İbiza Elinizin Altında

Çok kötü bir espri olacak kabul ediyoruz ama Vengaboys’un “We’re going to Ibiza”sını da bir türlü aklımızdan atamıyoruz. Şarkının verdiği o çok mutlu ve hiçbir şeyin ters gitmediği muhteşem bir yere doğru yolculuk ediyormuşsunuz hissi, İbiza’nın ruhuna gerçekten de çok uyuyor. İbiza, gün batımlarının nefis olduğu, insanların deniz ürünleri yiyip, şampanya içtikleri ve bütün gün dans ettikleri bir yermiş gibi görünüyor uzaktan. Yakına gittiğinizde bir tarafının gerçekten de böyle olduğunu görüyorsunuz.

Bir tarafta da organik tarımın yapıldığı, genç çocukları olan büyük ailelerin dinlenmeye geldiği veya yeni çocuğu olmuş genç çiftlerin bekârlıklarındaki gibi iyi vakit geçirmeyi umdukları bir yer. Elbette herkesin huzur, mutluluk ve eğlence anlayışı farklı. İbiza’nın güzel tarafı ise herkesin beklentilerini istisnasız karşılıyor olması. O yüzden en güzel yazlık elbisenizi giyin, havalı gözlüklerinizi takın ve düşün yola. İsterseniz o Vengaboys şarkısını mırıldanarak, komik dans figürlerinizi bile yapabilirsiniz; İbiza’da mutluluk serbest!

Ibiza

En İyiler

Hotel Haciende Na Xamena:

Merkeze 20 dakika uzaklıktaki Haciende Na Xamena, dağların arasında bir koydaki lokasyonuyla tam bir cep cenneti ve diğer tüm İbiza otelleri arasında hop diye sıyrılıveriyor. 75 odasının çoğu bu muhteşem koya tepeden bakan bir manzaraya sahip. Odaların çoğunda mini birer havuz sayılabilecek jakuzi, bir kısmında da özel hamam ve sauna bulunuyor. Otelin spa’sı La Posidonia’nın antik ortamında masaj ve terapi seçenekleri var fakat önce Cascadas Suspenidas’a gitmek şart! İbiza’da görüleceklerle dolu otel binasının biraz yukarısında travertenler gibi basamak basamak inen bu havuz, ufukta masmavi denizle birleşerek muhteşem bir görüntü oluşturuyor. Ayrı havuzcuklardan oluşan bu büyük havuzun suyu ısıtılıyor.

Ibiza Corso:

Corso sadece konumuyla bile ilgiyi hak ediyor. İbiza’da eğlence merkezi olan marinaya, restoranlara ve alışveriş noktalarına oldukça yakın. Yakın zamanda yenilendiği için çağdaş bir görünüme sahip. Odaların büyüklükleri dışında birbirinden stil olarak pek farkı yok. Açık ve kapalı havuzların her ikisi de marinaya bakıyor ve oldukça keyifli bir atmosfer sunuyor. Spa’sı ve spor salonunda da işinin ehli bir ekip sizi şımartmak için bekliyor. Otelin bir restoranı yok ancak oldukça hareketli bir gece kulübü var.

Ibiza Gran Hotel:

İlk bakışta çağdaş, modern ve minimalist çizgileriyle ayırt edilen mekân İbiza oteller rehberinin en başında yerini alıyor. Otelin ayrıca ‘Sanat Oteli’ adını verdiği bir konsepti var. 28 çağdaş sanatçıyla yaptıkları işbirliğinin bir ürünü olarak, tüm otel modern sanat eserleriyle donatılmış. Otelin restoranlarından Gaia da bu eserlerden payına düşeni almış. Burada canlı müzik eşliğinde cava, şarap ve kokteyl seçenekleri ve tapas ve atıştırmalık yiyecekler sunuluyor. Otelin en baştan çıkarıcı bir özelliği de tam teşekküllü bir kumarhanesinin olması. Bu modern ve çağdaş kumarhane İbiza’nın en iyi restoranlarından biri The Jackpot’a da ev sahipliği yapıyor. Tüm günü spa’da stres atarak geçirdikten sonra eğlenceli bir geceye hazır olun!

Atzaro:

Uzun yıllardır aynı aile tarafından yönetilen otel, İbiza’nın en ünlü otellerinden biri. Eski bir çiftlik evinden otele dönüştürülen yapı, 24 odasıyla hizmet veriyor. Portakal bahçelerinin içindeki ev, yüksek kemerli geçişleri, beyaz perdelerin uçuştuğu, ahşap oymalı dekoruyla etrafındaki doğal yapıyla uyumlu dingin bir ortam yaratıyor. Tipik birer köy evi gibi tasarlanmış ve antikalarla dekore edilmiş odalar İbiza’da nerede kalınır diye endişelenenler için ideal. Kahvaltı, öğle ve akşam yemeği için ayrı menüler sunan otelin bunlara ek olarak bir sushi barı, hatırı sayılır bir şarap mahzeni ve bir puro koleksiyonu bulunuyor. Küçük bir butik otel olmasına rağmen hiçbir servisi eksik bırakmamışlar. Özel hocalardan pilates, yoga ve meditasyon dersleri almak da yine İbiza’da yapılacaklardan.

The Giri Residence:

İbiza’da nereye gidilir denince sizin için en önemlisi ev hissiyatı oluyorsa eski bir evden yükselen Giri’nin beş süiti de tam size göre. Giri, “ev” havasını yansıtıyor ve az daireli samimi bir rezidans atmosferi yaratıyor. Tasarımda taşın çok önemli bir yer tuttuğu görülüyor. Duvarlar taş bloklardan örülmüş, büyük kayalardan oyulmuş gibi duran lavabolar, sehpalar kullanılmış. Havuzun etrafındaki 16 m2’lik konforlu çardaklar da bu İbiza otelini özel kılan unsurlardan. Eskiden yemek odası olarak kullanılan kısım Giri’nin restoranı haline getirilmiş. Living Room, kahvaltı ve akşam yemeği servisinin yanı sıra gün boyu alkollü ve alkolsüz kokteyllerle de hizmet veriyor. Giri Café ise şık ve samimi ortamında yerel tatlardan örnekler sunuyor.

Bunlara Da Bakmaya Değer

Hotel Mirador de Dalt Vila:

Otel, UNESCO’nun korumaya aldığı, denizden oldukça yüksek, etrafı duvarlarla çevrili, İbiza’da mutlaka görülmesi gereken tarihi bir şehir merkezi olan Dalt Vila’da bulunuyor. Bir zamanlar varlıklı bir ailenin evi olan bina, otel olarak restore edilirken, binanın tarihi yapısı ve planları göz önünde bulundurulmuş ve orijinal yapı korunmuş. Uçuk kaçık tasarım otellerde rahat edemeyen, klasik bildiğimiz otel odalarını arayanlar için ideal bir seçim. Üstelik 13 odasıyla çok daha samimi ve rahat bir atmosferi var. Mümkünse Grand Suit’i ayırtın. Kendisi bu İbiza otelinin hem en şık, hem de en lüks odası. Otel düşük kalorili sağlıklı kahvaltıları, zarif restoranı Es Mirador, şarap mahzeni ve kokteyl barıyla gerçekten hoş bir konaklama sunuyor.

Ibiza Rocks House at Pikes Hotel:

İbiza oteller rehberinde bir tepeyi kapmış bulunan otel, 15. yüzyıldan kalma bir çiftlik evi. Otel olarak yenilenirken hiç de çağdaş ve minimal bir hale getirilmemiş. Bembeyaz duvarları, antik taş döşemeleri ve ahşap oymalı eşyalarıyla tipik çiftlik evi görünümünü hâlâ koruyor. Duvarlar ve yatak örtüleri pop ikonların fotoğraflarını taşıyor. Zaten DJ’lerin ve pop starların çok tercih ettiği ünlü bir İbiza oteli burası. Bugüne kadar Ibiza Rocks House’u tercih eden ünlüler arasında Julio Iglesias, George Michael, Naomi Campbell ve rahmetli Freddie Mercury gibi isimler var. Ibiza Rocks, aslında İbiza’da birkaç oteli, iki restoran/barı ve butiği bulunan bir zincir. Genç, yaratıcı ve eğlenmeyi seven bir kitleye hitap ediyor. Diğer mekânları da İbiza’da keşfedilecekler arasına alabilirsiniz.

Ses Pitreras:

Ses Pitreras, adanın batı şeridinde, merkeze 10 dakikalık ve plaja 200 m.’lik mesafede bulunuyor. 1970’lerden kalma tipik bir ada evine kurulu olan İbiza oteli, kendi stiliyle evin dokusuna çağdaş bir dokunuş eklemiş. Masif ve koyu renk taşları ve ahşabı bir arada kullanmış. Buna bir de minimal hatlar ve beyaz kumaşlar eklenerek modern ve dingin bir ortam yaratılmış. Ses Pitreras’ın bu şık, sade ve konforlu stilinin yanı sıra, çok da zarif bir duruşu var. İbiza’nın en iyi otellerinden biri olduğu kesin. Üstüne bir de bahçe içindeki havuzu, solaryumu, spa’sı, saunası ve hamamı gelince misafirlerini şımartmadan duramıyor. Şehri gezmeyi sevdiği kadar, otelde rahatlamaya ve yenilenmeye de zaman ayırmayı sevenlerin İbiza’da mutlaka keşfetmeleri gereken yer ise Ses Pitreras.

Öğle Yemeği İçin En İyi Adresler

El Chiringuito:

İbiza şehir rehberinde yerini alan El Chiringuito bir plaj restoranı. Plajda uzun ahşap koltuk/şezlonglar üzerine beyaz minderler serilmiş. Güneşin altından kaçıp biraz arkalara çekilirseniz Chiringuito’nun lezzetli mutfağıyla tanışıyorsunuz. Buraya sadece yemek yemek için de gelebilirsiniz, zira restoran İbiza’da gidilebilecek en hip yerlerden biri. Deniz ürünleri ağırlıklı menüsünden en çok tercih edilenler deniz mahsüllü spagetti, ıstakozlu risotto ve istiridyeleri. Burger ve salata alternatifleri de mevcut. Enerji ve ferahlık veren taze karışımlarını ve sangria’ları da denemeden olmaz.

La Sardina Loca:

Sardina Loca, beyaz tek katlı küçük bir yer. Önünde geniş bir verandası var. Tahta masaları, sandalyeleri ve duvardaki balık figürlerinden ibaret dekoruyla İbiza restoranları arasındaki yeri farklı. Biraz Ege’yi ve Bodrum’u çağrıştırıyor. Tüm gün hizmet veriyor olmasına rağmen İbiza’da akşam yemeği için çok uygun bir yer değil. Menü hakkında bir şey söylemek zor. Zira sabit bir menü yok, her gün oraya ne yazmışlarsa menü o oluyor.

El Bigote:

El Bigote, İbiza’da keşfedilmesi gereken saklı cevherlerden biri. İnternet sitesi, online rezervasyon sistemi, reklamı hiçbir şeyi yok. Salaş, kendi halinde ufak bir balıkçı sadece. Bir gün önceden gidip adınızı yazdırmanız gerekiyor ki ertesi güne hazırlanabilsinler.

Akşam Yemeği

Amante:

Amante, İbiza rehberinin en güzel koylarından kabul edilen bir noktada bulunan bir beach restoran. Tüm günü pinekleyerek geçirebileceğiniz, akşam sakin ve romantik bir yemek için de başvurabileceğiniz İbiza restoran adreslerinden biri. Menü İspanyol ve İtalyan mutfaklarından esinlenmiş. Lezzetlerinin bir sırrı et yemekleri grilde pişiyor olması. Martini çeşitleri de bu lezzetli yemeklere bambaşka bir tat katıyor.

Lio:

Pacha’nın İbiza restoranlar rehberine 2011’de kazandırdığı restoran. Kısa zamanda, İbiza’ya gelen ünlülerin uğrak yeri haline geldi. Menü Akdeniz mutfağı ağırlıklı. Havyar çeşitleri ve Don Perignon Vintage serisi de menünün dikkat çeken başlıkları. Restorana ek olarak kabare ve bar kısımları bulunuyor. Kabarede fetiş sahne şovları gerçekleşiyor. İbiza turu boyunca ziyaret edilmesi gerekenlerden biri olan barında ise dünyanın en ünlü DJ’leri ve elektronik müzik sanatçıları performanslarını sergiliyor. Ne konseptte ne menüde mütevazılıktan yana olan Lio, fiyatlarda da bu çizgiyi bozmuyor.

Bambuddha Grove:

Bambuddha ünlü isimlerin de çok tercih ettiği İbiza restoranlarından biri. Bambudan geniş bir kulübe gibi görünüyor. Bu doğal yapı, tavandan sarkan dev avizeyle ve tavana asılmış spot ışıklarla tam bir kontrast yaratıyor. İç mekânda Buda heykelleri, duvarlarda ise provokatif freskolar onu İbiza restoranlar rehberinde farklı bir konuma çıkarıyor. Menü Akdeniz ve Asya mutfaklarından oluşturulmuş. Devekuşundan suşiye pek çok egzotik tat bu menüde bir araya getirilmiş.

Can Domingo:

İşte, adanın bitmek bilmeyen cümbüşünden sıyrılmak isteyip o sakin restoran İbiza’da nerede bulunur bilemeyenlerin dikkatine sunduğumuz, Sant Josep de Sa Talaia tepelerinde, doğanın tam ortasında, pek salaş bir İtalyan lokantası. Sadece birkaç masası var. Taze ve doğal malzemelerle hazırladıkları tabakları sunuyorlar. Zeytin ağaçlarının altında, tahta masa sandalyelerde iddiasız ama lezzetli bir yemek için tercih edebilirsiniz.

Elephant:

Canlı müzik eşliğinde sakin bir akşam yemeği İbiza’da nerede yenir bulamayanlar için seçtiğimiz mekân Elephant. Yemekten sonra müziğin temposu biraz daha yükseliyor. Dünya jet sosyetesinden isimlerin de aileleriyle geldikleri, yaş ortalaması 30-50 arasında değişen şık bir restoran.

El Ayoun:

Ayoun, Fas ve Akdeniz mutfaklarını bir araya getiren bir restoran. Loş ışıkları, rahat kanepeleriyle İbiza’da akşam yemeğini sükunet içinde geçirmek isteyenleri ağırlıyor. Biraz hareketlenmek isteyenler kulüp kısmına da geçebilirler.

El Olivo:

El Olivo sokağa taşan masaları ve bahçemsi terasıyla İbiza’da keşfedilecek çok hoş bir ortam sunuyor. İtalya ve İspanya yemeklerinden küçük ama lezzetli bir menü oluşturmuşlar. Tatlı için mutlaka yer ayırın.

Atıştırmalıklar

Miretti:

İbiza şehir rehberinin unutulmaz dondurmacısı Miretti 48 çeşit dondurma sunuyor. Klasik meyvelerin ve tatların yanı sıra After Eight’li, tiramisulu, panna cotta’lı çeşitleri de denemeye değer.

Punto G:

Yazın İbiza’da dondurma yemekten daha keyifli ne olabilir? Tek mesele en iyi dondurma İbiza’da nerede bulunur konusu. O yüzden siz iyisi mi kaldığınız yere yakın iyi bir dondurmacı buluncaya kadar, ne yapıp edip Punto G’yi denemeye gelin. İsmindeki büyük iddia boşa çıkmıyor.

Günbatımı İçin

Cap des Falco:

İbiza’da mutlaka görülmesi gereken bir şey varsa o da günbatımlarıdır diyebiliriz. Cap des Falco, ıssız bir adaya düşmüşsünüz de orada gün batımı izliyormuşsunuz gibi egzotik bir his veriyor. Masalarının bir kısmı kumsala kurulmuş. Tahta salaş masalarda oturup, ayaklarınızı kuma sokmanın tatlı huzuruyla iştah açıcı bir şeyler içebilir ve renkli bir günbatımı seyredebilirsiniz.

Cafe Mambo:

Cafe Mambo, günbatımını kutlama partileri veriyor. İbiza’nın en hip parti mekânlarından biri olan Mambo, İbiza’da gece hayatına karışmak için ziyaret edilecek yerlerden de biri aynı zamanda.

Pacha:

Pacha, sadece İbiza’nın değil, dünyanın en lüks ve en ünlü gece kulüplerinden de biri aynı zamanda. Bob Sinclair, David Guetta, Tiesto gibi ünlü Dj’lerin sahne aldığı kulübe girebilmek için önceden bilet almak şart.

Space İbiza:

Pacha’nın tahtını sallandıran bir yer varsa İbiza’da keşfedilmesi gereken, orası da Space. Üç kere üst üste dünyanın en iyi gece kulübü ünvanına nail olan kulübün partilerinin ünü giderek yayılıyor.

Ushuaia:

İbiza’da partilerin hiç bitmediğine dair bir izlenim vardır genel olarak. Ushuaia, bu hissi pekiştiren yerlerden biri. Enerjisi yüksek ve kalabalık bir kitlesi var. Bu kadar büyük bir enerji dalgasıyla karşılaşmak başta şaşırtıcı olabilir ama İbiza gezisinde illa ki vakit ayırın deriz.

Km5:

İbiza’da gece rehberinin işaret ettiği Km5’in beyazlar içinde, yuvarlak hatlı, şık ve sofistike bir restoran bölümü var. Dekoru balo salonlarını andırıyor. Lounge kısmı ise çok daha samimi ve çağdaş bir görünüme sahip. Yemek sonrasında geceyi sohbetle uzatmak için doğru seçim.

Aura:

Aura, İbiza’nın en iyi barlarından ve tabii en hip buluşma mekânlarından. Gitmeden rezervasyon yaptırmak şart. İnsanların ellerinde içkileriyle salındıkları, sohbet ettikleri, DJ’lerin de house ve lounge miksleriyle ortamı hareketlendirdikleri bir yer. Çocuklara özel seçenekler sundukları için genç ailelerin de tercih ettikleri bir yer.

Alışveriş

Sluiz:

Sluiz, İbiza alışveriş rehberinde yerini alan, ilginç ve renkli tasarım objeleri bulabileceğiniz bir yer. Adada bir başına bir dükkân gibi görünse de belirlediği trendler çok daha geniş bir alana yayılıyor. Dev Del ve Esc tuşlarından tabureler, yerel desenli koltuklar gibi geri götürmesi zor eşyalar olsa da ürünleri çoğu taşınabilir şeyler. İlginç mutfak önlükleri, saatler, takılar ve giysiler de bulabilirsiniz.

Oink:

Oink de adanın uzaktan kumandayla trend belirleyen tasarım mağazalarından biri. Çok daha klasik ve şık bir stili var. Bünyesinde pek çok tasarım markasının ürünlerini bulunduruyor. Yalnızca İbiza’da keşfedilebilecek olması ve Avrupa’da başka şubelerinin olmamasına insan üzülüyor.

Revolver:

Alexander McQueen, Sarah Burton, Vivienne Westwood gibi ünlü modacıların kreasyonlarından parçalar bulabileceğiniz mağaza İbiza’da alışveriş için çarpan kalplerin ortak noktası. Pazar günleri kapalı; diğer günler de saat 14:00-17:00 arası kapalı.

Ibzcode:

Organik kumaşlardan üretilen giysiler ve aksesuarlar bulabileceğiniz bir yer. Etnik ve bohem bir stili var.

Plajlar

Blue Marlin:

Çok güzel bir plaja sahip olan Blue Marin’de hiçbir şey sadece güneşlenmek ve denize girmekten ibaret değil. Burası daha çok insanların denize de girdiği bir parti evi gibi. Kumsalda gün boyunca eğlence var. Her bir kokteyl İbiza’da görülmesi gereken bir şov eşliğinde yapılıyor. Şampanya içmek için hiçbir zaman erken sayılmıyor. Rezervasyonsuz girmenin pek mümkün olmadığı plajda şezlong ücretleri de 500€’ya kadar çıkabiliyor.

Sands:

Playa den Bossa’da bulunan Sands, eğlenceli ve seçkin bir ortam sunuyor. Gençlerin plajdaki partilerde iyi vakit geçirdiği, küçük çocuklu genç anne babaların da eğlendiği İbiza’da gidilecekler listesine eklenmesi gereken bir yer. Restoranda Japon mutfağına İspanyol bir yorum getiriyorlar.

Juan y Andrea:

Juan y Andrea daha sakin bir plaj. Kafa dinlemek ve güneşin tadını çıkarmak için ideal. Acıktığınızda nefis deniz ürünlerinden tadabilirsiniz.

Babylon Beach:

Babylon Beach, adanın henüz turistler tarafından yağmalanmamış, İbiza’nın keşfedilmesi gereken gizli nimetlerinden biri. Sessiz, sakin ve şık bir ortamı var. Büyük DJ’lerin müzik yaptığı kalabalık yerlerden değil. Gün boyunca sakin bir playlist çalıyorlar. Etrafında yeşil doğal bir bitki örtüsü var. Bu doğal kayalara oyulmuş 7-8 basamaklı merdivenden direkt denize iniyorsunuz. Yemekler de ve içeceklerde de ehl-i keyflikten taviz verilmemiş ve gurme lezzetler bir araya getirilmiş.

Calabassa Beach Club:

Çok uzun bir kumsalı var. Tahta şezlonglar üzerine dizilmiş beyaz minderler plaj boyunca uzayıp gidiyor. Haliyle biraz kalabalık oluyor ama yine de İbiza’da nereye gidilir denince akla gelen en popüler yerlerden. Yemekleri oldukça lezzetli. Sırf restoranı için gelinebilecek, gelmişken de güneşlenilebilecek bir yer.

Müzeler

Antik Şehir:

Halk arasında Old Town olarak bilinen Dalt Vila, tepelerde, orta çağdan kalma, etrafı surlarla çevrili bir yer. Ada turu yapıp, Iglesia de l’Hospitalet, Museum of Contemporary Art ve Puget Museum’u dolaşabilirsiniz. İbiza’da görülecek başka müzeler ve tarihi yapılar da var. İlginizi çekenlerden içeri şöyle bir bakmadan geçmeyin.

Cova de Can Marça:

Can Marça, 1970’lerde keşfedilmiş bir yeraltı mağarası. Mağaranın içindeki fosilleşmiş kayalar İbiza’da keşfedilecekler listesine her an bir yenisinin eklenebileceğinin işaretçisi gibi. Her gün saat 10:30 ve 19:30 arasında düzenlenen yarım saatlik turlara katılabilirsiniz.

Blade Runner:

İbiza gezisinin bittiğine hâlâ inanmak istemiyorsanız, inanmayın. Blade Runner bot turuna gün batımına yakın bir saatte çıkın. Siz kıyıdan uzaklaşarak denizde ilerledikçe, güneş de suyun içine doğru ilerliyor ve ortaya harika bir görüntü çıkıyor.

Bodega Sa Cova:

Randevu alarak gidip gezebileceğiniz bir bağ ve şarap üretim atölyesi olan Sa Cova İbiza’da ziyaret edilecek enfes yerlerden biri. Hem üzümlerin yetiştiği bağı, hem de üretimin yapıldığı küçük atölyeyi görebiliyorsunuz. Ardından da tabii ki burada üretilen şaraplardan tadabiliyorsunuz.

Gitmeden Göz Atılacaklar

'A History Buff’s Guide to Ibiza':

Emily Kaufmann’ın kitabı, İbiza tarihi ve kültürel yapısıyla ilgili ilginç bilgileri akıcı bir dille aktarıyor.

'Seyahatnameler':

Meraklılar, 20.yüzyılın başlarındaki İbiza hakkında merak edilenleri J. E. Crawford Fitch’in "Mediterranean Moods "adlı kitabında bulabilirler. 1960’lardan bir kesit isteyenler Stewart Andersen’in "A Wilde Thyme in Ibiza" adlı eserine bir göz atabilirler.

'Müzik':

Gittiğiniz plajlardan ve kulüplerden özel CD misklerini toplamayı unutmayın. Böylece İbiza turunun dönüş yolunda ve kışın işe giderken geçirdiğiniz güzel zamanları hep hatırlayabilirsiniz.

Sıkıcı Bilgiler

İbiza’da hava durumu Kasım-Nisan aylarında pek yüz güldürmüyor. Hiçbir otel, restoran, plaj hizmet vermiyor.

Havaalanından merkezi bir yere varmak taksiyle 15€ civarında tutuyor. Şehir içinde dolaşırken de korsan taksilere binmediğinizden ve taksimetrenin açık olduğundan emin olun.

Bahşiş bırakılması pek beklenen bir şey değil. Yine de servisten memnun kaldıysanız %10 civarında bahşiş bırakabilirsiniz.