Miami Elinizin Altında

Kuzey Amerika’nın güneyinde eğlencenin, modanın, kültürün, sanatın, finansın merkezi sevgili Miami! Uçak inişe geçtiğinde şehri yukarıdan seyretmeye başlamalısınız. Neredeyse her evin vazgeçilmez parçası olan havuz, tenis kortları ve yeşillikleriyle mozaikten yapılmış bir tabloyu andırıyor. Havaalanındaki o samimi “Welcome to Miami” anonsunda bile şehrin sıcaklığını hissediyorsunuz.  

Okyanusta yüzen, sörf yapan, plaj voleybolu oynayan gençlerle ünü dünyaya yayılmış Miami Beach, akşamları eğlencenin kalbinin attığı Ocean Drive, daha sakin bir yaşamı olan Coconut Groove, her daim kalabalık alışveriş caddesi Lincoln Road ve Little Havana gezilmesi gereken, keyifli bölgelerden birkaçı. Madonna, Gloria Estefan, Julio Iglesias gibi pek çok ünlünün evinin olduğu şehirde kanal gezisi yaparak evlerine misafir olabilirsiniz, en azından göz misafiri!  

Çift katlı villaları, geniş caddeleri ve yeşilliğiyle düzenli bir şehir olan Miami, şehre gelenlere Latin Amerika enerjisini geçiriyor.

Miami

Miami, her zaman popüler bir yerdi ancak gittikçe artan sanat etkinlikleri ile birlikte hem ziyaretçi kitlesi genişledi ve değişti, hem de şehrin çehresi. Bu bağlamda aldığımız duyumlara göre meşhur COMO oteller zinciri de Miami'ye göz dikmiş; hatta dikmekle de yetinmeyip 2014 Mart itibariyle COMO Miami hizmete girmiş bile! Ama tek adresle yetinmeyip alternatiflerini tanımak isteyenler için işte birkaç otel önerisi daha:

En İyiler

The Setai:

Miami’nin en iyi otellerinden biri olan The Setai’nin iki binası var. Servisleri ve anlayışı aynı ancak konseptleri ve dekorasyonları farklı. Bunlardan bir tanesi art deco tarzında bir bina. Üç tip odası var. En küçük odalar 54-57 m2. Oldukça az bölme ve eşya yerleştirilerek gün ışığı dolu, ferah ortamlar yaratılmış. Diğer binası, The Tower, çelik ve camdan yapılmış yüksek bir bina. Odalar teknolojik olarak diğer binadakilerden daha donanımlı. Odalarda çok gelişmiş ses sistemi ve büyük ekran televizyon var. Otelin hemen önündeki beyaz kumlu plaj ve turkuaz rengi deniz, kartpostallardan fırlamış kadar güzel.

De Lano South Beach ve Mondrian South Beach:

Her iki otel de aynı gruba aitler. Ancak detaylarda farklılık gösteriyorlar. De Lano, okyanusun hemen kenarında bulunan Miami otellerinden biri. Çok sayıda farklı oda tipi sunuyor. Böylece herkesin ihtiyacına ve zevkine uygun bir yaşam alanı sağlıyor. Otelin "Miami’de keşfedilmesi şart" statüsünde sushi ve sake barı var. Otelin mimarı, burayı ‘uyuyan güzelin kalesi’ fikrinden ilham alarak tasarlamış. Neredeyse bütün otel beyaz. Odalarda ve banyolarda başka renk yok. Yalnızca lobide siyah ve beyaz bir arada kullanılmış. Bu da ışıklı ve ferahlık veren bir ortam yaratıyor.

The Villa by Barton G:

Bir zamanlar Gianni Versace’nin malikânesi olan bina, Miami oteller rehberinin en karizmatik üyelerinden. Uzun bir restorasyondan sonra otel olarak kullanılmaya başlanmış. 10 süiti var. Duvar kâğıtları, döşemelerin kumaşları, yerdeki mermerler birbirinden çok farklı desenlerde. Tersine, sarayımsı bir ihtişamı ve yuvarlak hatlı bir dekorasyonu var. Versace ailesi burayı ilk aldığında, evin fiyatının 10 katı kadar bir tutarı da dekorasyonuna harcamışlar. Miami’de görülecekler arasında yerini alan mekâna teşrif eden Elton John ve Madonna en dikkat çekici isimlerden.

James Royal Palm Miami:

New York ve Chicago'da da kardeşleri olan James Royal Palm Miami, tabii ki Miami Beach'te ve tabii ki Ocean Drive'a ve kumsala üç adımlık mesafede. 1939'da inşa edilen orijinal Palm Beach binası tarihin kaderine boyun eğerek yıkılmak zorunda kaldıysa da şimdiki dekorasyonu ve tasarım öğeleriyle o döneme şapka çıkartmaktan geri kalıyor. Otelin içinde, Şef Kris Wessel yönetimindeki Florida Cookery, kahveye doyacağınız Coffee Bar, deniz ürünlerinde uzmanlaşmış CATCH, bar/lounge South Shore ve geceyi geceyarısında bitirmek istemeyenler için SL Miami sizleri yedirmek, içirmek ve Miami usulü şımartmak üzere bekliyor.

Townhouse:

Miami şehir rehberinin hareketli adreslerinden South Beach’e yakın keyifli otellerden bir diğeri de Townhouse. Otelden çıkmadan keyif yapmayı sevenler için, çatıda keyifli bir güneşlenme alanı bulunuyor. Miami’de nerede kalınır derseniz beyazların hâkimiyetindeki otel kendini size sunuveriyor. Dekorda bu bembeyaz görünüm, okyanusun tatlı esintisiyle birleşince tarifsiz bir ferahlık ve tazelik hissi veriyor. Otelde bir de Bondst Sushi Lounge’un şubesi bulunuyor. New York’un favorilerinden biri olan Bondst, ezber bozan ve sushi’nin hakkını veren bir yer. Denemeden geçmeyin.

SLS Hotel:

SLS Hotel, Miami tatiliniz boyunca sahilin en güzel köşesine serilip buz gibi bir kokteyli yudumlarken bronzlaşmak, bronzlaşırken de etrafınızı saran moda ikonlarına göz kırpmak için ideal bir nokta. Ünlü tasarımcılar Philippe Starck ve Lenny Cravitz’in imzalarını taşıyan, Miami’nin bu en iyi otellerinden birinde kendinizi sürrealist bir tablonun parçası gibi hissedebilirsiniz. SLS odalarında tercih edilen Madame de Pompadour konsepti bu hissi pekiştirmekte oldukça başarılı.

Metropolitan by COMO:

İşte Miami otelleri listesindeki bir başka yıldız: Ayak uçlarınızı Atlantik Okyanusu’nun maviliklerine değdirmeden önce göz alıcı kumsalın arkasında beyaz bir kale misali Metropolitan by COMO. Miami plajının eski mevkiinde yıldızlaşan mekânın 74 odası ve Florida’nın deniz mahsullü leziz yemekleriyle donatılmış Traymore Restaurant, unutulmayacak bir tatilin diğer adı.

Bunlara Da Bakmaya Değer

Hilton Miami:

Miami sahillerinde Hilton konforuna güvenmek, konaklama konusundaki yükünüzün büyük bir kısmını alıyor desek yanlış olmaz. Güney Amerika’da sahil kulübelerinin verdiği esintiyi kendi bünyesine katan bu ferah otelin teknolojiyle donanmış ve marin renkleriyle süslenmiş 231 oda ve süiti ev konforu Miami’de nerede bulunur bilemeyenler için ideal. Dünyanın en salaş noktasında bile lüks otel konforundan taviz vermek istemeyenlere...

The Tides South Beach:

1936 yılında inşa edilen art deco binası Miami’de ziyaret edilmesi gereken duraklardan South Beach’te bulunuyor. Odaların dekorunda kum renginin tonları kullanılmış. 4 çeşit süit sunan otelin en küçük odası 50m2. Bazılarının özel terası da bulunuyor. Hemen hepsi okyanus manzaralı. Mutfağı, sabah, öğlen, akşam ve havuz için ayrı menüleri var.

The Betsy:

Miami’de görülmesi gereken otel başlı başına bir tarih. 1940 yılında yapılan bina, Amerika tarihinin de önemli olaylarına şahit olmuş. Mesela, 2. Dünya Savaşı sırasında, Amerikan askerleri burada konaklamışlar ve emir beklemişler. Şimdilerde ise, geçirdiği yeni tadilat ve James Franco’nun ziyaretiyle anılıyor daha çok. Sade dekoru ve klasik çizgileriyle konforlu ve şık bir ortam hazırlamışlar. Diğer Miami otelleri gibi, Betsy de biftek ve kokteyller konusunda oldukça iddialı.

The Standard Miami:

Evinizde hissetmek için Miami’de nerede kalınır karar veremiyorsanız The Standard Miami sizin için. Diğer Standardlarla karşılaştırıldığında, çok daha ev hissi veren bir yer olduğu söylenebilir. 8 farklı tipte odası var. Kum rengi mobilyalar ve beyaz döşemeleriyle ferahlatıcı bir atmosferi var. Bay View Suit’te okyanusa bakan keyifli bir de balkon var. Ayrıca tüm odaların kendi spa servisi bulunuyor. Burası çok konforlu ve huzurlu bir ev gibi gerçekten de.

Kahvaltı İçin En İyi Adresler

News:

Miami şehir rehberinin Ocean Drive köşesinde yer alan kafe, günün 24 saati açık. Miami’nin hem en klasik hem de hâlâ en popüler kahvaltı mekânı. İçinde gazete ve dergi bayii de bulunuyor. Zamanında Versace’nin de her sabah kahvaltılarını burada ettiği söyleniyor. Zaten buranın dikkat çekmesindeki etkenlerden biri de o.

Balans:

Klasik brasserie menülerindeki yiyeceklerin modern hallerini sunuyorlar. Sabah 8:00’dan itibaren, rezervasyonsuz gidilebilir. Miami’de öğle yemeği ve geç kahvaltılar için tercih edilebilir.

Greenstreet Cafe:

Tuğla duvarları ve deri koltuklarıyla aynı anda hem retro hem de çok genç görünüyor. Öğlen ve akşam için de menüleri bulunan kafe, kahvaltı konusunda çok başarılı. Pek çok kahve çeşidi bulunduruyorlar. Amerikan kahvaltısı, Kıta Avrupası kahvaltısı gibi başlıklar altında çeşitler sunuyor. Karar verene kadar öğlen olmasın, önceden kafanızda bir şeyler şekillendirmeye bakın. Aklınızda her ne varsa burada olacaktır.

Vesper Brasserie:

Kahvaltı ve brunch menüleri için tercih edilen bir yer. Kahvaltıda sunduğu omlet çeşitleriyle dikkat çekiyorlar. Kahvaltıyı kaçıranlar ise hafif bir brunch yapmak için yine burayı tercih edebilirler. O zaman da salata, omlet, sushi seçeneklerinden birini tavsiye ederiz.

Öğle Yemeği İçin En İyi Adresler

Oak Tavern:

Hazırladığınız Miami rehberinde henüz denemek istediğiniz restoranlar listesini tamamlayamadınız mı? Hemen yardımcı olalım: Miami’de sıcak havaları ardınızda bırakmanın en kolay yolu adını bahçenin dört bir yanına salmış olan meşe ağacının altında bir masaya kurulup tap taze deniz mahsulleri sunan Oak Tavern’e uğramaktan geçiyor. Bu bölgeye özgü ceviche’lerin tadına bakmak için iyi bir fırsat.

Lucali:

Brooklyn menşeili hip mekân Lucali New York tarzı pizzalarıyla artık Miami’nin en iyi restoranlarının başında geliyor. Güney Florida’da öğle yemeklerini o hayalini kurdukları odun ateşinde pişen hamurlar ve bir dizi malzeme müdavimlerin hizmetinde. Miami’de “Ne yenir?” çekingenliğini bir kenara bırakmanın tam zamanı!

The Butcher Shop:

Miami rehberinde yerini alan Wynwood Arts District klasik giyinimli bir beyefendiyi ağırlar gibi gözüküyor: The Butcher Shop. Ete dair eski usul metodlarla sunulan kasabı, steak çeşitleri ve sıcak bir atmosfere kurulmuş bira bahçesi ile mekân öğle arasında keyifli bir mola almak isteyenlere serinletici bir etki sağlıyor. Her ihtiyacın cevabı The Butcher Shop’tayken, Miami’de başka nerede yenir ki?

Joe’s Stone Crab:

Miami’nin en iyi restoran adreslerinden Joe’s Stone Crab, 100 yıllık bir geleneğe sahip. Kuşaklar boyu aynı aile tarafından çekip çevriliyor. Yengeçleri ve turtalarıyla çok ünlüler. Amerika’nın güney eyaletlerinin geleneklerini devam ettiriyorlar. Filmlerde anneannelerin yapıp, soğuması için pencere kenarına koyduğu turtaların gerçek olmuş halleri.

Michael’s Genuine Food & Drink:

Sebzelerin üretim aşamasından, pişirme tekniklerine ve sunuma kadar yemekle ilgili her şey Miami restoranları arasında dikkat çeken bu ekibi çok heyecanlandırıyor. Anlaşmalı oldukları birkaç çiftlikten alım yapıyorlar yalnızca. Ve de çiftlik çalışanlarıyla sürekli diyalog halindeler. İyi yemek için iyi ve taze malzeme gerektiğini söylüyorlar. Ayrıca Amerika’nın en iyi slow food restoranlarından biri kabul ediliyorlar.

Yardbird Miami:

Belli başlı birkaç çiftlikle çalışan, ürünlerin yetiştirilme aşamasını önemseyen Miami restoranlarından biri. O yüzden yemekler çok taze ve doğal. Orası tamam da, esas Yardbird yarattığı konsept’le ve yemeklerini sunma şekliyle insanı kendisine hayran bırakıyor. Klasik Amerikan diner konsepti için Miami’de nereye gidilir derseniz burada en şık yorumlarından biriyle karşılaşacaksınız. Diner’ların o bol porsiyonlu ve kaba sayılabilecek sunumu nasıl bu kadar estetik ve iştah açıcı bir hale getirilir diye şaşırtıyor insanı. Burayı kesinlikle atlamayın.

The Dutch Miami:

Sabahtan kahvaltı olarak başlayıp, akşam yemeğine ve gece kokteyl saatine kadar günün her saati için özel bir menü var bu Miami restoranında. Sabahları pancake, omlet ve tost çeşitleri; öğlen için de sandviç ve pizzalar geniş yer tutarken Miami’de ne yenir derdi bitmiş oluyor. Viski, şarap ve kokteyl menülerinin satırlar boyu sürüp gittiğini de, akşam gitmeyi düşünenler için not edelim.

La Locanda:

Miami’nin en iyi İtalyan restoranlarından biri. Makarna hamurlarını kendileri yapıyorlar. Büyük fırınlarında yaptıkları pizzalar da taze ve çıtır hamurlu oluyor. Uzun beyaz masa örtüleri ve sade su bardakları bir İtalyan lokantası hissi veriyor.

Akşam Yemeği İçin En İyi Adresler

Vita:

Le Baoli, Fransız Rivierası’nın seçkin restoranlarından biri. Miami’de de keşfedilmesi gereken bir şubeleri bulunuyor. Menüsü deniz ürünü ağırlıklı olsa da, ızgara biftek çeşitleri de mevcut. Akşamları gece kulübü olan mekân, verdiği konsept partilerle dikkat çekiyor. Maskeli balolar en popüler olanları.

Cecconi’s:

Burası Miami’nin en iyi İtalyan restoranlarından bir diğeri. Yerlere antik taşlar döşenmiş. Uzun koltuklar ve eski tip sandalyelerle, şık bir İtalyan malikânesinin dekorunu andırıyor. Gündüz kahvaltı ve akşam kokteylleri için ayrı menüleri var. Şarap menüsü de oldukça kapsamlı. Gün içinde carpaccio, pizza, makarna ve risotto gibi ünlü İtalyan yemeklerinden tercihinizi yapabilirsiniz. Ancak tatlıya yer bırakmaya özen gösterin; el yapımı dondurma ve sorbe çeşitleri, baştan çıkarıcı.

Juvia:

Miami rehberi sizi bu sefer şehri ve okyanusu, çatı katından izleyebileceğiniz zarif bir mekâna götürüyor. Bu terasta mor ve beyaz bir arada kullanılmış. Hasır koltuklar, mor yastıklar, Florida’nın tatilci ruhunu yansıtıyor. Başlangıçlarda Japon ve Fransız mutfağından etkilenmişler. Ana yemeklerde ise Fransız mutfağının etkisi çok daha baskın. Yemeğin yanına bir de kokteyl seçimi yapıldı mı, geriye yalnızca teras keyfi yapmak kalıyor.

Spiga:

Art Deco’nun hâkim olduğu bölgede 2 katlı evden bozma bir binada bulunuyor. İçerinin loş aydınlatması, yuvarlak geniş masaları ve kırmızı kadife bar tabureleri romantik bir ortam yaratıyor. Miami’nin en iyi İtalyan restoranlarından biri olan Spiga, geniş bir yemek ve şarap menüsüne sahip.

Nobu:

Shore Club’da bulunan Nobu, Miami restoran rehberinde gece hayatının da önemli adreslerinden biri. Atıştırmalık sushi seçeneklerinin yanı sıra teriyaki ve kushiyaki çeşitleri de bulunuyor. Yemekten sonra lounge’u oldukça hareketleniyor.

Atıştırılmalı!

Vega's Burger Bar:

Turist olduğumuzun anlaşılmaması için Miami’de nereye gidilir diyecek olursanız; yerel sakinlerin rağbet ettiği bu burgerciyi not edebilirsiniz. Vega's Burger Bar, güney eyaletlerinin damak zevkini ve burger kültürünü çok iyi yansıtıyor.

Pinocchio:

Ocean Drive’da bulunan Pinocchio, oldukça küçük ancak Miami’de gidilecek adresler listesindeki yeri sağlam. Mutfağı ve dolabı hemen açıkta duruyor. Özellikle paninileriyle çok meşhur. Seçtiğiniz malzemelerle, kendi panininizi yapabileceğiniz gibi, hazır seçeneklerden birini de tercih edebilirsiniz. Öğlen verilecek küçük bir mola sırasında atıştırmak ve espresso içmek için ideal.

David’s Cafe:

Miami şehir rehberinin tanınmış siması David’s Cafe, Kübalı bir ailenin açtığı sevimli bir kafe. 35 yıldır burada Küba mutfağından yemekler sunuyorlar. Gün içerisinde uygun fiyata leziz ve dev sandviçler alabileceğiniz bir yer.

Liv Night Club:

Miami gece hayatının ünlü gece kulüplerinden biri. Ahşap dans pisti, VIP lounge’ları ve renkli ışıklarıyla eğlenceli bir gece vaat ediyorlar. Elektronik, house ve tekno müzik yapan DJ’ler gece boyunca performans sergiliyorlar.

Bardot:

Miami’de keşfedilecek adreslerden biri de gençlerin sıkça gittiği Bardot. Köşelerdeki koltuklara oturabilirsiniz. Ancak bu hınca hınç dolu barda, herkes ayakta ve barın önünde oluyor. Çoğunlukla Amerikalı rock ve indie gruplar sahne alıyor.

Mansion:

Mansion ismi Miami’nin gece hayatıyla özdeşleşmiş isimlerden biri. Kışkırtıcı partilerin düzenlendiği ve enerji trafosu DJ’lerin performans sergilediği bir mekân. Önceden bilet almak gerekiyor.

Mynt:

Mynt Lounge da DJ performansları eşliğinde kurtlarınızı dökebileceğiniz Miami’de bir gece kulübü adresi. Paris Hilton, Lindsay Lohan, Colin Farrell, Britney Spears ve daha bir çok ünlü ismin eğlenmek için seçtiği adres. Eğlenmeye gelen ünlü ünsüz herkesin âdeta bir şıklık ve stil yarışında olduğunu da belirtelim.

Alışveriş

Alchemist:

Miami’de alışveriş için henüz inşaatı bitmemiş bir bina iskeletine benzeyen ve aslında otopark olan bir binanın 5. katını işaret etmemize şaşırabilirsiniz. Ancak burada ünlü tasarımcıların ve moda evlerinin koleksiyonlarından parçalar bulmak mümkün.

Webster Miami:

Webster Miami, Miami Beach’te gidilmesi gereken çok katlı bir alışveriş mağazası. Ünlü markaların ve tasarımcıların kadın ve erkek koleksiyonlarından klasik ve spor parçaları bir araya getiriyorlar. Tom Ford, Chanel, Alexander McQueen ve Balenciaga burada bulabileceğiniz markalardan birkaç tanesi.

C. Madeleine’s:

Burası dünyaca ünlü bir vintage dükkânı. Ünlü tasarımcılar, burayı bir moda müzesi gibi gezip ilham arıyor. Müdavimleri arasında ünlü top modeller de var. Büyük bir giyinme odası gibi tasarlanmış olan mağazada, zaman zaman moda çekimleri de yapılıyor. Moda ikonu olmaya niyetli değilseniz bile burası Miami’de mutlaka görülmesi gerekenlerden.

Ondademar:

Moda dergilerinin anlata anlata bitiremediği bir plaj giyim markası olan Ondademar, Miami alışveriş rehberinin de vazgeçilmez adreslerinden. Ürünleri bazı Harvey Nichols mağazalarında da satılan marka kadın, erkek ve çocuklar için plaj giysileri tasarlıyor. Mayo ve bikinilerin yanı sıra, çanta, pareo, sandalet gibi plaj aksesuarları da bulmak mümkün.

Dogbar:

Hayır, bu sefer ki adresimiz sizin için değil, köpeğiniz için! Dogbar, köpeğiniz için esprili tişörtler, farklı stillerde tasmalar, komik oyuncaklar bulabileceğiniz bir yer. Miami’de yapılacaklar listesinde minik dostlara da yer ayırmak şart ne de olsa.

Müzeler

Pérez Art Museum Miami:

Miami’de görüleceklerden olan Museum Park içinde son dönemde açılan Pérez Art Museum Miami şehri 20. ve 21. yüzyıllara ait 1.300’ü aşkın çağdaş sanat eseriyle tanıştırıyor. Üstelik bu geniş arşivin yanında ilgi çekecek bir şey daha varsa o da müzenin ev sahipliği yaptığı geçici sergiler. Modern zamanların zengin seçkilerini meraklılarıyla buluşturan mekân, Miami’nin ziyaretçi akınına uğrayan müzelerinden biri.

Miami Design District:

Design District, moda, mimari, tasarım ve sanat alanında, yaratıcı deneyimlerin bir araya getirildiği bir mahalle olarak yerini alıyor Miami şehir rehberinde. Bu mahallenin sokaklarında sanat galerileri ve müzelerin yanı sıra, ayakkabı, takı ve mobilya tasarımcılarının mağazaları bulunuyor.

Frost Art Museum:

Bir üniversite müzesi olan Frost Art Museum, yerel düzeyde, sanat duyarlılığı ve farkındalık yaratmak için kurulmuş. Yerel ve Amerikalı sanatçıların çağdaş sergilerini konuk eden mekânı Miami’de keşfedilecek adreslere ekleyebilirsiniz.

The Wolfsonian:

Miami müzelerinden The Wolfsonian, 1885-1945 yıllarından yaklaşık 120.000 parçalık bir koleksiyona sahip. Sanat eserleri üzerinden tarihi, sosyal ve teknolojik dönüşümleri izliyorlar. Modernizmin ne olduğu ve eleştirisi üzerine odaklanıyorlar.

Miami Art Museum: 

1996 yılından bu yana 20. ve 21. yüzyılın uluslararası sanat işlerini toplayan müze, bu koleksiyonunun yanı sıra geçici sergilere de ev sahipliği yapıyor. Özellikle Amerika, Avrupa ve Afrika kıtalarından çıkma işlere odaklanarak Miami’de gezilecek müzeler listemizde yerini alan bina pazartesi günleri kapalı, cumartesi - pazar günleri 12:00-17:00, diğer günlerde ise 10:00-17:00 arası açık. 

Gitmeden Önce Göz Atılacaklar

'Elmore Leonard':

Leonard, romanları ve senaryolarıyla tanınan Amerikalı bir yazar. "Get Shorty" ve "Rum Punch", yazarın Miami’de geçen romanlarından en iyi örnekler. "Rum Punch", daha sonra Tarantino tarafından sinemaya uyarlanmıştı. Uyarlama, "Jackie Brown" adıyla gösterime girdi.

'Ya Diziler':

"Miami Vice" & "CSI Miami", Miami’yle özdeşleşen televizyon yapımları. Daha heyecanlı, daha sofistike ve yine bol Miamili - ve kanlı - bir şeyler izlemek isteyenlere şiddetle Dexter’ı tavsiye ediyoruz.

Aman Aman!

Miami’de sezon Aralık-Mart ayları arasında. Önceden rezervasyon yaptırmakta fayda var. Haziran-Kasım ayları ise fırtına ayları.

Sıkıcı Bilgiler

Havaalanından şehir merkezine taksiyle 20 dakikada ve $30-35 ödeyerek varabiliyorsunuz.

Barda alınan her içki için $1 bahşiş veriliyor.

Taksiler pahalı değil.

Miami’de araba kiralamak uygun ve şehri rahatça gezebilmek için şart.

Mart'ta Nereye?

Mart'ta Nereye?

“MIAMI”