Sicilya Elinizin Altında

Akdeniz'in en büyük, İtalya'nın üçgen şekilli yarı özerk adası Sicilya gizemiyle tam keşif severlere göre. Dünyanın en tehlikeli aktif volkanları arasında ilk sıralarda yer alan Katanya bölgesindeki Etna Dağı gibi görülmesi gereken pek çok şey var bu adada. Doğasıyla, insanlarıyla, barok mimarisiyle Alman edebiyatçı Goethe'nin dediği gibi: Sicilya'yı görmeden İtalya'yı anlamak mümkün değildir!

Adanın diğer meşhur özelliği olan mafyanın varlığı ise Akdeniz insanın sıcaklığı, misafirperverliği ile beklentilerin tam tersine hissedilmiyor bile. Her Akdeniz ülkesinde olduğu gibi, Sicilyalılar da yemeğe düşkün insanlar. Geleneksel mutfaklarına bağlı olsalar da farklı lezzetler ve dokunuşlar tatmak mümkün. Hollywood artistlerinin son dönemlerde çokça tercih ettiği Katanya ve çevresindeki Taormina, Siraküza, Noto ve efsane Baba filminin bazı sahnelerinin çekildiği Savoca gibi şirin kasabaları keşfetmek için acele edin.

Sicilya

En İyiler

Hotel Metropol Taormina:

Romantizmin başkenti Taormina’da eşsiz bir otel: Metropol Taormina. Tarihi Torre dell’Orologio saat kulesinin hemen yanı başında, Ortaçağ mimarisinin izlerini taşıyan bir Akdeniz havarisi âdeta otel. Ziyaretçilerine açtığı 23 oda ve süiti 17. yüzyılın belle-époque ambiyansı ile bembeyaz bir modernizmin kusursuz bileşimini yansıtıyor. Şiirlere konu olan bu dağ kasabasında, önce balkona çıkıp bulutlara selam veriyor ardından, 10 dakika içinde ulaştığınız özel kumsala serilip denizin ve güneşin tadını çıkarıyorsunuz.

Grand Hotel Timeo:

Grand Hotel Timeo, Messina Boğazı’na kucak açan zarafetiyle 1873’den beri Sicilya’nın göz bebeği. Taormina koyuna kurulmuş otelin doğayla bütünleşmiş muhteşem terası kimleri ağırlamamış ki bugüne dek? Guy de Maupassant, Taormina’nın güzellikleriyle bu otelde tanışmış. Sırtını Etna Yanardağı’na yaslamış, Sicilya mimarisinin en şık ayrıntılarıyla döşenmiş oda ve süitlerde unutulmaz bir tatil yaşamanın keyfine siz de varın.

Liberty Hotel Catania:

Sicilya’nın doğu kıyısında yüzyıllardan beri Barok mimarinin en incelikli eserleriyle tarihe meydan okuyan kent Catania’dayız. Şehrin kalelerinden biri de 1900’lü yıllardan itibaren misafirlerini aynı ilgiyle karşılayan Liberty Hotel Catania. Otel kapısından seçimini yapacağınız 18 oda ve süite kadar her ayrıntı, kentin ruhunu yansıtır nitelikte burada. Biz “Öyle bir otel olsun ki adımımızı attığımız anda kendimizi Catania’nın daracık sokaklarında kaybedelim” demiştik, dileğimiz gerçek oldu.

San Domenico Palace:

Aslı 15. yüzyıldan kalma mistik bir manastır olan San Domenico Palace, serüvenine 1896’da otel olarak devam ediyor. Taormina’nın en şık mimarisine yakından tanık olabileceğiniz otelin cepheleri hem görkemli Etna Dağı hem de Akdeniz’in maviliklerine açılıyor. Ahşap parkelerle döşenmiş yüksek tavanlı oda ve süitlerdeyse art nouveau'nun çok şık bir örneği hâkim. Gün ışıklarıyla bezenmiş odalardan çıkıp The Principe Cerami’ye indiğimizde ise bizi iki Michelin yıldınıza sahip şefimiz Massimo Mantarro ve Sicilya dokunuşlarıyla harmanlanmış özel tarifler karşılıyor.

Monaci delle Terre Nere:

Etna Yanardağı’nın yamaçlarında tek başına dikilen Villa Monaci, mevcut sahibiyle 2007’de tanışmış ve o günden sonra bambaşka bir yere dönüşmüş. Telefon ve televizyon gibi tüm teknolojik aletlerden arınmış, Sicilya mimarisinin çağdaş sanatla el ele verdiği ferah odalarıyla otel, cenneti ayaklarınıza seriyor âdeta. Kendinizle yeniden barışacağınız bu sessiz noktada yemyeşil bahçesinde mutlaka bir havadar bir yürüyüşe çıkın; her gün sofralarınızı süsleyen zeytinlerin sebze ve meyvelerin nerede yetiştiğini fark edeceksiniz.

Grand Hotel Atlantis Bay:

Mermaids koyunu tutkulu bir sevgili misali sahiplenmiş Grand Hotel Atlantis Bay. Neredeyse kendini suların maviliklerine kaptıracakmış gibi denize açılan 83 oda ve balkon, burada yaşayacağınız benzersiz deneyimin ip uçlarını veriyor sanki. Özel küçük koyunun hemen yanı başında sizi bekleyen havuzun kenarına yaslanıp denizin ufuklarına dalabilme şansını kaç kişi yakalayabilir? Güneşli bir plaj seansının ardından kendinizi tüm dünyadan soyutladığınız odanıza çıkıp akşam için hazırlanmaya başlayabilirsiniz artık...

Bunlara Da Bakmaya Değer

Musciara Siracusa Resort:

Barok ruhunun asaleti, eski bir Rum şehri olan Syracuse’de Musciara Siracusa Resort ile yaşıyor. Krem renkleriyle nadir bulunan incileri hatırlatan otelin her bir odasında romantik bir salaşlıkla klasik detayların uyumu sergilenmiş. Taptaze deniz kokusuyla dolup taşan 11 oda sağladığı tüm konfora rağmen yine de oturmanıza izin vermeyip her defasında özel olarak ayrılmış plajı ve şezlongların üzerinde hafifçe gözlerinizi kapayacağınız anları hatırlatıyor…

Hotel El Jebel:

Taormina’nın eski şehir merkezinde hem alışveriş hem de tarih tutkunlarının sımsıkı bağlanacağı 5 yıldızlı bir cennetteyiz. Sizi tüm sıcaklığıyla karşılayıp birkaç adım ötedeki tertemiz maviliklere sürecek bu cennetin adı Hotel El Jebel. Ünlü tasarımcıların ellerinin değdiği her odanın iç dekorasyonunda, klasikten oryantale farklı çizgileri görmek mümkün. Bavulunuzu bir türlü toplamak istemeyecek olmanızda muhteşem Naxos koyu ve mahzenden çıkarılıp sizin için servis edilen en leziz Sicilya şaraplarının da payı büyük elbette…

Zash Country Butique Hotel:

Akdeniz salaşlığıyla minimalizmin eşsiz uyumu Zash Country Butique Hotel’de canlanıyor. Volkanik Etna ile mineral deposu maviliklerin arasında, limon ve portakal ağaçlarıyla kuşatılmış yeni bir hayat sunuluyor. Ana binada bulunan 4 odanın yanı sıra, evvelden bir şarap mahzeni olarak kullanılan taş bölmedeki odalar, ateş böceği sesleriyle dalacağınız tatlı uykuların da habercisi bir nevi. Bu eşi bulunmaz antik dünya tablosunu tamamlayan en aromatik unsur ise arındırıcı spa seansları oluyor…

Seven Rooms Villa Dorota:

Her sabah gün ışığıyla birlikte Unesco’nun Dünya Kültür Mirası listesine alınan Noto Vadisi’ne bakan eşssiz bir manzara ve cıvıl cıvıl sokak sesleriyle uyanmak Seven Rooms Villa Dorota’da mümkün artık. Size her an lüks otel konforunu sağlamak için hazır bulunan arkadaş canlısı otel ekibi, 7 odasını mitoloji karaktelerinden esinlenerek döşemiş. Fresklerle kaplı yüksek tavanları şehrin ünlü kiliselerine açılan balkonları ile Villa Dorota, sizi bir yandan antik diyara çağırırken bir yandan da sıcak güneş altında 'dolce vita' bir hayat sürmeye davet ediyor.

The Villa Carlotta:

Dünyaca ünlü otellerin sunabileceği seçkin lüks The Villa Carlotta’da Akdeniz ikliminin sıcakkanlı ruhuyla birleşmiş. Ünlü tasarımcılar tarafından pastel tonlarda döşenen zarafet timsali 23 oda ve süit muhteşem deniz manzarasıyla bütünleşirken, Taormina’nın en renkli noktalarından biri olan Corso Umberto’ya çıkartma yapmak hiç de zor olmuyor. Meltemli akşamlara loş romantik bir ışığın eşlik ettiği otel restoranı ise teras katı avantajını kullanarak İyon Denizi ve Etna Dağı’nın zirvelerini tepeden izletmenin keyfini yaşatıyor.

Öğle Yemeği İçin En İyi Adresler

Osteria da Mariano:

Geleneksel Sicilya mutfağını merak ediyorsanız Osteria da Mariano'nun beklentilerinizi karşılayacağını garanti edebiliriz. Taze sebzelerden hazırlanmış zeytinyağlı antipasti büfesi iştahınızı kabartacak, ardından ev yapımı makarna çeşitlerinden tatmayı ihmal etmeyin. Kabak çiçekli spagetti bizim favorimiz oldu, yanına da soğuk bir kadeh beyaz Sicilya şarabıyla keyifli bir yemek dileriz.

Andrea Sapori Montani:

Siraküza'nın tarihi meydanında, en eski binalarından bir tanesinde öğle yemeğine davetlisiniz. Burası Andrea'nın tutkuyla, yaratıcılığıyla, güleryüzüyle misafirlerini ağırladığı restoranı. Sade ve samimi dekorasyonuna rağmen yemeklerin sunumu bir o kadar özenli ve estetik. İblei dağlarının eteklerindeki minik bahçesinden topladığı sezonluk ürünlerle farklı lezzetler yaratıyor. Andrea usulü Sicilya'nın yöresel yemeklerini keşfetmek için burayı denemelisiniz.

Fud:

Sicilya'da olup burger yenir mi diyeceksiniz fakat Fud'un burgerleri pek bir meşhur. Menüsündeki hamburger çeşitleri pek zengin. Her birinin köftesi farklı karışımlarla hazırlanıyor, bir sürü malzeme ve özel soslarla harmanlanıp önünüze koca bir burger sunuluyor. Yanına da taze baharatlarla tatlandırdıkları Sicilya usulü kızarmış patates sipariş etmeyi unutmayın. Tatilde yapılan kaçamağın telafisi eve dönüşte.

Vineria Modì:

İsminden de anlaşılacağı gibi Vineria Modì bir şarap evi. Sicilya'nın 100'den fazla farklı şarabını deneme şansını burada bulabilirsiniz. Ayrıca bir adada olup deniz mahsullerinden bahsetmemek tabii ki olmaz. Deniz mahsullü tagliatelle menüdeki iddialı yemeklerden sadece bir tanesi. Soğuk bir kadeh şarap eşliğinde unutulmaz bir öğle yemeği için Taormina;daki bu restoranı es geçmemenizi öneririz.

Akşam Yemeği İçin En İyi Adresler

Granduca:

Sicilya'nın en özel restoranlarından biri diyebiliriz. Bulunduğu bina 1400'lü yıllarda yapılmış. Muhteşem Taormina manzarasına karşı mum ışığında çok lezzetli bir yemek için Granduca en doğru adreslerden bir tanesi. Tipik bir İtalyan lokantası. Menüsü daha çok balık ve deniz mahsullerinden oluşturulmuş, et tercih edecekler için de İtalyan mutfağının klasiklerine yer verilmiş. Yemek menüsü kadar şarap menüsü de oldukça iddialı. İtalya'nın farklı bölgelerinden seçme şarapları burada keyifle yudumlayabilirsiniz.

Ristorante Maffei's:

İtalyanların yemeğe düşkün olduğunu bilmeyen yoktur herhalde. Bu yüzden olsa gerek adada keyifli yemek yenecek birçok restoran bulunuyor. Fakat Maffei's şık ambiyansı, kendine has karakteri ve minik portakal ağaçlarıyla dolu bahçesiyle diğerlerinden çok farklı. Geleneksel mutfağa şef Lorenzo'nun yaratıcılığı da eklenince oldukça enteresan lezzetler ortaya çıkmış. Menüdeki deniz kestanesi soslu spagettisi ise pek çok kişiyi kendine hayran bırakmış. Finali ise İtalyan klasiklerinden çikolata soslu panna cotta yada tiramisu ile yapmanızı öneririz.

Ristorante Don Camillo:

Sadece Siraküza'nın değil Sicilya'nın en ünlü restoranı olan Ristorante Don Camillo başarısını bugüne kadar hiç bozmadığı servis kalitesine ve şef Giovanni Guarneri'nin lezzetli yemeklerine borçlu. Ev yapımı makarnaları ve yerel malzeme seçimiyle de kalitesini korumayı başarmış bir yer burası. Açıldığı günden günümüze kadar krallara, kraliçelere, prenslere, prenseslere, Oscar ve Nobel ödüllü sanatçılara, politikacılara kadar pek çok ünlüyü ağırlamış olan mekânda malzemelerin tazeliğine, sunumunun basitliğine ve pişirme tekniklerine özellikle önem veriliyor. Özellikle film festivali döneminde buraya gelirseniz yönetmen Ferzan Özpetek ya da ünlü İtalyan sanatçı Roberto Benigni'ye rastlamamanız için bir sebep yok!

Porta Marina da Salvo:

Bambaşka bir döneme yolculuk etmek ve farklı bir deneyim yaşamak istiyorsanız Porta Marina da Salvo size bunu sunmaya hazır. Ortaçağ döneminden kalma taş binanın içine girince şüphesiz günün tarihi unutuvereceksiniz. Mekânın sahibi ve aynı zamanda şefi olan Salvo, yemeklerini ayrı bir tutku ile hazırlıyor. Her gün elindeki taze malzemelerle klasik Sicilya mutfağına yeni ve çağdaş bir dokunuş yapmak ise onun en büyük zevki. Akdeniz mutfağından oluşan menüsünde balık çeşitleri ve kabuklu deniz mahsulleri mevcut. Restoranın içindeki ufak salon ise şarap tadımına ayrılmış; buradaki şarapları denemeyi aman ihmal etmeyin.

Oinos:

Şık ve modern dekoruyla Siraküza'daki pek çok antik restorandan farklı bir duruşu var Oinos'un. Şef, lezzetleri ve renkleri füzyonlarak rafine bir menü yaratmış. İtalyan mutfağının vazgeçilmezi farklı soslarda hazırlanmış makarnalar haricinde değişik soslarla marine edilmiş balık çeşitleri ana yemekler arasında. Ayrıca farklılıkları sevenler ve yeni lezzetler keşfetmeye açık olan misafirlerine iki değişik tadım menüsü alternatifi de sunuyor.

Atıştırmalı!

Caffé Sicilia:

Noto'nun meşhur kafesi Sicilia Caffé tatlılarıyla pek meşhur. Fakat burada mutlaka denemeniz gereken tatlı, ricotta peyniri dolgulu minik tüp anlamına gelen cannoli. Sicilya'dan çıkıp tüm İtalya'ya yayılmış bu tatlıyı her pastanede yada kafede de bulabilirsiniz. Espressonun yanında tatlı bir kaçamak yapın deriz. Arancina, aslında İtalyancada küçük portakal demek. Şeklinden ve rengin dolayı bu kızarmış atıştırmalığa bu ismi uygun görmüşler. Sicilya sokaklarının en meşhur yiyeceği olan 'arancina'nın genelde et ve peynir dolgulu çeşitleri var. Akşamüstü açlığınızı bastıracak minik bir Sicilya klasiği!

Morgana:

Taormina'nın en şık lounge barı olarak senelerdir misafirlerini ağırlıyan Morgana, sıcak Sicilya gecelerinde eğlenmek ve keyifli bir gece geçirmek isteyenleri bekliyor. Sofistike yaşam tarzının temsilcilerinin eğlenmek için tercih ettikleri mekânın narenciye ağaçlarıyla dolu bahçesinde, mekâna özel kokteyllerden deneyebilir ya da İtalya'ya özgü prosecco ile gecenize devam edebilirsiniz. Burada eğlence sabahın ilk ışıklarına kadar sürüyor, bizden söylemesi!

La Giara:

Manazarasıyla ve yemekleriyle doğu Sicilya'nın en iyi restoranlarından biri olan La Giara, yemek servisi sonrası eğlencenin merkezi haline geliyor. DJ müziği eşliğinde unutulmaz bir gece geçirmek ve adanın gece hayatına dahil olmak istiyorsanız burası en doğru adreslerden bir tanesi. Ufak ve samimi bir mekan olduğundan erkenci olmanızda fayda var, bardaki yeriniz garantili olsun.

Deja Vu:

Adanın doğu yakasında eğlencenin nabzı Taormina'da atıyor dersek yanılmış olmayız. Şehir merkezinde akşam saatlerinde hem rahatça sohbet edebileceğiniz, hem canlı müzik performansı dinleyebileceğiniz, gecenin ilerleyen saatlerinde ise DJ müziği eşliğinde geç saatlere kadar dans edebileceğiniz bir yer burası. Rahat ve keyifli bir adres arıyorsanız abartısız dekorasyonuyla Deja Vu size göre.

Banacher:

Banacher eğlenceyi Taormina sınırlarının dışına taşıyor. Muhteşem atmosferi ve tropikal yeşillikler içindeki bahçesiyle adanın doğusundaki benzersiz bir gece kulübü. Çarşambadan pazar akşamına kadar farklı konseptlerde partiler düzenleyen mekânın en popüler gecesi farklı DJ'lerin performans gösterdiği cuma geceleri. Ritim dolu bir gece yaşamak ve içinizden geldiği gibi dans etmek için doğa içindeki bu gece kulübünü keşfetmelisiniz.

Alışveriş

Parisi:

Taormina'nın dar ve şirin sokaklarında gezerken bu mağazayı gözden kaçırmanız çok zor. Zaten şık vitriniyle diğer tüm mağazalardan farklı bir duruş sergiliyor. İçeride Dolce&Gabbana, Prada, Gucci gibi birçok İtalyan markanın koleksiyonunun haricinde Moncler, Jil Sander gibi markalar da mevcut. Aynı cadde üzerinde erkekler ve çocuklar için ayrı birer mağazası bulunuyor. Bu markalara ait çanta ve ayakkabı butiğine de uğramamazlık etmeyin.

Musumeci:

Taormina'nın dar sokaklarındaki şık butiklerden bir tanesi de Musumeci. Pek çok kadının ayakkabı ve çanta zaafı olduğu bilinir. İçerideki ayakkabı ve çanta çeşidi karşısında yumuşak karnınıza yenileceğiniz bir mağaza. Ralph Lauren'den Bottega Veneta'ya birçok markanın yeni sezon ürünleri burada keşfedilmeyi bekliyorlar.

Narcisse:

Tipik bir İngiliz butiği havasındaki Narcisse, parfüm düşkünleri için bir cennet. Ahşap raflar üzerindeki kristal şişeler adeta birer mücevher gibi parlıyor. Bilinen parfüm markalarının aksine dünyaca ünlü butik parfüm markaları satılıyor. Kraliyet ailelerinin tercih ettiği Creed, Ligne St.Barth, Acqua di Parma bunlardan sadece birkaç tanesi. Ayrıca kolonya severler için de markanın kendi ismiyle ürettiği yedi farklı kolonyası bulunuyor. Güney sahillerinin kokusunu yanınızda taşımak isterseniz bu kolonyaları denemelisiniz.

Dolù Ceramiche:

Siraküza'da adanın simgesi sayılabilecek seramik objeler satan birçok mağazaya rastlayacaksınız. Dolù, Siraküzalı sanat tutkunu iki sanatçıya ait. Tutkuyla hazırladıkları objeleri önceleri farklı mağazalarda satarak başlamışlar, başarıları adaya yayılınca kendi mağazalarında koleksiyonlarını sergileme fırsatı yakalamışlar. Evinizin bir köşesine ada sıcaklığını taşımak isterseniz seramiklere göz atmayı ihmal etmeyin.

Görülmesi Gereken Yerler

Siraküza Arkeolojik Parkı:

Bu park arkeoloji meraklılarının oldukça ilgisini çekecek bir yer. M.Ö. 5. yüzyılda Antik Yunan döneminde inşa edilmiş Yunan Tiyatrosu örnekleri arasında en büyüğü. Roma imparatorluğuna ait amfitiyatro da oldukça iyi korunmuş. Ayrıca tiyatronun yakınında bulunan "Dionysius'un Kulağı" mağarasının hikâyesi de epey enteresan. Tarihe yolculuğa hazırlıklı olun.

Katanya Kaleleri:

Sicilya'nın tarihinde pek çok istila olmuş. Adalarını savunmak için de birçok kale inşa etmişler. Bunlardan Aci Castello ve Castello Ursino en meşhurları diyebiliriz. Döneminde imparatorların yaşadığı kale günümüzde Sicilya tarihini daha yakından anlatan Katanya Sivil Müzesi'ne ev sahipliği yapıyor.

Savoca:

İtalya'nın şirin ve minik köyleri meşhurdur. Sicilya'da da Savoca bu köyler arasında en meşhuru. Ününü de efsane Baba filmine borçlu. Burada Corleone'nin Apollonia'nın babasından kızıyla tanışmak için izin istediği sahnenin çekildiği Vitelli Bar ve düğünün yapıldığı Santa Lucia kilisesini mutlaka ziyaret etmelisiniz. Kendinizi filmin setinde hissetmek istiyorsanız bu minik köye uğramadan Sicilya'dan ayrılmayın.

Noto:

UNESCO'nun 2002'de dünya kültür misarı olarak ilan edilen Noto ve Barok tarzın en iyi temsilcilerinden San Nicolo di Mira Katedrali, Sicilya'da görülmesi gereken yerlerden bir tanesi. Bu ufak şehrin şirin ve dar sokaklarını keşfederken merkezdeki tarihi Caffe Sicilia'nın farklı lezzetlerdeki pastalarını ve kahvelerini denemeyi unutmayın.

Kitaplar & Filmler

The God Father I ve II:

Gezi rotamıza Sicilya gibi bir kenti ekleyip efsanevi üçleme God Father’ı anmadan geçmek olur mu hiç? Üstelik, sinema tarihinin üç büyükleri olarak bilinen Marlon Brando, Al Pacino ve Robert de Niro’nun başrollerde oynadığı filmde geçen çoğu sahnenin geçtiği yerleri kutsal mabedmişçesine tavaf etme şansı doğmuşken… Filmde Al Pacino’nun oturduğu Bar Vitelli ve düğünün yapıldığı dağ kasabası olan Savoca sahnelerine yeniden bakıp görsel hafızanıza kaydetmenizi tavsiye edelim ki, şehre vardığınızda elinizle koymuş gibi bulasınız!

Malena:

Cinema Paradiso’nun yönetmeni Guiseppe Tornatore’den buram buram Akdeniz kokan bir film: Malèna. Monica Belluci’nin sahip olduğu tüm kadınsılığı usta oyunculuğuna katarak parladığı filmde 2. Dünya Savaşı’nın etkileri Sicilya’ya dek varıyor ve bu sahil kasabasında yaşananlara küçük aşığımız Renato’nun gözlerinden tanıklık ediyoruz.

Il Postino:

Şilili ünlü şair Pablo Neruda’nın sürgün hayatını konu alan filmin dayandığı roman esas olarak Isla Negra’da geçiyorsa da 1950 senesinde Sicilya’nın kuzeyinde kalan Salina Adası, ağırladığı set ile birlikte baş rol oyuncularından biri haline gelmiş. Neruda’nın şiir aşığı bir postacıyla kurduğu arkadaşlık güneşli ada görüntüleriyle içinizi ısıtıyor.

Aman Aman!

Akdeniz'in en büyük adası olan Sicilya'yı motorsuz bir araçla keşfetmeniz pek de mümkün değil. Şehirlerin dar sokaklarına rahatça girebilecebiliceğiniz minik bir araba ya da daha kullanışlı olabilecek bir motorsiklet ile kolaylıkla gezebilirsiniz. Yol üstünde karşınıza çıkacak şarap evlerinde mola verip farklı lezzetleri deneyimleyebilirsiniz. 

Sicilya'nın güneyindeki Agrigento'da bulunan Scala dei Turchi yani 'Türklerin Basamakları' adını adayı istila eden Türk denizcilerden almış. Beyaz rengiyle farklılaşan kayalık alandan turkuvaz renkli denize mutlaka girmelisiniz. 

Ada doğası gereği yaz aylarında çok daha hareketli ve kalabalık oluyor. Adayı ziyaret etmek için en iyi dönem bezdirici sıcakların başlamadığı aylar. Özellikle her yıl düzenlenen Taormina Film Festivali döneminde pek çok film yıldızı adaya geliyor. Onlardan biriyle aynı otelde konaklamak ya da aynı restoranda yemek yeme fırsatınız da olabilir.  

Sıkıcı Bilgiler

Sicilya'nın doğusuna seyahat etmeyi planlıyorsanız Catania Fontanarossa Vincenzo Belli Uluslararası Havaalanı'na uçmanız gerekiyor. Buradan kuzeyde Taormina yada güneyde Siraküza'ya 1saat araba yolculuğuyla varabilirsiniz. Taksi tercih ederseniz en €80-90 gibi bir rakam ödemeye hazır olun.

Akdeniz insanın olmazsa olmazı riposo saati tüm Sicilya'da uygulanıyor. Mağazalar güne saat 9 gibi başlarken öğlen 1'den 4'e kadar dükkânlarını kapatıp, akşamüstü serinliğiyle yeniden açıyorlar. Yaz aylarında havanın aşırı ısınmasıyla siz de riposo saatinden faydalanıp otelinizin serin bir köşesinde dinlenebilirsiniz.

Restoran ve kafelerde genelde %10-15 servis ücreti hesaba dahil ediliyor. Bundan emin değilseniz servisin dahil olup olmadığını sorabilirsiniz. Aynı şekilde taksilerde de fazla bir ücret ödetmek istediğini düşünmüyorsanız %10 bahşiş bırakmak büyük memnuniyete sebep oluyor.

Bütün dünya adanın mafya ile ilgili şanını duymuştur. Bu kişilerin tabii ki de sokaklarda turistleri rahatsız etmek gibi bir amaçları yok fakat turistik şehirlerde temkinli olmakta yarar var. Zira değerli eşyalarınıza sahip çıkmazsanız tatsız tecrübeler yaşayabilirsiniz. Bizden söylemesi...