Bruna Ciatti'nin gözüyle Navigli/Milano

1

Sorularla "Bruna Ciatti"

Yerli Turist

Hani bilirsiniz, hep denir, Milanodaysan Milanolular gibi yapacaksın, ya da - 80’lerde Madonna’nın dediği gibi – daha iyisini… Ama soru şu: Gerçekten yapmak istiyor musun?
Eğer cevabınız “Evet” ise işte size, şehre gerçekten farklı bir bakış için takip etmeniz gereken YAPILACAKLAR listesi:

BİR: Ya bir rehber satın alın ya da aplikasyon indirin. Talimatları takip edin ve Montenapoleone üzerinde Duomo ve La Scala ile başlayın. Acıkınca ‘cotoletta’ ve ‘risotto’ yiyin. Eski tramvaya binin ve içeride asılı olan o tarihi işaret tabelalarına keyif ve merakla bakın.

İKİ: Rehberi/aplikasyonu bir kenara bırakın. Dolanmaya başlayın. Nereden başlayacağınızı söyliyeyim mi, tabii ki en alttan! Niye olmasın? Şehrin merkezindeki Navigli bölgesine gidin. Navigli, kanallara verilen isim. Bir an için Venedik’e gitmiş gibi olacaksınız, ama karıştırmayın, o başka bir seyahatin konusu; biz Milano’yu keşfetmeye başlıyoruz!

Kendinize Via Pestalozzi’deki Gelateria Della Musica’dan bir ‘gelato’ ısmarlayın ve o külah dolusu muhteşem dondurmanın tadını çıkara çıkara kuzeye doğru ilerleyin. Nehri takip ederseniz sizi bir zamanların yük köprüsü olan, şimdilerde ise sadece bahar ve yaz aylarında açık bir bar olan Sugar Lounge’a getirecektir. Eğer ruh haliniz geleneksel Milano usulü bir ‘aperitivo’ için uygunsa ve içki sizin için ciddiye alınması gereken bir konuysa o zaman RITA’ya gitmeli, Edo ve ekibinin size özel hazırlayacağı bir kokteyl veya içki denemelisiniz. Evet, Milano’da ‘kişiye özel’ demek sadece kıyafet demek değil!

Eğer Milano yolculuğunuzu gelişinizden uzun bir zaman öncesinden planladıysanız o zaman “Ma hidden kitchen supper club”’da akşam yemeği için rezervasyon yaptırabilirsiniz. Veya daha geleneksel ama sofistike bir deneyim için “Pont de Ferr - Osteria di Porta Cicca”’yı tercih edebilirsiniz.

Eğer yürüyüşünüze devam ederseniz, tam da vintage İtalyan parçaları ile karıştırıp kullanabileceğiniz modern mobilya parçaları ve dekorasyon objeleri satan (@ Ecliss)’i göreceksiniz.
Nehir boyunca kendilerini tamamen sanatlarına kaptırmış sanatçılar ve sanat galeri size eşlik edecekler. Ve siz kendinizi bu meşgul ve etrafta koşuşturan kalabalığa bakarken, yüzyıllar önce buralarda tekneler ve gemilerle malların indirilip bindirildiği dönemlerde kimbilir buralar nasıldı diye hayal etmeye çalışırken yakalayacaksınız.

İşte o zaman Martin Scorsese, ‘Gangs Of Milan’ı çekiyor olsaydı nasıl çekerdi diye düşünüp suda eğilmiş çamaşır yıkayan kadınları ve köprü altında denizcileri sıkıştıran genç kadınları gözünüzün önüne getirmeye çalışın, çünkü o zamanlar hayat aynen böyleydi… Şehir merkezinin o süslü püslü hayatından çok farklı bir hayat hâkimdi buralara.

Bu arada sokağın ismini söylemeyi atladım galiba! Nehrin bir tarafına “Ripa di Porta Ticinese” diğer tarafına ise “Alzaia naviglio grande” deniyor. Ama eğer “DARSENA” görüş alanınıza girerse ve XXIV Maggio Meydanı’nı geçerseniz bu sefer de ismi “Corso di Porta Ticinese” oluyor.

Başınızı kaldırdığınızda Basilica di Sant’Eustorgio’nun çan kulesinde ta 1462 yılından beri asılı olan ilk umumi saati göreceksiniz. Biraz daha yürürseniz karşınıza klasik sanatlar müzesi olan Museo Diocesano çıkacak.

Bu kadar külturel aktiviteden sonra canınız alışveriş yapmak istemedi mi? İşte önemli duraklardan biri: “Civico 82”. Her şey İtalyan usulü, her şey İtalyan materyalinden… Kılık kıyafeti tamamladınız, ya ayakkabı? Tabii ki ayakkabı da lazım! “Colonne di San Lorenzo”ye gidin ve eliniz kolunuz torbalarla dolu olarak çıkın…

ÜÇ: Geldik listemizdeki üçüncü maddeye: KAYBOLUN! Size bir rota verdim diye illa ki o rotanın üzerinden gitmeniz pek tabii ki gerekmiyor.

Lütfen lütfen lütfen – başka bir deyişle “per favore” – daracık ara yollara sapmadan, burnunuzu yarı açık ahşap kapılardan sokmadan, gizli saklı kalmış bahçeleri ve Roma döneminden kalma kalıntıları keşfetmeden, ve – evet tüm kanun dışılığına rağmen – sizi çok etkileyeceğinden emin olduğum oraya buraya saklanmış sokak sanatlarını fark etmeden gitmeyin Milano’dan.

İşte En Sevdiğim Yerler:

Duomu

Yurtdışından arkadaşlarım geldiğinde mutlak duraklardan biri de Duomu’dur. Günlük hayatın akışı içinde buraya girmeye pek fırsatım olmadığından ben de her misafirimle girer bu ihtişamın tadını çıkarırım. Piazza del Duomo

duomu

Gelateria Della Musica

Her deneyenin bir daha hayatı boyunca unutamadıği bir dondurmacı. Hem lezzeti hem de çeşitliliğinı hiç bir şeye değişmem!

Via Giovanni Enrico Pestalozzi 4, Milano.

musica

Sugar Lounge

Bahar geldi mi haftada bir Sugar Lounge’a uğramak âdetimdir!

Via Alserio 9, 20159, Milano.

sugar

Rita

Leziz kokteyller için doğru adres!

Via Angelo Fumagalli 1.

rita

Ma hidden kitchen supper club

Burası gerçek bir ev ve her ay sadece iki kere ve sadece 8 kişi için pişiriyorlar. Hakiki Milano deneyimi için şart!

http://www.mahksc.it/

hidden

Pont de Ferr Osteria di Porta Cicca

Canım şöyle lezzetli ve Milano usulü bir şeyler yemeyi çekti mi, burası benim içın en doğru adres. Michelin yıldızı da var. Kavı da harika!

Ripa di Porta Ticinese 51.

pont

Ecliss

Ucuz olduğunu iddia edemem. Zaten her gelişimde alışveriş yapmak gibi bir niyetim de olmuyor; gelip gezinip göz gezdirmek de çok zevkli!

Ripa di Porta Ticinese, 7.

Basilica di Sant’Eustorgio

Milano’nun kalabalığından, çok sesliliğinden kaçıp kendi kendime kalmak istediğimde…

Piazza Sant'Eustorgio, 1.

sant

Museo Diocesano

Ruhumu besleme ihtiyacı duyduğumda…

Corso di Porta Ticinese, 95.

museo

Civico 82

Her gidişimde aklımı çelecek şıklıkta bir şeyler muhakkak oluyor. Tam da Milanolu bir dükkân!

Corso Di Porta Ticinese 82.

civico

 
Milano
 

Dünya Elinizin Altında

Milano Elinizin Altında

“Milano Elinizin Altında”