Yeni Delhi Elinizin Altında

Hindistan’ın üçüncü büyük kenti ve aynı zamanda başkenti olan Delhi, yeni ve eski şehir olmak üzere iki parçadan oluşuyor. 12. yüzyıl ve 19. yüzyıl arasında inşa edilen Eski Delhi, Müslümanların egemenliğinde kurulu bir şehir olup bugün Delhi’de görebileceğiniz cami, medereselerin tamamı bu döneme ait. İngilizlerin Hindistan’a gelmesini takiben 1911 yılından itibaren şehrin diğer bölümü olan Yeni Delhi kurulmaya başlanmış ve şehir büyüyerek bugünkü halini almış.

Hindistan’ın genelinde olduğu gibi çok kültürlülüğü bir arada görebileceğiniz, zenginlikle fakirliğin yan yana yaşadığı bir renk cümbüşü Delhi. Günün her saati kalabalık ve kaotik olan şehir, içinde barındırdığı zengin tarihi ve kozmopolit yapısıyla bu farklı ve zengin kültürün bir aynası âdeta

Yeni Delhi

En İyiler

The Leela Palace:

Hindistan’da 7 farklı noktada yer alan Leela Palace otel zincirinin en yeni üyelerinden biri olan The Leela Palace Delhi, 2011 yılında kapılarını konuklarına açtı. İngilizlerin ünlü mimarı Edwin Lutyen’den ilham alınarak yapılan otel, klasik şık olarak nitelendirebileceğimiz bir dekorasyona sahip. Delhi’nin merkezinde harika konumuyla dikkat çeken The Leela Palace’da 260 adet odanın tamamı geniş ve konforlu. “Müşterilerimiz velinimetimizdir” deyişini slogan olarak benimsemiş olan otel, servis konusunda oldukça iddalı. Oteldeki zamanını soluklanarak geçirmek isteyenler için The Leela Palace’ın geniş bahçelerinin yanı sıra harika bir de teras havuzu mevcut.

The Imperial New Delhi:

Sir Edwin Lutyen’in çalışma arkadaşı olan Blonfield tarafından 1931 yılında inşa edilen The Imperial, bugün çoğu oterite tarafından dünyanın en iyi otellerinden biri olarak değerlendiriliyor. Çağdaş koloniyel mimarinin en çarpıçı örneklerinden biri olan bina Yeni Delhi’nin tarihi mekânlarından Connaught Meydanı, Ulusal Müze ve Jantar Mantar’ın hemen yanı başında, ünlü Janpath mahallesinde yer alıyor. Sayısız ödüle sahip The Imperial otelinde 8 farklı tipte toplam 235 oda bulunmakta. Hindistan’ın geneline yayılmış olan harika servis anlayışının en iyi örneklerinden biri sizi The Imperial’da ağırlıyor olacak.

The Taj Mahal Hotel:

Bu 12 katlı pembe devasa bina Yeni Delhi’nin gürültüsünden biraz olsun uzaklaşıp Hindistan ziyaretinin keyfini sürmek isteyenler için önerimiz. Oteli çevreleyen geniş bahçesi ve devasa yüzme havuzu sayesinde korunaklı bir konuma sahip olan Taj Mahal otel bu sayede dünyaca ünlü liderlere her daim ev sahipliği yapıyor. Servis konusundaki iddasını yeme-içme konusunda da sürdüren otelde ikisi ödüllü olmak üzere (Varq, Wasabi) 6 restoran bulunmakta. Modern dekorasyona sahip Taj Mahal’de bulunan 266 odanın tamamı bol gün ışığı alıyor. Otel aynı zamanda Delhi’nin ünlü Khan marketi ve Hindistan kapısına yürüme mesafesi uzaklığında.

The Park:

Teknolojinin son ürünü eşyalarla dolu odalar, otelin geneline yayılmış olan çağdaş sanat eserleri, rengârenk lobisi ve restoranları ve bunlara ek olarak kusursuz bir servis anlayışı. Eğer aradığınız klasik Hindistan tarzının dışına çıkıp ultra modern bir otelde konaklamaksa doğru adrestesiniz. Delhi’nin merkezi sayılan Connaught Place’taki güzel konumuyla şehri rahat gezmenize olanak sağlayan The Park’ta 3 farklı tipte toplam 220 oda bulunuyor. The Park’ta bunun yanı sıra geniş bir spa ve masaj odaları da mevcut.

Shangri-La Eros:

Uzakdoğu'nun en ünlü otel zincirlerinden biri olan Shangri-La’nın Yeni Delhi’deki oteli Eros, dışardan bakıldığında her ne kadar ihtişamdan uzak olsa da konuklarına sağladığı müthiş ev sahipliği ile övgüyü fazlasıyla hak ediyor. Havalanından indiğiniz andan otelde konakladığınız son ana kadar bu kusursuz servis anlayısını hissettiğiniz Eros’ta 8 farklı tipte toplam 330 oda bulunuyor. Son derece büyük bir spa alanına ve keyifli bir açık hava havuzuna ev sahipliği yapan Shangri La Eros konaklamasında lüksü tercih edenlere önerimiz.

Oberoi:

Hindistan ve lüks denilince akla ilk geren otel zinciri herhalde Oberoi Grup otel zinciridir. Oberoi’nin Delhi’deki oteli de tıpkı diğer otelleri gibi ihtişamlı ve estetik bir lükse ev sahipliği yapıyor. Bir tarafını yeşillerle kaplı Delhi golf kulübüne, diğer tarafını UNESCO tarafından korunmaya alınmış olan Humayun Mezarlığı'na dayamış olan otel, sunduğu eşsiz servisle Hindistan’a yayılmış diğer otellere öncü olmuş. Lobisinden odalarına, barından koridorlarına kadar her bir köşesinin son derece şık bir şekilde dekore edildiği Oberoi’de tüm bunların yanı sıra ayurvedadan aromaterapiye uzanan geniş seçkide hizmetin yer aldığı ödüllü spası da otelin alameti farikası olarak öne çıkıyor.

Bunlara da Bakmaya Değer

The Manor Delhi:

1950’li yıllarda şehrin keşmekeşinden kaçmak isteyenler için yeşiller içinde bir vaha vaad ederek yola çıkan The Manor, Delhi’nin inanılmaz hızlı büyümesine karşı koyamamış ve bugün şehrin içinde yer alan bir otele dönüşmüş. Ama bu sizi korkutmasın; halen pek çoğu için Hindistan’ın en iyi otelleri arasında gösterilen bir butik otel The Manor. Yemyeşil bahçesiyle göz kamaştıran otelin en büyük özelliklerinden biri de açıldığı dönem olan 1950’lilerin retro dekorasyonun en güzel örneklerinden birini sunması. Dönem mimarisini yansıtan 2 katlı bir binada sadece 14 odayla servis veren otelin tüm odaları ahşap ve renk ağırlıklı dekorasyonuyla dikkat çekiyor. Şehri keşfetmeniz için özel turlar düzenleyen The Manor Delhi büyük otellerden uzak durmak isteyenler için biçilmiş kaftan.

ITC Maurya:

Delhi’nin en iyi business otellerinin başında gelen ITC Maura’nın hedefi her ihtiyacı karşılamak. İş görüşmelerinizi kendi ofisinizde yapıyormuşçasına rahat etmeniz için tasarlanmış olan Towers Club, 24 saat kişisel hizmetinizde olan bir yardımcı ve teknolojinin tüm velinimetlerini barındıran odalar ITC Maurya’yı farklı kılan faktörlerin başlıcaları. Sadece iş seyahatinde olanlar düşünülmemiş elbette, rahatına düşkünler için tam 8 farklı yastık seçeneğinden tutun da her damağa hitap eden 7 farklı restorana uzanan geniş bir seçki sizi ITC Maurya’da bekliyor.

The Lalit:

Şehrin hem iş hem de sosyal hayatının kalbi olan Connaught Place’de yer alan bir diğer opsiyonda The Lalit. Yürüme mesafesindeki alışveriş merkezleri, kafeler ve tarihi mekânlar buranın konumunu eşsiz kılan faktörlerin başında yer alıyor. Son derece modern bir tasarımın hâkim olduğu The Lalit’te odaların parkeye kaplı ve banyolar odadan cam bir separatörle ayrılıyor. 463 odası bulunan otel aynı zamanda Delhi’nin en geniş odalara sahip oteli olarak öne çıkıyor. Çatı katında yer alan havuzu günün stresini atmak ve anın keyfini sürmek için harika bir kaçamak sunuyor.

The Rose:

Delhi’nin güney bölgesinde yer alan ve tarihi 13. yüzyıla dayanan Hauz Khas bölgesindeki The Rose otel, şehrin gürültüsünden uzaklaşmak ve dingin bir tatil yaşamak isteyenler için ideal bir ortam sunuyor. Uzun ve kısa vadeli konaklamalara imkân tanıyan The Rose’un odaların tamamına beyaz renk hâkim. Küçük ve temiz odaların yanı sıra otelin bünyesinde bir sanat galerisi, spa ve Hindistan’ın çeşitli bölgelerinden toplanmış tekstil, hediyelik eşya ve mücevher ürünleri satan bir de dükkân bulunuyor.

Öğle Yemeği İçin En İyi Adresler

The Yum Yum Tree:

Tek bir katta tamı tamına 10 bin metrekareye yayılmış bu devasa restoran klasik Çin mutfağını modern pişirme yöntemleriyle buluştuğu çağdaş lezzetler sunuyor. Bilindik tadların farklı yorumlarının sunulduğu The Yum Yum Tree açıldığı 2009 yılından bu yana çeşitli ödüller kazandı ve Asya’nın en iyi restoranlarından bir tanesi olarak isim yaptı. Çin yemeğinin yanı sıra Japon mutfağından lezzetlere de menüsünde yer veren The Yum Yum Tree’de hem deniz mahsülleri, hem et yemekleri, hem de vejetaryenler için düşünülmüş geniş bir seçki bulunuyor. Özellikle çorbaları ve Dim Sum’ları tadmanızı hararetle öneriyoruz.

Punjami by Nature:

Ağaçlarla dolu küçük bir bahçenin ahşap ağırlıklı dekorasyonla buluştuğu Punjami by Nature, Kuzey Hindistan mutfağından tadları misafirlerine sunuyor. Modern tasarımlı restoranın loş ve samimi ortamı içeri girer girmez sizi sakinleştirecek ve rahatlatacak tarzda düşünülmüş. Çoğunlukla elektro caz müziğin çalındığı Punjami by Nature’un en beğenilen yemek ise bir aperatif olan ve soğuk olarak sunulan Golgappa Shots. Golgappa’nın yanı sıra kuzey Hindistan’a özgü kebabları ve biryanilerini de denemenizi öneriyoruz. Punjami by Nature yerel tadları merak edenlerin hem ambians hem de lezzet olarak çok memnun kalacakları bir seçenek.

Yauatcha:

Delhi’de canınız şık ve bir o kadar da lezzetli bir öğle yemeği çekiyorsa önerimiz Yauatcha. Son derece modern ve şık dekorasyonuyla sizi hemen etkileyen Yauatcha’nın asıl sırrı sunduğu tadlarda gizli. Çin’in Kantonez mutfağından yemeklerin bulunduğu menüsünün yıldızı ise kuşkusuz 'dim-sum’lar. Deniz mahsüllü 'shui mai', 'dumpling'ler ve acılı tavuk burada tadmanız gereken yemeklerden sadece bir kaç tanesi. Her ne kadar biz size öğle yemeği önerisi olarak sunsak da, Yauatcha akşam yemekleri için de çokça tercih edilen bir adres. Eğer tercihiniz bu yönde kullanacaksanız önceden rezervasyon yapmanızı şiddetle tavsiye ediyoruz.

Moti Mahal:

Yıllar içinde bir efsaneye dönüşmüş olan Moti Mahal’in kuruluşu 20. yüzyılın başlarına dayanıyor. Kurucusu Kundan Lal Gurjal, bugün Pakistan sınırları içinde kalan Peşavar’da ilk 'tandoori' yemeğini hazırlamış. 1947 senesinde Pakistan’la Hindistan’ın ayrılışını takiben Yeni Delhi’ye gelmiş ve zaman içinde ünlenecek Moti Mahal’ı kurmuş. İsminden de anlaşılacağı gibi Moti Mahal’de sadece tandırda, kısık ateşte hazırlanan yemekler müşterilere sunuluyor. Dünyaca ünlü yıldızlardan devlet adamlarına uzanan bir kalabalık zaman içinde Moti Mahal’ın müşterisi olmuş ve tavuk, et, balık ve vejeteryan olmak üzere 4 farklı ana yemek çeşidinden yola çıkarak hazırlanan onlarca yemeği bizzat denemiş. Siz de birçoklarının yaptığı gibi Moti Mahal’a gelip Hindistan’a özel bu yemeği yerinde tadabilir ve kuzey Hindistan’a has bu özel yemekleri bizzat deneyimleyebilirsiniz.

Akşam Yemeği İçin En İyi Adresler

Bukhara:

Yeni Delhi’yi ziyaret edenler mutlaka ama mutlaka bir kez Bukhara’ya uğramalı. Bill Clinton burada yemek yedikten sonra "Keşke iki tane karnım olsaydı" demiş ve yediği bu lezzetli yerel yemekleri övmüştü. Kuzey Hindistan’a özgü tandır yemeğinin servis edildiği Bukhara’nın en ünlü yemeği ise kuzu bacağından yapılan 'sikandari raan' ve ilk olarak Bukhara’da yapılmış olan ve ismi burayla özdeşleşmiş bir sebze yemeği olan 'dal bukhara'. Bukhara her ne kadar size çok çarpıcı bir atmosfer vaad ediyor olmasa da sunduğu lezzetli yemekler sayesinde Yeni Delhi ziyaretiniz unutulmazları arasına girmeyi hak ediyor.

Kainoosh:

Geleneksel Hindu motiflerinden yola çıkarak modern tarzda bir atmosfer yaratmak istemiş Kainoosh’un sahibi Marut Sikka ve söylemeliyiz ki bunda da son derece başarılı olmuş. Masaları birbirinden ayıran bronz separatörlerin üzerinde yer alan ince işçilikle süslü Hint motiflerden masanızın üzerinde yer alan avizelere kadar her şey en ince detayına kadar düşünülmüş Kainoosh’da. Mutfağını klasik ile modernitenin arasında olarak yorumlarayan Kainoosh’da isterseniz a la carte menüden dilediğiniz bir yemeği seçebilir, isterseniz de Hindistan’a özgü bir sunum olan ve yemeklerin sıralı bir şekilde sunulduğu The Thali menüsünü sipariş edebilirsiniz. Yemeklere eşlik eden şarap menüsünün son derece iddaalı olduğunu ve önceden rezervasyon yaptırmanın gerekli olduğunu hatırlatalım.

Indian Accent:

Ünlü Hint şef Manish Mehrota yönetimindeki mutfak geleneksel Hint tarzıyla modern dünya mutfağı stilini birleştirerek kendilerine has özel bir menü geliştirmiş. Tam da bu sebepten Hindistan’ın olduğu kadar dünyanın da sayılı restoranlarından biri haline gelmiş Indian Accent. Manish Mehtora’nın sezonluk ve organik ürünlerden oluşturduğu menünün tamamı yerel üreticileriden tedarik edilen malzemelerle hazırlanmış. Restorandaki atmosferin olabildiğince basit tutulmasını sebebi ise gelen müşterilerin tüm dikkatini keyifli bir yemek geçirmeye odaklanmasının istenmesi olmuş. Şefin menüsünün yanı sıra sezonluk olarak değişen ve oldukça çeşitli olan bir de a la carte menü mevcut Indian Accent’te. Kendisini ünlü bir şefin kollarına bırakmayı sevenlere duyrulur.

Puratan:

Eğer etnik bir gece deneyimlemek istiyorsanız size önerimiz Puratan. Dekorasyonundan sunduğu yemeklere kadar tamamiyle Hint kültürüne yoğunlaşan mekân açılışını takip eden kısa bir zaman zarfında Delhi’nin bu anlamda en önemli noktlarından biri haline geldi. İki kattan oluşan restoranın ilk katı kapalı bir alana yayılmış. Tamamıyla Hint desenleri ve kültürünü yansıtan resim ve heykellerle süslü mekânın üst katında ise dileyenlerin yemeklerini açık havada yiyebilmesi için kapalı mekân kadar metrekareye sahip bir açık hava terası bulunuyor. Menüsünde 'dahi kebab', 'mırch makhmali seekh' ve 'bharwan kebab' gibi yerel tadları ve dahasını bulabileceğiniz Puratan’ı Hint kültürünü her yönüyle daha yakından tanımak isteyenlere öneririz.

Atıştırılmalı!

Chacha Di Hatti:

Delhi’de canınız atıştırmalık birşey çektiğinde kime sorsanız size Chacha’da 'chole bhature' tadmanızı önerir. Kuzey Hindistan’a has bir yemek olan 'chole bhature', hafif acılı ve sulu bir şekilde hazırlanan bir nohut yemeği. Servis edilirken elde hazırlanan ve hafif yağda kızarmış hamur ve sebzelerin eşlik ettiği bu yemeği en iyi yapan yer ise Chacha Di Hatti. Kamla Nagar’da yer alan bu küçük restoranın içinde sadece iki masa bulunuyor. Her daim önünde bulunan kuyruktakiler içeride yer bulmakta zorluk çektiği için genellikle kapı önünde, kaldırım kenarlarında atıştırıyorlar.

Wenger’s:

Şehri keşfederken canınız tatlı bir şeyler atıştırmak ve durup biraz soluklanmak isterse size önerimiz Wenger’s. Onlarca çeşit birbirinden farklı tatlının yanı sıra, pudding, pasta ve keklerin de bulunduğu Wenger’s'de acıkanlar için salata çeşitleri, pizza ve sandviç gibi atıştırmalıklar ve tuzlu kurabiyler de bulunuyor. Ürettiği tüm lezzetlerin kalitesinden, kurulduğu 1926 yılından bugüne kadar hiç ödün vermemiş olan Wenger’s, Delhi’nin bu anlamda en eski ve saygın yerlerinden biri olarak kabul görüyor. Connaught Place yakınlarındaysanız ve birşeyler atıştırma fikri kulağınıza iyi geliyorsa bu öneriyi göz ardı etmeyin deriz.

G Bar:

Şehirde gece hayatının kalbinin attığı yerlerin başında G Bar geliyor. Delhi’de yer alan diğer kulüplerin aksine küçük bir mekâna sahip olan G Bar’ın özelliği ise diğer mekânların aksine günün ilk saatlerine kadar enerjik bir kalabalığa ev sahipliği yapması. Özellikle cuma ve cumartesi geceleri hareketli olan G Bar’ın en az kendi kadar hazırladığı kokteyllerde meşhur. Grand Champagne, Metropolitan ve Martini kokteylerinin yanına dilerseniz küçük atıştırmalıklar da ısmarlamanız mümkün. Kalabalık gidecek olanların erken davranmasında fayda var keza saat 01:00’dan sonra G Bar’da yer bulmakta zorlanabilirler.

Kitty Su:

Canlı müzik ve DJ performansları denince Delhi’de akla ilk gelen adreslerden bir tanesi Kitty Su. Devasa bir dans pistine sahip olan mekânın en ünlü içkisi ise kama sutra shotları. Özellikle haftasonlarında ünlü grup ve Dj’lere yer veren Kitty Su’nun en büyük eksiği ise servisi. Garsonu yakaladığınızda kendinize hemen birşey ısmarlamayı ihmal etmeyin, aksi halde uzunca bir süre kendinize içki ısmarlamayabilirsiniz.

Smoke House Grill:

Smoke House Grill restoran ve bar bölümü olmak üzere iki bölümden oluşan bir mekân. Ulusal ve uluslararası arenada ödül almış kokteyler hazırlayan barın medarı iftarı ise isli kokteyli. Zamanla mekânın imzası haline gelen bu içkiye sıcak bir atmosfer ve hemen hemen her gece kalabalık olan bir ortam eşlik ediyor. Özel kokteyllerin yanı sıra 150’yi aşkın şarabın ve malt viskinin bulunduğu mekân özellikle yemek sonrası bara geçip bir içki yudumlamak isteyenlerin ilgisini çekecek şekilde tasarlanmış. Smoke House Grill’in restoran bölümünde ise Akdeniz mutfağından seçkilerin yer aldığı bir menü bulunuyor.

The Trophy Bar:

Taj otelin içinde yer alan Trophy Bar’ın tasarımı avcılıktan yola çıkarak hazırlanmış. Loş bir atmosfere sahip olan barın menüsünde seçkin malt viskiler, likörler ve purolar bulunuyor. Madonna, Bill Gates, Mick Jagger ve Prens Charles gibi ünlüleri ağırlamış olan Trophy Bar her ne kadar geç saatlere kadar açık kalsa da genellikle yemek öncesi ya da sonrası tercih ediliyor.

Alışveriş

Nappadori:

Deri ürünlerini sevenlerdenseniz Nappadori’ye bir göz atmanızda fayda var. Hayatına çanta üretimi ile başlayan Nappadori markası şimdilerde kemer, bavul, laptop çantası, deri kalemlik gibi farklı ürün gruplarını da üretiyor. Lüks sınıfta yer alan ürünlerde çok farklı renk paletlerini son derece şık bir şekilde harmanlamayı başarmış olan Nappadori’nin özellikle yeni hazırlamış olduğu seyahat koleksiyonu oldukça ses getirdi. Deri üstü baskı gibi modern tekniklerin de yer aldığı koleksiyonun kimi parçaları ise klasik koloniyel tarzın en güzel örneklerini sunuyor.

Janpath Market:

Janpath Market’in ismi her ne kadar eskiye dayanmasa da eski adıyla Queens Way olarak bilinen pazar yerinin tarihi çok eskilere dayanıyor. Connaught Place ile Lodhi sokağını birleştiren Janpath Market’te Hint kültürüne ait her türlü ürünü uygun fiyata bulmak mümkün. Sokak boyunca sağlı sollu yüzlerce küçük dükkânda bulunan hemen hemen her şey için sıkı bir pazarlık yapmanın şart olduğunu hatırlatalım. Her gün binlerce turisti ağırlayan pazar yerini sakin kafayla gezmek isteyenlerin sabah erken saatleri tercih etmelerinde fayda var

Full Circle Books:

Hindistan’ın ilk kitap basım evi olan Hind Pocket Group tarafından kurulan Full Circle Books eski ve yeni Hintli yazarların kitaplarını bir arada görmek ve satın almak için en doğru yer. Dilerseniz aldığınız kitapları kitapevinin en üst katındaki terasta bulunan Turtle Café’de bir fincan çay eşliğinde okuyabilir ve harika gün batımı manzarasının keyfini sürebilirsiniz.

Görülmesi Gereken Yerler

Jama Mescid:

İsmi 'cuma camii' anlamına gelen Jama Mescid, Delhi’nin ve Hindistan’ın en büyük camisi. 1644 yılında yapımına başlanmış olan Mescid’in tamamlanması Şah Cihan dönemini buluyor, Şah Cihan döneminin en önemli eseri ise dünyanın yeni yedi harikasından biri kabul edilen Taj Mahal. Jama Mescid’e üç ana kapıdan giriş yapılabiliyor. 4 kubbeli mescidin minareleri 40 metre yükseliğe kadar ulaşıyor. Kırmızı kumtaşı ve mermerden yapılmış olan mescid aynı anda 25.000 kişinin namaz kılabileceği devasa bir avluya sahip.

Red Fort:

Eski şehri çevreleyen bu devasa duvarların yüksekliği tamı tamına 33 metre. Delhi’yi dış saldırılardan korumak için 1638 senesinde yapılmış olan duvarın en bilinen bölümü ise Red Fort’un ana giriş kapısı olan Lahore Kapısı. Her yıl bağımsızlık günündeki etkinliklere ev sahipliği yapan kapı Hindistan halkı için tarihi öneme sahip. Akşamları ışık ve ses gösterilerine ev sahipliği yapan Lahore Kapısı kadar önemli bir diğer nokta ise Chatta Chawk. Şehrin kapalı çarşısı olarak bilinen Chatta Chawk tarihten günümüze kadar her daim Delhi’nin ticaret merkezlerinden biri olmuş. Artık çoğunlukla turistlere yönelik dükkânlara ev sahipliği yapan çarşının içinde eskiden kralın halkının şikayetlerini dinlediği yer olan Divan-ı Aam, yüksek devlet adamlarıyla görüştüğü Divan-ı Has ve Kraliyet Hamamı bulunuyor.

Bahai Tapınağı:

Hinduism, Budism ve Jainism’in sembolü olan lotus şeklinden esinlenerek yapılmış olan Bahai tapınağı, ünlü mimar Furiburz Sabbha tarafından tasarlanmış. Yapımı 1986 sensinde tamamlanan tapınağın tabanı 34, yüksekliği ise tam 70 metre. Çevresinde günün farklı saatlerinde güneş ışığının farklı açılardan gelmesi sonucu farklı renk yansımaları oluşturan 9 adet havuz bulunan Bahai Tapınağı'nı özellikle günbatımında oluşan doğal renk ve ışık kırılmaları oluşurken ziyaret etmenizi öneriyoruz.

Hümayun Türbesi:

Moğol hükümdarlarının ikincisi olan Hümayun’un türbesi Delhi’nin güneyinde yer alan Mathura sokağı ile Lodhi sokağının birleştiği noktada. Hümayun Türbesi bu bölgede yer alan Moğol mimarisine ait ilk örnek olarak biliniyor. 1565 yılında yani Hümayun’un ölümünden 9 sene sonra eşi Bega Begam tarafından yaptırılmış olan anıt mezarın çevresi, dönemin ileri Moğol bahçe mimarisine uygun olarak su kanallarının bahçelerin eğimine oranlı olarak ve doğal bir klima etkisi yaratması düşünülerek tasarlanmış. Bahçenin tam ortasında yer alan 2 kubbeli mozele ise UNESCO tarafından korumaya alınmış ve dünya kültür mirası listesine dahil edilmiş.

National Museum:

Hem Hindistan’ın 5000 yıllık tarihine hem de Uzakdoğu kültürüne ışık tutan National Museum’u gezmek için kendinize yarım gün ayırmanızı öneriyoruz. Harrapan ve Maurya döneminden kalma eski eserlerden, yolu ipekyolundan geçmiş antika parçalara, minyatür resim sanatının en eski örneklerinden tahta işleme sanatının en ince işçilikli örneklerine uzanan ve çok geniş bir zaman dilimini kapsayan, müthiş bir seçkiye ev sahipliği yapan müze pazartesi günleri dışında her gün ziyarete açık.

Kitaplar & Filmler

Bollywood

Hindistan denince akla elbette Hollywood’un bu topraklardaki karşılığı olan Bollywood geliyor. Her yıl milyonlarca izleyiciye ulaşan Bollywood filmlerinin bugünlerdeki en büyük erkek starları Sharukh Khan, Amir Khan ve Salman Khan. Onlara eşlik eden en ünlü aktrisler ise Katrina Kaif, Kareena Kapoor ve Deepika Padukone. Hindistan’ı ziyaret etmeden önce bu kültürü daha yakından tanımak istiyorsanız bu yıldızların filmlerine göz atabilirsiniz.

"Geceyarısı Çocukları":

Dünyaca ünlü yazar Salman Rushdie’nin edebiyat sahnesine çıkmasını sağlayan ünlü romanı "Geceyarısı Çocukları", Hindistan’ın bağımsızlığını ilan ettiği gece doğan Saleem Sinai ve o gece doğan yüzlerce büyülü güçlere sahip çocuğun gözünden yeni doğan bir ulusun emekleme çağını anlatır. Kitap 1981 senesinde Booker ödülü ve sonrasında 25 yılda bir verilen Booker of Bookers ödülünü kazanmıştı. Geceyarısı Çocukları aynı zamanda 20. yüzyılın en iyi 100 romanından birisi gösteriliyor.

Aman Aman

'Köri'ler yemeğe göre değişiklik sergilemektedir. Örneğin bir tavuk ya da bir sebze yemeğinin 'köri'si farklı olabilir. Hindistan'da bir restorana gidip 'köri' isterseniz kimse bir şey anlamaz. Genelde yemeğin sosunda 'gravy' ya da "köri" denilmektedir. Diğer bütün yemekler gibi bunun adı bölgeden bölgeye değişebilmektedir. Alışverişi nereden yaptığınız hiçbir önemi yok, her zaman pazarlığa açık olunduğunu kendinize hatırlatın ve pazarlık sanatındaki yeteneğinizi gösterin. Hindistan her ne kadar temizlik konusunda sizin içinizde çok iyi duygular uyandıran bir yer olmayacak olsa da burada her yemekten önce elinizi yıkamız beklenir. Sokak yemek satıcılarının yanında bile her daim elinizi yıkamanız için hazır bekleyen bir kova su bulabilirsiniz.

Sıkıcı Bilgiler

Hindistan vizesi alabilmek için parmak izinizi vermeniz gerekiyor. Havalimanından şehre taksi ile gelirken ödemenizi taksiye binmeden önce durağa yapmanız gerekiyor. Size verilen makbuzu taksi şoförüne vererek yola çıkabilirsiniz.