New York Elinizin Altında

Dileklerin ve hayallerin gerçekleşme ihtimalinin en yüksek olduğu şehir New York, tekrar tekrar gidilmek istenecek enerjisi bitmek tükenmek bilmeyen şehirlerin başında geliyor. Bu sebeple de sene bitmeden yapılacak check-in’lerin bir listesini biz, sizin adınıza şimdiden belirleyelim dedik. New York usulü “el clasico”lar, yeni açılan mekânlar, gurme restoranlar ve daha pek çok şeyi sığdırdığımız rehber huzurlarınızda, kullanıma hazır!

İçine girdiğinizde bir tufanı andıran New York’un yorucu ve talepkâr bir şehir olduğunu zaman zaman dile getirsek de bu gökdelenler şehri ilginç bir şekilde mücadele etmeyi bile masalsı ve efsanevi bir hale getirmesini bilir. Kendisinin dünyadaki en güzel şehri olup olmadığı tartışılabilir ama dünyanın en fotojenik şehri olduğu su götürmez bir gerçek. En yeni adresleriyle New York yine ve yeniden elinizin altında...

New York

New York’un otelleri ve binaları neredeyse şehrin kendisi kadar ünlü. The Plaza Hotel, The Pierre, The Peninsula, Four Seasons, Mandarin Oriental şehrin vazgeçilmez adresleri elbette. Biz yine de gözden kaçmaması gerektiğini düşündüğümüz birkaç ismi not düşmek istedik.

En İyiler

The St. Regis:

New York oteller rehberinin unutulmaz klasiklerinden biri olan The St. Regis ile karşınızdayız. Dünya mutfağından enfes tariflerin sunulduğu yeni King Cole Bar & Salon’un baştan sona yenilendiği sırada 171 oda ve 67 süitini de bu çalışmaya dahil eden lüks otelin her köşesinde zaman kavramını yitirmiş bir modernizm bulmak mümkün, elbette onun vazgeçilmez olmasını sağlayan şıklığı unutmadan. Manhattan’da nerede kalınır diyorsanız ilk defa 1904 yılında New York sokaklarına karışmış bu ışıltılı geleneğin göz kamaştırdığını söylemeliyiz.

SLS Hotel New York:

New York şehir rehberlerinin ve hatta pek çok filmin yıldızı olan Madison Square Park, giderek Manhattan gece hayatının, ünlü otel ve restoranların da ilk tercih ettiği adreslerden oluyor. Tahmin ediyoruz ki bu bölge Miami şubesiyle sayısız ünlüyü ağırlayan SLS Hotel’in, bahsi geçen NoMad’a teşrif etmesiyle daha da canlanacak. New York’da ziyaret edilecekler listeniz için önereceğimiz bu lüks otelin konuklarına açılacak 190 oda ve süitinin yaratıcısı ise yine South Beach şubesinin arkasında imzası bulunan tasarımcı Philippe Starck, bizden söylemesi.

Park Hyatt:

New York’un en uzun ikonik binalarından One57’nin içinde ikamet eden Park Hyatt şehrin keyfini lüks içinde yaşamak isteyen ve yükseklik korkusu olmayan konuklarını ağırlamak için kelimenin tam anlamıyla “uçuşa” hazır. Otelin, New York’ta ilk görülecek yerlerden biri olan Carnegie Hall’un karşısında yükselen 210 oda ve süitinin arkasında ödüllü mimar Christian de Portzamparc’ın imzası var. Manhattan’da et ağırlıklı menüsü, koyu ahşap mobilyalardan oluşan iç mekânı ve tüm şehri ayaklar altına alan manzarasıyla arz-ı endam eden restoran The Black Room at One57 ise New York’ta ayrıca keşfedilmesi gereken adreslerden.

Baccarat Hotel & Residences:

Modern Sanat Müzesi’nin karşısında büyük bir mücevher kutusunda saklanırmışcasına muhafaza edilen bir zenginlik abidesi Beccarat Hotel & Residences, iç mekân tasarımlarında siyah ve beyaz renklerin hâkimiyetine girmiş bir modernizmi tercih etmiş. New York’da nerede kalınır henüz karar verememişseniz otelin 113 oda ve 61 rezidansının da bu modern ambiyansın bir parçası olduğunu ekleyelim. New York’ta akşam yemeği için şehri keşfetmeye koyulmadan önce Michelin yıldızlı şef Shea Gallante’ın önderliğindeki Chevalier’i de denemenizi tavsiye ederiz.

The Standard, High Line:

Meatpacking’de bulunan otel, New York’un en iyi otellerinden biri, aynı zamanda en eğlenceli üyesi. Odalar tavandan yere, soldan sağa camla çevrili; buna banyolar da dâhil. Otelin sunduğu bu voyöristik bakış, şehirle daha kişisel ve yakın bir bağ kurmanızı sağlıyor. Giriş katında, kendi girişine sahip olan The Standard Grill, Fransız bistrosu ve Amerikan diner konseptlerinin uyumlu bir şekilde bir araya getirilebileceğini gösteriyor. Michelin yıldızlı şefi Dan Silverman’ın bu lezzetli steakhouse’unu es geçememek gerek. Şef Kurt Gutenbrunner imzalı Biergarten ise nefis biralar, sosis çeşitleri ve pretzellerle rahat, samimi ve lezzetli bir yemek deneyimi vaat ediyor. Bu New York otelinin hediyelik eşya dükkânının da ilginç tasarım objeleriyle dolu olduğunu hatırlatır, bir göz atmanızı tavsiye ederiz.

Soho House NY:

Soho House, New York’da mutlaka görülmesi gereken yerlerden Meatpacking bölgesinin hip adreslerinden biri. Sade girişi nedeniyle çok dikkat çekmese de Soho House’un ünü Londra’yı çoktan aşmış olduğu için New York’ta da aranan bir adres. Ve Meatpacking’deki belki de tüm Soho House’ların en güzeli. 26 odasının çoğu vintage ve rustik bir çekiciliğe sahip. Check-in sırasında tanışacağınız konsierj görevlisi, 7/24 arayabileceğiniz bir cep telefonu numarası veriyor. Çatıdaki havuzu, sinema salonu, spa'sı, restoranı ve barıyla da butik otellerin imkânlarının çok ötesinde bir hizmet sunuyor. Burada kalmayacak olsanız bile otelin restoranı Cookhouse’u New York’da görülecekler listesine eklemenizi öneriyoruz. Dekoru, manzarası ve yemekleriyle New York’un en keyifli ve popüler mekânlarından biri.

Bunlara Da Bakmaya Değer

Ace Hotel:

Ace Hotel gittiği her yerde ispatladığı stil sahibi tavrını New York şubesinde de ortaya koyuyor, gerçek bir New Yorker nasıl olunur gösteriyor. Her an yolunuza çıkan bir kültürel aktiviteyle canlı kalan Manhattan’da nereye gidilir demeden tüm bu etkinliklerin ayağınıza gelmesini istiyorsanız tercihiniz Ace Hotel’den yana olsun. Geniş deri koltuklar, popüler kültür ürünü duvar boyu posterler ve müziği çağrıştıran türlü detaylarla dekore edilen retro tarzı 280 oda ve süitinin yanında kokuları takip ederek ulaşacağınız Stumptown Coffee, konserlere ev sahipliği yapan salonu ve Michelin yıldızlı şef April Bloomfield’in yönetimindeki Breslin Bar & Restaurant New York’da keşfedilecekler arasına girmiş durumda.

Andaz 5th Avenue:

New York oteller rehberine farklı havasıyla giren Andaz 5th Avenue’de, şimdiden belirtelim, herkes konuk olamaz. Onun konuğu olabilmeniz için nasıl desek, biraz farklı olmanız gerekir. Loft stiliyle dikkat çeken Tony Chi imzalı oda ve süitlerine atacağınız ilk adımda Andaz’ın ne demek istediğini daha iyi anlayacağınıza eminiz, çünkü boydan boya uzayan camlarından New York’da alışveriş için en lüks adres olan 5th Avenue’ye doğru seyre dalmışken kendinizi zaten değişmiş hissedeceksiniz.

Gramercy Park Hotel:

New York’da tasarım denince akla ilk gelenlerden birinin Gramercy Park Hotel olması size ne ifade eder? Özellikle yurtdışı turlarında otellerin sizi özel tasarım mobilyalarıyla karşılamasını etkileyici buluyorsanız, el yapımı mobilyaları ve neo-rönesans tarzı döşenmiş iç mekânıyla tercih etmeniz gereken Gramercy Park Hotel. Lüks New York restoranları, SoHo’nun alışveriş adresleriyle pek çok şehir müdaviminin durağı olan Gramercy’de İtalyan tarifleriyle öne çıkan restoranı Maialino keyfi de denemeye değer.

Thompson LES Smyth:

Thompson Hotels New York’da keşfedilmesi gereken yerlerin aralarına âdeta serpiştirir gibi kurulduğu noktalarıyla gün boyu kalabalıklar içinde bir oraya bir buraya gidip şehrin tozunu attırmış meraklıların başlıca kaçış adresinden biri oluyor. SoHo ve Finans Merkezi arasında kalan Tribeca şubesi olan Smyth de öyle. Modern ve yalın çizgilerle tüm ihtiyaçlarınıza karşılık veren butik otel, New York’da Michelin yıldızlı restoranların bulunduğu bölgede olsa da ödüllü şef Andrew Carmellini tarafından yürütülen Little Park’ı da es geçmeyin diyoruz.

Nomad Hotel:

Serin bir Avrupa ahengi, New York otellerinin en eskilerinden olan Nomad Hotel. Fransız tasarımcı Jacques Garcia öncülüğünde restore edildiğinden beri otelin iz bırakan 168 oda ve süiti, şaşalı kütüphanesi, şömineli salonu New York’da görülecekler listesine girmek için konuklarını bekler durumda. 3 Michelin yıldızlı restoran ünlü Eleven Madison Park’ın yaratıcılarından Daniel Humm ve Will Guidera’nın danışmanlığında sunulan yemeklerse tarihi oteli vazgeçilmez kılıyor.

Brunch/Kahvaltı İçin En İyi Adresler

Cafe Cluny:

West Village sakinlerinin brunch için tercih ettiği samimi bir adres olan Cafe Cluny aynı zamanda New York restoranlar rehberinin de popüler isimlerinden. Onca kırmızı kiremitle sıralanmış evlerin arasında onun yumuşak krem rengi girişine vardığınızda içeride sizi Franız mutfağından esintilerin karşılayacağını tahmin edebilirsiniz. Masaların birer birer dolması riskine karşılık, duyularınızı bir anda harekete geçiren ev yapımı granola, taze meyve salataları ve yumurtalı tarifleri sizi erkenden yerlerinizi almaya çağırıyor. New York’ta kahvaltı nerede yenir diye daha fazla düşünmemeli!

Clinton St. Baking Company:

Ellerinden ve basit aletlerden başka bir ürünün, hazırladıkları krep malzemeleriyle yemek sevgisinin arasına girmesine izin vermeyen çift Neil Kleinberg ve DeDe Lahman artık epeyce ünlü bir ikili. Öyle ki New York Magazine en iyi krep New York’da nerede yenir diye sorulduğunda kendisini tam iki kez parmakla göstermiş. 2001’den beri büyük bir özenle çırpılan yumurtalara ve keklerinin üzerinden akıtılmış frambuaz soslarına bakılırsa pek de haksız sayılmazlar. Kusursuz bir New Yorker’ın yaşam rehberinde enerji dolu klasik bir kahvaltıya “evet!” demek var...

Sarabeth:

New York’un en iyi restoranlarından biri olan Sarabeth’de başlayan bir günün kötü gitmesi mümkün değil. Hepsi nefis geliyor kulağa evet ama, siz yine de pancake’leri, kahvaltılık gevrekleri hızla geçip bir an önce yumurtalara gelin ve sabah erken kalkmak için en güzel bahanelerle tanışın.

ISA:

Williamsburg, Brooklyn’de bulunan Isa, rustik dekoru ve tahta masa sandalyeleri ile içeri taşınmış bir piknik mekânı gibi görünebilir ancak New York restoranları arasında en sıra dışı çizgiye sahip olanı. Bu sıradışılıkların keşfini size bırakıyor ve yemeklerin de sunumlarının da ayrı ayrı zevkli olduğunun altını çiziyoruz. Günün hangi saati olursa olsun acıktığınızda soluğu burada alabilirsiniz.

Öğle Yemeği İçin En İyi Adresler

The Dutch:

The Dutch New York restoranlar rehberine ödüllü şefi Andrew Carmellini’nin hazırladığı Amerikan tarifleriyle girmiş bir adres. The Prince ve Sullivan sokaklarının kesiştiği noktada şık ve konforlu bir köşe bistrosu. New York’da alışveriş turunun üzerine gidip ünlü şefin balık/et tabakları veya deniz mahsullü sunumlarıyla tanışmak için tercih edebilirsiniz. Üstelik, teknoloji tutkunları için The Dutch’ın harikaları burada bitmiyor zira mekân Apple Store’un hemen önünde bulunuyor.

Momofuku Ssam Bar:

Ünlü şef David Chang’in pratik zekasının bir ürünü olarak New York restoranlar rehberinde arz-ı endam eden Momofuku Ssam Bar, kardeş mekânı Momofuku Ko’dan farklı olarak menüsünde domuz ve sakatat ürünlerine özellikle yer veriyor ve burasının vejetaryenler için pek de müsait olmadığını açıklıkla dile getiriyor. New York’da nerede yenir merak eden et severlerdenseniz 'şanslı şeftali' anlamına gelen Momofuku size dünyaları bahşedebilir.

The Monkey Bar:

New York’un en iyi restoranlarından biri olan The Monkey Bar’ın hikâyesi 1936 yılında başlamış, ardından 2009 yılında Vanity Fair’ın başarılı editor Graydon Carter’ın mekânı sahiplenip yeni baştan dizayn etmesiyle birlikte de tekrar New York’ta keşfedilmesi gerekenler listesinin başına yükselmiş. Klasik bir caz standardıyla açılış yaparcasına yerleştirilen kırmızı deri kanepeler ve duvar boyu aynalarla The Monkey Bar’da yemek biraz da midyeli domuz eti ve domuzlu ravioli demek.

The Spotted Pig:

Önünden geçmekle yetinirseniz pub, içine girerseniz gastro-pub! Bu son dönemlerde gittikçe popülerleşen konseptin danışmanlarından Mario Batali, dünyaca ünlü şef Jamie Oliver ile birlikte kafa kafaya veren İngiliz expat April Bloomfield’in İtalyan çizgisinde hazırladığı menüdeki her bir tarif New York’da mutlaka keşfedilmesi gerekenlerden. Adaçayı ve lor peyniriyle doldurulmuş gnudi, midyeli tabakları ve 100 seçkilik uzun şarap listesine bir göz atmadan geçmeyin deriz.

Little Owl:

Tat alma duyularına ve geçmiş gurme deneyimlerine güvenenlerin ilk yapacağı iş ‘New York’da ne yenir?’ adım adım araştırmak olacaktır. Bizim köftelerimizden biraz farklı olsa da Amerikan işi ‘meatball’ların tadına bakmak için önerilen Little Owl, New York’un en iyi restoranlarından biri. Üstelik yemek düşkünleri usta şef Joey Campanaro’nun o harika 'ricotta cavatelli’leri, domuz külbastıları nasıl yaptığını izlemek için bizzat mutfağa da teşrif edebilirler.

Akşam Yemeği

Manhattan

Nomad Hotel:

Zeki ve açık görüşlü şefimiz Daniel Humm ve işletmeci Will Guidara’nın ilk işlediği suç Nomad Hotel’in bünyesinde açtıkları mekân değildi aslına bakarsanız. New York restoranlarına karşı özel ilgi besleyen müstakbel New Yorker’lar kendilerini ve dillere destan yemeklerini önceleri Eleven Madison Park sayesinde tanımışlardı. Şimdilerde bu ünlü ikilinin NoMad restoranla birlikte yapmaya giriştikleriyse deneysel mutfaklarını daha kalabalık gruplarla paylaşabilmek. İşte, New York’da nereye gidilir artık biliyorsunuz.

Locanda Verde:

Kendisine Thompson LES Symth ve The Butch’da yer verdikten sonra ünlü şef Andrew Carmellini yine New York restoran rehberinin önde gelen akşam yemeği mekânlarından biriyle karşımıza çıkıyor. İtalyan mutfağına karşı önlenemez bir ilgi varsa, bu mutfağın yemekleriyle ayaklarınız yerden kesiliyorsa Tribeca’da konuşlanmış Locanda Verde tam size göre. Kahvaltı ve öğle yemeği öğünleriyle güne açılış yapan restorana varıp henüz New York’da ne yenir karar verememişseniz akşam yemeği için tercih etmenizi önerdiğimiz ilk seçenek İtalyan sofralarının vazgeçilmezi crostini ile tamamlanmış bir domuz eti soslu gigantoni.

Momofuku Ko:

New York’ta öğle yemeği için seçtiklerimizin arasında bulunan Momofuku Ko’nun ünlü kardeşi Momofuku Ko da şöhreti kulaktan kulağa yayılan David Chang’ın yemek konusunda sergilediği şovlara ev sahipliği yapıyor. Sadece 12 sandalyeden oluşan mekân, birebir temas halindeki aşçılar ve yemeklerle birlikte atmosfere karışan kozmik aromalar birleştiğinde başka bir aleme geçiyorsunuz sanki. Ancak bahsi geçen alemin kapılarını zorlamak pek de öyle kolay değil, 12 sandalyeden birini kapmak çoğu zaman bilgisayar başında tırnaklarınızı yedirten zor bir macera haline de gelebiliyor. Ancak emin olun buna değer. Momofuku Ko, New York’da mutlaka ziyaret edilmesi yerlerden biri.

Per Se:

New York’ta akşam yemeğinin en şık adreslerinden biri olarak anılmıştır ünlü şef Thomas Keller’ın restoranı Per Se. gurme testlerin hayalden gerçeğe döndüğü eski mekânı The French Laundry’den sonra kurduğu bu restoranı da Fransız mutfağından ilham alan tarifleriyle bu gurme geleneğin 2004’ten beri son devamcısı. Başlangıç olarak masanıza teşrif eden “İstiridyeler ve İnciler” adeta Keller’ın ve 3 Michelin yıldızlı New York restoranında kurduğu saltanatın da bir simgesi. Saatlerce oturmaktan keyif alacağınız bu lezzetler dünyasından hızlıca ayrılmaya çalışmadan şefin 9 seçkiden oluşan tadım menüsüne vakit ayırmayı aman ihmal etmeyin.

Marea:

New York’ta nereye gidilir denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri Michelin yıldızlı restoranlardan Marea. Bir Altamarea üyesi olup kentin ünlü şeflerinden Michael White’ın İtalyan usulü hazırladığı deniz mahsullü tabaklarda konuklara her seferinde gerçek bir ziyafet yaşatan restoranda özellikle el yapımı pasta’lar ve crudo New York’da keşfedilmesi gerekenlerden.

Coliccho & Sons:

Modern Amerikan mutfağının en gözde lezzetlerinden sunan Coliccho & Sons, New York’ta görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Restoranın arkasında imzası bulunan şef Coliccho mekânın açıldığı günden bu yana Oscar ödüllü yönetmenlerden basketbol oyuncularına kadar pek çok ünlünün karşısına enfes tadımlık menüsüyle çıktı. Steak konusunda bir şehir efsanesi olan mekânın küçük sırrı ise Collicho’nun ‘İyi et nasıl üretilir?’ sorusuna kendini adamış çiftlik sahipleriyle uzun yıllara dayanan dostlukları da diyebiliriz. New York restoranlar rehberinizi oluştururken es geçmemenizi öneriyoruz.

Le Bernardin:

New York restoranları arasında belki de en meşhuru olan Bernardin’in hikâyesi Paris’te başlıyor. Maguy ve Gilbert Le Coze kardeşler bir balıkçı kasabasında ufak bir restoran ve otel işleten bir ailenin çocukları. İkilinin açtığı restoranda, Giblert Le Coze’nin denizden çıkan malzemelerle yaptığı sihirbazlık numaralarını tadabilirsiniz!

Brooklyn

Chef’s Table at Brooklyn Fare:

Açık bir mutfak tezgâhının kenarına eklenen 18 kişilik bir masada Brooklyn Fare’in tüm sırrı. “Bu kadar basit mi?” diye sormayın sakın; zira şef Cesar Ramirez’in bütün deneyselliğini katarak oluşturduğu 20’yi aşkın tadımlık menüsü, restoranı Brooklyn yaşam rehberinin tek Michelin yıldızlı noktası haline getirmiş. Hal böyle olunca restoranda geçirilecek bir akşam için sıraya girenlerin sayısı yabana atılır gibi değil; ancak iki ay sonrasına randevu alabiliyorsunuz. Mevzu bahis deniz mahsulüyse engel tanımayan gurme damakların, New York uçak biletleriyle birlikte Brooklyn Fare biletlerini de almalarını salık veririz.

Five Leaves:

Brooklyn'in yıldızı parladıkça Brooklyn restoranlarının sayısı da her geçen gün artiyor. Yeni Amerikan mutfağının lezzetli porsiyonlarını samimi atmosferine taşıyan Five Leaves, Vogue dergisinin başlıca Brooklyn önerilerinden biri olmuş aynı zamanda. Williamsburg’un rahat bir köşesine serilen sandalyeleri brunch, öğle yemeği ve akşam yemeği için 3 ayrı menü ile karşılamaya hazır konuklarını. Heyecan verici bir New York turunun ardından, göz doyuracak cinsten bir Five Leaves Burger siparişi, öğle saatleri için ideal bir tercih.

Blanca:

New York’da görülmesi gereken bir yer olan bu 100 m2’lik restoranın yarısından çoğu mutfaktan oluşuyor. Yalnızca açık mutfak tezgahının önüne sıralanmış 12 koltuğa servis veriyor. Çarşamba, Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri akşam saatlerinde servis veren Blanca için 2 ay önceden rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Eğer yer bulabilmiş şanslılardansanız, birbirinden nefis tabaklar önünüzden geçmeye başlıyor; KDV ve bahşiş hariç 180$ ödemek şartıyla!

Gwynnett St.:

Mutfakta çok genç iki şef var. İkisi de modern tekniklerle hem farklılık yaratmaya hem de kendilerini kanıtlamaya çalışıyorlar. Ortaya çıkan sanat eseri görünümlü lezzet harikalarıyla birkaç seneye çok ünlenecekleri kesin. Eleştirmenler 2012’de Gwtnnett’ı New York’un en iyi restoranı seçmiş olsalar da onlar restoranın sevimli atmosferini ve mütevazı fiyatlarını değiştirmeyi düşünmüyorlar.

Atıştırmalıklar

The Kinfolk Studio:

Neon ışıklı dev “HOTEL” tabelasıyla New York’un en stil sahibi oteller listesinin başına yerleşen Wythe Hotel’in yanı başında kahve molası için yaratıcı bir seçenek The Kinfolk Stüdio. Aynı zamanda bir tasarım ofisi olan mekânın arka cephesi ise İskandinav spesyalleriyle ünlü restoran Aska’ya açılıyor. Farklı renklere sahip bu salaş buluşma noktasının keyfine rahat bir sohbet ve taze bir kahve ile varmak sizin elinizde.

Il Laboratorio del Gelato:

Ufak bir çocuğa dönüşmek istendiğinde New York’da nereye gidilir derseniz akla ilk gelen tabii ki dondurma, ve hemen ardından da Il Laboratorio del Gelato oluyor; başka bir deyişle "dondurma ve sorbe başlıkları altında 200’ü aşan aroma çeşidini görüp nereden başlayacağınızı şaşırmak"... İşte New York şehir rehberine kattıklarıyla size her an sürpriz yapmaya hazır! Dondurma yapmanın ne kadar ciddi bir iş olduğunu Il Laboratorio del Gelato'da anlayacaksınız.

Bouchon Bakery:

New York, Paris nostaljisini abartarak Paris kafelerinden ve pastanelerinden daha Parizyen pastanelerle dolu. Görünüşleri her ne kadar göz alıcı ve iddialı olsa da, genelde lezzet konusunda sınıfta kalıyorlar. Ve tabii bu durumun bir de istisnası var ki, orası da Bouchon. New York’da mutlaka ziyaret edilmesi gereken Bouchon’un makaronları, kurabiyeleri ve çörekleri gerçekten baştan çıkarıcı. Öğleni ufak atıştırmalıklarla geçirmek isteyenler için salata, sandviç ve kiş çeşitleri de mevcut.

Van Leeuwen Artisan Ice Cream:

Van Leeuwen’in organik sütten ürettiği dondurmalar, dondurmaya bakış açınızı değiştirecek kadar lezzetli. Vanilyalı, çikolatalı, çilekli gibi klasik seçeneklerin yanı sıra, naneli, tarçınlı, zencefilli ve earl grey’li tatlar da mevcut. Tatlı bir şey yemek istemeyenler, dondurma yiyen tanıdıklarına kahveyle eşlik edebilir. Zira kahveleri de oldukça özel.

Chelsea Market:

Chelsea restoranları, kafeleri ve pazarları bir arada bulabileceğiniz bir alan. Bazı restoranlar salaş ve samimi, bazıları ise New York’un en iyi restoranları arasında yer alıyor. Amy’s Bread, Lobster Place ve Budakkan öne çıkan alternatifler.

The Box:

The Box bildiğiniz kutulardan çok farklı. Kendisi New York gece hayatının en dikkat çekici mekânlarından biri çünkü organize ettiği dev prodüksüyonlu işlerin arkasında şov dünyasının içine doğmuş bir isim olan Simon Hammerstein var. ‘Diskonun icadından önce insanlar ne yapıyordu?’ diye sitem edip, büyük kentlerin eski şaşalı gösterilerini özleyenlerdenseniz The Box sizin için New York’da görülmesi gereken yerlerden biri. Sahneyi fazlasıyla dolduran Hammerstein güzelleri, kostümlü varyeteler ve sofranızı donatan kalabalık tabaklarla bu “kutu” tam boyunuza göre, bizden söylemesi.

Experimental Coctail Club:

New York gece hayatının dikkat çeken Fransız beyzadelerinden Romée de Goriainoff, Oliver Bon ve Pierre-Charles Cros’un ortaklığıyla ilk defa 2007 yılında Paris’te yaratılmış olan Experimental Coctail Club Londra şubesine New York ile birlikte bir yenisini daha eklemiş durumda. Neredeyse kimyagerlikle özdeşleşen bir konseptin sonucu olarak uzayıp giden kokteyl listesi üzerinde kaybolmak en az bir kere New York’da yapılması gereken uğraşlardan biri. ECC’nin girişinde hasır detaylarıyla sizi karşılayan retro koltukları ve boydan boya uzanan Osmanlı tablosu da bu uğraşta sizi yalnız bırakmayacak.

Le Baron:

New York’da gezilecekler arasında ün yapmış bölgelerden biri olan Chinatown, sade görünüşlü kapılarının ardından usulca geçebileceğiniz ancak arkasında hızlı New York gece hayatını saklayan bir mekâna daha ev sahipliği yapıyor. “Baron” rolünde ünlü grafiti sanatçısı André Saraiva’nın oynadığı The Baron’a hoşgeldiniz. Mevzu bahis Saraiva ve imparatorluğu ise misafir kitlesinin genellikle moda dünyasından ünlü simaların olduğunu tahmin edebilirsiniz. Bu karanlık detaylarla kırmızıların hakim olduğu barda özgün tarzınız şampanya ve St. Germain likörünün karışımından oluşan kokteyl “Les Garçons”u elinize almak için yeterli olacaktır.

Tao Downtown:

Sandalye ve masaları resimden çıkardığınızda hemen karşınızda dikilen 24 elli Quan Yin Buddha heykeli ve etrafa yayılan loş kırmızı ışıklarla ilk önce “Eyes Wide Shut” filminden bir kareye düştüğünüzü zannedebilirdiniz. Durum tam öyle olmasa da Chelsea’deki Tao Downtown New York’da görülmesi gereken yerler arasında bir yemek ve içki mabedi olarak anılıyor yine de. New york gece hayatına alkolle giriş yapmadan önce mekânın büyük boy Asya tarzı tabaklarına, sushi setlerine ve dim sum menülerine vakit ayırmanızı dileriz.

Boom Boom Boom:

Standard Hotel’de bulunan kulüp, New York gece hayatının en gözde mekânlarından biri. Kapısında gazetecilerin Jude Law, Madonna, Mary Kate Olsen veya Chloé Sevigny gibi müdavimlerin fotoğrafını çekebilmek için beklediği Boom Boom Boom’a girmek ne yazık ki pek kolay değil.

1 Oak NYC:

Oak da Las Vegas’ta şubesi olan gece kulüplerinden biri. Tavanındaki sık aralıklarla yerleştirilmiş loş ışıklı ampuller, desenli duvarları, deri koltukları ve uzun barı modern ve retro’nun başarılı kombinasyonunu yansıtıyor. Hem dans edebileceğiniz, hem de arkadaşlarınızla sohbet edebileceğiniz cool bir akşam için New York’da nereye gidilir diyorsanız tercih edebilirsiniz.

Caz Kulüpleri

Blue Note:

Cazın en önemli adreslerinden biri olan Blue Note, New York’un da en iyi bar adreslerinden biri. Uzun yıllardır hizmet veren kulüp, bugüne kadar pek çok efsane ismi ağırladı. Hâlâ da en saygın caz müzisyenlerini ağırlamaya devam ediyor.

Nublu:

2002 yılında İlhan Erşahin’in açtığı kulüp, kısa zamanda New York’un en iyi caz kulüplerinden biri haline geldi. Samimi bir atmosfere sahip olan Nublu, caz müzisyenlerinin de müzik dinlemek için geldiği bir adres. Geç saatlerde doğaçlama gerçekleşen jam session’ların keyfi bambaşka oluyor.

Café Carlyle:

Carlyle Hotel’de bulunan kulüp, 1930’ların caz kulüplerinin ruhu New York’da nerede bulunur merak edenler için. Woody Allen, Ute Lemper ve Eddy Davis gibi ünlü cazcıları burada dinlemek mümkün.

Broadway

Cat on a Hot Tin Roof, Evita, Chicago ve Mamma Mia gibi klasiklerin yepyeni yorumlamalar getirilerek bambaşka şekillerde tekrar sahneye konduğu Broadway’de eskiler zamana meydana okuyor. New York uçak biletleri belli olur olmaz Broadway içinde bilet araştırmaya başlamakta fayda var. Oldu ki New York’a gidene kadar araştıracak vakit bulamadınız o zaman ilk iş kendinizi Time Square’e atın ve meydanda gördüğünüz uzun kuyruğa takılın. Burada o günün gösterimlerine indirimli bilet bulabilirsiniz.

Alışveriş

New York’un ünlü alışveriş caddelerini turlayıp, ünlü modaevlerinin mağazalarında dolaşıp hâlâ yorulmamış olanlara ve daha nadir parçalar yakalamak isteyenler için yerel birkaç adres derledik.

Dover Street Market:

New York ve alışveriş... New York denince akla ilk gelen alışveriş tutkunlarının başlarını döndürebilecek kadar renkli moda dünyası olur herhalde. New York’da moda için mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir durak olan Dover Street Market ise bünyesinde topladığı dünyaca ünlü markaların en son kreasyonları ile kendisini bir müze edasıyla sunmakta ısrarla. Comme des Garçons’dan Prada’ya kadar pek çok isim, özel gece elbiselerinden ayakkabıya uzanan geniş seçkileri ile gardırobunuzu yenilemek için bekliyor olacak bu büyük mabette.

Scoop:

Scoop, Amerika’da birkaç şehirde şubesi olan ve ünlü tasarımcıların kıyafetlerini bulabileceğiniz bir butik. Meatpacking, Soho, Upper East Side, New York alışveriş rehberindeki başlı şubelerinden birkaçı. Scoop’un kendi tasarımlarının yanı sıra Marc by Marc Jacobs ve Michael Kors gibi tasarımcıların ve Nike, Lacoste ve Barbour gibi yaygın markaların erkek, kadın ve aksesuar koleksiyonlarından ürünler bulabilirsiniz.

Owen:

New York’da görülmesi gereken yerlerden Meatpacking’de bulunan Owen, yeni ünlenmekte olan tasarımcıların kadın ve erkek koleksiyonlarından tasarımları bir araya getiren bir butik. Genç tasarımcıların yanı sıra Marc Jacobs ve Alexander McQueen gibi tanınmış modacıların koleksiyonlarından parçalar bulmak da mümkün.

What Goes Around NYC:

2006 yılında Soho’da açılan butik vintage country stili hem mekân tasarımına, hem de bir araya getirdiği parçalara yansımış. Ürünlerin arasında yeni olanlar da var ancak vintage parçaların New York alışveriş rehberinde yeri bir başka!

If Soho:

New York yaşam rehberinde en çok sevilen butiklerinden biri olan If Soho’da, Martin Margiela, Comme des Garçons, Ann Demeulemeester ve Rick Owens gibi modacıların koleksiyonlarından parçalar bulabilirsiniz.

Darling:

Aklınız alışverişteyse New York’daysanız nerede gezilir diyenler için Darling oldukça küçük ve rustik bir butik. Türkiye’de çok tanınmayan ancak Amerika’da oldukça ünlü modacıların koleksiyonlarından elbiseler bulunuyor. Yalnızca elbise satan bu sevimli butikte günlük ve abiye elbiseler bir arada. Elbiselerle uyumlu iç giyim ve takı seçenekleri de bulunabiliyor.

Aesop:

New York alışveriş turunun bir durağı da cilt ve saç bakım ürünleriyle ünlü bir kozmetik firması olan Aesop. Ürünlerin içeriğinde kimyasal maddeler yerine bitki özleri bulunuyor. Mağazanın ortasındaki uzun vintage seramik lavabo ve ahşap raflara dizilmiş modern şişelerle oldukça çekici bir görünüme sahip.

Müzeler

Belli başlı saygın müzelerin ve galerilerin önemli bir bölümü New York’ta bulunuyor. Bunlardan Metropolitan Museum of Art, MoMA, Ellisa Island Immigration Museum ve Guggenheim en çok bilinen ve ziyaret edilenler. Bunlara ek olarak:

New Museum:

Modern sanat dünyasının en prestijli New York müzelerinden biri olan New Museum, sanat severlerin ajandasında mutlaka yer alması gereken bir adres. Koleksiyonunda 1000 civarında eser bulunan müze, tüm dünyadan tanınmış çağdaş sanatçıların sergilerine ev sahipliği yapıyor.

Whitney Museum of American Arts:

Kısaca The Whitney olarak bilinen bu New York müzesi, ismini heykeltıraş ve sanat koleksiyoneri Gertrude Vanderbilt Whitney’den alıyor. Koleksiyonunda 20. ve 21. yüzyıldan 2.900’den fazla sanatçının 19.000’den fazla eseri bulunuyor.

Museum of the Moving Image:

Museum of the Moving Image, sinema, televizyon, dijital medya ve video oyunlar müzesi. Robert de Niro Kostümleri ve Karakterleri, Tim Burton Çizimleri, New York Sessiz Film Stüdyoları geçmiş sergilerden ilgi çekici örnekler. Müzenin koleksiyonunda eski projeksiyon makineleri, kostümler, sinema salonlarından mobilyalar ve film negatifleri yer alıyor. New York turunu bitirmeden önce gidilecek yerlerden biri burası.

Sony Wonder Technology Lab:

New York müzeler rehberinde görsel medya ile ilgili bir müze daha görmek isteyenlerin tercih edebileceği bir adres. Medya teknolojilerinin tarihsel gelişimine tanıklık etmenizi sağlayacak bir zaman yolculuğuna çıkarıyor.

Museum of American Finance:

Manhattan’da bulunan müze, New York’da ziyaret edilmesi gereken girişimciliği ve serbest piyasayı yücelten bir müze. Pedagojik amaçlarla açılan müze, finans eğitimine destek vermeyi sürdürüyor. Müzenin sergileri, paranın tarihine ve Amerika’nın ekonomi politikalarının tarihsel gelişimine geniş yer veriyor.

New York City Fire Museum:

Müze, yangınla mücadelede kullanılan tekniklerin zaman içindeki evrimini görselleştiriyor. Yakın zamanda, 11 Eylül saldırıları sonrasında hayatını kaybeden 343 itfaiyeci için özel bir bölüm eklenmiş.

Gitmeden Göz Atılacaklar

Woody Allen:

Woody Allen büyük Avrupa turnesine çıkıp, pek çok farklı şehirde film çekmeye başlamadan önce yıllar boyu New York’tan çıkmamıştı. Filmlerinin çoğunda New York’u ve New York’ta yaşanan ilişkileri esprili bir dille anlatıyor. Bunlardan ‘Manhattan’, ‘Annie Hall’ ve ‘Everyone Says I Love You’ New York turuna çıkmadan New York’lu hissettirenlerden.

Diziler:

New York’ta geçen çok fazla sayıda dizi var elbette. Ancak ‘Gossip Girl’ ve ‘Sex and the City’ gibi tamamen New York’a adanmış olanların sayısı pek az. Bu iki dizide şehir dekor olmaktan çıkıp başrolü üstleniyor. Hâlâ devam eden dizilerden ‘Girls’ de New York’ta yaşayan dört kadının yaşantılarını anlatarak, New York hikâyelerini devam ettiriyor.

New York’tan Amerikan Tarihi:

New York’ta yaşanan olaylardan ilham alınarak yapılmış pek çok film hem şehir hakkında, hem de ülke tarihi hakkında bir his kazandırıyor izleyiciye. Bunların arasında yer alan ‘Taxi Driver’, ‘Once Upon a Time in America’, ‘Gangs of New York’ ve ‘Dog Day Afternoon’ en ünlü örnekler.

'When Harry Met Sally':

Billy Crystal ve Meg Ryan’ın oynadığı film, New York’ta yaşanan ilişkileri anlatan eğlenceli bir romantik komedi. New York’un büyülü noellerine de yer veren bu sempatik film sizi romantik bir New York havasına sokmaya yetecektir.

'Shame':

Steve McQueen’in 2011 yapımı filmi Shame, 2011 ve 2012 boyunca en çok konuşulan filmlerden biri olmuştu. Michael Fassbender’in bir seks bağımlısını oynadığı film, şehrin karakteriyle ilgili de önemli tespitlerde bulunuyor, New York’da yapılacaklar listesine bir daha göz atmanızı söylüyor.

Aman Aman!

Her şeyin bulunduğu ama ulaşmanın zor olduğu şehirde, restoranlar, taksiler, gece kulüpleri, kafeler, operalar her zaman dolu. New York’da yapılacaklar listenizi mümkün olduğunca önceden planlamış olmanızda fayda var. Planınız bozulacak olursa otelinizin konsierj servisine danışabilirsiniz. Hemen hepsi mucizeler yaratmakla ünlüler.

Hesap geldiğinde, fişin alt kısmında bir bahşiş bölümü oluyor. Buraya ne kadar bahşiş bırakmak istediğinizi yazmanız gerekiyor. Yoksa görevliler kendileri dolduruyorlar ve bu meblağ kartınızdan çekiliyor veya hesabınızın üstü tamamen bahşiş olarak alınabiliyor. Bahşiş olarak hesabın %15’i ile verginin iki katı arasında bir miktar belirleyebilirsiniz. Bir bardaysanız, hesap üzerine her içki için bir dolar eklemenizde fayda var. Eğer servisi beğenmediyseniz bahşiş bırakmayabilirsiniz. Ancak bunun sebebini açıklamanız beklenecektir.

Kimliğinizi yanınızda taşımanızda fayda var. Sık sık soruluyor.

Sıkıcı Bilgiler

JFK Havaalanı’ndan şehir içinde bir yere taksiyle gitmek en az bir saat sürüyor ve ücret 45$’den başlıyor.

Metro kullanmak ve yürümek trafiğe takılmamak için değerlendirilmesi gereken alternatifler.

New York City Pass 114$ ve 6 müze girişini kapsıyor. Kartınız sayesinde müzelere girerken bilet kuyruğunda beklemek zorunda kalmıyorsunuz ve çeşitli indirimlerden yararlanabiliyorsunuz.

New York Pass ise 1-7 ve 85-230$ arasında değişen seçenekler sunuyor. Kartınızla 80’den fazla müze ve turistik yere ücretsiz girebiliyorsunuz.

Acil durumlarda 911’i arayabileceğinizi duymuş muydunuz?

Söz Şehirlerde

Ben New York

“Ben New York”

Şehirler ve Yürüyüş Rotaları

New York

18 saatte “New York”

Yaşayanların Kaleminden

Lauren Sözmen'in gözüyle Brooklyn/New York

“Lauren Sözmen'in gözüyle Brooklyn/New York”

Haziran'da Nereye?

Haziran'da Nereye?

“NEW YORK”