Cenevre Elinizin Altında

Üzerinden bembeyaz kar örtüsünün hiç eksik olmadığı dağların yanı başında, genişçe bir gölün kenarına kurulmuş bir yer düşünün… Muhtemelen aklınızda, elini eteğini dünya işlerinden çekmiş, üç beş evlik kutu gibi bir kasaba canlanacak. Tabii eğer Cenevre’yi görmediyseniz... Hani derler ya, 'medeniyetin beşiği' diye, işte bu benzetme ilk kez Cenevre için söylenmiş olmalı!

Uluslararası örgüt ve kuruluşlara ev sahipliği yapan Cenevre, küçücük bir şehir olsa da dünyanın dört bir tarafından, 200’e yakın milletten insanı ağırlıyor. Ve bundan da bir çatışma değil, zor zamanlarda tüm dünyanın sığındığı barışçıl bir alan, tarafsız bir bölge yaratıyor.

Soylu ve mağrur duruşundan hiçbir zaman vazgeçmeyen bu kentin sofistike şıklığı, etrafını saran doğal güzellikleriyle birleşince, ortaya şahsına münhasır bir kent çıkıyor. Bu coğrafyanın eşsiz lezzetlerini başköşeye koyan restoranları, galeri ve müzeleri ile şımşıkır mağazaları da eklendiğinde tabloya, modern zamanlara ait bir rüya karşınızda bitiveriyor.

Köklü tarihinin içinden durmamacasına huzur yayan, kültürün ve tarihin zirvesinden Mont Blanc’ı ve yüzlerce yelkenlinin donattığı Léman gölünü seyre dalan Cenevre’de, 'koşuşturma', 'gerginlik', 'sürat' gibi günümüz yaşantısından sözcüklerin bir karşılığı olmadığını gördüğünüzde afallayabilirsiniz ama dedikleri gibi, “rahata alışmak çok kolay”!

Cenevre

En İyiler

Four Seasons Hotel des Bergues Geneva:

Four Seasons zincirinin Cenevre halkası olan Hotel des Bergues Geneva, şehrin en eski oteli olma özelliğini tüm ağırbaşlılığı ve endamıyla üzerinde taşıyor. Kurulduğu 1834 yılından beri de burası şehrin en çok tercih edilen oteli... Sofistike şıklığını lüks anlayışından ödün vermeden sunan otelin, masmavi Leman gölünü ve üzeri karlarla kaplı Alpler’i de kadrajına alan manzarası Cenevre’nin tüm güzelliklerine açılıyor. Toplamda 115 odası bulunan otelin 8 ayrı kategoride odası ve 9 farklı kategoride süiti mevcut. Burada ayrıca sizi dinginliğe kavuşturacak spa hizmetleri de sunuluyor. Klasik bir tarzın donattığı otelde tüm detaylar incelikle düşünülmüş. Bunların hepsinin, Four Seasons’ın dünyaca garantili hizmet anlayışıyla sunulduğu göz önünde bulundurulursa Hotel des Bergues Geneva’nın kusursuzluğuna dair daha fazla cümle kurmaya gerek kalmıyor.

Beau Rivage:

Cenevre’nin klasikleşmiş, şehir tarihiyle bütünleşmiş bir başka oteli ise Beau Rivage. 145 yıllık geçmişine pek çok olay sığdıran, tüm bu süre boyunca konuklarını klasik şıklığında ağırlamaya devam eden Beau Rivage, Cenevre’nin aristokrat kimliğini üzerinde taşıyor. Leman gölünün hemen kıyısında yer alan otelin dekorasyonuna nostalji hâkim olsa da odaların konforu modern ve yine ihtişamlı dokunuşlarla sağlanmış. Tüm bunlara Beau Rivage’ın kusursuz misafirperverliği de eklenince, soylular gibi ağırlandığınızı hissetmemeniz imkânsız.

Hotel d’Angleterre:

Cenevre’yi Cenevre yapan birkaç yerden biri Hotel d’Angleterre... 1872 yılında kapılarını açan otel, ünlü mimar Anthony Krafft’ın imzasını taşıyor. Lüks ve şatafatla sarmalanmış geniş mi geniş odalarından, gölün maviliklerini ve Mont Blanc’ın karla kaplı görüntüsünü içine alan muhteşem panoramayı seyretmek mümkün. Otelin tamamının en yeni teknolojilerle yenilendiğini de söylemekte fayda var. Saunadan fitness salonuna uzanan, kendini sizi rahatlatmaya adamış kolları, usta şeflerin ellerinden çıkma lezzetler sunan restoranı ve konuklarını bol çeşitli bir seçkiyle ağırlayan barı da Hotel d’Angleterre’in 5 yıldızlı hizmet anlayışını tamamlıyor.

Hotel Les Armures:

Hotel Les Armures, Cenevre’nin en eski otellerinden biri olabilir ama buraya adım attığınızda baştan sona yenilenmiş, modern şıklığın hâkim olduğu bir dekorasyonla karşılaşıyorsunuz. Yumuşak renklerin donattığı Hotel Les Armures’ün ferah ambiyansı zaten buradaki konforun baş sağlayıcılarından. 17. yüzyıldan kalma bir binada kurulmuş olan Hotel Les Armures’de toplamda 32 oda ve süit bulunmakta. Cenevre’nin klasik ağırbaşlılığını üzerine geçiren otel şimdiye dek pek çok ünlü ismi ağırlamış. George Clooney’den Sophia Loren’e, Hotel Les Armures’ün ünlü konuklar listesinde kimler kimler yok ki!

Le Richemond:

Leman gölünün hemen yanı başında yer alan Le Richemond, 1875 yılından bu yana konuklarını aynı kusursuz hizmet anlayışıyla ağırlıyor. Otelin şöhreti Cenevre sınırlarının da dışına çıkıp dünyanın dört bir yanına yayıldığından burada kalan ünlü isimler listesi oldukça uzun. 2007 yılında büyük bir restorasyondan geçen otelin içi baştan sona yenilenmiş ve modern bir tasarıma kavuşmuş. Otelin dekorasyonunda sade bir şıklık üzerinden sağlanan konfor sizi âdeta içine çekiyor. Tamam, burası çok rahat ama tüm seyahatinizi odanızda yan gelip yatarak geçirmeyin sakın!

Bunlara Da Bakmaya Değer

Hotel De La Paix:

Cenevre’nin ilk butik oteli olan Hotel De La Paix, geçtiğimiz yıllarda geçirdiği restorasyonun ardından konuklarını ağırlamaya devam ediyor. Bu arada, restorasyondan geçmiş olması buranın tarihi atmosferini eksiltmiş değil. Dış mimarisi orijinal halinde bırakılan otelin iç mekânı çağdaş bir tasarıma kavuşturulmuş. Otelin lüksü öne çıkaran hizmet anlayışı ise hâlâ ilk günkü özenini koruyor. 69 odası ve 15 süiti bulunan Hotel De La Paix’de evinizdekine benzer bir ortamda bulacaksınız kendinizi.

Mandarin Oriental:

Dünyaca ünlü zincir Mandarin Oriental’in Cenevre’de de bir oteli var. Leman gölünün kıyısına kurulan bu otelin sade ve modern bir şıklığa sahip 197 odası bulunuyor. Hint mutfağından ve Akdeniz yemeklerinden seçkiler sunan iki ayrı restoranı, fitness ve masaj odaları da bulunuyor Mandarin Oriental kapsamında. Size kendinizi iyi hissettirmek için pek çok farklı kozu elinde tutan Mandarin Oriental’de lüksle konforun zahmetsizce harmanlandığını göreceksiniz.

La Réserve:

Cenevre’nin modern yüzünün temsilcilerinden biri La Réserve... Havalimanına oldukça yakın olan La Réserve’den şehir merkezine ulaşmak 10 dakika sürüyor. Kendini doğanın tam ortasında bulmak isteyenlerin bilhassa tercih edeceği bu otelde, geniş mi geniş seçkiler sunan 5 ayrı restoranı, kapalı yüzme havuzu ve spa salonu da mevcut. Otelde bulunan 85 odası ve 17 süitin her biri, etraftaki yeşilliklerin yaydığı dinginliğin tamamlayıcısı niteliğinde...

East West Hotel:

Konukları için her türlü detayı önceden düşünüp hazır eden, şehrin tam merkezinde yer alan 4 yıldızlı bir otel burası. 41 odası ve süiti bulunan East West Hotel’de lüks, konfor ve teknoloji bir arada sunuluyor. Otel kapsamında ayrıca fitness salonu, size evinizden bir köşe sunan bir kütüphane ve sakin ortamıyla buluşmalar için ideal ortam sağlayan bir bar da mevcut. Merkezi konumu sayesinde şehrin önemli mekânları da East West Hotel’in hemen yakınında... Cenevre seyahatini daha da kolaylaştırmak isteyenlere duyurulur!

Öğle Yemeği İçin En İyi Adresler

Capocaccia:

Sabah kahvaltısından öğle yemeğine, atıştırmalıklardan kokteyl barına kadar, konuklarına ikramın her türlüsünü yapan, dostane ambiyansında yemek keyfini kat kat artıran bir yer Capocaccia... Buranın menüsünde ise bol çeşitli paniniler baş köşede... Gün içinde, insana mutluluk yayan yemeklerin yanında güzelim içkileri mideye indirip enerji depolamak için uğranılası, Cenevre’nin en iştah açıcı noktalarından biri burası!

Brasserie Lipp:

Paris’teki Brasserie Lipp’in Cenevre’deki kardeşi burası... Fransız brasserie’lerinin klasik ambiyansına sahip Lipp’in menüsünde, yine Fransız mutfağından geleneksel lezzetler yer alıyor. En başta ise deniz mahsulleri bulunuyor. Buranın Fransa’dan ve İsviçre’den çeşit çeşit şarapları bulunduran kavına da ayrıca göz atmanızda fayda var.

Chez Lucien:

Cenevre’de birbirinden lezzetli atıştırmalıklar ve iyi şarap için gelinecek en iyi adreslerden biri Chez Lucien. Burada öğle yemeklerinde o hafta için belirlenen özel menü sunuluyor. Menü yerine kendi seçtiklerinizi denemeyi tercih ederseniz de sandviçten salataya uzanan bir liste var karşınızda. Chez Lucien’ın zengin şarap menüsü ise görülmeye değer doğrusu! Sade dekorasyonunun ferahlattığı bu küçük restoran gününüzü daha da güzelleştirecek.

Chez Bourbier:

Hani ünlü Cafe de Paris sosu vardır ya, işte onun ilk çıktığı yer Chez Bourbier. Mutfak kültürüne böylesi önemli bir katkıda bulunmuş bu restoranda güzel bir yemek yememek olmaz herhalde, değil mi? Cenevre’ye Parizyen restoranların stilini taşıyan Chez Bourbier’nin 1930’lu yılların Paris’ini andıran otantik dekoru ise ayrıca keyifli. Café de Paris sos eşliğinde sunulan antrikot buranın en çok tercih edileni... Öğle yemeğinizi ziyafete dönüştürmek istiyorsanız, kapısından girmeniz yeterli olacaktır.

La Cantine des Commerçants:

Michelin yıldızlı şef Serge Labrosse’un çok popüler olan mekânı burası... Hem kafe hem brasserie olan La Cantine des Commerçants, minimal bir dekora sahip. Burası pazar hariç haftanın her günü açık. Öğle yemekleri sırasında masaları dolup taşan La Cantine des Commerçants’da ayrıca yemek dersleri de veriliyor. Usta ellerden çıkmış lezzetler arasında kaybolmak isteyenlere duyurulur!

Café des Bains:

Semtinin en eski bistrosu olan Café des Bains, 2000 yılında restorasyondan geçerek çağdaş dekorasyonuyla tekrar kapılarını açmış konuklarına. Bistro'ların klasik atmosferinden ziyade, ev ortamının rahatlığına sahip olan Café des Bains’in menüsü, yılda üç dört defa yenileniyor. Çeşit çeşit atıştırmalıkların ve öğlen için hazırlanan “günün yemeği”nin ünü yaygın olduğundan, gün ortası saatlerde burası iyice kalabalıklaşıyor. Ve tabii ki her bistro'nun olduğu gibi buranın da içki menüsü dolu dolu... Özellikle şarap çeşitliliği açısından buranın kozları bayağı güçlü.

Akşam Yemeği İçin En İyi Adresler

Auberge du Lion d’Or:

Michelin yıldızlı restoran Auberge du Lion d’Or’un adı, Cenevre’ye doğru yola çıkan gurmelerin kulağına çalınmıştır mutlaka. Leman Gölü’ne tepeden bakan ve tüm Cenevre manzarasını karşısına alan Auberge du Lion’un deniz mahsülleriyle yaratılan spesiyaliteleri pek meşhur. Dünyadan pek çok farklı mutfağı menüsüne taşıyan restoranın size sunacağı tabaklar için birer sanat eseri desek abartmış olmayız. Klasik tatları yepyeni sunumlarla denemek isteyenler için Cenevre’deki doğru adreslerden biri burası...

La Chaumiere:

Cenevre’nin gurme noktalarından biri olan La Chaumiere, şehir merkezinden uzaktaki Troinex adlı kasabada yer alıyor. Özellikle havalar güzel olduğunda buranın bahçesinin keyfini sürmek yemeklerin lezzetini kat be kat artırıyor sanki. Yerel ve taze ürünleri mutfağının baş köşesine yerleştiren La Chaumiere, klasik şık restoranların gösterişinden uzak, sadece yemek yemeye odaklanıyor. Menüsünde ise deniz ürünlerinden et yemeklerine kadar sıralanıyor çeşitler. Bu sıcakkanlı restoranda yemeğin başrolü kapacağı bir akşam, seyahatinizin tamamlayıcılarından olacak.

Domaine de Châteauvieux:

Domaine de Châteauvieux, aslında şehir dışındaki aynı adlı otelin restoranı. 2 Michelin yıldızını yakasına takmış bu restoranın mutfağında, İsviçreli ünlü şef Philippe Chevrier bulunuyor. Yöresel yemeklerin geleneksel bir sunumla ikram edildiği bu restoranda kullanılan ürünlerin çeşitliliği çarpıcı. Domaine de Châteauvieux’nün şarap menüsü ise buraya gelmek için başlı başına bir sebep.

Le Restaurant Hotel du Parc des Eaux-vives:

Cenevre şehir merkezinden arabayla 5 dakika uzaklıktaki Hotel du Parc des Eaux-Vives, sadece otel olarak değil, restoranıyla da oldukça meşhur. Her mevsimde ayrı bir menü çıkartan restoranı bilhassa gastronomik deneyimlere karşı koyamayanların mutlaka keşfetmesi gerekiyor. Hangi mevsimde giderseniz gidin, karşınızda seçim yapması zor bir menü bulacaksınız!

Atıştırılmalı!

Wolfisberg:

Wolfisberg aslında öğle yemekleri için de ideal bir adres ama buranın keyfi esas 5 çayında çıkar. Hele bir de çayın yanına o çeşit çeşit pastalardan bir dilim söylerseniz, gününüzü gerçek bir ziyafete çevirirsiniz. Leziz mi leziz turtalarda kaybolup rengârenk sorbeleri görmezden gelmeyin sakın!

Martel:

1818’den beri Cenevre’yi tatlandıran çikolatacı Martel, mağazasının yanındaki çay salonunda, rüya gibi tatlılarla ağırlıyor konuklarını. Renkten renge coşan makaronlar, ressam elinden çıkmış gibi duran pastalar, çeşitte sınırları zorlayan dondurmalar... İster ikindi üzeri atıştırmalarında, isterseniz de tatlı krizi anında koştur koştur buraya gelmeniz gerek! Tatlı yemeyi başlı başına bir öğün sayanlara bilhassa duyurulur!

Le Baroque:

Kapılarını ilk kez 1993 yılında açan, 2010 yılında geçirdiği değişimin ardından yepyeni dekorunda konuklarını ağırlamaya devam eden Le Baroque, Cenevre’nin klasikleşmiş, ünlü kulüplerinden. Buranın şık ve ihtişamlı dekoru tam da eski zaman filmlerine yaraşır bir atmosfer yaratıyor. Le Baroque’ta ayrıca ayın belli günlerinde DJ performansları gerçekleşiyor. Bol danslı ve şehrin ünlü isimleriyle karşılaşacağınız bir mekân mı arıyorsunuz? Bu anlattıklarımızdan sonra nereye gideceğiniz belli oldu bizce...

Java Club:

Şehrin en popüler gece mekânlarından Java Club, Grand Hotel Kempinski’nin içinde yer alıyor. Morlara bürünen dekorasyonu burayı daha da şık, daha da sofistike bir hale getiriyor. Geniş mi geniş dans pistinde Cenevre’nin ses getiren partilerine ev sahipliği yapan, eğlenceyi sabahlara kadar sürdüren bir yer burası. Dünyanın dört bir tarafından gelen DJ’lerin hareketlendirdiği akşamlar ise eğlenceyi iki misli artırıyor. Cenevre seyahatine çıkarken bavulunuza dans ayakkabılarınızı da atmayı unutmayın!

Arthur’s Rive Gauche:

Geceyi güzel müzik ve lezzetli içkiler eşliğinde sakince geçirmek niyetindeyseniz Arthur’s Rive Gauche sizleri bekler. Deri koltukların başköşeye yerleştiği dekorunda konforu ve şıklığı bir arada sunan Arthur’s Rive Gauche’ta, saat akşam 6’dan itibaren DJ’ler müziği devralıyor. Bundan sonra ise esas eğlenceli saatler başlıyor desek yeridir. Buranın usta barmenlerinin hazırladığı kokteyller de denenmeyi kesinlikle hak ediyor.

L’Atelier Cocktail Club:

Adından da az çok anlaşılacağı üzere, burası zengin kokteyl çeşitleriyle konuklarının başını döndüren bir yer. Usta ellerin hazırladığı bu kokteyller arasında klasikler de var sıradışı karışımlar da... Sakin atmosferi ise, gösterişli ve lezzetli kokteyllerin eşlik edeceği keyifli sohbetler için ideal kılıyor burayı. Aman içkiyi fazla kaçırmayın!

Alışveriş

'İsviçre' dendiğinde ilk akla gelenler saat, saat ve yine saat olduğu için, alışveriş için yola çıktığınızda Rolex, Cartier, Patek Philippe, Audemars Piguet ve Vacheron Constantin gibi ünlü markaların mağazalarını da mutlaka ziyaret edin!

Adler Joailliers:

1886 yılında İstanbul’da kurulan ve dünyanın en seçkin mücevherat markalarından biri haline gelen Adler’in Cenevre’de de gösterişli bir mağazası bulunuyor. Sofistike tasarımlarını pırlantalarla donatan Adler’den alacağınız takılar şıklığınıza şıklık katacak, hatta kıyafetlerinizi bile geride bırakacak!

Bon Génie:

1891’den bu yana Cenevre’nin günlük yaşantısını renklendiren Bon Génie, şehrin tam merkezinde yer alan 7 katlı bir mağaza. Dünyaca ünlü hazır giyim markalarının yer aldığı bu devasa mağazanın reyonları kadın, erkek ve çocuk olarak ayrılıyor. Hem sadece kıyafet değil, ayakkabı, aksesuar ve kozmetik ürünlerini de burada bulmanız mümkün. İsviçre’den dönmeden evvel alışveriş keyfini doyasıya yaşamak istiyorsanız her yerden önce buraya uğramayı ihmal etmeyin.

Septième Etage:

Cenevre’de yeni tasarımcıların koleksiyonlarını bulabileceğiniz adresleri mi merak ediyorsunuz? İşte Septième Etage, bunlardan bir tanesi... Her dükkânda rastlayabileceğiniz kıyafetlerden ziyade özel ve orijinal olanın peşindeyseniz burada kendinize göre çok şey bulacaksınız. Burada ayrıca çanta, ayakkabı, takı, parfüm gibi şıklığınızı tamamlayacak ürünler de sizleri bekliyor

Auer Chocolatier:

Cenevre’ye geldiğinizde canınızın çikolata çekmesi boşuna değil, malumunuz, İsviçre’nin çikolataları pek meşhur. Peki, en iyi çikolatayı nereden alacağınızı mı merak ediyorsunuz? 1939 yılından beri çikolata tutkunlarını ağırlayan Auer bunlar arasında ilk uğramanız gereken dükkânlardan biri... Çeşit çeşit truffe’ler, badem ezmeleri, pralinler ve daha neler neler! Nasıl düşüncesi bile ağzınızı sulandırmaya yetti değil mi?

Globus:

Cenevre’nin dekorasyondan kıyafete, kozmetikten şarküteriye kadar pek çok alana uzanan büyük mağazalarından biri Globus... Burada her alandan ünlü markaların ürünlerini bulabilirsiniz ama özellikle gurme bölümü baş döndürücü çeşitliliğe sahip. Özel şaraplardan lezzetli İsviçre peynirlerine, çaylardan deniz mahsüllerine, damak tadına düşkün olanların mabedi olacak nitelikte bir yer burası. Gördüğünüz her şeyi o anda oturup mideye indirmek istemeniz çok normal...

Şubat'ta Nereye?

Şubat'ta Nereye?

“CENEVRE”