Belgrad Elinizin Altında

Haritaya baktığınızda görünenden çok daha yakın aslında Belgrad. Tarihten gelen kesişmelerimizin izi bugün hâlâ İstanbul'da da Belgrad'da da gayet rahat izi sürülebilir durumda. Biz burada derin bir nefes almak istediğimizde kendimizi attığımız Belgrad Ormanı'nda onları anarken Belgradlılar da 'kafana'larda kahve veya içkilerini yudumlarken Osmanlı'yı anıyorlardır herhalde...

Ama anmakla kalmak olmaz; ziyaretine bir gitmek lazım Belgrad'ın. Avrupa'nın en güzel başkenti olduğu söylenemez belki ama Tuna Nehri'nin kucağında, kaotik tarihinin izlerini sürebileceğiniz binaları ve yapıtları, buram buram tarih kokan müzeleri, ihtişamlı kafeleri ve parmak yedirten pastalarıyla ağzınızdan girip burnunuzdan çıkacak; kalbinizde silinmeyecek bir yer edinecek bu rengârenk şehir...

Biz rengârenk dedik de, ismi 'beyaz şehir' anlamına gelen Belgrad bakalım size hangi rengi hatırlatacak?

Belgrad

En İyiler

Metropol Palace:

Luxuary Collection zincirinin bir üyesi olan Metropol Palace için şehrin ikonik oteli diyebiliriz. İlk olarak 1957'de faaliyete giren, 199 odalı ve 40 suitli bu lüks otel 2002'de tamamlanan renovasyon çalışmalarından sonra daha da bir lüks, daha da bir gösterişli olarak açmış kapılarını. Konferans salonlarından spa'sına, yarı olimpik havuzundan güzellik merkezine misafirlerinin tüm ihtiyaçlarını, görmüş geçirmiş bir 5 yıldızlının klasik ağırbaşlılığıyla karşılıyor. Üstelik merkezi konumu da cabası. Belgrad'daki günlerini gerçek bir Belgradlının kollarında geçirmeyi arzu edenler için ideal!

Hyatt Regency Belgrade:

Belgrad'dayken 5 çayınızı nerede almak isterdiniz? Hyatt Regency Belgrade'in içindeki Tea Room'a ne dersiniz? Tabii arzu ederseniz sadece çay içmekle yetinmeyip Hyatt markasının kalitesi ve konforunda konaklayabilirsiniz de! Ne de olsa burada misafirlerini lezzet yolculuğuna çıkarmak üzere Metropolitan Grill, Focaccia, The Bar; ruhunuzu hafifletmek üzere Club Olympus, bilgi dağarcığınızı genişletmek üzere kokteyl dersleri ve sizi ailecek rahat ettirmek üzere konforun öncelikli olduğu 302 oda ve suit sizi bekliyor.

Square Nine:

Eğer "Lüks olsun, şık olsun ama o kadar ağırbaşlı olmasın," diyenlerdenseniz o zaman buyrun Square Nine'a... Özellikle İskandinav ülkelerinde butik dendi mi karşınıza çıkacak cinsten bir 'hip'lik söz konusu değil; ancak kalın ahşap masalarında genel olarak Avrupa mutfağından çıkma yemekleri modern bir dokunuşla sunan The Square restoranı, parmak yedirten sushileriyle Ebisu restoranı ve ağırlıklı olarak ahşabın kullanıldığı odaları ve genel kullanım alanlarıyla, beş yıldızlı devlerden alışık olduğumuz klasik, olgun ve ağırbaşlı duruşların aksine çok daha modern ve sıcak. Kısacası, 'ev hali'ni sevenleri için listenin en başına yazılması gereken bir adres Square Nine.

Bunlara Da Bakmaya Değer

Hotel Moskva:

İşte gururlu bir Belgradlı. Kapılarını açtığı 1908 yılından bu yana - kendi kayıtlarına göre - 4 milyon misafiri odalarında ağırlamış olan bu dört yıldızlı otelde Albert Einstein'den Maxim Gorky'e, Mahatma Ghandi'den Pavarotti'ye, Brad Pitt'ten Kirk Douglas'a kimler kalmış kimler... Neden mi? Çünkü Hotel Moskva hem şehrin merkezinde, hem de 124 konforlu mu konforlu odaya ve 6 adet lüks mü lüks suite sahip. Karnınız acıktı mı, Tchaikovsky restoranda Akdeniz mutfağı başta olmak üzere dünya mutfaklarının tümünden en iştah açıcı olanlarını ısmarlayabilir veya arzunuz ufak kaçamaklar yapmaksa Moskva tatlı dükkânının ünü şehir sınırlarını aşan pastalarından yiyebilirsiniz. Bir kere adımınızı attınız mı, siz de bütün bu ünlülere hak vereceksiniz...

Mr. President:

Tahmin edin, bu otel ismini nereden alıyor? Hayır, Kennedy'i ağırlamışlığı yok ama her odada tüm dünyanın tanıdığı ülke başkanlarından birinin portresi asılı. Eğer tepenizden Arafat gözlerini dikmiş bakarken uyuyakalmakta bir sıkıntı çekmezseniz o zaman gerisini benimseyeceğinize hiç kuşkumuz yok. Belgrad'ın ilk design otellerinden biri olma iddiası ile yola çıkan Mr. President'in yusyuvarlak binasının içinde 61 oda, bol miktarda sanatsal iş ve doyurucu bir kahvaltı büfesi sunan Black & White restoran bulunuyor. Kısacası, klasik bir dizayn yerine daha hip, daha genç havalı otellerden hoşlananların çok seveceği bir otel Mr. President.

Öğle Yemeği İçin En İyi Adresler

Supermarket:

Öğle yemeği için, şehrin yerlisi yabancısı herkes tarafından çokça tercih edilen Supermarket, bize sorarsanız şehrin en 'cool' mekânlarından. Bir zamanlar indirimli satış yapan bir süpermarketin içine yerleşmiş olan Supermarket'in çatısı altında restoranın yanı sıra kuaför, butik ve bar da bulunuyor. Sırp tasarım stüdyosu reMiks'in imzasını taşıyan Supermarket, geçmişe ihanet etmeyerek, inşası esnasında ele geçen buzdolabı, hastane ekranları ve karavan gibi eski eşyaları vitrin olarak kullanıyor. Esprili bir mekânda güzel bir öğle yemeği yemek için tam size göre!

Gnezdo Organic:

Sağlıklı ve leziz yemek yemenin olağan olduğu yıllarda yetişmiş bir grup arkadaş, el ele verip bu unutulmuş alışkanlığı şehre yeniden getirmeye karar veriyorlar. Ortaya Gnedo Organic çıkıyor; hem de tavuklu salatadan mantarlı hindiye, domates çorbasından balkabaklı turtaya kadar oldukça zengin ve ağız sulandıran bir menüyle. Ve tabii ki hepsi organik! Haftasonları öğlen saatlerinde giderseniz organik yemeklere canlı müziğin eşlik ediyor olacağını ve restoranın pazartesileri kapalı olduğunu da belirtelim.

Homa:

Oldukça yüksek ve bembeyaz duvarlı Homa, adını Pers mitolojisinde dünyayı hep yukarıdan uçarak seyreden, hiç bir zaman yere konmayan efsanevi kuştan alıyor. Oldukça iddialı değil mi? Tesadüf değil tabii ki! Üç ortağın sahibi olduğu Homa'da 8 yemekten oluşan tadım menüsünü özellikle tavsiye ederiz; isminin arkasında yatan iddiayı kara çıkarmadıklarını siz de kabul edeceksiniz. Restoran her gün sabah 10'dan akşam 11'e kadar hizmet veriyor.

Iguana:

Cazın en az yemek ve şarap kadar önemli bir rol oynadığı Iguana'da vakit geçirmenin keyfi bununla da sınırlı değil! Çünkü güzel havanın tadını çıkarabileceğiniz, harika manzarasına koltuklarına kurulabileceğiniz kocaman bir de terası var. Ana yemek seçeneklerinde et ve balık ağırlıklı menüsünden damak tadınıza göre bir yemek seçebilir, çikolatalı sufle veya portakallı cheesecake ile noktalayabilirsiniz. Olur da güneşli saatleri yakalayamazsanız hiç üzülmeyin her akşam saat 7'de başlayan canlı caz şöleni sabah 1'e kadar sürüyor.

Akşam Yemeği İçin En İyi Adresler

Klub Knjizevnika:

Türkçe ismiyle Yazarlar Kulübü'ne hoşgeldiniz! Mazisiyle, hikâyesiyle bir dönemin temsilcisi olan Klub Knjizevnika 1946 yılında, Sırp Yazarlar Derneği'nin restoranı olarak ilk kez kapılarını açtığından bu yana, Momo Kapor'dan Ivo Andric'e nice ünlü yazarlar, düşünürler ve politikacıları ağırlamış masalarında! Sadece üyelerinin yemek yiyebildiği bir dernek restoranıyken zamanla umuma açık ve bugün dahi kimilerine göre Belgrad'ın en başarılı restoranına evrilen kulüp, geniş bir menüye ve zengin bir kava sahip. Yemeklerinin lezzetinde eski ihtişamını yakalayabilecek misiniz orası biraz damak tadınıza kalmış, ama herkesin hemfikir olduğu bir konu var; o da Belgrad'a gelen her ziyaretçinin burayı muhakkak görmesi gerektiği.

Comunale:

Ahşabın metalle flört ettiği, endüstriyel tarzda döşenmiş olan Comunale, "Nerede olursam olayım, hafta en az bir kez İtalyan yemeliyim" diyenlere önerebileceğimiz bir adres. Deniz mahsüllerinin envai çeşidini bulabileceğiniz Comunale'de özellikle ızgara ahtapot yiyenler bu restoranın bağımlısı oluyorlar. Büyük ahşap masalarda başkalarıyla birlikte oturarak keyifli ve kaliteli İtalyan yemekleri yemenin keyfine doyamayacaksınız.

Pire:

Meşhur Sırp modacı Dragana Ognjenovic'in imzasını taşıyan dekorasyonu ve menüsü ile Pire, Belgrad'ın'slow food' konseptindeki en popüler restoranlarından. Beyazın ve gösterişin baş rolü oynadığı iç mekânda yemek öncesi aperatif için de düşünebilirsiniz. Öğlen 12'den gece 12'ye kadar servis veren Pire'de barın arkasında, rahatı tercih edenler için yerleştirilmiş bir iki sofa ve tek bir masadan ibaret ikinci bir kısım bulunuyor.

Depo 23:

Depo 23 tam anlamıyla modern ve hip bir restoran. Sade ama çok estetik ve ev sıcaklığıdaki mekânında her ay değişen bir grafik tasarım veya fotoğraf sergisine ev sahipliği yapıyor. Plak ve kaset çalardan çalınan müzik de atmosferi iyice ısıtıyor. Chef's Association of Serbia'nın kurucularından iki şef tarafından hazırlanmış olan menüde dünya mutfağından çıkma leziz tabaklar sipariş üzerine, sizin de görebileceğiniz gibi tasarlanmış açık mutfaklarda ağzınıza layık hazırlanıyor. Aklınızda bulunsun, mantarlı pecorino polenta'sını bir kere yiyenler başka yerde polenta yemiyorlarmış diye duyduk!

Toro Latin Gastrobar:

Haftanın her günü sabah 10'dan sabah 2'ye kadar servis veren Toro Latin Gastobar, adından da anlaşılacağı gibi, latin rüzgârlarının estiği bir mekân. Restoranın sahibi ve şefi olan bol ödüllü Richard Sandoval, daha çok paylaşmak üzere kurgulanmış minik minik tabaklardan yaratmış menüsünü. Hem Güney Amerika'dan bildiğimiz malzemelerle tadına doyamayacağınız yemeklerine hem de yine Güney Amerika'dan aşina olduğumuz sıcacık ve renkli atmosferine bayılacaksınız.

Public:

Şık, modern ve 'trendy'. "Tam da benim sevdiğim gibi bir tarif" diyorsanız buyurun o zaman sizi Public'e alalım. Gündüz bol ışık alan atmosferinde nehre nazır oturarak veya akşam karanlık bastı mı gelip ışıl ışıl manzarasının tadını çıkararak yemek yemek... Tercih sizin. Mortadella, İtalyan peynirleri, füme etlerle başlayın, butik İtalyan üreticilerinin ellerinden çıkma sirkeler, zeytinlerle damağınızı iyiden iyiye hazırlayın ve ardından menüsünün baş tacı olan et yemeklerinden birini ısmarlayın... Zengin kavını da unutmamalı! Memnun kalacağınızın garantisini veriyoruz.

Atıştırmalı!

Przionica:

Yolunuz Dorcol bölgesine düşerse buraların kahve kraliçesi - ya da kralı mı demeli! - Przionica'ya uğramazlık etmeyin sakın. İsteyene kahve paket satan isteyene de orada içmek üzere servis yapan bu ahşap ve metal ağırlıklı mini kafede, kahvenin tohumdan fincana olan tüm yolculuğunu izleyebilirsiniz. French press, air press ve drip de dahil olmak üzere tüm yöntemler mevcut; gerçek kahve düşkünlerine duyurulur!

Kafanalar

Belgrad'da Belgradlılar gibi eğlenmek isterseniz gideceğiniz yer kuşkusuz Bir 'kafana' olmalı. Arapçadaki 'qahve' (kahve) ve Farsçadaki 'khane' (hane) kelimelerinin birleşmesinden oluşan ve Türkçeye kahvehane olarak geçen sözcük, Balkanlarda 'kafana' olarak yerleşmiş. Kökenleri bir olmakla birlikte bugün baktığınızda kahvehane ile kafana arasında ciddi farklar var; kafana'da ufak atıştırmalıkların yanı sıra içki de servis ediliyor, çoğu zaman canlı müzik oluyor ve haliyle müşterileri de kızlı erkekli oluyor.

Kafana Korcagin:

Gece hayatının vazgeçilmez aktörleri arasında sayılan kafana'lara bir de yakından göz atmak isterseniz en meşhurlarında Korcagin'i tavsiye ederiz. Hemen hemen her gece tıklım tıklım olduğu için otelinizden yardım rica ederek bir masa rezerve ettirmenizde fayda var.

Podrum Wineart:

Wine Art, 2007 yılında dünyanın meşhur bölgelerinden şarapları ithal etmek ve Sırp şaraplarıyla birlikte satışa sunmak üzere kurulmuş. Sonrasında da Belgrad'ın tam göbeğinde Podrum Wineart'ı açarak Belgradlıları leziz şaraplarla bir araya getirebilecekleri rustik ve sıcacık bir mekân yaratmışlar. İster yemek öncesi ister yemek sonrasında buraya uğrayıp merak ettiğiniz bölgelerin şaraplarını tadabilirsiniz.

Radionica Bar:

Podrum Wineart'ın aksine endüstriyel tarzda döşenmiş, haliyle çok maskülen duran Radionica Bar, DJ performanslarından keyif alanların mekânı. Bol bol dans edilen barın takipçileri, oldukça genç bir kitle. Bar, akşam 9 sularında açılıyor, sabah 4'e kadar non-stop eğleniyor!

Ludost Bar & Disko Bar Mladost:

İşte Belgrad'ın gece hayatının meşhur ikilisi: Ludost Bar ve Disko Bar Mladost. Bir koridor ile birbirine bağlanan bu ikiliden Ludost rahat bir stilde döşenmiş, caz ve funk müziğini sevenlerin tercih ettikleri bir mekân. Aynı mimari ofisin elinden çıkmış olmakla birlikte oldukça farklı bir stile sahip olan Disko Bar Mladost ise ahşap ile metalin yoğun olduğu, daha 'cool', daha havalı, ince uzun bir dans cenneti. Meşhur disko topu yok belki ama o muhteşem efektli ışıkları, harika kokteylleri ve yerinizde durmayı imkânsız kılacak DJ setleri var. Disko müziği yetti mi, hemen bir kat aşağıya iniyorsunuz, bu sefer de kıpır kıpır tekno ritimler sizi karşılıyor. Lafı fazla uzatmayalım; gece kuşları hayalkırıklığına uğramayacaklar!

Alışveriş

Distante:

İşte Belgrad'da kadınların kalbini hızlandıran adres: Distante. Çatısı altında Stella MacCartney imzalı kıyafetlerden Eres marka mayolara, Marni çantalardan Lanvin mücevherata kadar kadın ruhuna hitap edecek her şeyi toplayan Distante'nin dört farklı adresi bulunuyor. Aksesuardan kıyafete sadece kadınlara hitap ettiğinin altını çizelim, beyleri otelde bırakıp gitmekte fayda var!

XYZ Belgrad:

Dünyaca meşhur markaların konforlu kollarında vakit geçirmek isteyenler için bir başka enteresan adres XYZ. Sadece Sırbistan'ı değil, tüm Balkanları ele geçirmiş olan bu alışveriş konsepti altında giyimine düşkün, modayı takip etmekten keyif alan hanımlar da beyler de gönüllerince alışveriş yapabilirler. Dükkân tasarımlarının imzası haline gelmiş olan mağaza içindeki podyumları, hatta podyumu seyreder tarzda oturtulmuş mankenleri ile, sadece gardrobunuzu şenlendirmekle kalmıyor, kendinizi yılbaşı gecelerinde televizyonlarımızı renklendiren meleklerden biri gibi hissetmenizi sağlıyor.

Andrejevic:

Bavulunuz çok dolu ve yeni kıyafetler için yeriniz mi yok? Sakın bu sizi alışveriş etmekten alıkoymasın; Andreja Andrejevic'in kurduğu, halen oğlu Kosta tarafından yönetilmekte olan Andrejevic markasının o güzelim mücevherleri için çok da yere ihtiyacınız olmayacak! Boulevard of Revolution (Devrim Caddesi) üzerinde yaklaşık elli yıllık dükkânda gelenekle ustalığın, klasikle son trendlerin sentezinden oluşan muhteşem parçalar bulacaksınız.

 

Jane Doe Vintage:

İşte vintage tutkunlarına bir adres... Kendinize uygun bir şey bulamasanız da bu minik dükkândaki ürünleri karıştırıp çanta ve takılara göz atmak bile oldukça eğlenceli.

Knez Mihailova Sokağı:

Belgrad'ın en meşhur meydanı olan Terazije Meydanı ve askeri müzenin bulunduğu Kalemegdan arasında kalan Knez Mihailova, şehrin en kalabalık, en renkli noktalarından biri. Herkesin toplanma - buluşma yeri olan bu trafiğe kapalı sokakta zikzak çizerek bir dükkândan diğerine girebilir, mola vermek istedikçe aralara sıkışmış olan kafelerinde soluklanıp kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Özellikle havanın güzel olduğu bir günde şehrin ve insanlarının bir bakışta fotoğrafını çekmek, bir yanda da kapalı alana girmeden alışveriş yapmak için ideal bir adres.

Görülmesi Gereken Yerler

Belgrad Kalesi:

Madem Belgrad'ı tanımak istiyorsunuz, o zaman şehrin tarihinin başlangıç noktası olan kaleden daha doğru bir başlangıç olabilir mi? Yılın her günü ziyarete açık olan ve ücretsiz gezilen Belgrad Kalesi tarihi boyunca 100'den fazla kez başkalarının kontrolü altına girmiş, binlerce kişinin ölüm yeri olmuş. Birinci yüzyıldan on sekizinci yüzyıla kadarki dönemde, yönetimi ele geçirenlerin istek ve ihtiyaçları doğrultusunda devamlı olarak şekil değiştirmiş. Tuna ve Sava nehirleri eşliğinde gezerken zamanda yolculuk yaptığınızı hissedeceksiniz.

Natural History Museum:

Belgrad'ın en eski kurumlarından biri olan müze, kurulduğu yıl olan 1895'ten bu yana sahip olduğu zengin koleksiyonu dolayısıyla güneydoğu Avrupa'nın müzeleri arasında lider konuma yerleşmiş. Müzede toplamda bir buçuk milyon türü içeren 117 farklı koleksiyon olduğunu bilince lider olmasına şaşırmıyor insan. Doğaya düşkünseniz ne yapıp edip bu müze ziyareti için vakit yaratın. Müze pazartesileri kapalı; diğer günlerde 10:00'da açılıyor, kapanış saati ise mevsimsel olarak değişiyor.

Nikola Tesla Museum:

Nikola Tesla, 19. yüzyılın sonunda 20. yüzyılın başında, elektrik ve manyetizma alanlarında dünyanın çehresini değiştirdiği iddia edilecek kadar önemli çalışmaları olmuş bir bilim adamı. Örneğin elektriğin tüketileceği noktada üretilmesi gerekliliğini ortadan kaldırıp üretim noktasından ihtiyaç duyulan noktalara dağıtılmasını mümkün kılan çok-fazlı sistem Nikola Tesla'nın imzasını taşıyan bir icat. Müze işte bu büyük bilim adamına adanmış bir müze. Tesla'ya ait yüzlerce dokümanı, kitapları ve kişisel ve teknik eşyayı görebileceğiniz müze pazartesi günleri kapalı.

Museum Of Yugoslav History // Yugoslav Tarihi Müzesi:

Başlığı tek bir müze olduğu izlenimini uyandırsa da aslen 1996'da Museum of Revolution (Devrim Müzesi) ve Museum 25 May, (25 Mayıs Müzesi), Old Museum (Eski Müze) ve House of Flowers (Çiçek Evi) yapılarından oluşan Memorial Center Josip Broz Tito'nun birleştirilmesiyle ortaya çıkan büyük bir kompleks olarak tarif edilebilir. Şehre gelenlerin, Belgrad Kalesi'nden sonra en çok ziyaret ettikleri adres olan bu müzenin şemsiyesi altında, eski Yugoslavya'ya ve Tito'ya ait binlerce evrak, doküman ve eşya, 20 farklı koleksiyon olarak gruplandırılmış olarak sergilenmekte. Bu aynı yüzyıl içinde doğan ve yok olan devletin izlerini sürmek isteyenler için kaçırılmaması gereken tarihi bir şölen...

Kitaplar & Filmler

"Practical Guide To Belgrade With Singing And Crying":

Direktörlüğünü Bojan Vuletic'in üstlendiği filmde, Belgrad'ı dramatik, komik, seksi ve ketum halleriyle seyrediyorsunuz. 4 kısa hikâyeyi pürüzsüz bir şekilde bir filmde birleştiren Vuletic, bizi şehrin tren istasyonundan ana caddesine ve şehrin merkezinden uzak köşelerine taşırken köprü olarak, şarkı söyleyen bir grup Sırplı'yı kullanarak oldukça komik ve absürd bir film çıkarmış ortaya... Kesinlikle seyretmeye değer...

"Tesla: Man Out Of Time":

Elektrik - manyetizma alanındaki keşifleri ile dünya bilim tarihine damgasını vurmuş olan Tesla hakkına okuma yapmak kolay değil. Çünkü söz konusu olan bilim ile haşır neşir olan üstün bir zekanın hayatı ve keşiflerinden, tezlerinden, hesaplardan, formüllerden sıyırıp incelemek imkânsız. Ancak Tesla'nın ülkesine gidip onun hakkında bir kitap okumamayı kabullenemeyenler için tavsiyemiz, Tesla üzerine otobiyografisi dahil tüm kitaplar arasında Tesla'yı en iyi anlatan Margaret Cheney imzalı Man Out Of Time.

Aman Aman!

Belgrad'ı gezerken değişik bir perspektiften bakabilmek için nehir turları harika bir alternatif sunuyor. Varsa beraberinizdeki çocukların da büyük keyif alacakları bu nehir turları farklı şirketler tarafından organize ediliyor. Genellikle Kalemegdan, Büyük Savaş Adası ve Yeni Belgrad etrafında turlayan teknelere ister gündüz saatlerinde binebilir, ister de akşam saatlerinde romantik bir yemek ile birleştirebilirsiniz.

Belgrad seyahatiniz yaza denk geliyorsa Ada Ciganlija gölünün sunduğu onlarca yaz sporu imkânından faydalanmayı; Skadarska Sokak'ı üzerindeki restoranlardan birinde yerel müzik dinlemeyi, rakija'nın tadına bakmayı sakın ihmal etmeyin.

Sıkıcı Bilgiler

Havalimanındn şehir merkezine olan mesafe uzun değil. İster kabaca 2 Avro civarında tutan otobüs biletlerinden alıp şehre otobüsle gelebilir, ister havalimanından taksiye binebilirsiniz. Taksi yaklaşık olarak 15 Avro tutacaktır.

Şehre vardınız mı, toplu taşımacılıkta en pratik olanı otobüs sistemidir. Biletleri otobüste satın alabileceğiniz gibi, yolculuğunuz öncesinde sigara veya gazete büfelerinden daha indirimli olarak satın almak da mümkün.

Belgrad'a yolculuğunuzu bahar aylarına denk getirirseniz güzel havaları garantilersiniz. Ancak buraya kadar gelmişken şehrin kültür coğrafyasını da yakından koklamayı arzu edenlerdenseniz caz festivalinin ekim ayında gerçekleştiğini hatırlatalım.