Milano Elinizin Altında

Çizmenin en kuzeyinde bir şehir: Milano. İtalya’da endüstrinin, finansın, ticaretin kalbinin attığı, dünya modasına ve tasarımlara yön vermesiyle meşhur Milano. Kimilerinin bir sefer ziyaret ettiği ve ısınamadıkları, kimileri içinse vazgeçilmez bir Avrupa şehri. İtalya’nın diğer şehirleri gibi küçük fakat güneyindekilerin aksine koşturmacası, dinamizmi, enerjisi yüksek olan Milano’yu “Milanolu” gibi yaşamak ve gezmek gerekir.

Gotik sanatı en güzel temsil eden Milano Duomo’suna karşı bir espresso içmek yada Parco Sempione’de yürüyüş yapmak, şehri bisikletle gezmek, Montenapoleone’de Milanolu şık ve zarif insanların arasında alışveriş yapmak, akşamüstü aperativo saatinde iştah açıcıların eşliğinde bir kadeh şarap içmek Milano’nun olmazsa olmazlarından birkaç tanesi.

Milano

En İyiler

Seven Stars Galleria Milano:

Milano gezinizin üzerinden ne kadar vakit geçerse geçsin hafızanızdan silinmeyecek köşelerinden biri olan Galleria Vittorio Emanuele II’nin içinde 7 süiti olan bu otel isminden de anlaşılabileceği gibi dünyada şehir içinde 7 yıldıza sahip olmuş ilk otel. Her biri farklı büyüklükte olan ve antika mobilyalarla dekore edilmiş olan süitlere, Verdi, Vivaldi, Bellini, Donizetti gibi dünyaca ünlü İtalyan müzisyenlerin ismi verilmiş. İtalyan tarihini her adımda hissedebileceğiniz bu prestijli otel, her misafirine özel bir deneyim yaşatmayı amaçlıyor.

Hotel Principe di Savoia:

Milano’nun en ünlü otellerinden Hotel Principe di Savoia. Piazza della Republica’ya hâkim Principe di Savoia, açıldığı yıldan günümüze kadar kralların, kraliçelerin, politikacıların, önemli işadamlarının, entelektüellerin ve sanatçıların buluşma noktası olmuş. Bu tarihi binada klasik döşenmiş odalar, teknolojiyle buluşturulup misafirlerin rahatı teminat altına alınmış.

Bulgari Hotel:

Milano’nun koşturmacasından ve telaşından uzak, Milano’da görülmesi gereken yerlerden La Scala ve Monte Napoleone’ye yürüme mesafesinde, sessizliğin hâkim olduğu sokağında modern mimarisiyle senelerdir adından bahsettiren Bulgari Hotel, 2004 yılında ilk otelini Milano’da açtı. Odalarının huzur verici tasarımının yanında en dikkat çekici özelliği yemyeşil ve kocaman bahçesi. İlkbahar-yaz mevsiminde Milanolu şık kadınların ve yakışıklıların aperativo için buluştuğu bir otel.

Four Seasons Milano:

Modanın kalbinin attığı, dünyaca ünlü markaların bulunduğu Milano’nun en ünlü caddelerinden Montenapoleone’ye bağlanan sokakların birinde bulunan eski bir manastırdan dönüştürülmüş Four Seasons, bugüne kadar pek çok ünlü ismi ağırlamış. Tarihi dokusu, kusursuz servisi, lüks oda ve süitleriyle misafirlerinin beğenisini kazanmaya devam ediyor.

Boscolo Hotel Exedra Milano:

Şehrin yenilerinden bir diğeri de Boscolo zincirinin Quadrilatero della Moda diye anılan Montenapoleone caddesinde açtığı bir Milano oteli Hotel Exedra Milano. Çağdaş dizayn ve yaşanılabilir konfor temaları göz önüne alınarak ayrı ayrı dekore edilmiş odaları Milano’da nerede kalınır daha fazla düşünmeye fırsat vermiyor. Otelin genelinde bulunun artistik dokunuş odalara da yansımış. Canlı renklerin hâkim olduğu dekorasyon misafirlerin içini açarken konforu da yanında getiriyor.

Maison Moschino:

Milano’nun neoklasik tarzdaki ilk tren garını tasarımlarında da olduğu gibi sürrealist etkilerle yenileyen Moschino, rüya alemini anımsatacak odalarıyla 2010 yılında hizmet vermeye başladı. Milano şehir rehberinin neredeyse başlama noktası olarak kabul edilen Duomo’dan biraz uzak olan otel, Corso Como ve Corso Garibaldi’ye yürüme mesafesinde. Otelin her odasında farklı bir sürprizle karşılaşmak mümkün. Bir tanesinde yatağınız kırmızı kadife bir elbise olabilir, bir diğerinde kırmızı gül yaprakları içinde uyuyabilir, bir başkasında tavanınızda bulutları seyredebilirsiniz. Hayalle konforun buluştuğu bir Milano otelinde konaklama keyifli bir deneyim olacaktır.

Armani Hotel Milano:

Uzun bir süredir Via Manzoni’deki binasında merakla beklenen Armani, Milano oteller rehberindeki yerini aldı. Minimalist tarzı otelin girişinden odalarına kadar her köşesinde hissediliyor. Odalarındaki siyah, beyaz ve ahşabın muhteşem uyumu Armani hayat stilini, şıklığı ve konforu yansıtıyor. Milano’nun en iyi otel adreslerinden biri olan Armani, en üst katındaki spa bölümü ile şimdiden Milanoluların vazgeçilmezleri arasına girmeyi basarmış.

The Gray:

Milano’da görülecekler listesinin en başlarını tutan Duomo meydanına birkaç adım uzaklıkta modern, stil sahibi, zarif kısaca Milano’nun ruhunu taşıyan bir otel. Odalarındaki minimalist dokunuş, netlik ve sadelik otel misafirlerine huzur dolu bir ortam sunuyor. Bunun yanında her odanın kendine göre sürprizleri var, hazırlıklı olun.

Bunlara Da Bakmaya Değer

Château Monfort:

Milano’da nerede kalınır diye uzayan arayışlara farklı bir cevap, büyüleyici bir konsept: Château Monfort. Milano’nun hareketli modern yaşamına eşlik ederken tarihi bir kalede masalsı bir konaklama deneyimi yaşamak için kim 'hayır' diyebilir ki? Baştan sonra romantik detaylarla döşenip Milano şehir rehberinin efsunlu köşelerinden biri halinde gelen bu lüks butik otelin 77 oda ve süiti size bu deneyimi sunmak için bekliyor.

Magna Pars Suites Milano:

Tek bir Milano turuna iki farklı tatili sıkıştırmak isteyenler için keşfedilmesi gereken oteller seçkisinde Hotel Magna Pars Suites Milano olacak muhakkak. En ince detayına kadar lüksle donatılmış 28 süiti yemyeşil bir bahçeye açılan pencereleri ile misafirleri şehir hayatından uzak huzurlu bir boyuta taşıyor.

3 Rooms Corso Como 10:

Açıldığı günden beri Milano otelleri arasında en çok sükse yapan isimlerden Corso Como 10’de 3 tane süit oda bulunuyor. Ev konforuna sahip bu odalardan birinde kalabilmek için acele etmelisiniz.

Straf:

Duomo’da kalmak için alternatiflerden bir diğeri de Straf. İtalyan klasik mimarisinin minimalizmle buluştuğu bu şık Milano otelinin bar bölümü bir süredir akşamüstü partileriyle oldukça popüler.

Palazzo Segreti:

Duomo ile Cairoli Kalesi arasında küçük fakat Milano otelleri arasında sunduğu konfor ve sürprizlerle anılan bir yer Palazzo Segreti. Her biri farklı 18 odası olan otelde, kıpkırmızı ya da bembeyaz döşenmiş bir odada kalabilirsiniz. Sade dekoru otel misafirlerini rahat hissettirmeyi hedefliyor.

Öğle Yemeği İçin En İyi Adresler

Santa Lucia:

Milano’ya gelip pizza ve spaghetti çeşitlerinden denememek imkânsız. 1929’dan beri Milano’da mutlaka ziyaret edilmesi gereken klasik yerlerden biri olmuş Santa Lucia, tahmin edebileceğiniz gibi günümüze dek pek çok ünlüyü de ağırlamış. Açık büfe antipasti çeşitleri, Napoliten pizzası yada domates soslu rigatoni makarnası menünün öne çıkan tabaklarından birkaç tanesi.

Paper Moon:

İstanbul’a açıldığından beri popülaritesini kaybetmemiş en iyi Milano restoranlarından Paper Moon’un Milano şubesi sade dekorunu duvarlarındaki ünlülerin resimleri süslüyor. İtalyan klasiklerinden antipastilerin yanı sıra zengin bir pizza menüsüne sahip. İtalya’nın en meşhur tatlısı tiramisu’da da iddialı olan mekâna rezervasyon yapmak şart.

Erba Brusca:

Merkezden biraz uzakta, Milano’da keşfedilecek gizli bir bahçe isteyenlerin kaçırmaması gereken bir restoran. Fransa doğumlu fakat Amerika asıllı Alice ve ekibi, mutfaklarında hazırladıkları tüm yemeklerin malzemelerini arka bölümdeki bahçede yetiştiriyorlar. Bu yüzden de her öğlen farklı bir menü ortaya çıkıyor. Çarşambadan pazar gününe kadar öğle ve akşam yemeği servisi bulunuyor. Gitmeden rezervasyon yaptırmakta fayda var.

Labriciola:

Brera’daki Labriciola 'en iyi carpaccio' nerede yenir arayışlarını sürdürenlerin ilk duraklarından oluyor. İtalya’ya özgü sıcak atmosferi ve güleryüzlü ekibi Akdeniz mutfağının lezzetleri ile birleşince keyfinize diyecek yok. Üstelik restoranın özenle genişlettiği şarap kavından seçtiğiniz lezzetli bir kadeh de sofranıza eşlik ediyor.

Trattoria Torre di Pisa:

Brera bölgesinin en eskilerinden olan restoran Milano’nun en iyi trattoria adreslerinden. Ününü dönemin meşhur Formula 1 yarışçısı Giancarlo Baghetti’nin restorana gelip beğenmesine borçlu olan mekânda bir daha gazeteciler, yazarlar, artistler, entelektüeller, mankenler ve daha birçok ünlü insan hiç eksik olmamış. Yemeklerinde en iyi kaliteyi tercih eden restoranın menüsünde Toskana mutfağının makarnaları öne çıkıyor.

Trattoria Montina:

Montina ikiz kardeşlerin uzun yıllar İtalya dışında çalışıp kendi şehirleri Milano’ya dönme kararı almaları, Trattoria Montina’nın doğmasına vesile olur. İtalyan mutfağının en lezzetli yemeklerinin sunulduğu restoranın menüsünde deniz mahsulleri, makarna ve et çeşitleri Milano’da nerede yenir gibi soruları unutturuveriyor. Pazar günleri ve pazartesi öğlenleri servis vermeyen mekâna rezervasyonsuz gidilemiyor.

Trattoria Giannino:

Tarihi bir mekân olan Giannino, bugüne kadar pek çok ünlüyü misafir etmiş ve yakın zamanda Michelin yıldızlarına bir yenisini daha eklemiş. Menüsünde İtalya’nın farklı yörelerinin lezzetlerini sunan Giannino’da öğlen saatleri için özel menü hazırlanıyor.

Akşam Yemeği İçin En İyi Adresler

Petit Bistro:

İtalya restoran rehberinde daha pek çok ismin altında imzası bulunan Luca Guelfi ve Simona Miele Milano’nun dillere destan gastronomi sahnesine yeni bir adayla çıkıyor; Petit. Karo fayansların üzerine yerleştirilen beyaz ahşap masalar ve antika aynalar ile özgün bir tarzı benimseyen mekânda focaccia’dan pizzalara kadar her şey ev yapımı. Uzun bir yürüyüşün ardından enerjinizi rüstik İtalya lezzetleriyle yenileyebilir, Milano şehir rehberinin en iyi restoranlarından birinde yemek yemenin tadına varabilirsiniz.

Armani Nobu:

Nobu, Milano’nun en iyi restoranları arasına kısa sürede girmeyi başarmış. Armani stiliyle Japon geleneğinin bir araya getirilerek dekore edildiği lüks restoranda, Uzakdoğu mutfağından özel lezzetler sunuluyor. Haftanın her günü öğle ve akşam servisi veren restoran Pazar öğlenleri kapalı oluyor.

Trussardi alla Scala:

Milano’da görülmesi gerekenlerden olan Trussardi mağazasının hemen üst katına yapılmış olan restoran, Milano’nun seçkin insanlarının tercih ettiği bir mekân. Sezona göre değişiklik gösteren menüsünde Fransız ve İtalyan mutfağının etkileri görülüyor.

Da Giacomo:

Da Giacomo’nun, İtalyan trattoria havasının yaratıldığı restoran ve Fransız brasserie etkilerinin olduğu bistro olarak 2 ayrı mekânda hizmet vermesi Milano’da nerede yenir gibi sorulara son noktayı koymuş. Menüde, restoran kısmında daha çok deniz mahsulleri ağırlıklı olup; bistro tarafında ise İtalyan mutfağı tercih edilmiş. Milano restoranlar rehberinin en çok dikkat çeken bu iki mekânında da Beckham çiftine ya da George Clooney’e rastlarsanız şaşırmayın. Haftanın 7 gecesi açık olan restorana rezervasyonunuzu birkaç gün öncesinden yapmanız şart.

Mimmo Milano:

Güzelliğin iyilikle buluştuğu bir mekân Mimmo Milano. Misafirlerin Milano’da akşam yemeğini kendi salonlarında yedikleri hissi veren bir ambiyans yaratılmış. Büyük şöminenin karşısında içilecek güzel bir İtalyan şarabı ise eminiz ki Milano gezisine son vermeden önce yapılması gerekenlerden. El yapımı makarnaların ve güzel soslarla sunulan et çeşitlerinin olduğu menü özenle yaratılmış. Restoranın Pazar günleri kapalı olduğunu not etmeyi unutmayın.

Bagutta:

Milano restoranlar rehberinin belki de en kıdemli üyesi olarak kabul edilen Bagutta’da 19. yüzyılın başından günümüze kadar yazarlar, şairler, gazeteciler, politikacılar, artistler ağırlanmış. Menüsündeki yemekler Toskana ve Lombardia bölgelerinin mutfaklarından etkilenerek yaratılmış. Pazar günleri kapalı olan mekân, Milano’da öğle ve akşam yemeği için ideal.

Zero2:

Daha çok gençlerin tercih ettiği Zero2, lezzetli ve yaratıcı yemeğin adresi. Sanatla sunumu birleştirip Milano’da keşfedilmesi gereken özel bir adres haline gelen mekân, klasik İtalyan lezzetlerini menüsüne taşımış. Pazartesi günleri tüm gün, Salı günleri ise öğlen servis olmayan restoranda ‘brunch’ keyfi yapmak da mümkün.

Pisacco:

Milano’nun ünlü restoranlarının arasına bir yenisi daha eklendi. Yıldızlı şef Andrea Berton ve kalabalık bir grubun ortak olarak açtıkları restoranın amacı modern İtalyan mutfağını yaratmak. Modernliği dekorasyona da yansıtan grup sade, yeni ve profesyonel bir mekân yaratmışlar. Pazartesi günleri hariç her gün öğle ve akşam servisleri bulunuyor.

Atıştırılmalı!

Marc Jacobs Café:

Gününüzün bir kısmını Brera bölgesindeki mimariyi ara sokakları keşfetmek için ayırdıktan sonra yaşadığınız tatlı yorgunluğun mükâfatı da Milano'da alışverişin adreslerinden biri olan Marc Jacobs’un 18:00 ile 21:00 arasında düzenlenen aperatif seansları oluyor. Kaçırılmaması gereken zengin bir seçenek!

Luini:

İtalya’nın Puglia bölgesinden kuzeye göç etmiş bir ailenin yöresel lezzetleri olan panzerotti Milano’da nerede bulunur merak içindeyseniz, işte size adres. Anında pişirilen ve sıcak yenmesi gereken, çeşitli malzemelerden yapılan kapalı pizzayı andıran bir yiyecek. Özellikle öğrencilerin ve çalışanların kapısında uzun kuyruklar oluşturduğu Luini’yi Milano’da yapılacaklar listesinize eklemelisiniz.

I Panini della Beffi:

İtalya’ya gelip panini yemeden dönmek mümkün olamaz. Milano’da en iyi panini de I Panini della Beffi’den soruluyor. Öğle saatlerindeki izdihama rağmen uğranması gereken yerlerden bir tanesi. Hepsi günlük hazırlanan paniniler akşamüstüne doğru azalıyor, o yüzden çok geçe kalmamanız önerilir.

Pavé:

Pastacılık tutkusu olan dört arkadaşın bir araya gelip laboratuvar kıvamında açtıkları bu pastane Milano’da gidilecek başlıca yerlerden artık. Aslında Pavé’ye gelenleri sıcak sohbetleriyle, lezzetli tatlılarıyla, fırından yükselen sıcak ekmek kokusuyla, bol köpüklü lattesiyle bizi anne kucağının sıcaklığı ve samimiyetine götürmeyi vaad eden bir sokak kafesi.

Gençlere ve Ruhu Genç Kalanlara

Byblos Milano:

2013 senesinde Milano’nun en iyi gece kulübü seçilen Byblos farklı mimarisi ve hızlı bir Milano gecesine yaptığı çağrıyla eğlence arayanların gözdesi oluyor. Parco Cenisio’da bulunan mekân moda defilelerine de ev sahipliği yapmaktan geri kalmazken size de unutulmaz bir gece yaşatıyor.

Hollywood:

Milano’ya gelen her ünlünün mutlaka uğradığı Hollywood, konu özel partiler ve konserlerin olduğu bir mekân. Milano gece hayatının vazgeçilmez lokallerinden bir tanesi. Kendinizi Hollywood’da hissedebilirsiniz; hangi ünlüyle karşılaşacağınız belli olmaz.

Martini:

Milano gecelerinin en şık yerlerinden bir tanesi de Martini. İtalyan geleneğinin ve modernliğinin temsilcilerinden Dolce & Gabbana ve Martini’nin ortaklığıyla yaratılmış bu bar Milano rehberinde unutulmaması gerekenlerden. İsminden anlaşılabileceği gibi Martini ile yapılabilen lezzetli kokteyller misafirlerin öncelikli tercihlerinden.

Diana Bar:

Sheraton otelin içinde bulunan Club Diana klasik bir Milano gecesi yaşamak için en ideal yerlerden bir tanesi. Diana’da şehrin koşturmacasından uzak, rahatlatıcı bir ortam söz konusu. Ünlü DJ’lerin müziğini dinlemek ve özel bir gece geçirmek için ideal bir gece kulübü.

Le Banque:

Milano’nun ünlü gece kulüplerinden bir diğeri de Le Banque. Daha çok Milanolu’ların tercih ettiği bu mekânda genelde dans müziği yapılıyor.

Alışveriş

Caddeler:

Milanoluların Quadrilatero della Moda olarak adlandırdıkları Montenapoleone / Via Sant’Andrea / Via Gesù / Via della Spiga gibi Milano’nun en ünlü caddelerinde tüm lüks markaların butiklerini ziyaret edebilirsiniz. Bu sokaklarda gezerken Sant’Andrea sokağının köşesinde eski bir müzeyi andıran tarihi Cova pastanesine girip bir espresso içip tatlılarından yemeyi atlamayın. Milano alışveriş turunda pek kaybolmak istemiyorsanız Corso Vittorio Emanuele caddesi üzerinde sağlı sollu pek çok markayı bulmak mümkün. Bunların içinde Excelsior Milano bir galeriyi andırıyor. Her katında farklı ürünler bulunan mağaza zengin bir şarap mahzenine ve gurme bir markete de sahip.

Antonioli:

Milano'da alışveriş için vakti olanların - kimin olmaz ki? - uğramaları gereken bir nokta Antonioli. İlk olarak Claudia Antonioli ile 1987’de kapılarını açan Antonioli 2003’ten beri tarihi sessiz tiyatro oyunlarının oynandığı bir binada sergiliyor ünlü markaların en zevkli tasarımlarını. Givenchy, Rick Owens, Haider Ackermann gibi markaların ürünlerini bulabileceğiniz gibi sevdikleriniz için beğenebileceğiniz aksesuarlara da göz atmak mümkün.

Dimensione Danza:

Dansla uzaktan yakından alakanız olmasa da Milano’da mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir diğer İtalyan markası da Dimensione Danza. Milano’da 3 şubesi bulunan markanın dansçı giysileri haricinde günlük giyim için özel kumaşlardan üretilmiş giysileri de mevcut.

Peck:

Gurme yiyecek düşkünleri için Milano’nun en iyi alışveriş adresi Peck. Via Spadari’de bulunan 2 katlı mağazanın giriş katında her türlü İtalyan spesiyalitelerinden bulmak mümkün. İkinci kattaki kafede aşağıdan seçtiklerinizi yiyebilir, özel çikolata bölümünü ziyaret edebilirsiniz.

Armani:

Milano modanın kalbi ise Armani de modaya, özellikle de İtalyan modasına yön verenlerden. Via Manzoni’deki Armani binasinda giyimden kozmetiğe, kitaptan ev eşyasına pek çok şey bulmak mümkün. Alışveriş sonrası Armani’nin lezzetli kokteyllerinin tadına bakmak Milano’da yapılacaklardan.

Gezmelik

Dünyanın dördüncü büyük katedrali Milano’da bulunuyor. Gotiğin bütün ihtişamıyla dev gibi bir yapı olan Duomo tahmin edebileceğiniz gibi Milano şehir rehberinin olmazsa olmazı. Yapımı yaklaşık 600 yıl süren katedral, İtalyan başrahibinin de konutu aynı zamanda. Yapı hakkında daha ayrıntılı bilgi almak için rehber eşliğinde gezilebilir veya Duomo ile ilgili yayınlara göz atılabilir.

Katedralin ardından yanı başındaki Palazzo Reale’ye (Kraliyet Sarayı) de uğramalı. Sarayın ilk versiyonunun tarihi Ortaçağ’a kadar uzanıyor. 16. yüzyıldan itibaren pek çok kez genişletilmiş ve restore edilmiş. Daha sonra avlusunun bir kısmı Duomo’nun arazisine katılmış. İkinci Dünya Savaşı sırasındaki bombalamalardan çok zarar görmüş. Şu an hâlâ restorasyonu devam etse de, Milano’da ziyaret edilmesi gereken en önemli noktalardan biri.

Teatro alla Scala veya kısaca La Scala 18. yüzyılda inşa edilmiş ve açılışını Salieri’nin bir eseriyle yapmış olan opera binası Milano’da görülmesi gerekenlerden. Burada bir bale, opera veya konser izlemek için biletlerinizi İnternet üzerinden alabiliyorsunuz. 100€ civarında rahatlıkla bilet bulunabiliyor. Daha düşük fiyatlı biletler çabuk tükeniyor. Bir loca tutmak ise 2000€’ya kadar çıkabiliyor.

Pinacoteca di Brera veya Brera Sanat Galerisi koleksiyonunda İtalyan Rönesans’ının çok önemli eserlerini bulunduruyor. Turistik mekânlardan biraz uzaklaşıp, Milano’nun keşfedilmesi gereken bohem semti Brera’da galerileri gezip İtalyan tasarımcıların mağazalarında alışveriş yapmaya da vakit ayrılmalı. Milano’da akşam yemeği için semtin lezzetli restoranlarından birini seçebilirsiniz.

Milano şehir gezisi boyunca İtalyan sanat eserlerinin görülebileceği diğer bir adres de Sforzesco Kalesi. Bir zamanlar Milano Dükü’nün evi olan bu kale, şimdi hem mimarisiyle hem de sanat koleksiyonuyla ziyaretçi topluyor.

Parco Sempione Avrupa’daki en güzel parklardan biri. Hem dolaşmak hem de öğlen küçük bir piknik yaparak soluklanmak için ideal.

Gitmeden Göz Atılacaklar

'I Am Love':

Sadece Milano’da geçen en iyi film değil, son yılların da en iyi filmi. Milano gezisi öncesinde mutlaka izlemenizi öneririz.

'Miracle in Milan':

İtalyan neo-realizminin örneklerinden biri. İtalya’nın yakın tarihine dair bir his vermesi bakımından da izlenebilir. Filmin yönetmeni de Sica’nın tarzını beğenenler, yönetmenin Milano’da geçen "Yesterday, Today, Tomorrow" ve "Yuppies" filmlerini de izleyebilirler.

'Rocco And His Brothers':

Alain Delon’un performansıyla oldukça etkileyici olan "Rocco And His Brothers" da 60’ların İtalya’sı gerçekçi bir dille anlatıyor.

'Story Of A Love Affair':

Antonioni hayranları da ‘Story of a Love Affair’i izlemekten keyif alacaktır.

Aman Aman!

Tren biletlerinin trene binmeden önce mutlaka gardaki makinelerde okutulması gerekiyor. Aksi halde trendeki kontrolde ceza ödemek durumunda kalınır.

Akşamüstü saat 5 dediniz mi pek çok şehir sakinin bir Milano barına ya da kafesine gidip 'apero' yani bir kadeh şarap ya da prosecco eşliğinde açık büfedeki iştah açıcılardan yediğini göreceksiniz. Tüm gün yapılan alışveriş yorgunluğunu bu şekilde atabilirsiniz.

Sıkıcı Bilgiler

İtalyan geleneği ‘siesta’dan dolayı öğlen saatlerinde lokal mağazalar kapalı olabiliyor.

Havaalanından şehir merkezine taksiyle gitmek yaklaşık 30 dakika sürüyor ve €65 tutuyor. Her şehirde olduğu gibi taksi konusunda dikkatli olunmalı. Havaalanı çıkışında bekleyen şoförlerle gitmek yerine taksi sırasına girmek gerekli. Şehirde üzerinde Comune di Milano yazan taksiler tercih edilmeli.

Yaşayanların Kaleminden

Bruna Ciatti'nin gözüyle Navigli/Milano

“Bruna Ciatti'nin gözüyle Navigli/Milano”