Las Vegas Elinizin Altında

Tamam, “Vegas’ta olan Vegas’ta kalır” da, insan yeteneğinin zirvesi niteliğindeki gösterişli mimarisini, her daim ışıl ışıl kalabilen panoramasını seyrettikten sonra Las Vegas’ın sırlarınız arasında gömülüp gitmesine yüreğiniz nasıl el verecek?

Eski medeniyetlerin, çölün ortasına diktiği piramitlere karşılık Las Vegas da devasa otelleri ve gökdelenleriyle tarihe geçmeye muktedir. Nevada Çölü üzerine rengârenk ışıklarıyla serilen bu şehir, hareketin bir an bile eksik olmadığı kumarhaneleri, kocaman alışveriş merkezleri, eğlenceyi yükseklere taşıyan rollercoaster’ları ve gündüz-gece ayrımı yapmayan eğlence hayatıyla insanoğlunun elinden çıkma, en heybetli şehirlerden biri.

Las Vegas’ın sıradanlıktan uzak, her güne yeni bir macera taşıyan yaşantısının insana neler sunduğunu, yazının ta en başında tekrarladığımız o ünlü cümle, tek seferde anlatmaya yetiyor, değil mi?

Las Vegas

En İyiler

Wynn Las Vegas:

Las Vegas’ın en lüks otellerinden ve kumarhanelerinden Wynn’a hoş geldiniz! Kapıdan içeri girdiğiniz anda burun buruna geleceğiniz ihtişamın sizi sersemletmesine izin vermeyin! Elini attığı her alanda onlarca ödüle layık görülen bu otelin Hollywood dekorlarını aratmayan kumarhanesi, Michelin yıldızlı restoranı ve insanı yeryüzünden havalandıran spa’sı yetmezmiş gibi bir de Matisse, Picasso, Van Gogh, Cézanne gibi ressamların eserlerinin olduğu bir galerisi var. Tabii gece kulübünü de atlamamalı. Mimarisindeki ihtişam tabii ki odalarına da taşınmış ama konforu öne çıkararak ve büyük bir sadelikle…. Böylelikle sabahtan akşama, sokağa adımınızı bile atmadan türlü maceranın içinde bulabilirsiniz kendinizi.

Bellagio:

Las Vegas’a hiç gitmemiş olsanız da şehrin görüntülerini veya fotoğraflarını gördüyseniz eğer, Bellagio’nun heybetli binası aşina gelecektir. Hele Ocean’s Eleven filmini izlediyseniz, buradan pek çok kareyi önceden görmüşsünüzdür demektir. Como gölünün yakınlarındaki Bellagio köyünden esinlenerek inşa edilmiş olan Bellagio, konuklarının tüm ihtiyaçlarını önceden düşünerek hazırladığı odalarından şehrin düzlüklere uzanan manzarasını seyre dalıyor. Las Vegas’ın tüm iddialı otellerinde olduğu gibi burası da spa’dan restorana, alışverişten kumarhaneye kadar pek çok farklı kozu elinde bulunduruyor. Otelin hemen önündeki o devasa fıskiyenin su şovu ise şehrin sembollerinden biri âdeta...

Four Seasons Las Vegas:

Art-deco stilinden ilham alınarak dekore edilmiş olan Four Seasons Las Vegas, tahmin edileceği üzere, Four Seasons zincirinin kusursuz misafirperverliğiyle ağırlıyor konuklarını. 424 odası ve 81 süiti bulunan otelin boydan boya uzanan pencereleri, şehrin nefes kesici manzarasını ayaklarınızın altına seriyor. Konaklama dışında sunduğu hizmetler ise spa salonlarından, mutfağında usta şeflerin olduğu restoranına kadar çeşitleniyor. Konforun en üst düzeyde olduğu Four Seasons’ın, şehrin bir diğer önemli oteli ve kumarhanesi Mandalay Bay’in binasında, 35. kat ve yukarısında yer aldığını da söyleyelim ki karşılaşacağınız manzarasının harikuladeliği buraya gelmeden aklınızda canlansın.

Mandarin Oriental Las Vegas:

Evet, Las Vegas’taki en sakin otellerden biriyle karşınızdayız. Lüksün her tarafına sindiği Mandarin Oriental, Asya etkileşimli modern dekorasyonunda ağırlıyor konuklarını. Las Vegas’taki pek çok otelin aksine Mandarin Oriental’de kumarhane bulunmuyor; o yüzden buranın hareketliliği o kadar fazla değil. 335 odası ve 57 süiti bulunan otelin manzarası, geceleri ışıl ışıl parlayan şehri ve etrafı saran dağları görüyor. Otelin diğer güzellikleri arasında ayrıca, Fransız mutfağını yenilikçi bir sunumla hazırlayan restoranı (otelde ayrıca bistro, bar ve kafeler de mevcut) ve sizi tazelemeye âdeta and içmiş spa salonlarını (hamamdan buhar odalarına, neler neler yok ki!) sayabiliriz. Las Vegas’ın dingin köşelerini bulmak isteyenlere duyurulur!

Cosmopolitan:

Kapılarını 2010 yılında açmış olan Cosmopolitan, şehrin en yenilerinden... Dünyadaki başka şehirler için gayet büyük sayılabilecek bu otelin, Las Vegas standartlarına göre 'butik' kaldığı bile söylenebilir. Modern tarzdaki dekorasyonuyla bünyeye rahatlık yayan Cosmopolitan, ünlü şeflerin dünya mutfaklarından lezzetler sunduğu restoranları, ev sahipliği yaptıkları etkinliklerle şehrin eğlence ve gurme hayatının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Cosmopolitan'ın ayrıca spa, hamam, alışveriş ve kumarhane gibi konularda da oldukça misafirperver davrandığını ayrıca belirtelim.

Bunlara Da Bakmaya Değer

Aria Resort and Casino:

MGM Mirage’ın yeni otel ve kumarhanesi Aria, Las Vegas’ın parıltılı yaşantısında yerini aldı çoktan. Konforun ve lüksün üst seviyelerde gezindiği Aria’nın 'sky suites' adlı özel süitlerine ve penthouse’larına övgü üstüne övgü yağıyor. Modern ve sade dekorasyonunda konforla şıklığı bir arada, zahmetsizce sağlayan Aria’nın hemen bitişiğinde ise şehrin büyük alışveriş merkezlerinden Crystal yer alıyor. Aria’nın içinde zaten bir sürü restoran, kafe, mağaza bulunuyor; bunlara bir de Crystal’dakiler eklenince çeşit bolluğu, baş döndürücü bir hal alıyor... Gerçek bir Las Vegas deneyimi için, Aria doğru adres değil mi sizce de?

The Venetian Las Vegas:

Las Vegas’ın eskilerinden The Venetian, Venedik’ten ilham alınarak inşa edilmiş. Aslında 'ilham' almak biraz hafif kaçar; Venedik’in tıpatıp aynısı yapılmış çünkü! San Marco meydanından kanallarına, gondollarına kadar Venedik’e dair tüm detaylar burada aynen yerlerini almışlar. Ayrıca sürekli farklı etkinlikler, konserler ve şovlar düzenleniyor. Yetmezmiş gibi, otel içinde mağazalar, golf alanları ve ünlü balmumundan heykeller müzesi Madame Tussauds’nun Las Vegas şubesi de bulunuyor. Kısacası, The Venetian’da herkesin eğlence anlayışına göre bir seçenek mevcut.

Palms Place:

Sade ve modern dekorasyonu ile lükse kolayca erişen Palms Place, Las Vegas’ın klasikleri arasında. Palms otelin bir kulesinde yer alan Palms Place, 'signature' ve 'luxe' adlı iki ayrı kategoride oda seçeneğine sahip. Restoranları, konser salonları, gece kulüpleri, barları ve spa salonları (farkındaysanız hepsinden “çoğul” olarak söz ediyoruz), burayı dört dörtlük kılıyor. Palms Place’e adım attıktan sonra dışarıya çıkmanızı gerektirecek bir durum kalmıyor sanki, değil mi?

Hotel 32:

Hotel 32 için, Las Vegas’ın kendini gizlemeyi tercih eden simalarından diyebiliriz. Monte Carlo Casino Resort içinde 32. kattan itibaren yer alan bu 50 odalı otelin adını şehrin yerlileri bile duymamış olabilir. Diğer Las Vegas otellerinin kalabalığından ve hareketliliğinden uzak Hotel 32'nin öncelikleri lüks ve VIP servis üzerine kurulmuş olsa da konuklarına kendilerini evlerinde gibi hissettirmeyi de eksik etmiyor. Las Vegas’ın parıltıları arasında kendinize özel bir alana kavuşmak ve ayrıcalıklı bir seyahat yaşamak istiyorsanız, Hotel 32 için rezervasyon yapmaya koyulmalısınız bir an önce!

Nobu Hotel:

Las Vegas klasiklerinden Caesars Palace’ın içinde bu sene açılmış olan Nobu, kendine özgü lüks anlayışını koyuyor ortaya. 4000 odalık devasa Caesars Palace’ın içinde 181 odasıyla yer alan Nobu, Asya etkileşimli dekorasyonunda konuklarına huzur yayıyor. Las Vegas’ın coşkulu kalabalığından uzak bir köşeye yerleşebilmiş olan Nobu’dan eğlence merkezlerine ulaşmak ise, tahmin edileceği üzere, sadece birkaç dakika sürüyor. Bir taraftan sakinliğin tadına çıkarırken, diğer taraftan da, restorandan spa’ya, Caesars Palace’in nimetlerinden faydalanabilirsiniz.

Kahvaltı & Brunch İçin Tavsiyeler

Las Vegas’taki otellerde konaklamaya kahvaltı dahil olmadığından, kahvaltı için, her sabah farklı bir mekân deneyebilirsiniz. Otellerin büfeleri lezzet ve çeşit açısından birbiriyle yarışıyor âdeta... O yüzden seçim yapmak çok zor ama kahvaltılarını kaldıkları otelin dışında yapmak isteyenler için aşağıdaki üç büfenin şehrin en ünlüleri arasında yer aldığını söyleyelim.

Bacchanal Buffet:

Caesars Palace’in içinde yer alan bu restoranın büfesi için Las Vegas’ın en iyisi deniyor. Burada dünyanın farklı mutfaklarından seçenekler mevcut. Kahvaltı ve brunch zamanında, sushi'den pancake’e uzanan, 500 farklı yiyecek sunuluyor. Burada ayrıca çocuklar için de özel bir bölüm bulunuyor. Kahvaltı servisi sadece hafta içi var ve saat 7 ile 11 arası yapılıyor. Brunch ise hafta sonları, sabah 8 ile öğle 3 arasında...

Sterling Brunch:

Bally’s'in içinde yer alan 25 yıllık Sterling Brunch, şehrin en eskilerinden ve en iyilerinden... Hatta Las Vegas’a gelmişken yapılacaklar listenize Sterling’de brunch’ı eklemeyi unutmayın; zira şampanyadan havyara, ne ararsanız bulacağınız bir açık büfenin vereceği mutluluğu yaşamadan dönmek olmaz. Sabah 9:30’dan öğlen 2:30’a kadar süren brunch’ın tadını çıkarabilmek için en geç 13:30’a kadar masanıza gelmiş olmanız gerekiyor.

Buffet Bellagio:

Bir diğer çeşitten çeşide koşan açık büfe ise Buffet Bellagio... Burada omlet de var, dünyanın en iyi havyarları Ikura ve Tobiko da... Hafta içleri, saat 7 ile 11 arası kahvaltı servisi yapan Buffet Bellagio’da hafta sonu geldi mi keyif daha da uzatılıyor; 15:30’a kadar sürüyor. Normal ücretten yaklaşık 10 dolar daha fazla öderseniz, menünüze sınırsız şampanya da dahil oluyor... Cemal Süreya, mutluluğun kahvaltıyla bir ilgisi olmalı derken Buffet Bellagio’dan mı bahsediyordu acaba?

Öğle Yemeği İçin En İyi Adresler

MOzen Bistro:

Zen kültürüne göre dekore edilmiş ferah mı ferah mekânında konuklarına dinginlik yayan MOzen Bistro, menüsünde Asya mutfağından seçkilere yer veriyor. Yalnız buranın popüler bir restoran olduğunu ve öğle yemeklerinde özellikle rezervasyon yaptırmanız gerekebileceğini belirtelim. Ayrıca bir hatırlatma daha; öğle yemeği servisi 12:00 – 14:00 arası veriliyor.

Wolfgang Puck Pizzeria & Cucina:

Las Vegas’ın en büyük alışveriş merkezlerinden olan Crystal’ın içindeki Wolfgang Puck, sizi alışverişe lezzetli bir mola vermeye davet ediyor. Sade ve rahat dekorasyonuyla sıcakkanlı bir atmosfer yaratan Wolfgang Puck’ın menüsünü İtalyan mutfağına ait, en taze ürünlerle hazırlanmış seçenekler oluşturuyor. Özellikle de odun ateşinde pişirilen pizzaları mutlaka denenmeli! Gün içinde enerji toplamak ve sevdiklerinizle keyifli bir yemek yemek için, gidilesi yerler listesinde üst taraflara yazın Wolfgang Puck’ın ismini.

Le Burger Brasserie:

Hamburgeri fast food zincirlerinde değil de, işi bilen yerlerde yemek istiyorsanız, Le Burger Brasserie’nin alanındaki en iyi adreslerden biri olduğunu söyleyelim. Menüsü hamburger ağırlıklı olan Le Burger Brasserie’de lezzeti dünyaca ünlü olan kobe eti kullanılıyor. Diğer yandan, sunumu açısından Fransız stilini benimseyen Le Burger Brasserie’de, kendi seçtiğiniz malzemelerle kendi hamburgerinizi de yaratabilirsiniz isterseniz.

Metro Pizza:

Las Vegas’ın eskilerinden Metro Pizza, şehirdeki pek çok restoranın aksine bir alışveriş merkezi ya da otelin içinde yer almıyor. Kendine ait bir mekânı olan Metro Pizza, iki kuzenin girişimiyle 1980 yılında kurulmuş. O zamandan bu yana, lezzetli mi lezzetli pizzaları ve sıcacık hamur işi seçenekleriyle Metro, şehrin yemek alanında sembolleşmiş yerlerinden biri olarak biliniyor. Alışveriş merkezlerinin dışına çıkıp şehrin farklı bir yönünü yaşamak ve bir de o yumuşacık pizzalardan tatmak isteyenler için istikamet Metro Pizza!

Mon Ami Gabi:

Paris Las Vegas otelinin içinde bulunan Mon Ami Gabi, klasik bir Fransız bistro’su... Fransız mutfağından güzelliklerin yanı sıra, Amerika’nın favori lezzetlerini de menüsüne yerleştiren Mon Ami Gabi’nin şarap seçenekleri de, tahmin edileceği üzere, oldukça zengin. Burada ayrıca glütensiz yemekler ve çocuk menüleri de mevcut. Mon Ami Gabi, her güne ayrı bir spesiyalite hazırlıyor ama bilhassa deniz ürünlerini tercih edenlere burası cennetten bir köşe gibi gelebilir

Akşam Yemeği İçin En İyi Adresler

L’atelier de Joel Robuchon:

Kırmızılı siyahlı dekorasyonunda, klasik lezzetleri kendine özgü bir üslupla sunan L’atelier de Joel Robuchon, MGM Grand içindeki mekânında son derece keyifli bir yemek deneyimi yaşatıyor. Kurucusu Joel Robuchon’a ait tarifleri, mutfağın şimdiki şefi Steve Benjamin hazırlıyor. Bilhassa deniz ürünlerinin öne çıktığı restoranda zengin mi zengin bir şarap menüsü de mevcut. İster size pek çok farklı lezzeti deneme imkânı sunacak küçük porsiyonlar halinde, ister dolu dolu bir tabakta sipariş edebilirsiniz yemeklerinizi. Buranın tatlıları ise en az yemekleri ve şarapları kadar övgüye değer!

Picasso:

Las Vegas’ın ihtişamlı otellerinden Bellagio’nun içinde yer alan Picasso, Fransa ve İspanya (restorana adını veren bu ünlü ressamın hayatını geçirdiği iki ülke) mutfaklarından ilham alarak hazırladığı bir menü sunuyor. 2 Michelin yıldızını yakasına takan Picasso'nun 1500 ayrı çeşit sunan, Avrupa bağlarından toplanmış bir şarap menüsü bulunuyor. Restoranın duvarlarını hangi ressamın eserlerinin süslediğini ise ayrıca belirtmemize gerek yok herhalde, değil mi?

Krug Chef’s Table:

Evet, Krug’un bir şampanya markası olduğu doğru ama gastronomideki deneyimini restorancılığa da taşımaya karar veren ekip, Caesars Palace’daki Michelin yıldızlı Guy Savoy restoranının içinde kendine özel bir yer açmış. En fazla 10 kişi ağırlayan Krug Chef’s Table, kendine özgü tadım menüsünden ikramlar sunuyor. Tıka basa doymaktansa, özel bir gurme deneyimi yaşamak ve yeni tatların keyfini çıkarmak için denenmeli mutlaka. Rezervasyon mu? Tabii ki şart!

Bartolotta Ristorante di Mare:

Las Vegas’ın süper lüks oteli Wynn’ın içinde yer alan Bartolotta, konuklarını İtalyan mutfağından lezzetlerle buluşturuyor. Burada öncelik deniz ürünlerine ayrılmış. Restoranın dekorasyonu ise klasik ve nostaljik bir ihtişama sahip. Hem açık hem de kapalı mekânı bulunan Bartolotta’nın yazları bahçesinde 60’lı yılların filmlerinden çıkma sahneler yaşanıyor. Şef Bartolotta’nın sunumlarının eşsizliği ise başlı başına bir deneyim!

Atıştırmalı!

Payard:

Las Vegas’la özdeşleşmiş klasik açık büfe tarzından farklı olarak Payard, mekânına hâkim olan Fransız ve Amerikan stillerinin birleşimini menüsüne de taşıyor. Buraya sabah kahvaltısı için de gelebilirsiniz, sıcacık bir kahve molası vermek için de... Siz yine de günün hangi saatinde gelirseniz gelin, Payard’ın lezzetli tartlarından ya da neredeyse efsaneleşmiş çikolatalı suflesinden yemeden ayrılmayın buradan.

Bouchon Bakery:

New York’ta da bir şubesi bulunan Bouchon Bakery, Las Vegas’ta The Venetian otelinin içinde, 3 ayrı noktada yer alıyor. Buranın atmosfere nefis kokular yayan pasta ve tatlıları kadar taptaze kahvesi de çok meşhur. Güne tatlı bir mola vermek ve vücuda bol bol mutluluk depolamak için şehirdeki birkaç özel adresten biri burası...

Jean Philippe Patisserie:

Çikolata sevdalılarının daha ilk bakışta vurulacağı, hem göze hem kalbe hem de mideye hitap eden Jean Philippe Patisserie, mağazasındaki camdan yapılmış çikolata şelalesiyle Dünya Rekorlar Kitabı’na girmiş bir pastane. Bir taraftan üç farklı renkte çikolatanın ihtişamlı gösterisini izlerken, diğer taraftan da şef Jean Philippe Maury’nin elinden çıkma leziz mi leziz tatlıların keyfini çıkarabilirsiniz. Aman dikkat edin de tatlı komasına girmeyin!

Gece Kuşlarına

XS Las Vegas:

Neredeyse her gece ayrı bir DJ’in çaldığı, müziğin, dansın ve hareketin bir an bile durmadığı bir kulüp XS Las Vegas... Şehrin dünyaca ünlü mekânlarından biri olan XS Las Vegas, 2012 yılında en yüksek ciroyu yapan gece kulübü olarak tarihe geçmiş. O kadar meşhur yani! Buranın gösterişli dekorasyonu ise burayı sıradan bir kulüp olmaktan çıkarıp bol parıltılı ve gösterişli bir yer haline getiriyor. Buraya gelirken özel bir kıyafet zorunluluğu yok ama yırtık kotla ya da şortla almadıklarını da belirtelim.

Tryst:

Şehrin en ihtişamlı otellerinden Wynn’ın içinde yer alan Tryst, kırmızılara bürünmüş dekorasyonunda coşkulu bir eğlenceye davet ediyor. Vegas’ın ünlü gece hayatının vazgeçilmez bir parçası olan Tryst’ta, her gece ayrı bir DJ’in performansı var. Kaliteli içkiyle dansın iç içe geçtiği bir eğlence için Las Vegas’ta adını en çok duyacağınız yerlerden biri burası...

Tao:

2005 yılında kapılarını açan Tao, Budist tapınaklarının sükunetini dekoruna taşısa da hareketli geceleriyle Las Vegas yaşantısındaki yerini alıyor. Bekarlığa veda gecelerinden doğum günü partilerine kadar pek çok özel davete de ev sahipliği yapan Tao’da sık sık DJ performanslarına yer veriliyor, konserler düzenleniyor. Vegas’a yakışır bir gece geçirmek isteyenleri buraya alalım.

Lavo Las Vegas:

New York’un ünlü gece kulübü Lavo’nun Las Vegas şubesi burası. DJ performansları sayesinde her gecenin dolu dolu geçtiği bu kulüpte VIP ve dünyaca ünlü isimlerle burun buruna gelme ihtimaliniz çok yüksek. Gündüzleri İtalyan restoranı olarak konuklarını ağırlayan Lavo, gecenin başlamasıyla birlikte eğlenceyi mekânına taşıyor. Şık lounge’larında harika kokteyllerinin tadını çıkarabilir ya da DJ’lerin hareketli seçkisi eşliğinde dans pistlerinin hakkını verebilirsiniz. Her halükârda, burada iyi vakit geçireceğiniz kesin!

Drai’s:

Şehrin ünlüleri ağırlayan bir diğer büyük kulübü de Drai’s... Buranın 'beach club' olarak geçtiğini görünce, "Las Vegas’ın ortasında ne plajı?” diye şaşırabilirsiniz ama Drai’s’in, plajların o sıcak ve uçarı atmosferini, havuz başındaki mekânına nasıl taşıdığını görünce daha da şaşıracaksınız. Bu arada, 2014 ilkbaharıyla birlikte havuz başında plaj konseptli partiler de düzenlenmeye başlayacak burada. Plajın hareketliliği için illa deniz ve kuma ihtiyaç yok ki canım!

Gündüz De Partileyenler

Rehab:

Burada düzenlenen partilere bazen binlerce kişinin geldiğini biliyor muydunuz? Ünlü DJ’lerin performansları havuz başında dans dolu saatleri de beraberinde getiriyor. Bunlara birbirinden güzel kokteyl ve içkiler de eklenince, eğlence hayatının sadece gecelere mahsus olduğu genellemesi alaşağı ediliyor. Yola çıkarken en güzel bikini ve mayolarınızı çantanıza atmayı unutmayın!

Marquée:

Cosmopolitan’ın içinde yer alan Marquée, iki yüzme havuzu, oyun alanları ve barlarıyla şehrin en hareketli partilerine ev sahipliği yapıyor. Elektronik müziğin en yetenekli DJ’lerini ağırlayan mekânda eğlencenin dozu o kadar yüksek ki, özellikle parti olan günlerde burası kalabalıktan dolup taşıyor âdeta! Şehrin en kaliteli mekânlarından birinde, dansla müziğin iç içe geçtiği bir eğlence için buranın partilerinden birine denk gelmeye çalışın mutlaka...

Encore:

Plaj partilerinde coşmak için illa ki kum ve denize ihtiyaç olmadığının kanıtlarından biri de Encore Beach Club. Pek çok ünlünün de favorileri arasında yer alan Encore, Las Vegas’ın ortasına plaj eğlencesini taşımayı çok iyi başarıyor. Mayonuzu giyin ve elinize bir içki alarak kendinizi dansa ve müziğe bırakın!

Wet Republic:

Vegas’ın en ünlü havuz partilerine imza atan Wet Republic’in sevdalısı pek çok ünlü var. Zaman içinde Lindsay Lohan’dan Prens Harry’ye kadar pek çok ismi ağırlayan Wet Republic, Tiesto gibi popüler DJ’lerin performanslarına da yer veriyor. Vegas’ın en kaliteli kulüplerinden biri olan Wet Republic’te iyi müzik ve bol bol dans eşliğinde çok eğleneceksiniz!

Alışveriş

Crystals at CityCenter:

Hermès’ten Louis Vuitton’a, Tom Ford’dan Prada’ya, lüks ve şıklığı birleştiren dünyaca ünlü markaların mağazalarının bulunduğu Crystals at CityCenter, Las Vegas’ın yeni alışveriş merkezlerinden biri. Çatısı altındaki mağazaların ışıltısıyla uyumlu bir şekilde tasarlanan mimarisi Crystals’ın lüks ve gösterişini daha da artırıyor. Buranın içinde ayrıca alışveriş sonrası yemek keyfini sürdürebileceğiniz iki ayrı restoran ve bir de pub bulunuyor.

Wynn & Encore:

Las Vegas’ın lüks alışveriş yerlerinden biri de şehrin en büyük otellerinden Wynn’ın içinde yer alıyor. Peşpeşe mağazaların sıralandığı bu mini 'alışveriş caddesinde' Piaget, IWC, Loro Piana, Brioni, Cartier, Chloé, Oscar de la Renta gibi markalar bulunuyor. Las Vegas’ın sıcağından kaçıp serin ve keyifli bir alışveriş turuna koyulmak isteyenler için birbirinden şık seçeneklere sahip Wynn & Encore.

Le Boulevard:

Las Vegas’ın ortasında Paris caddelerinde dolaşıyormuşçasına bir alışveriş keyfi yaşamak ister misiniz? Öyleyse sizi Paris Las Vegas otelinin içindeki Le Boulevard’a doğru alalım. Mağazalarının ve sokaklarının tasarımında eski Paris’i esas alan Le Boulevard’da ilerlerken kendinizi bir tür nostaljiye kaptırmamanız imkânsız. Le Boulevard üzerinde karşınıza binbir lezzet sunan şarküteriler, Davidoff ve Swarovski gibi markaların mağazaları ve çeşitli hediyelik eşya dükkânları çıkacak. Buranın her detayıyla Paris’i andırdığını göreceksiniz siz de!

North:

Outlet dükkânlarıyla aranız nasıldır bilmiyoruz ama her halükârda North’a uğramanız gerek bizce. Zira burası bir tür 'outlet cenneti'. Bir kere hazır giyim söz konusu oldu mu Diesel’den Michael Kors’a, Gap’ten Burberry’e aklınıza gelebilecek her türlü marka var burada. Hem de outlet olduğu için tüm markaların ürünlerini çok daha ucuz bir fiyata satın alabilirsiniz. Alışveriş çılgınlığı denilen durumu burada yaşamazsanız başka nerede yaşayabilirsiniz ki?

Richard Mille:

Dünyaca ünlü İsviçreli saat markası Richard Mille’in Amerika’daki ikinci büyük mağazası Las Vegas’ta bulunuyor. Kol saatlerinin sıradan bir aksesuar değil de bir tür yaşam tarzı olduğunu düşünenleri, şık ve kaliteli modelleriyle cezbetmeyi başarıyor Richard Mille. Mağazanın gösterişli dekorasyonu içinde parlayan saatlere karşı gelebilmeniz imkânsız olacak!

Görülmesi Gereken Yerler

Guggenheim Müzesi:

as Vegas da, New York, Venedik, Bilbao ve Abu Dhabi gibi özel bir koleksiyonla Guggenheim’ı ağırlayanlar arasında. Las Vegas’ın en görkemli otellerinden The Venetian Restort binasında bulunan Guggenheim Müzesi’nde, kalıcı koleksiyonun yanı sıra belli dönemlerde düzenlenen özel sergiler de görülebilir. Müzenin çağdaş tasarımı ve mimarisinin ise içindeki eserler kadar büyüleyici olduğunu söylememiz gerek.

Ethel M. Çikolata Fabrikası Turu:

Charlie’nin Çikolata Fabrikası’nın o leziz mi leziz hikâyesi gerçek olsun mu isterdiniz? O zaman sizi Ethel M. Chocolates’ın fabrikasında düzenlenen çikolata turuna alalım. Burada haftanın her günü, hem fabrika içinde hem de botanik bahçesinde rehberler eşliğinde özel turlar düzenleniyor. "Çikolata diyorduk botanik bahçesi nereden çıktı?" diyenler için söyleyelim: Ethel M. Chocolates’ın kocaman bahçesinde, 300 farklı türde kaktüs yetiştiriliyor. Hatta burası Nevada’nın en büyük kaktüs koleksiyonuna sahip.

Grand Canyon:

Nevada Çölü’ne kurulan Las Vegas, devasa boyutlardaki ışıltılı mimarisiyle öne çıkıyor olabilir ama şehri saran heybetli doğayı da unutmamak lazım. Grand Canyon, Las Vegas’tan 400 kilometre uzaklıkta fakat buralara kadar gelmişken, sonsuzluğu yeryüzüne getiren bu doğal güzelliği otobüs, hammer, helikopter ya da atv eşliğinde turlamaya gitmelisiniz mutlaka. Renklerin bambaşka boyutlara ulaştığı Grand Canyon’da kendinizi içinde bulunduğunuz zamanın çok dışında hissedeceksiniz.

Le Rêve:

Fransızcada 'rüya' anlamına gelen Le Rêve, su ve ateşin iç içe geçtiği harikulade bir şov sunuyor izleyiciye. Kullanılan ışıklar ve renkler aracılığıyla gerçekten de bir tür rüya etkisi yaratılan Le Rêve, akrobasinin de zirve yaptığı, kolay kolay unutamayacağınız bir gösteri. Las Vegas’ın gösterişli otellerinden Wynn’ın devasa salonlarında düzenlenen Le Rêve’i izleyebilmek için biletlerinizi önceden hazır etmeyi unutmayın!

The Colosseum:

Evet, adı tesadüf değil, burası gerçekten de Roma’daki Kolezyum örnek alınarak inşa edilmiş. Şehrin en ihtişamlı konser salonlarından olan The Colosseum’da dünyaca ünlü müzisyenlerin konserleri ve şovlar düzenleniyor. Las Vegas’ta olacağınız tarihler için buradaki etkinlik takvimine bakmayı ihmal etmeyin. Kim bilir, belki de Elton John ya da Céline Dion gibi isimlerin konserlerine denk gelebilirsiniz!

“O” by Cirque du Soleil:

Las Vegas’la özdeşleşen, onlarca efekti ve sıradışı figürü bir araya getiren şovlardan birini izlemek istiyorsanız, dünyaca ünlü ekip Cirque du Soleil’in “O” adlı, suda düzenlenen gösterisine denk gelmeye çalışın mutlaka. Las Vegas’ın ışıltılı otellerinden Bellagio’da düzenlenen O by Cirque du Soleil, aklınızdan kolay kolay çıkmayacak.

Panda:

2013 Aralık’ında izleyiciyle buluşmaya başlayan Panda, Las Vegas’ın en yeni gösterilerinden... Rengârenk kostümler ve eğlenceli danslar eşliğinde macera dolu bir hikâye anlatan Panda’yı izlerken, Ulusal Çin Akrobasi ekibinin yaptığı inanılmaz figürler sizi şaşkınlığa uğratacak.

Filmler

"Ocean’s Eleven":

Tüm zamanların en eğlenceli ve en büyük soygun hikâyelerinden biri için dünyaca ünlü oyuncuları bir araya getiren Ocean’s Eleven, hareketli kumarhaneler ve ihtişamlı otelleriyle Las Vegas ruhunu en iyi yansıtan filmler arasında yer alıyor. George Clooney, Matt Damon, Brad Pitt ve Julia Roberts gibi dev isimleri başrolde gördüğümüz 2001 yapımı Ocean’s Eleven aslında 1961 tarihli aynı adlı filmin tekrar çekilmiş versiyonu. Bitmek bilmeyen bir heyecanın peşinde Las Vegas’ı turlayan Ocean’s Eleven ile şehrin parıltılı yaşantısını oraya kadar gitmeden yaşamış olacaksınız.

"Hangover":

“Vegas’ta yaşanan Vegas’ta kalır” sözünü doğrulayan olaylarla dolu Hangover. Nelere sebebiyet vereceği daha en başından belli olan bir bekarlığa veda partisi için Las Vegas’a gelen bir grup arkadaşın, sarhoşluk sebebiyle hatırlamadıkları birkaç saat boyunca başlarından geçen talihsiz olayları, birbirinden komik sahneler eşliğinde izliyorsunuz Hangover’da. Otel odasına kaplanla gelen mi dersiniz yoksa bir gecede kendini mafyanın içinde bulan mı... Vegas’tan yaşanan maceraların en komikleri bu filmde!

"Rainman":

Tom Cruise ile Dustin Hoffman’ın başrollerinde olduğu Rainman, birbirini yıllar sonra tanıyan iki erkek kardeşin hikâyesi peşinde Las Vegas’a doğru uzanıyor. Las Vegas kumarhanelerinin şahit olduğu en sıradışı 'hile' hikâyelerinden birini izliyorsunuz bu filmde ama tabii ki tüm hikâyeyi sadece bundan ibaret saymak büyük haksızlık olur. Anlattıkları, oyunculukları ve çekimleriyle baştan sona bir klasik, Rainman.

Aman Aman

Bu A.B.D.’nin tamamı için geçerli bir kural ama söz konusu gece hayatı ve barlarıyla ünlü Las Vegas olduğu için biz bir kere daha hatırlatalım: 21 yaşın altındakiler gece kulüplerine giremiyorlar ve yine bu yaşın altındakilere içki satışı yapılmıyor. Kumarhanelerde kumar oynayamadıklarını da ayrıca belirtmemize gerek yok herhalde, değil mi?

Bu arada, eğlence hayatı demişken bizim de birkaç tavsiyemiz var: Las Vegas’ın ihtişamıyla özdeşleşmiş, dev prodüksiyonlu gösterileri izlemeyi ve çölün ortasına plaj keyfini taşıyan, yerden metrelerce yükseklikte düzenlenen havuz partilerine katılmayı da seyahat planlarınızın arasına ekleyin. Buradakilerin benzerlerini dünyanın başka bir yerinde göremezsiniz çünkü.

Sıkıcı Bilgiler

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte Las Vegas, etrafını saran Nevada Çölü’nün de etkisiyle sıcak ama gerçekten çok sıcak olabiliyor. O yüzden seyahatlerinizi Mart, Nisan, Mayıs ile Ekim ve Kasım aylarına denk getirmeye çalışın.

Eğer Las Vegas’a sıcak döneminde gelecekseniz yürüyerek şehir turuna çıkmak büyük bir hata olacaktır. Havanın çok sıcak olması bir yana, burada mesafeler o kadar uzun ki...

Şehirdeki görülecek yerlerle önemli mekânların pek çoğu otellerin içinde bulunduğundan, oteller arasında tüneller ve köprülerle geçişler sağlanmış. Bunun dışında otellerin özel servis hizmetleri de bulunuyor.

Las Vegas’taki büyük kolaylık sağlayan ulaşım aracı ise taksi! Şehrin uzun yollarla kuşatılmış olması bir yana, buradaki taksi fiyatlandırmaları gerçekten çok ucuz. Her otelin önünde müşteri bekleyen birkaç taksi oluyor mutlaka.

Ekim'de Nereye?

Ekim'de Nereye?

“LAS VEGAS”