Tunus Elinizin Altında

Masmavi Akdeniz sularını, çöl beyazlığıyla buluşturan modern bir vaha Tunus. Bir tarafına ufka uzanan denizi, diğer tarafına da çöl sonsuzluğunu alan bu şehir, binlerce yıl boyunca farklı farklı medeniyetleri ağırlamış, onlarla birlikte serpilip olgunlaşmış.

UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan, labirent gibi sokaklarıyla gizem dolu masallara açılan eski şehir Medina ve Fransız kolonisi olduğu dönemlerde kendisine batılı kimliğini kazandıran yeni şehir Ville Nouvelle olmak üzere ikiye ayrılıyor Tunus. Onu bu kadar şahsına münhasır kılan da bu ikililikleri zaten: Çöl ile deniz arasında kalmış bu şehir ne tam anlamıyla doğulu, ne de batılı...

Palmiyelerin esintileriyle etrafa egzotik kokular yayan bu çok kimlikli şehir önünüze rengârenk çarşılarındakine benzer bir çeşitlilik sunacak, göreceksiniz! Bunların esrarengiz büyüsüne karşı koyabilene ise hiç rastlanmadı şimdiye kadar...

Tunus

En İyiler

 

Dar el Médina:

Doğu kültürünün mistik havasını size solutacak bir yer Dar el Médina. Eski şehrin merkezinde bulunan Dar el Médina, şehrin önemli yerlerine sadece birkaç dakika uzaklıkta. Bu coğrafyalara özgü ambiyansında âdeta zamanın durduğu bir yer burası. Dünyaca ünlü beş yıldızlı otellerinkinden oldukça farklı bir lüks ve konfor anlayışı sunan Dar el Médina sizi kusursuz bir misafirperverlikle ağırlayacak. 12 oda ve süite sahip bu otelin terasından şehri kızıllıklara boyayan gün batımını izlemek ise apayrı bir deneyim!

 

Villa Didon Carthage:

Carthage tepesinde, etrafının arkeolojik kalıntılarla çevrildiği bir bölgede bulunan Villa Didon, yüzünü hem eskiye hem de yeniye dönmüş bir yer. Beyazlara bürünmüş modern mimarisinde abartılardan uzak ama hiçbir detayı kaçırmayan bir konfor sunuyor burası. En yeni teknolojilerle ve çağdaş bir dekorasyonla kuşatılmış otelin önüne serilen masmavi deniz manzarası ise burayı yeryüzünden ayrı kılıyor âdeta! Sizi rahatlığın kollarına bırakan spa bölümü ve gurme lezzetlerden bir seçki sunan restoranıyla Villa Didon’un pek çok farklı kozu elinde tuttuğunu göreceksiniz.

 

The Residence Tunis:

Şehir merkezinden sadece 20 dakika uzaklıktaki Carthage’da bulunan otellerden biri de The Residence Tunis. Bölgeyi saran arkeolojik güzelliklerin ortasında sonsuzluğa uzanan Akdeniz’i karşısına alan The Residence Tunis, şıklığı ve lüksü bir arada sunuyor konuklarına. Görkemli mimarisine bu coğrafyaların masalsı güzelliğini taşıyan The Residence Tunis, sadece Tunus’un değil, tüm dünyanın önde gelen otelleri arasında sıralanıyor. Bünyeye huzur yayan havuzu, özel masajları ve termal sularıyla konuklarını baştan aşağı tazeleyen spa bölümü, uçsuz bucaksız golf alanı ve farklı kültürlerin mutfaklarından bir seçki sunan restoranıyla pek çok farklı koldan kalbinizi çalmayı başaracak The Residence Tunis.

 

Bunlara Da Bakmaya Değer

 

Dar Said:

Sade bir şıklığa bürünmüş otantik dekorasyonunda konforu öne çıkaran Dar Said, her biri farklı döşenmiş odalarında doğu ile batı kültürlerini harmanlıyor. Sıcak iklimlerin mavili beyazlı renklerine bürünen bu 24 odalı otel, yasemin ve palmiye ağaçları üzerinden Akdeniz’i seyrediyor. Avlularında konuklarını dinginliğe davet eden otelin içinde ayrıca hamam, yemek odaları ve renkli bahçeler de mevcut. Dar Said için, Tunus’u size en iyi hissettirecek otellerden biri dersek abartmış olmayız.

 

Majestic:

Kapılarını ilk kez 1913 yılında açmış, Tunus’un Avrupai yüzünü temsil eden bir otel Majestic. Klasik bir şıklığı odalarına taşıyan bu dört yıldızlı otel, konuklarının tüm ihtiyaçlarına göre donatılmış. Masajdan cilt bakımına kadar pek çok farklı hizmet sunan spa salonu ise Majestic’in elinde tuttuğu en güçlü kozu. Güleryüzlü misafirperverliğiyle size her türlü hizmeti verecek ve merkezi konumu sebebiyle seyahatinizi pratikleştirecek olan Majestic’in şehri farklı yönleriyle keşfetmenizi sağlayacağından kuşkunuz olmasın!

 

Sheraton Tunis Hotel:

Sheraton oteller zincirinin Tunus halkası, dünyaca bilinen kalite anlayışını burada da devam ettiriyor. 5 yıldızlı otellerin klasik şıklığını üzerinde taşıyan otelin 285 odası da konforla lüksü birleştiriyor. Konuklarına her türlü rahatlığı sunan Sheraton Tunis Hotel, merkezi konumu sayesinde de şehrin en çok tercih edilenleri arasında yer alıyor. Tunus’un önemli iş ve ticaret merkezlerinin arasında bulunan otelin yüzme havuzları ve restoranları burayı, tatil amacıyla şehre gelenler için de ideal kılıyor. 

Öğle Yemeği İçin En İyi Adresler

 

Chez Nous:

Öğle yemeği için sizi şehrin en popüler buluşma mekânlarından Chez Nous’ya alalım. Gün içinde kalabalıkları ağırlayan Chez Nous’nun bu kadar çok tercih ediliyor olmasında yemeklerinin lezzeti kadar çalışanlarının dostane ve kaliteli hizmeti anlayışı da etkili oluyor. Özellikle Fransız mutfağından seçenekleri menüsüne katan Chez Nous, Tunus’ta Avrupa havası estiren başlıca yerlerden biri.

 

Café de Paris:

Hem Tunusluların hem de turistlerin sıkça gittiği restoranların başında geliyor Café de Paris. Birbirinden renkli kafe ve restoranların peşpeşe dizildiği, Tunus’un en ışıltılı caddelerinden Avenue Habib Bourguiba üzerinde bulunan Café de Paris, menüsünde Tunus mutfağından seçeneklerin yanı sıra makarna ve salata çeşitlerine de yer veriyor. Şehrin sembolleşmiş mekânları arasında görülen Café de Paris, klasik ambiyansı ve yemekleriyle gününüzü daha da güzelleştirecek.

 

Chez Slah:

Eğer deniz mahsulleriyle aranız iyiyse, Tunus’ta mutlaka uğramanız gereken adreslerden biri Chez Slah. Bu coğrafyanın kültürüne özgü otantik dekorasyonunda konuklarını ağırlayan Chez Slah’ın bilhassa balık spesiyalleri pek meşhur. Akdeniz’in hafif lezzetlerini de sofralarına ekleyen restoranda Tunus üretimi şarapları tatmayı ihmal etmeyin!

 

Akşam Yemeği İçin En İyi Adresler

 

Au Bon Vieux Bon Temps:

Tunus’un mavilere ve beyazlara bürünmüş sevimli kasabası Sidi Bou Said’de bulunan Au Bon Vieux Bon Temps, Akdeniz’in romantik ve bohem havası eşliğinde ağırlıyor konuklarını. Menüsünde Fransız mutfağıyla Tunus’a özgü yemekleri harmanlayan restoranın lezzetlerindeki çeşitlilik karar vermeyi zorlasa da burada her türlü damak tadına göre bir seçeneğin olduğunu da belirtelim. Şimdiye dek devlet başkanlarından prenseslere, pek çok ünlü ve önemli kişiyi ağırlamış olan Au Bon Vieux Bon Temps, size eşsiz bir atmosferde ayrıcalıklı bir akşam yaşatacak.

 

Dar Zarrouk:

Sidi Bou Said’in masmavi denizi karşısına alan büyüleyici atmosferinde bulunuyor Dar Zarrouk. Geleneksel Tunus mutfağından lezzetler eşliğinde özel bir gurme deneyimi sunan Dar Zarrouk’un bünyeye dinginlik veren mekânında yemeklerin eşsiz tadı iyice pekişiyor. Konuklarına gerçek bir Tunus deneyimi yaşatan restoranın, gurmelerin şehirdeki en sık ziyaret ettiği noktalardan biri olduğunu da söyleyelim. Dar Zarrouk’tan ayrılırken güzel anıları da beraberinizde götüreceğinizden şüpheniz olmasın.

 

Le Rest’ô:

Tunus’un en şık restoranlarından biriyle karşınızdayız: Le Rest’ô. Konuklarını Philippe Starck’ın elinden çıkma mobilyaların çevrelediği sofistike mekânında ağırlayan Le Rest’ô, Akdeniz mutfağından lezzetleri farklı sunumlarla hazırlıyor. Masmavi denizin, eşsiz şehir manzarasını da yanına katarak ayaklar altına serildiği Le Rest’ô, hem yerli hem de pek çok farklı ülkeden çeşitlerin bulunduğu geniş bir şarap seçkisine sahip ayrıca. Şehrin gösterişli otellerinden Villa Didon’un içinde yer alan Le Rest’ô, gurme zevklerin baş köşeye yerleştiği özel bir deneyim sunuyor konuklarına. 

 

Dar El Jeld:

Tunus’un en iyi restoranları arasında adı sıkça geçen Dar El Jeld, geleneksel tarifleri yenilikçi sunumlarla ikram ediyor. Tunus mutfağının vazgeçilmezleri olan kırmızı et ve kuskus, tabii ki buranın menüsünde de baş rolü kapıyor. 12. yüzyıldan kalma tarihi bir konağın içinde yer alan Dar El Jeld’in Tunus kültürünü yansıtan şık dekorasyonu ise buraya doğu masallarından fırlamışçasına mistik bir hava katmış. Tunus’un yerel şaraplarının da bulunduğu kaliteli şarap seçkisi ve nefis tatlılarıyla Dar El Jeld, bu unutulmaz akşam yemeğini kat be kat lezzetli kılmaya kararlı.  

 

Atıştırılmalı!

 

Le Grand Cafe du Theatre:

Şehir turuna güzel bir mola verip enerji depolamak mı istiyorsunuz? Öyleyse kışın mis gibi kahveleriyle, yazın da buz gibi meyve kokteylleriyle sizi hayata döndürecek Le Grand Cafe du Theatre’ın adını bir yerlere not edin mutlaka. Sandviçten pizzaya kadar menüsünü doyurucu atıştırmalıklarla dolduran bu Fransız stili kafenin tatlıları da kolay kolay aklınızdan çıkmayacak!

 

Patisserie Ben Yedder:

Tunus’ta gün içinde bastıran tatlı krizlerini gidermek için gidilecek ilk yer Patisserie Ben Yedder. Tunus mutfağına özgü tatlıların – ve bilhassa baklavanın – en iyi yapıldığı yerler arasında adı geçen Patisserie Ben Yedder’in pasta ve dondurmaları da pek meşhur. Ayrıca sandviç ve tost çeşitlerini de menüsüne dahil eden Ben Yeder, şehrin en lezzetli noktalarından biri.

Gece Kuşlarına

Tunus şehir merkezinde, İslami kurallar çerçevesinde alkollü içki satışı sınırlı olduğundan gece hayatı da fazla gelişmemiş. Şehrin ünlü caddelerindeki kafelerin gecenin geç saatlerine kadar dolu olduğunu görebilirsiniz ama bunlarda alkol servisi yapılmıyor. Alkol servisi yapılan birkaç bara da sadece erkekler girebiliyor.

Gece eğlenmek ya da birkaç kadeh içki içmek isteyenlere tavsiyemiz ise şehirdeki otellerin içindeki bar ve kulüpleri ya da şehir merkezinin biraz uzağındaki tatil yerlerini denemeleri...

 

Alışveriş

 

Tunus’un 'souk' adı verilen otantik pazarlarında el yapımı takıdan baharata, parfümden şapkaya kadar yüzlerce çeşit ürünün önünüze serildiğini göreceksiniz. Her biri ayrı bir zanaat koluna adanmış bu souk’ları keşfetmek için eski şehrin daracık sokaklarına bırakın kendinizi: Souk el-Attarine parfüm ve baharatları, Souk de la Laine takıları, Souk des Étoffes rengârenk kıyafetleri, Souk des Chéchias ise şapka, fes gibi aksesuarlarıyla karşınıza çıkacak. Souk’lar arasında turlarken Tunus’un meşhur hurmalarından da bolca depolamayı ihmal etmeyin!

 

Görülmesi Gereken Yerler

 

Bardo Müzesi:

Kahire Mısır Müzesi’nden sonra Kuzey Afrika’nın en önemli ikinci müzesi sayılan Bardo, Akdeniz ve Afrika kültürlerinden eserlerin yanı sıra Tunus tarihine ait Antik Çağ’dan günümüze uzanan oldukça geniş bir koleksiyona sahip. Geçmişe doğru, pek çok farklı uygarlığı da kapsayan binlerce yıllık bir yolculuğa çıkmak ve eşsiz güzellikteki eserleri görmek için Bardo Müzesi’ni mutlaka ziyaret etmelisiniz. Müzede mozaiklerin sergilendiği bölüme ayrıca hayran kalacaksınız...

 

Medina:

Tunus’un eski şehir bölgesi olan Medina, eşsiz mimarisi ve labirent gibi sokaklarıyla binlerce yıllık hikâyeleri günümüze ulaştırıyor. UNESCO Kültür Mirası listesine alınan Medina, Zitouk Camisi, beyazlara bürünen taş binaları, medreseleri ve çeşit çeşit renklerin, kokuların taştığı souk’larıyla tüm bilgeliğini aktarıyor ziyaretçilerine. Burada günümüzden çok uzakta bir zamana ışınlanmış gibi hissedeceksiniz kendinizi...

 

Hammamet:

Tunus’a gelmişken denizin ve güneşin keyfini çıkarmak istiyorsanız planlarınıza Hammamet’yi de dahil edebilirsiniz. Başkent Tunus’un güneyinde bulunan ve ülkenin en turistik bölgelerinden olan Hammamet, dünyaca ünlü lüks tatil köylerine ev sahipliği yapıyor. Kendinizi Akdeniz’in masmavi sularına ve palmiyelerin tatlı esintisine rahatça bırakmaktan çekinmeyin!

 

Sidi Bou Said:

Uçsuz bucaksız Akdeniz manzarasını karşısına alan, üzerine beyazları ve mavileri geçirmiş bir huzur kasabası Sidi Bou Said. Tunus şehir merkezinin 20 kilometre kuzeyinde bulunan Sidi Bou Said, pek çok sanatçı ve ressama ilham kaynağı olmasıyla biliniyor. Bir kere ayak bastıktan sonra ciddi ciddi buraya yerleşmeyi düşünebilirsiniz, bizden söylemesi...

 

Kitaplar & Filmler

 

Princess Tam Tam:

Tunus’un o meşhur mistik ruhunu bir de siyah beyaz bir filmde görmeye ne dersiniz? Princess Tam Tam, sinemanın efsane isimlerinden Joséphine Baker’ın başrolünde olduğu 1935 tarihli bir film. Tunuslu bir genç kadının Paris sosyetesiyle tanışmasını anlatan Princess Tam Tam, abartılı kostümleri ve döneminin sinema anlatımı gereği yer yer absürt olabiliyor. Tunus’un hem doğulu hem batılı kimliğini, anlattığı hikâye üzerinden izleyiciye aktaran Princess Tam Tam için bir tür 30’lar güzellemesi desek yeridir.

 

Aman Aman!

 

Tunus’un ortasında bir tür vaha hissi yaratan Belvedere Parkı’nda, kendinizi yemyeşil bir tabloyla sarılmış bulacaksınız. Şehrin âdeta nefes almasını sağlayan Belvedere Parkı, Tunus Gölü’nün hemen yanı başında uzanıyor. Şehir turuna ferah bir mola vermek ve göl kenarına kurulmuş kafelerde aylaklık etmek için rotanıza Belvedere Parkı’nı da eklemeyi unutmayın! Bu arada Belvedere’e gelmişken, 18. yüzyıldan kalma ihtişamlı Türk Pavyonu’nu da mutlaka gezmeniz gerektiğini not edelim.

 

Sıkıcı Bilgiler

 

Tunus’un resmi dili Arapça ama buradaki herkes ayrıca Fransızca da konuşabiliyor. Şehir merkezi ve turistik merkezlerde İngilizce de oldukça yaygın.

Tunus arabayla ve taksiyle dolaşmak için oldukça uygun bir şehir. Bir kere burada 'trafik' gibi bir sorun olmadığı gibi ve neredeyse adım başı bir trafik polisi olduğu için trafiğin akışı da düzenli ilerliyor. Tabii bu ayrıca hız limitini aştığınızda hemencecik cezaya çarptırılabileceğiniz anlamına da geliyor. Araba kiralayacakların dikkatine!

Hem şehir içi hem de şehir dışı ulaşımda en pratik araçlardan biri de taksi. Tunus’ta kolayca taksi bulabileceğinizi ama otellerden bulacağınız taksilerin normalden biraz daha yüksek fiyatlı olabileceğini de belirtelim.

Tunus’ta ayrıca, Türkiye’deki dolmuşların bir benzeri olan louage’lar var. 8 kişilik minibüslerde yapılan louage seferlerinin aynı dolmuşlar gibi belli saatleri yok.

Eğer bunlar dışında toplu taşımayı tercih edecekseniz Métro Léger de Tunis adlı, 6 ayrı hat üzerinden şehri dolaşan hafif metro sistemini kullanabilirsiniz.