Tokyo Elinizin Altında

Her saniye aklınızı başınızdan alabilecek düzeyde ileri bir teknolojinin başkenti Tokyo’yu, saraylı geçmişini gözardı etmeksizin sergilediği mimari dehası, yüzyıllara yaydığı gurme mutfağıyla dünya çapında ünlenen Michelin yıldızlı restoranlara yaptığı ev sahipliği ve müzik, tasarım, sanat gibi konularda bir adım dahi geri kalmak istemeyişiyle tanırız.

Pekiyi güzelliğini, New York’un kaotik hızından, sanatını Avrupa tarihinden çok daha eskilere dayandıran bir emperyal dönemden miras alan bu düalist şehirde neler yapılır, nerede yenir, nerelere gidilir? Yeni yılda gidilmesi gereken en iyi şehirlerden biri olan Tokyo ile ilgili merak edilenleri, yeni açılan mekânları kısacası her şeyi 2015 şehir rehberleri için hazırladığımız dosyada ele aldık. Kalem kâğıtları hazırlayın Tokyo geliyor!

Tokyo

En İyiler

Aman Tokyo

Gözden kaçırılması imkânsız ünlü Otemachi Kulesi, Tokyo’nun en iyi otellerinden birini ağırlıyor. Uzakdoğu’nun zen ruhunu yansıtan minimal öğelerin gelişmiş teknolojik alt yapıyla baştan sona aydınlatıldığı 84 oda ve süitinde Aman Tokyo mermerin ve ahşabın yüzyıllara yayılan ahengini konuklarıyla paylaşmayı tercih etmiş. Tokyo restoranlar rehberini elinize aldığınızda Otemachi çevresinde fark edilen hareketlilik Aman Tokyo ile bir adım daha öne çıkıyor ve şehir manzaralarını ayaklar altına alan 33. kattaki restoranı Tokyo’da akşam yemeği için ideal bir adres oluyor.

Palace Hotel Tokyo:

Tokyo otelleri arasında şık bir isim olan Palace Hotel Tokyo, başkentin miras olarak bugüne dek taşıdığı yeşil doğasının izlerini taşıyor yenilenmiş her odasına. Geniş cepheli camların ağaçlara veya hızlı şehir panoramasına açıldığı 290 odasında kullanılan yaprak motifleri de bu mirasın habercisi. Bir ev konforuyla karşılanacağınız otelde akşam yemeği için ise pek uzaklara gitmeye gerek yok. Art-deco tarzıyla öne çıkan şık mekân Crown da, Japon mutfağının en lezzetli ürünlerini veren Wadakura da olabilir adresiniz.

Andaz Hotel Toranomon Hills:

Tokyo şehir rehberinde ikinci en yüksek bina olarak göze çarpan Toranomon Hills’in içinde yükselen bir başka dev Andaz Hotel. Otelin Japon rüzgârlarıyla döşediği 164 oda ve 8 süitinden bir başkent yolculuğuna çıkabilirsiniz her an. Uyku konforunun yanında Kraliyet Sarayı’na karşı serilen havuzu ve 52. katı tutmuş olan Rooftop Bar sizi şımartmaya her an hazır.

Shangri-La Tokyo:

Shangri-La’nın en çekici yanı, Tokyo’nun hızlı ve ışıklı şehir silüetine nazır odalarda sakinlik sağlıyor olması. Odaların ve süitlerin büyüklükleri 50 m2 ila 269 m2 arasında değişiyor. Otelin bir de Horizon Club adını verdiği bir servisi var. Bu kulüp hizmetleri arasında toplantı odaları kullanımı, lostra ve kuru temizleme hizmetleri, kişisel alışveriş asistanlığı gibi servisler yer alıyor. Otelin size ‘Tokyo’da nerede yenir?’ sorusuyla vakit kaybettirmeyecek bir İtalyan bir de Japon restoranı bulunuyor.

The Peninsula:

Tokyo’da lüks oteller genellikle büyük gökdelenlerin üst katlarına yerleşiyor. Peninsula, müstakil binasında kendi yağında kavrulmayı seçen bir otel. Konvansiyonel oteller gibi, lobisi binanın giriş katında bulunuyor. Modern stili ve konforu bir araya getiren Peninsula, tırnak kurutucudan, tamamen karartabileceğiniz camlara kadar her tür teknik ayrıntıyı düşünmüş. Tokyo restoranlar rehberinde vazgeçilmez olan Fransız ve Japon restoranlarından birini seçebileceğiniz gibi, beslenme uzmanlarının tavsiyelerini uyarak organik ve sağlıklı bir beslenme programı da takip edebilirsiniz.

Bunlara Da Bakmaya Değer

Tokyo, hem hesaplı hem de iyi bir otel bulmanın belki de en zor olduğu şehir. Büyük çoğunluğu, büyük zincirlerin otelleri. Uygun fiyatlı olanlar, kalmaya uygun değil. Derken, Tokyo’da nerede kalmalı sorusu içinden çıkılmaz bir hale alıyor. Bu yüzden nispeten daha uygun fiyatlı ve de güvenebileceğiniz birkaç alternatifi bir araya getirmek istedik.

The Tokyo Station:

Uzun bir döneme tanıklık yapmış görkemli bir binada 6 yıllık renovasyonun ardından yeniden canlanan The Tokyo Station, Avrupa ve Asya çizgilerini harmanlayan bir çizgide dekore edilmiş 56 odası ile karşılıyor misafirleri. Tokyo şehir rehberinde ziyaret edilmesi gereken yerlerin başında gelen Kraliyet Sarayı ve Ginza alışveriş bölgesine yakın bir noktada kalıyor olmak da ayrıca özel hissettiriyor açıkçası.

Grandbell Hotel Shinjuku:

Tokyo’nun en iyi alışveriş adreslerine yakınlığıyla cazip bir konaklama fırsatı sunan Grandbell Hotel Shinjuku oda tasarımı konusunda epeyce çalışmış gözde butik otellerden biri. Küçük ve karizmatik detaylarla döşenmiş küçük odalarından ahşap minimalizminden payını almış ev rahatlığındaki geniş odalarına kadar farklı seçenekleri düşünmek mümkün.

Claska Hotel:

Tokyo oteller rehberindeki isimlerden Claska, Nippon grubuna ait, 15 odası bulunan bir butik otel. Hem çok popüler hem de az odalı olunca, burada yer bulmak iyice zorlaşıyor. Bu odalardan 9’u batı minimalizmini yansıtırken, 3'ü geleneksel Tatami stilini yansıtıyor. Diğer 3 oda ise, farklı tasarımcıların dokunuşlarını taşıyor. Galerisi ve tasarım objelerin sunulduğu mağazası da bu konsepti tamamlıyor. Tokyo’da ziyaret edilmesi gereken merkezi yerlere yakın olmaması biraz hayal kırıklığı yaratsa da bunu fiyatıyla telafi ediyor. Tokyo fiyatları göz önünde bulundurulduğunda bedava bile sayılabilir.

Hotel Sunroute Plaza Shinjuku:

Tokyo’nun en iyi otellerinden biri, kendi kulvarında en azından. Bir yandan sade ve gösterişsiz, diğer yandan şık ve sevimli. Merkezi konumu ve makul fiyatları, büyük artı. Engelli ziyaretçilere göre düzenlenmiş odaları da var. Kadınlar için de özel bir odaları bulunuyor. Bu odada, standart odalara ek olarak cilt maskesi, masaj aleti ve yeşil çay gibi ekstralar bulunuyor. Otelin Tokyo’da akşam yemeği için çok şık bir de restoranı var.

The b' Akasaka:

Bir turist için gerekli her tür konforu en iyi şekilde sunan butik bir otel. Tokyo’da gezilmesi gereken eğlence ve alışveriş bölgelerinden biri olan Roppongi’de misafirlerini ağırlıyor. Otelin adındaki b', en iyi yatak konforunu, Tokyo’da en iyi kahvaltıyı, en iyi spa keyfini ve çalışmak için en iyi ortamı temsil ediyor. Odaların dekorasyonunda sadelik öne çıkıyor. Sabahları kahvaltı edilen salonda, öğle ve akşam yemeği servisinde İtalyan mutfağından alternatifler sunuyor.

Imperial Hotel:

Yüzyılı aşkın bir süredir Japon misafirperverliği ile Imperial Hotel, Tokyo’da nereye gidilir diye düşünmeye pek vakit bırakmayan duraklardan biri. Otelin genelindeki ihtişam, süitlerine ve odalarına da yansımış. Geleneksel 'sukiyazukuri' tarzında çay odası, müzisyen misafirler için müzik odası, Tokyo şehir rehberinin başlıca duraklarına bakan terasındaki kapalı havuz, Uzakdoğu mutfağı haricinde dünya mutfaklarından lezzetler sunan restoranlar, otelin misafirlerine sunduğu imkânlardan birkaçı. 5 yıldızlı Tokyo otelleri arasında makul fiyatları da görmek isteyenler tercih edebilir.

Küçük Sözlük

Tofu: Soya ile yapılan bir yemek
Ramen: Sulu noodle yemeği
Soba: Karabuğdaydan yapılan ince kesilmiş noodle
İzakaya: Bir çeşit meyhane. İçki, özellikle de sake içmek için gidiliyor. Yemekler, içkiye eşlik etsin diye servis ediliyor.
Robatayaki: Japon usulü gril.

Öğle Adresleri

Kushiage & Wine Olive:

“Kushiage” ya da “kushiyaki” olarak anılan Kansai usulü top şişler Tokyo’da gezilecek yerleri bir bir teftiş etmenin ardından deneyimlenebilecek en keyifli seçeneklerden biri. Tokya şehir rehberinin büyük bir kısmını işgal etmiş olan dinamik Ginza bölgesi ise şehirdeki tek zeytinyağıyla kızartılan vejetaryen topları keşfetmeniz için sizi Kushiage & Wine Olive’e yönlendiriyor. Tadımlık seçkiler halinde gelen şişlerin yanında tadabileceğiniz şaraplar da Tokyo turuna ara vermenin ne haklı bir karar olduğunu yeniden hatırlatmış oluyor, ne âlâ!

Mango Tree

Tay mutfağını meraklılarına tanıtabilmek için yola çıkan Mango Tree ilk olarak 1994 yılında Bangkok’da ve 2004’te de Londra’da kurmuş lezzet üssünü. İki şubesinin ardından Tokyo restoranlar rehberinde “popülerler” sınıfına girdiğinden beri de Marunouchi binasının 35. katında kıdemli mutfağın eskimeyen tariflerinden faydalanmak isteyenleri bekliyor. Tokyo’da ne yenir henüz karar verememişseniz Mango Tree’de 'tom yum' çorbasının en çok rağbet görenler listesinde olduğunu söyleyelim.

Ramen Adresleri:

Şehirdeki ramen’ci sayısını kendi belediyesi bile bilmiyor olabilir. Tokyo’nun en iyi ramen restoranlarından, seyyar ramencilere kadar şehir ramen mekânlarıyla dolu. Bizim hazırladığımız öneri listesi ise şöyle:

Menya Kissou:

Tokyo’nun en ünlü ramen’cilerinden biri. Yemeklerin lezzetine de diyecek yok ama misafirperverlik ve iyi hizmet sizin için önemliyse belki de tercih etmemelisiniz. Ama unutmayın, restoranlarda çalışanlar ve hizmet anlayışı çok hızlı değişiyor. Buranın kalabalığı konusunda da uyarmamız gerek. Sıranızın ve siparişinizin gelmesi için 45-90 dakikaya varan bir süre beklemeniz gerekebilir. Hafta içi Tokyo turuna ara verip tenha saatleri denemekte fayda var.

Kanda Yabu Soba:

1880 yıllık bir geleneğe sahip olan Kanda Yabu Soba, Tokyo’da ziyaret edilmesi gereken başlıca restoranlardan. Bahçe içinde ahşap tek katlı müstakil bir yeri var. Servisi kimonolu garsonlar yapıyor. Burada Japonya’daki akrabalarınızı ziyarete gelmiş gibi hissedebilirsiniz. Şehrin sakinlerinin de geldiği, turistik olmayan bir yer. Emsalleriyle karşılaştırıldığında fiyatları oldukça makul kalıyor. Tokyo’da görülecekler listenize ekleyebilirsiniz.

Ichiran:

Tokyo’da en iyi ramen nerede yenir diyorsanız Ichiran’ı takibe alabilirsiniz. Kapıdaki sıraya aldanmayın çünkü hızlı ilerliyor. İçeri girdiğinizde, önce otomatik satış makinesinden bir ramen kuponu alıyorsunuz. Daha sonra içine konmasını istediğiniz şeyleri tek tek seçiyorsunuz. Böylece gönlünüzün sultanı rameninizi yaratabiliyorsunuz. Bu yüzden belki buraya birkaç kez ramen denedikten ve ramenle tanıştıktan sonra gelmek daha iyi olabilir. Oturma alanları bölmelerle ayrılmış durumda. Sınava girmiş bir öğrenci gibi 3 tarafınız kapalı yiyorsunuz. Tokyo turuna ara verip tek başınıza kalmak ve rameni sevdiğiniz gibi yiyebileceğiniz ve kendinizi şımartabileceğiniz bir yer.

Ayrıca:

Bunların dışında her zaman Hayashi, Fuunji, Tetsu ve Harumichi gibi Tokyo’nun ünlü ramen restoranlarını da deneyebilirsiniz. Hepsi hem turistlerin hem de Tokyoluların çok tercih ettiği yerler.

Japon Mutfağına Mola

Café Salvador:

Café Salvador, Tokyo şehir rehberinin en yeni adreslerinden biri. Kahve yapımında yalnızca çok iyi olgunlaşmış kahve çekirdekleri kullanılıyor. Menüde ağırlıklı olarak panini, salata ve meyve suyu karışımları var. Menüyü incelemek yerine gözünüzle görerek de seçim yapabiliyorsunuz.

Pure Café:

Pure Café, Tokyo restoranlar rehberinin en ünlü vejetaryen ve vegan mekânlarından biri. Sabah, öğle, akşam, tatlı ve içecekler için ayrı menüler bulunuyor. Gün boyu sandviç ve organik salata çeşitleri servis ediliyor. Akşam menüsü biraz daha zengin ve daha farklı seçenekler de var.

Cicada:

Tokyo’nun ünlü restoranlarından biri olan Cicada yenilenmiş kapılarını Omotesando’da açıyor. Asya mutfağına kısa bir ara verip Akdeniz tariflerinin özgünlüğüne doğru yola çıkmak için daha ne bekliyorsunuz? Restoranda Fas’a has farklı 'tagine' çeşitleri, hafif Lübnan mezeleri ve ev yapımı biralar hayattan keyif almayı bilenleri bekliyor.

Akşam Yemeği

Yoshihashi Sukiyaki:

Tokyo’da keşfedilecekler listenize henüz 'sukiyaki' olarak anılan geleneksel lezzeti eklememişseniz, hâlâ çok geç kalmış sayılmazsınız. Birinci sınıf wagyu bifteği ve sebzelerle birlikte tek kap içinde servis edilen yemeği hazırlayan ne kadar çok restoran varsa, onun bütünlüklü doğasını gerçekten anlamış bir o kadar ender adres var. Michelin yıldızlı Tokyo restoranlarından biri olan Yoshihashi Sukiyaki de o ender adreslerden biri. Kendisi adını ışıltılı tabelalara yazmaya pek meraklı değil zira devlet adamları ve bürokratlar arasında yeterince tanınıyor. Tokyo’nun ara sokaklarından birinde sessizlik içinde geçecek ödüllü bir sukiyaki ziyafeti artık sizin elinizde.

Esaki:

Michelin yıldızlı restoranların öğle yemekleri için de servise hazır olduğu pek görülmemiştir. Esaki bu konudaki mütevazı yaklaşımıyla çoğu müdavimini mutlu ediyor da biz yine kendisini Tokyo’da akşam yemeği adreslerinden biri olarak takdim etmeyi tercih ettik. Japon mutfağının tüm gizemlerine haiz olmak isteyenler için Esaki’de yaratılan tüm organik tarifler ideal. 7-8 seçkiden oluşan menülerde özel bir tür istavrit, vasabi ve soyayla hazırlanan sashimi’leri denemeden geçmeyin.

Sushi Mizutani:

Tokyo’nun 3 Michelin yıldızlı restoranlarından biri de 8 sandalyeden birinin size ayrılması için rezervasyon yaptırmanın pek kolay olmadığı Sushi Mizutani. Üstelik zorlukların burada da bitmemesine, mekânı Ginza’nın arka sokaklarında ararken Japonca tabelaları anlamanız gerekmesine rağmen sizi hipnotize olmuşçasına kendisine çeken bir yer. Japonya’nın yaşadığı son büyük depremde dahi enfes sushi seçkilerinin sunulmaya devam ettiği Sushi Mizutani için çareler tükenmez.

Narisiwa:

Gastronomi ve sürdürülebilirlik üzerine yoğunlaşan usta şef Yoshihiro Narisawa 2003’te açtığı ilk restoranın ardından kendi adını taşıyan Narisawa ile Tokyo restoranlar rehberinin ilk sıralarına yerleşmiş durumda. Doğayı bir bütün olarak ele alıp onun uyumunu yemeklerine yansıtmayı prensip edinmiş şefin bu projesini takiben 2 Michelin yıldızlı restoranlar listesine girmesi pek tesadüf değil. Tokyo’da akşam yemeği nasıl bir lezzetle süslenmeli diyorsanız Narisiwa’da bizim tavsiyemiz midye ve deniz taraklarıyla donatılmış kabaklı levrek tabağı olacak.

Ukai-tei:

Alışveriş düşkünlerinin ayakları şimdiden Michelin yıldızlı Tokyo restoranı Ukai-tei’ye doğru harekete geçmiş olabilir. Ağaçların içinde uzanan geniş bir cadde üzerinde “Tokyo’nun Champs-Elysées”i olarak anılan Omotesando, Bulgari, Dior, Gucci ve daha pek çok lüks markayı ağırlıyor olmasına ek olarak Chanel binasının en üst katında ödüllü bir de teppanyaki mabedi gizliyor. Tokyo’da keşfedilmesi gerekenlerin başında gelen, bu dilden dile dolaşan ünlü yemeğin Ukai-tei’de devleşmesinin sebebiyse usta şeflerin lafı, türlü şovlar ve ateş oyunlarıyla dolandırmadan, ellerindeki hüneri sade tabaklarda sunuyor olması.

Dazzle:

Film setlerinden fırlamış gibi görkemli, şık ve popüler. 9 m2’lik tavanı ve hem modern hem klasik stili ve zevkli dekoruyla, Tokyo şehir rehberinin en konuşulan restoranı olmayı hak ediyor. Menü, füzyon Avrupa mutfağı olarak özetlenebilir. Şarap mahzeninde 3000’in üzerinde şişe bulunuyor. Bu dev koleksiyon, restoranın ortasında bulunan 8 m. uzunluğundaki raflarda etkileyici bir şekilde sergileniyor. Tokyo’da akşam yemeği öncesine ve sonrasına yönelik çeşitli kokteylleri, viski ve puro seçenekleri, Dazzle’ı daha da keyifli bir hale getiriyor.

Chez Tomo:

Chez Tomo, geleneksel mutfağa ara verip Fransız mutfağı için Tokyo’da nereye gidilir merak edenlere sunulan davetkâr bir mekân. Şık ve sofistike dekoru ve Fransız şaraplarıyla konsepti tamamlıyor ve herhangi bir Fransız restoranı gibi görünüyor. Ancak, gitmeden algılarınızı iyice açtığınızdan emin olun. Çok ilginç tatları, alışılmışın dışında kombinasyonlarda tatma şansı bulacaksınız. Hazırlayacağınız ‘Tokyo’da yapılacaklar’ listesinin en ayrıksı maddeleri bu yemekler olacak kuşkusuz. Ön yargılarınızı otelde bıraktığınızdan ve tat duygunuzun keyifli bir maceraya hazır olduğundan emin olun.

Japon Mutfağına Akdeniz Molası

L’Estudi:

L’Estudi’nin şefi ve sahibi Josep Barahona Viñes, İspanyol ve Katalan mutfağını da kendisiyle beraber Tokyo restoranlar rehberine taşımış. Sadece 8-10 kişilik yer var ve bu da samimi bir ev ortamı yaratıyor. Burada yer bulamazsanız üzülmeyin, şefin Akasaka Biz Tower içinde Bikini isminde çok popüler bir restoranı daha var.

Il Ristorante:

Il Ristorante, Tokyo’nun en lüks otellerinden Bulgari Hotel’in içinde bulunan bir İtalyan restoranı. Risottolarıyla, raviolisiyle ve şarap menüsüyle tipik bir İtalyan restoranı. Hem de Bulgari şıklığı ve zarafetiyle bir arada.

Enoteca Pinchiorri:

Floransa’dan sonra Tokyo’da da açılan restoran, şehrin en beğenilen İtalyanlarından biri. 42. kattaki konumuyla Tokyo’da görülmesi gereken bir şehir manzarası sunuyor. İsminden de tahmin edileceği gibi çok iyi bir de şarap menüleri var.

La Sora Seed Food Relation Restaurant:

Şehrin en yeni finans komplekslerinden Tokyo Solamachi, aynı anda başarılı bir İtalyan şefi olan Masayuki Okuda ile yaratıcı müzik prodüktörü Takeshi Kobayashi’yi buluşturuyor. Şu günlerde "Tokyo’da nerede yenir?” sorusunun cevabı otantik Japon yemekleriyle şehrin yükseklerdeki panoramasını yakalayacağınız La SORA SEED FOOD RELATION RESTAURANT oluyor.

Sushi

Tokyo’da ramen mi daha bol sushi mi bilinmez. Tokyo’da gezilecek yerleri ararken kendi sushi mekânlarınızı da keşfedeceğinizden şüphemiz olmadığından uzun bir sushi kılavuzu yazmak yerine birkaç önerimizi paylaşıyoruz.

Sushi Saito:

Tokyo’nun gece hayatıyla öne çıkan noktalarından Roppongi, 3 Michelin yıldızlı bir Tokyo restoranını ağırlıyor: Sushi Saito. İletişimi yüksek baş şefin tüm ilgisiyle hazırladığı sushilerin her biri tutkuyla, ince ince işlenmiş gözüküyor. Şık bir akşam yemeğini Michelin yıldızlarıyla donatmanın yolu Sushi Saito’dan geçiyor.

Sushi Dai:

Tokyo’da keşfedilmesi gereken yerlerden olan Tsukiji Balık Pazarı’ndaki sushi restoranlarından biri. Kuyruk uzun ama zaten masada uzun uzun yemek yenen bir yerde değil. Sushiler bir yandan hazırlanırken, bir yandan da mutfağın önündeki tezgâhtan kapışılıyor. Tokyo’nun olmazsa olmazlarından, tabii zaman sorununuz yoksa.

Daiwa Sushi:

Tsukiji Balık Pazarı’nda Tokyo turuna ara verip ziyaret edebileceğiniz başka bir sushi restoranı. Dekor mütevazı ama sushiler iddiali. Dilerseniz barda, dilerseniz masanızda yiyebiliyorsunuz. Fiyatları çok uygun. Malzemeler taze ve şehir içinde geniş bir hayran kitlesine sahip.

Daisan Harumi:

Tokyo şehir rehberindeki en iyi restoranlardan biri diyebiliriz. Elde yazılmış menülere bakarak karar verebilirsiniz elbette. Ancak şefin söylediklerine de kulak vermekte fayda var. Boşuna masa masa dolaşmıyor kendisi. Her balığın nereden geldiğini, ne kadar süredir restoranda olduğunu, balığın ağırlığını vs size anlatıyor. Böylece en iyi tercihi yapmanızı sağlıyor.

Sushi Gin:

Burası, Saeko Tsunashima’nın 90’larda açtığı bir restoran. Annesinden öğrendiği tariflerle başlamış önce işe. Zamanla mutfak eğitimi alarak ve ekibini kurarak burayı daha da geliştirmiş. Tokyo’da keşfedilmesi gereken teriyaki çeşitlerinin ağırlıkta olduğu menüsünün yanı sıra bir de sushi menüsü var.

Depachika:

Japonya’da alışveriş merkezlerinin alt katı yemek bölümüne ayrılıyor. Restoranlar, marketler, şarküteri ve pastaneler burada yer alıyor. Mutfağa, ağız tadına biraz düşkün olanların mutlaka gitmesi gerek. Nihombashi Mitsukoshi, ISETAN Shinjuku, Daimaru ve Matsuya Ginza yemek katlarıyla öne çıkan Tokyo’da gezilecekler arasında bulunan alışveriş merkezlerinden birkaçı.

Atıştırmalı!

Max Brenner Chocholate Bar:

Harajuku’nun yeni gözdesi Tel Aviv’den kalkıp Tokyo şehir rehberine yerleşen Max Brenner Chocolate Bar. Yürekleri ağıza getiren etkileriyle her gelen müdavimi yüzünde oluşan heyecanlı bir gülümsemeyle uğurlayan mekânın Chocolate Chunk Pizza’sı tüm çikolata sevdalılarının favorisi.

Karaokeli Eğlence

Lovenet:

Tokyo’da gece nereye gidilir denince akla ilk gelen isimlerden Lovenet’in 33 tane temalı odası var. Her biri çok özel bir çalışmayla ve ince detaylar düşünülerek hazırlanmış. Morocco Suite, Candy Room ve Aqua Suite bunların bir kısmı. Özellikle Aqua Suite’te bir küvetin içinden şarkı söylemek, Lovenet’in en popüler aktivitesi. Bunların dışında jakuzili özel odalar da hizmete sunuluyor. Tokyo’da yapılacaklar listesinde biraz ayrıksı duracaklarının farkındayız, evet.

Big Echo Karaoke:

Big Echo, Tokyo gece hayatında en çok tanınan karaoke mekânlarından biri. Grubunuzun sayısına göre farklı temalardaki odalardan birini seçebiliyorsunuz. Hello Kitty temalı oda ise dillere destan. Haftasonları, odaları dolaşıp katılabilecek ekip arayanlar olabiliyor.

Karaoke-Kan:

Karaoke-Kan zincir karaoke barlardan biri. Biz Shibuya şubesini şiddetle tavsiye ediyoruz. Sofia Coppola da Lost in Translation filmindeki bir sahne için burayı tercih etmiş. 80’lerin şarkılarına hayli vâkıf olduklarını da ekleyelim ki daha fazla Tokyo şehir haritasına bakınmayın.

Na-Karaoke Eğlence

Super Deluxe:

Time dergisi tarafından Asya’nın en iyi avant-garde mekânı seçilen Super Deluxe hem Tokyo’da gece hayatını renklendiren caz sahnesine tanık olmak hem de kütüphane, mutfak, galeri ve sinema gibi kültürel ihtiyaçları doyuran alanlarından faydalanmak için biçilmiş kaftan. Tokyo’da görülmesi gereken yerlerden biri olan Roppongi’yi keşfetmenin verdiği keyfin üstüne Super Deluxe’de atacağınız her adım sizi bir kez daha sanatla birleştirecek.

F. Bar:

Fashion Bar ya da ünlü müdavimlerinin deyimiyle F. Bar, Tokyo gece hayatının en şık adreslerinden biri olarak nam salmış. Siyah parıltılı kapılarının ardında kalan mekân, Fashion TV’nin şehirdeki lounge yüzü. 2011 yılında dünyanın en iyi barları arasında yükselip ödül almasının bir diğer nedeni ise Tokyo’da akşam yemeği için de şık bir seçenek olması. Azabu-Juban semtinin gösterişiyle zenginleşen F. Bar’da ister aksam 6 itibariyle sunuma hazırlanan leziz tabaklarının keyfine varın isterseniz de 11’de başlayıp sabahın ilk ışıklarına kadar devam eden lounge atmosferin içine karışın, seçim sizin.

Le Baron de Paris:

Tokyo’da gece hayatı rehberini U2 ve Beyoncé gibi isimlerin peşi sıra kaşfetmeye ne dersiniz? Bu sıcak rotanın ilk durağı şehrin gözde eğlence duraklarından Le Baron de Paris. İlk girdiğiniz andan itibaren kendinizi nostaljik Parizyen kabarelerinde hissedeceğiniz mekânda, kırmızı ışıkların verdiği sıcak ambiyans gecenin geç saatlerine kadar devam ediyor.

Alışveriş

Opening Ceremony:

Tokyo’da moda sahnesi için yeni bir isim olmasa da Opening Ceremony Omotesando civarında açtığı ve 4 farklı temadan oluşan mekânıyla kentin sokak tasarımlarını sergilemeye devam ediyor. Bu yeni şubenin şerefine hazırlanan koleksiyonların altında Kenzo, Rodarte, Pamela Love gibi markaların imzaları bulunurken, OC’nin Yoko Ono gibi isimlerle çalıştığı yeni parçaları Tokyo’da görülmesi gereken cinsten.

Lumine:

Lumine, Shinjuku istasyonu etrafında üç farklı binaya dağılmış durumda. Büyük moda isimlerinin mağazalarının yanı sıra daha küçük butiklerin de yer aldığı Tokyo’da gezilecekler listesinde yerini bulan bir alışveriş merkezi. Lumine 1’de Tomorrowland, Dressterior ve Edition; Lumine 2’de Bonjour Records, Opening Ceremony ve Adam et Rope, Lumine Est’de ise Joyrich, Anatomy of Hearing, Destination Tokyo, Hysteric Glamour ve Ciaopanic Tokyo alışveriş turunda atlanmaması gereken noktalar.

Billionaire Boys Club:

Erkekler için spor ve günlük kıyafetler tasarlayan bir marka için Tokyo’da nereye gidilir diyorsanız işiniz pek de zor değil. Jay-Z’nin burayı tercih etmesi, isimlerinin çok daha geniş bir kitle tarafından duyulmasını sağladı. Yakın zamanda, Billionaire Girls Club adında kadınlar için de tasarımlara başlamış bulunuyorlar.

Beautiful People:

Tokyo alışveriş turunun bir diğer durağı Beautiful People, Japon tasarımcı Hidenori Kumakiri’nin ellerinde hayat buluyor. Hem kadın hem erkek koleksiyonu var. Şehirli, pratik, rahat ve genç bir ruhu var.

Lounge by Francfranc:

Japonya’da iç mekân tasarımında ismi duyulmuş bir firma olan Francfranc tarafından yeni kurulmuş bu konsept mobilya mağazası Tokyo şehir rehberine ekleniveriyor. Farklı alanlarda çalışan tasarımcılarla ortak ürünler tasarlıyorlar. Yanınıza ne kadarını sığdırabilseniz kârdır.

Elttop Teb Issey Miyake:

Issey Miyake hayranları için Tokyo’da ziyaret edilmesi gereken başlıca yer. Ama burası sadece bir Issey Miyake mağazası değil. Pek çok tasarımcının ürünleri burada satışa sunuluyor. Daha çok bir konsept mağaza gibi. Ayrıca vitrin ve mekân tasarımı da çok ilginç, bir butikten çok sanat galerisini andırıyor.

Yahji Yamamoto:

Yahji Yamamoto, Tokyo moda dünyasının en ünlü tasarımcılarından biri. Çok da karizmatik bir duruş sergileyen Yamamoto, 1943 doğumlu olmasına rağmen genç tasarımcılara taş çıkartır bir hayal gücüne ve genç bir ruha sahip.

Shosaikan ve Ito-ya:

Shosaikan bir kalem butiği. Ito-ya ise kâğıt ve origami mağazası. Kalem, mürekkep ve kâğıt çeşitlerinden kendinize hoş bir takım oluşturmanız için bakabileceğiniz adreslerden ikisi sadece. Kırtasiye tutkunlarının ‘Tokyo’da gezilecek yerler’ başlığı altına ellerindeki renkli kalemlerle neler yazdığını tahmin edebiliyoruz şu an.

Shimada Yosho:

40 yıldan uzun bir süredir, Tokyo’da sanat ve tasarım kitaplarının ilk akla gelen ismi. Güzel sanatlar, grafik tasarım, fotoğraf, yemek ve porselen gibi alanlarda özelleşmiş kitapları Tokyo yürüyüş turuna bir ara verip keşfetmeye koyulabilirsiniz.

Carre Moji:

Tokyo şehir rehberine ekleyebileceğiniz Carre Moji geleneksel kaligrafi sanatını çok daha modern ve stilize çizgilerle devam ettiriyorlar. Buradan aldığınız bir eseri ofise veya eve astığınızda, duvarınıza dövme yapmışsınız gibi olacak.

Morita:

Tokyo’da gezilmesi gereken moda merkezlerinden Aoyama’da bulunan dükkânda, kimono, furoshiki ve tiyatro kostümleri gibi geleneksel kıyafetlerden bulabilirsiniz. Kumaş seçeneklerinden alabilir ve daha sonra zevkinize göre diktirebilirsiniz.

Ishii Collection:

Çok ufak bir yer olmasına aldanmayın, ne hazineleri doldurup taşırmışlar. Koleksiyonundaki antika mobilya ve ev eşyaları 15. yüzyıla kadar gidebiliyor. Teşhirdeki ürünleri sık sık değiştiriyorlar. Ev alışverişi için Tokyo’da nereye gidilir henüz karar veremediyseniz ıshii Collection size göre.

Antiques Nishikawa:

Nishikawa, antika porselen eşyalar satıyor. Günlük kullanıma uygun olanlar da var, yalnızca sergilenebilecek olanlar da. Ürünlerin tümü büyük bir özenle seçilmiş. Hepsi çok zarif ve şık. Tokyo alışveriş rehberine eklenmesi gereken zengin bir alternatif, tavsiye ederiz.

Kappabashi:

Bu sokak tamamen, restoranlardan ve mutfak malzemeleri satan dükkânlardan oluşuyor. Şef bıçaklarından surikogi’lere Japon mutfağının olmaz olmazsa araç gereçlerini burada bulabilirsiniz. Tokyo müzelerini gezmeye bir ara verip yemek kitaplarına göz gezdirebilir, plastik yiyecek figürlerinden hediyelik bakabilirsiniz.

Manga:

Manga aramanıza gerek bile olmayacak. Manga ve figür dükkânları her köşeden fırlayacak, hiç merak etmeyin.

Aktiviteler

Maid Cafés:

Bu fetiş kafelerin sayısı 200’ü çoktan geçmiş bulunuyor. Artık Tokyo şehir rehberini Maid Café deneyimi olmadan hazırlamak pek mümkün değil. Akihabara’dakilerden birini tercih edebilirsiniz. Temalar arasında çoğunlukla manga’lar var. Bunların dışında French Maid, Viktoryen dönem, lise gibi konseptler de çok kullanılıyor.

Kabuki:

Kabuki, Tokyo’da görülmesi gerekenler listenizin olmazsa olmazı. 17. yüzyıldan günümüze devam ettirilen bu müzikli ve danslı oyunlar Japon kültürünün önemli bir parçası. Kubiki-za Theatre veya National Theatre of Japan’in programlarına bir göz atmakta fayda var.

Sumo Güreşi:

Hadi itiraf edin, canlı bir sumo güreşi görmek ilginç olmaz mı? Tokyo gezisinde yapılacak küçük bir araştırmayla ya da otelinizden yardım isteyerek kaçmaması gereken bir maç bulabilirsiniz. Veya size uygun tarihteki herhangi bir maça gidebilir, daha deneysel bir hale getirebilirsiniz bu deneyimi.

Origami Kaikan:

Burası tamamen origamiye adanmış bir yer. Hem galeri, hem mağaza, hem de bir workshop merkezi. Altı kata birden yayılmış durumda olan Kaikan’da sürprizlere hazır olun. Origami adı altında gördüğünüz her şeyi de unutun. Kâğıttan daha neler yapılabildiğine şok olacaksınız. ‘İlgilenmiyorum’ demeyin, Tokyo’da yapılması gerekenler araştırmanıza ekleyin.

Takeshita St. & Yoyogi Park:

Bir pazar günü buraya uğrayın. Göreceksiniz ki Tokyo’da her pazar kostümlü parti. Gençler kendilerini ifade etmek için kostümleri ve makyajlarıyla burada toplanıyorlar. Tokyo’da nerede gezilir derken kastınız yaratıcılık, moda trendi, sosyolojik fenomen bulmaksa hepsi burada hiç şüpheniz olmasın.

Togo-Jinja:

Togo Jinja Tokyo’da mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir bit pazarı. Hem de şehrin en büyük pazarlarından biri. Antika eşyalar, porselen takımlar ve eski film afişleri bulabileceğiniz bir yer. Fiyatlar pazarlığa açık elbette ama Japonca bilmeden pazarlık etmek biraz zor.

Müzeler

Tokyo National Museum:

1872’de kurulan bu Tokyo müzesi oldukça büyük bir koleksiyona sahip. 110,000’in üzerinde parçaya sahip. Japonya ağırlıkta olmak üzere, tüm Asya kültürlerinden arkeolojik eserler ve sanat eserleri koleksiyonda yer alıyor.

Hara Museum of Contemporary Art:

Tokyo müzeleri arasında öne çıkan Hara, Roppongi’de ve en eski çağdaş sanat müzelerinden biri. Hem Japonya’dan hem de Amerika ve Avrupa’dan önemli sanatçıların eserleri burada bir arada.

National Art Center:

20. ve 21. yüzyıla odaklanan bir modern sanat müzesi. Daha çok resim üzerine yoğunlaşıyor. Tokyo Üniversitesi de burada bir araştırma merkezine sahip.

Nezu Museum:

Çin ve Japon kültürlerinden arkeolojik eserlerin yanı sıra, kaligrafi, seramik ve tekstil sanatlarının örnekleri de sergileniyor.

Calm & Punk Gallery:

Burası genç sanatçıların eserlerini sergileme fırsatı buldukları bir sanat galerisi. Türünün en bilinen ve saygı duyulan örneklerinden olan mekân aynı zamanda Tokyo müzeler rehberinde de yer alıyor. Bu zamana kadar kaçırdığınız sergiler sizi üzmesin, şimdi gidebildiğinize gidin.

Bld Gallery:

Çağdaş fotoğraf sanatı üzerine yoğunlaşmış bir galeri. Mağazasında her yerde bulamayacağınız çok iyi fotoğraf kitapları, baskılar ve tişörtler bulunuyor. Tokyo’da keşfedilecekler bitmiyor görüyorsunuz.

Nanzuka Gallery:

Tokyo müzeleri arasında unutulmayan bir diğer isim de Nanzuka, çağdaş sanatçıların en radikal söylemlerine kapılarını açıyor ve eserlerini sergileyebilecekleri bir mekân sağlıyor. Politik göndermeleri hayli kuvvetli eserler görebilirsiniz.

21_21 Design Sight:

Roppongi’de açılan Tokyo müzelerinden 21_21 Design Sight, Japonya’nın ilk tasarım müzesi. Issey Miyake, Taku Satoh ve Naoto Fukasawa gibi Japonya’nın ünlü tasarımcıları tarafından destekleniyor.

Kaçamaklar

Kyoto:

Dünyanın en yaşanabilir 11. kenti seçilen Kyoto’ya bu kadar yaklaşıp Tokyo turunu sonlandırmayın. Gittik, geziyoruz ama Kyoto’da nerede kalınır diye endişelenmeyin; lüks alışkanlıklarından vazgeçemeyenler Hyatt Regency’ye buyursun. Maceraya doyamadık diyenler ise 9 Hours Capsule Hotel’de misafir olsun.

Hakone:

Tokyo dışında nereye gidilir diyorsanız UNESCO’nun jeolojik park ilan ederek koruma altına alınan Hakone’yi önerebiliriz. Tokyo’dan 70 km. uzakta. 14 bin nüfuslu küçük bir yer. Lüks bir 'retreat' deneyimi için Tsubaki’de, daha mütevazı bir gezi için de Ichinoyu Honkan’da kalabilirsiniz.

Gitmeden Göz Atılacaklar

'Lost in Translation':

Sophia Coppola’nın unutulmaz filmi. Bill Murray ve Scarlett Johansson’un oynadığı film, Tokyo’da avare avare dolaşan yalnız iki Amerikalı’nın hikâyesini anlatıyor. Tokyo gezisine çıkmadan önce atmosferi yakalayabilmek için izlenecek neon ışıklarla donatılmış bir film.

'Enter The Void':

Filmin epilepsi hastaları için uygun bir film olmadığı konusunda uyararak başlayalım. Gaspar Noé, 2,5 saatlik bu filmde Japonya’nın yer altını ve üstünü keşfe çıkıyor. Bazıları filmden yuhlayarak çıkarken, bazıları da filmi ayakta alkışlıyor. Eleştirmenleri ikiye bölen bu Tokyo filmini gitmeden mutlaka görmelisiniz.

'In The Realm of the Senses':

Japonya’daki sosyo-ekonomik sınıflara yakından bakan bir film olmasına rağmen, erotik sahneleri nedeniyle buluşmayı umduğu geniş kitlelere ulaşamamış bir film. Çağdaş Japon sanat sinemasını takip edenlerin çok beğenerek izleyeceği bir film.

'Shall We Dance':

1937’de Fred Astaire’in oynadığı filmin 1996’da yapılmış ve Tokyo’da geçen versiyonu. Ve evet, Jennifer Lopez’in oynadığı versiyondan çok daha iyi.

Modern Japon Sineması:

Japon sineması, sanat ve korku filmi piyasalarının tozunu attırıyor uzunca bir süredir. Yönetmen sinemalarına yakından bakmak isteyenlere Akira Kurosawa, Yasujiro Ozu, Hayao Miyazaki, Takashi Miike gibi yönetmenleri şiddetle tavsiye ediyoruz.

Kitap

'Japon Modernleşmesi ve Osmanlı':

Japonya o kadar kendi şahsına münhasır bir kültüre sahip ki, alıştığımız paradigmalar onu anlamaya yetmiyor. Kaleyi içeriden keşfetmek isteyenler, Japonya ile ilgili kitaplara göz atabilirler. İnternette “History of Japan” araştırmaları sizi pek çok kitaba yönlendirecektir zaten. Bir Japonya-Osmanlı karşılaştırması olsa da okusak diyenler ise Selçuk Esenbel’in ‘Japon Modernleşmesi ve Osmanlı’ adlı kitabını okuyabilirler.

Yemek Kitapları:

Madem Tokyo gezisine çıkıyorsunuz, oradan alacağınız malzemelerle döndüğünüzde kendi sushi denemelerinizi yapmaya başlayabilirsiniz. Tokyo’da yemek kitaplarına göz gezdirmeyi unutmayın sakın. Gitmeden de Michael Ashkenazi ve Jeanne Jacob’ın Japon yemek kültürü üzerine hazırladıkları kitaba bir göz gezdirirseniz Tokyo’da yapılacaklar konusunda rahat edebilirsiniz.

Haruki Murakami:

Japonya’nın en ünlü yazarı. Nobel’i kıl payı kaçırmış olması çok büyük şaşkınlık yaratmıştı. Türkçe’ye de hızla çevrilmekte olan Murakami Tokyo uçak biletlerine bakınmaya başlamadan önce okunması gereken bir yazar. Yeni başlayanlar için ‘Sahilde Kafka’yı öneririz.

Kenzaburo Oe:

Oe, Nobel ödüllü ve ünlü bir yazar. Politik duruşuyla da sık sık gündeme gelen bir entelektüel aynı zamanda.

Aman Aman!

Adres sistemini anlamak zor olabiliyor. PS ve harita kullanmak daha faydalı olabilir. Çok kısa kalmayacaksanız 3G’li bir telefon edinmenizde fayda var. Bu konuda Go Mobile’a başvurabilirsiniz. Metro istasyonları ve rotalarını da yanınızda bulundurmanız işe yarayacaktır.

Her gün onlarca kez caddelerde karşıdan karşıya geçiyorsunuzdur. Fakat Tokyo’nun en ünlü meydanlarından Shibuya’da karşıdan karşıya geçmek neredeyse bir tören! Kesişen bütün caddelerin trafik ışıkları aynı anda kırmızıya dönüyor ve bekleyen on binlerce insan istediği yöne devam ediyor. Aman, boş bulunup da caddenin ortasında durmaya kalkışmayın!

Sıkıcı Bilgiler

Narita Havaalanı’ndan şehre taksiyle gitmek oldukça pahalı ve turistlere tavsuye edilmeyen bir opsiyon. Onun yerine her buçüklu ve tam saatte kalkan JR Narita Express ile 1 saatte, yaklaşık 3000¥ karşılığında şehir merkezine varabiliyorsunuz, tutuyor.

Taksi fiyatları Londra, New York fiyatlarına yakın. Ancak taksiciler adresleri çok iyi biliyor. Gideceğiniz yere optimum rotadan götürüyorlar. Ancak çoğunlukla yalnızca Japonca konuşuyorlar. Gideceğiniz adresin Japoncasını yazılı olarak şöfore gösterebilirsiniz.

Bahşiş bırakmaya gerek yok. Gülümseyerek ve selamlayarak çıkış yapmanız yeterli. Pek çok küçük işletmede kredi kartı geçmiyor.

Yılın ilk günleri, 29 Nisan - 5 Mayıs arası ve 15 Temmuz haftası pek çok yer kapalı oluyor.

Bilgi almak için 104’ü, polis için 110’u, ambulans için 119’u arayın.

Söz Şehirlerde

Ben Tokyo

“Ben Tokyo”

Yaşayanların Kaleminden

Volkan Şarman'ın gözüyle Tokyo

“Volkan Şarman'ın gözüyle Tokyo”

Nisan'da Nereye?

Nisan'da Nereye?

“TOKYO”