.

İspanyol Mutfağı:

Boqueria:

New York’un meşhur tapas barlarından Boqueria, Hong Kong’da nerede yenir bugüne kadar bilemeyenlerin şerefine açtı. İlhamını Barselona’dan alan Boqueria, tapas’ın hakkını veriyor gerçekten de. Hong Kong’daki trend, sangria ile başlayıp, tapaslarla devam ettikten sonra paella’lardan tatmak. Bombas de la Barcelonetta da Boqueria’nın meşhur lezzetlerinden biri olmakla birlikte aynı zamanda Hong Kong’da görülmesi gerekenlerden. Cava çeşitleri ve kokteylleri de iştah kabartıyor.

Vi Cool:

Cool’luğunu renkli sandalyelerinden ve Warhol’un işlerini hatırlatan konserve yiyeceklerle doldurulmuş raflarından alan Vi Cool’da, Şef Sergi Arola, ünlü İspanyol yemeklerini yaratıcılığıyla yeniden yorumluyor. Tapas’ları ve Katalan pizzaları Hong Kong’da öğle yemeği için ideal. Hindistan cevizi içinde servis edilen Pina Colada’sını da kaçırmayın.

22 Ships:

Michelin yıldızlı şef Jason Atherton’ın yeni mutfağı 22 Ships, vintage diner stili ve şefin kendine has tapas yorumlarıyla Hong Kong’un en iyi restoran adreslerinden biri.

New York Usulü Steak:

Blue Butcher:

Blue Butcher, New Yorklu steakhouse’ların hip ve şık bir versiyonunu. Mermer uzun masalar ve etraflarındaki deri tabureler şık bir ortam yaratırken, açık mutfağı Amerikan diner’larına gönderme yapıyor. Kesim tahtası üzerinde gelen nefis etlere ve hardala doyamayacaksınız.

Strip House:

Strip House, kırmızı siyah dekoru ve ışıltılı barıyla çekici bir atmosfer yaratıyor. Baştan sona Harlan Goldstein’ın imzasını taşıyan restoran bir Michelin yıldızıyla taçlandırılmış. New York usulü steak’leri ve kokteylleri Hong Kong şehir rehberine hem tat katıyor hem yaratıcı isimleriyle öne çıkıyor. Cumartesi günlerine özel bir de öğle yemeği menüsü sunuyor.

Atıştırmalıklar

Teakha:

Teakha, Hong Kong gezisinde karşılaşabileceğiniz son derece rustik ve sevimli bir kafe. Kullandığı malzemelerin ve çayların tümü Asya’da üretilen organik ürünler. Çay çeşitlerinin yanında hafif atıştırmalıklar ve tatlılar bulabilirsiniz.

Sift:

Sift, Hong Kong’da mutlaka gidilmesi gereken baştan çıkarıcı bir butik pastane. Cupcake’leri, makaronları, kurabiyeleri gerçekten de baştan çıkarıcı. Hem oturabileceğiniz hem de alışveriş yapabileceğiniz bu şirin kafeye uğramadan geçmeyin.

Rooftop Bar

Ozone:

Ritz Carlton’ın içinde yer alan Ozone, Hong Kong’un en iyi barları arasında bir de en yükseği olarak biliniyor. Burada Ozone’a özel kokteyller ve Asya mutfağından tapas çeşitleri bulabilirsiniz. Harika manzarası ve DJ performanslarıyla çok keyifli bir yer ama aklınızda olsun kılık kıyafete çok önem veriyorlar... Eeee, Hong Kong’da eğlence dediğin ciddiyet gerektirir!

Azure:

Azure, otel önerilerinde değindiğimiz Hotel LKF’nin en üst katında Hong Kong restoran rehberinin en şık ve zarif üyelerinden biri. Haftasonu sabah 3’e kadar açık kalıyor. Yemeğin devamında kokteyl ve sohbetle geceyi uzatmak için hoş bir alternatif.

Aqua Spirit:

Dünyanın en iyi barlarından biri olan Aqua’nın ilk katında İtalyan ve Japon mutfaklarından füzyon tatmak Hong Kong turunu sonlandırmadan önce yapılması gereken işlerden. Üst katında ise, ki bulunduğu binanın 30. katına denk geliyor, Aqua’nın yaratıcı kokteyllerini keşfedebilirsiniz.

Gece Kulübü

Club 18:

Hong Kong gece hayatının dolce vita atmosferine karışıp kalabalıkların içinde müziğin ritmiyle salınmak isteyenlerin vazgeçemeyeceği yeni bir nokta Club 18. Hong Kong’da görülecekler arasındaki Lyndhurst’e yürüme mesafesinde kapılarını açan mekânda sabaha kadar DJ setlerine eşlik etmek ve farklı kokteyllerin tadına bakarak yeni doğan günü karşılamak yorucu olsa da unutulmayacak bir eğlence olacağı kesin. Hong Kong gece hayatında keşfedilecek her şey daha yeni başlıyor üstelik!

Drop:

Drop, Hong Kong’un en popüler gece kulüplerinden biri haline gelmiş durumda. Akşama sakin beat’lerle başlayan Drop’un enerjisi gece ilerledikçe yükseliyor. Cool atmosferi giderek hareketli bir parti ortamına dönüşüyor. Jamiroquai, Black Eyed Peas üyeleri, Robbie Williams Hong Kong turlarını sonlandırmadan önce mutlaka mekâna uğrayan ünlü isimlerden bazıları.

Dragon-I:

Hong Kong’da nerede eğlenilir bilmiyor musunuz? Şehrin en şık ve havalı partilerinin 2002 yılından beri değişmeyen adresi Dragon-I. Kokteyllerine diyecek yok elbette ancak burada trend daha çok şampanyadan yana. Jackie Chan, Edward Norton,Kate Moss, Vivenne Westwood, Jude Law, Milla Jovovich, Zhang Ziyi, David Beckham, Michael Jordon, Lebron James, Ronaldo, Elijah Wood, Maggie Cheung ve de saymaktan yorgun düştüğümüz için yazmadığımız ünlü isimlerin Hong Kong’da eğlence adresleri Dragon-I.

Beijing Club:

Hong Kong gece hayatının olmazsa olmaz mekânlarından biri de Beijing Club. Hong Kong’un en büyük kulübü olan Beijing Club, üç katta dört ayrı barda hizmet veriyor. Kristaller, LED ışıklar ve altınla donatılmış görkemli ve ışıltılı bir ortama sahip. DJ performanslarının yanı sıra tematik partilerde gerçekleşiyor.

Alışveriş

Shanghai Tang:

1994 yılında Hong Kong’da kurulmuş bir giyim ve ev dekorasyon markası olan Shanghai Tang, Hong Kong alışveriş rehberinin ünlü üyelerinden. New York, Londra, Paris, Tokyo ve daha pek çok şehirde şubeleri var. Çin’in geleneksel kıyafetlerini andıran modern tasarımlarında ağırlıklı olarak ipek kullanıyorlar.

Sonija:

Eski bir avukat olan Sonija Norman, 1998 yılında moda tasarımcılığına başlamış. 2005 yılında da kendi butiğini açıp onu Hong Kong’da keşfedilmesi gerekenler arasında sokmayı başarmış. Kendi tasarımlarının yanı sıra ünlü modacıların ürünlerine de yer veriyor.

Sin Sin:

Sin Sin, 10 parmağında 10 marifet bir kadın. Küratör, sanatçı, otel ve moda tasarımcısı olan Sin Sin’in atölyesi de hal böyle olunca Hong Kong’da mutlaka ziyaret edilmesi gerekenler arasında yer alıyor.

Ovo:

Ovo, Hong Kong gezisinden elleri boş dönmek istemeyenleri kendine özgü çizgisiyle tasarladıkları ev eşyası ve dekorasyon ürünleri ile bekliyor. Tasarımlarında bambu, meşe, ceviz, deri ve ipek gibi doğal maddeler kullanıyorlar. Şık aydınlatmaları ve ilginç heykelleri diğer ürünlerin arasında öne çıkan seçenekler.

Youmna:

Youmna, modern ve zarif takı tasarımlarıyla bilinen bir isim. Tasarımlarında çoğunlukla beyaz, pembe, sarı ve siyah altın kullanıyor. Zaman zaman pırlantaya yer verdiği tasarımları da Hong Kong’da görülmesi gerekenlerden.

Kim Lai:

Kim Lai, Londra’da eğitim almış bir tasarımcı. Uzun zaman Avrupa’da yaşadığı için sıklıkla oradan ilham alıyor ancak tasarımlarındaki Asya etkisi de her zaman hissediliyor. Değerli taşları kullanarak sade ve çağdaş tasarımlara imza atan Kim Lai Hong Kong’da alışveriş denilince akla gelen isimlerden.

Eslite Bookstore:

Tayvan’ın en büyük kitapçı zincirlerinden biri olan Eslite, Hong Kong şehir rehberini farklı bir gözle okumak isteyenler için alternatif bir adres. Genelde mağazalarının büyüklüğüyle tanınır. Bu sayede çok fazla türde çok çeşitli kitabı bir araya getirebiliyor. Hong Kong’da da üç katlı bir mağaza açan Eslite, İngilizce yayınlara da geniş yer veriyor.

Chinese Arts & Crafts:

Hong Kong alışveriş rehberinde 50 yıldır turistik alışverişin vazgeçilmeyen noktası Chienese Arts & Crafts’de el yapımı ipek elbiseler, antikalar, takılar, porselen ürünler ve halılar bulabilirsiniz.

Business Card Market:

Hong Kong’da ne yapılır da ilginç bir şey olur demeyin sakın. Kartvizitin de pazarı olur mu canım dediğinizi duyar gibiyiz. Oysa Hong Kong, dünyanın önemli iş ve ticaret merkezlerinden biri olduğundan, kartvizitin bu şehirde ne kadar önemli olduğunu tahmin etmek zor değil. Burada yepyeni bir kartvizit tasarımı yaptırabilir veya CD ve USB ile kendi tasarladığınız kartviziti getirip bir gün içinde bastırabilirsiniz.

Temple Street Night Market:

Hava kararmaya başladıktan sonra Hong Kong’da gidilmesi gereken bu pazarda yüzlerce tezgah kuruluyor. İlginç elektronik aletler satanlar, lüks modacıların tasarımlarının sahte versiyonlarını yapanlar, yiyecek satanlar ve fal bakanlarla bir sokak pazarından çok karnavala benziyor.

Galeriler

Hong Kong, New York ve Pekin’den sonra dünyanın üçüncü büyük sanat pazarına sahip. Dünya sanat ve tasarım çevrelerinde de Asya’dan yaratıcı isimlerin oldukça etkili olduğu biliniyor. Hali hazırda üne kavuşmuş sanatçılarla, genç, yetenekli ve yıldızı parlamak üzere olan sanatçıların eserlerini bulabileceğiniz birkaç galeriyi sizin için sıralayalım dedik. Hanart TZ Gallery, Osage ve Gallery Exit Hong Kong’da mutlaka görülmesi gereken galeriler. Hâlâ etkilenmemiş olan var ise 10 Chancery Lane, Amelia Johnson ve Pearl Lam Gallery’e de bir göz atabilirler.

Gitmeden Göz Atılacaklar

'The Honourable Schoolboy':

John le Carré’nin ünlü romanı Tinker, Tailor, Soldier, Spy adlı romanının devamı niteliğindeki bu roman, Hong Kong’da yaşamı geniş tasvirlerle anlatıyor.

'Wong Kar-Wai':

Hong Kong sinemasının dahi yönetmeni Wong Kar-Wai etkileyici ve şiirsel bir üsluba sahip. 2000 yılında yönettiği film ‘In the Mood for Love’, sinema tarihinin başyapıtlarından biri. Büyüleyici bir anlatıma sahip filmin arka planında, 1960’lar Hong Kong’unun sosyal değerleri görülüyor. Chungking Express’de ise daha çağdaş bir Hong Kong hikâyesi anlatılıyor. Hong Kong sokakları da daha ön planda. Sinemanın dâhi yönetmenlerinden biri olan Wong Kar-Wai’yi Hong Kong seyahati bahanesiyle izlemenin tadı bir başka.

'Infernal Affairs':

Andrew Lau’nun yönettiği filmde, bilgi edinmek için mafyanın arasına giren bir polisin hikâyesi anlatılıyor. Film çok beğenilince devamı da çekilmişti. Ayrıca Martin Scorsese de ‘The Departed’ isimli uyarlamasını çekmişti.

Sıkıcı Bilgiler

Havaalanından Hong Kong şehir merkezine taksiyle gitmek yaklaşık 45 dakika ve 320 Hong Kong Doları tutuyor. 100 Hong Kong Doları’na binebileceğiniz ekspres tren ise 25 dakikada, trafik riski olmadan gidiyor.

Taksilerde ve küçük işletmelerde İngilizce pek konuşulmuyor. Otel ve konsierj numarasını yanınızda bulundurmanız faydalı olacaktır.